BÜSTÎ, Ebü’l-Kāsım

أبو القاسم البستي
BÜSTÎ, Ebü’l-Kāsım
Müellif: ORHAN ŞENER KOLOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/busti-ebul-kasim
ORHAN ŞENER KOLOĞLU, "BÜSTÎ, Ebü’l-Kāsım", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/busti-ebul-kasim (19.10.2019).
Kopyalama metni
IV. (X.) yüzyılın ikinci yarısıyla V. (XI.) yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamıştır. Hakkında ilk defa bilgi veren Hâkim el-Cüşemî’den itibaren kaynaklarda adı İsmâil b. Ahmed olarak geçmekle birlikte, oldukça geç bir kaynak sayılabilecek Cündârî onun isim zincirini İsmâil b. Ali b. Ahmed şeklinde zikreder. Ancak Ali isminin Cündârî dışındaki kaynaklarda geçmemesi bu ismin varlığı hakkında şüphe uyandırmaktadır. Hayatına dair çok az bilgiye rastlanan Büstî’nin nisbesi, günümüzde Afganistan sınırları içinde kalan Sicistan bölgesindeki Büst şehrine dayanır. Kendisi, meşhur hadis ve lugat âlimi Ebû Süleyman el-Hattâbî el-Büstî’den (ö. 388/998) şiir rivayet ettiğine göre muhtemelen hayatının erken döneminde Büst’te ondan faydalanmıştır. Diğer nisbesi olan Cîlî’den anlaşıldığı üzere Büstî daha sonra Büst’ten Gîlân (Cîlân) bölgesine geçmiş ve bir süre orada yaşamıştır. Nitekim fıkhî konularda, Hasan el-Utrûş olarak bilinen Zeydî fakihi ve devlet adamı en-Nâsır-Lilhakk’ı (ö. 304/917) takip etmekteydi ve yaşadığı dönemde Cîlân bölgesindeki Zeydiyye’nin tamamı en-Nâsır-Lilhakk’ın fıkıh mezhebini benimsemişti (Humeyd b. Ahmed el-Mahallî, s. 213). Büstî, 389 (999) yılından kısa bir süre sonra Rey’de Mu‘tezilî âlimi Kādî Abdülcebbâr’ın öğrencisi oldu ve onunla birlikte hacca gitti. Hac dönüşü kendisiyle beraber Bağdat’ta kaldı. Burada Kādî Abdülcebbâr’ı temsilen Eş‘arî kelâmcısı Bâkıllânî ile münâzara yaptı. Ardından, o dönemde Taberistan ve Deylem bölgesinde hüküm süren Ziyârîler’in hâkimiyetindeki Âmül şehrine geçti. Esasen Sünnîler ile Şiîler arasında huzursuzluğun bulunduğu bu şehirde Büstî birtakım görüşleriyle Sünnîler’i galeyana getirdi. Nitekim Hz. Ebû Bekir ile Ali’nin faziletleri hakkında kendisine yöneltilen sorulara Hz. Ali’nin Ebû Bekir’den üstün olduğu şeklinde cevap verdi. Ebû Bekir ile Ali’yi karşılaştırarak Ebû Bekir aleyhine çirkin sözler söyleyince şehirde karışıklık çıktı. Âmül’de Ziyârî Hükümdarı Menûçihr b. Kābûs döneminde valilik yapan İbn Seyf ed-Dîneverî, Büstî’yi şehirden sürdü. Rey şehrine giden Büstî orada Kādî Abdülcebbâr’ın 415 (1025) yılındaki cenazesine katıldı.

Büstî, Mu‘tezile’nin, tamamına yakını Kādî Abdülcebbâr’ın öğrencilerinden meydana gelen on ikinci tabakasından sayılır. Onun fıkhî konularda en-Nâsır-Lilhakk’a tâbi olduğu kabul edilse de kendisinin Zeydî fıkhını kimden tahsil ettiği bilinmemekte, kaynaklardan bu anlayışı hayatının erken dönemlerinde Gîlân bölgesinde benimsediği anlaşılmaktadır. Cündârî, Büstî’nin Mu‘tezile’nin on birinci tabakasından kabul edilen, hem Ebû Abdullah el-Basrî’den hem de Kādî Abdülcebbâr’dan ders okuyan, aynı zamanda en-Nâsır-Lilhakk’ın fıkıh anlayışını takip eden Zeydî fakihi Müeyyed-Billâh Ahmed b. Hüseyin el-Hârûnî’nin öğrencileri arasında yer aldığını ve onun Zeydî fıkıh literatüründe “üstat” lakabıyla tanındığını kaydeder. Ancak bu bilgi yanlıştır ve Büstî’nin, Müeyyed-Billâh’ın üstat diye bilinen öğrencisi Ebü’l-Kāsım Hüseyin b. Ali İbn Sâl (Tâl) el-Hevsemî ile karıştırılmasının bir sonucudur. Dolayısıyla Büstî’yi Zeydiyye’nin Irak’taki önderi olarak niteleyen ifadeler de (meselâ bk. Safiyyüddin İbn Ebü’r-Ricâl, I, 441) aynı yanlış bilgiden kaynaklanmaktadır. İbn Şehrâşûb’un Büstî’yi “kādî” diye nitelemesi her ne kadar onun bir dönem kadılık yaptığını gösterse de bunun nerede ve ne zaman gerçekleştiği belli değildir. Ancak hocası Kādî Abdülcebbâr’ın Büveyhîler devrinde başkadılık görevinde bulunduğu göz önüne alınırsa Büstî’nin de aynı devirde kadılık yaptığı söylenebilir. Zira Kādî Abdülcebbâr’ın bazı öğrencilerinin kadılık yaptığı belirtilmektedir (Hâkim el-Cüşemî, s. 385). Kaynaklarda Büstî’nin cedelci bir kişiliğe sahip olduğu kaydedilir, Kādî Abdülcebbâr’ın tartışmalara kendi adına onu göndermesi de bunu doğrular. Ayrıca Abdülcebbâr’ın kendisine sorulan bazı soruları cevaplandırması için Büstî’ye havale etmesi de onun ilmine güvendiğini gösterir.

Eserleri. 1. el-Baḥs̱ ʿan edilleti’t-tekfîr ve’t-tefsîḳ. Cündârî eserin adını el-İkfâr ve’t-tefsîḳ şeklinde zikreder. Ömer Rızâ Kehhâle bu eseri, muhtemelen kaynağı olan Cündârî’nin yazdığını hatalı okuması yüzünden el-İkfâr ve et-Tefsîr şeklinde iki ayrı eser olarak kaydeder. Kitapta Mu‘tezilî düşünce bakımından küfür ve büyük günah sayılan inançlar ele alınmaktadır. Mu‘tezile literatüründe çok az örneği bilinen, Kādî Abdülcebbâr’ın el-Muġnî’sinin mevcut neşrinde bulunmayan, fakat yazma halinde günümüze gelmiş olan “el-İkfâr ve’t-tefsîḳ” bölümü hariç tutulursa eser tekfir konusunda Mu‘tezile’nin görüşünü yansıtan, zamanımıza ulaşmış tek çalışma olarak kabul edilebilir. Büstî eserinde Kādî Abdülcebbâr’ı “rahimehullah” kaydıyla andığına göre (el-Baḥs̱, nşr. Madelung – Schmidtke, s. 3, 34) kitap onun ölüm tarihi olan 415 (1025) yılından sonra yazılmış olmalıdır. Müellif eserinde tekfir konusunda teorik bir çerçeve çizmekten ziyade kelâm literatüründe tartışılan hemen bütün konulardaki görüşleri inceleyip bunları küfür ve fısk yönünden değerlendirmektedir. Büstî’nin bu tür inançların belirlenmesinde Kur’an’a, sahih hadislere ve icmâa dayanmakla birlikte kıyası -illetinin bilinememesi ihtimali yüzünden- genelde kabul etmez. Kitabın son kısmı imâmet bahsine ve İslâm’ın ilk dönemlerindeki siyasî olaylara ayrılmıştır. Büstî, Zeydî eğilimlerinin açıkça görüldüğü bu bölümde Hz. Ali ve onun evlâdının Gadîr-i Hum’da Resûlullah tarafından halife tayin edildiğini, Hz. Ali ile oğulları Hasan ve Hüseyin’in mâsum olduklarını ileri sürer. Ali’nin meşrû hilâfetini kabul etmekle birlikte onu desteklemeyen sahâbeyi aklamaya çalışır. Hz. Ali’nin halifeliği açıkça talep etmemesi dolayısıyla Ebû Bekir, Ömer, Osman’ın hilâfetlerinin geçerli olduğunu söyler ve onların hilâfetine yönelik eleştirilere karşı çıkar. Hz. Ali’yi desteklemeyen sahâbe ile ilk müslümanların fıska düştüğüne dair görüşleri reddeder. Bu yönüyle Büstî ilk halifelerden uzaklaşmanın (teberrî) sağlam bir temele dayanmadığını belirtir. Bununla birlikte Ehl-i beyt’in bunları dost edindiğine (tevellî) dair bir icmâın da bulunmadığını, dolayısıyla ilk halifeler hakkında tarafsız bir tutumun izlenmesi gerektiğini ifade eder. Eserin San‘a (Mektebetü’l-câmii’l-kebîr, İlmü’l-kelâm, nr. 239), Berlin (Staatsbibliothek, Landberg, nr. 437) ve Leiden’de (Leiden Üniversitesi Ktp., Or., nr. 2973) nüshaları bulunmaktadır. San‘a nüshası tam olup Berlin ve Leiden nüshaları tek bir nüshanın ikiye bölünmesiyle ortaya çıkmıştır. Eserin ilk ilmî neşrini bu nüshalara dayanarak Wilferd Madelung ve Sabine Schmidtke gerçekleştirmiştir (Tahran 2003). Kitabın sadece San‘a nüshasına dayanan bir başka neşri de İmam Hanefî Seyyid Abdullah tarafından yapılmıştır (Kahire 2006). 2. el-Merâtib fî feżâʾili emîri’l-müʾminîn ve seyyidi’l-vaṣıyyîn ʿAlî b. Ebî Ṭâlib. Kaynaklarda genellikle Kitâbü’l-Merâtib ismiyle geçer. Cündârî’nin Kitâbü’l-Merâtib fî menâḳıbi Ehli’l-beyt olarak zikrettiği eserden İbn Tâvûs Kitâbü’l-Yaḳīn’inde Feżâʾilü ʿAlî b. Ebî Ṭâlib ve merâtibü emîri’l-müʾminîn ʿaleyhi’s-selâm adıyla alıntıda bulunur. Eserde Büstî, öncelikle bir halifede bulunması gereken faziletler hususunda en üstün olan ve amelleriyle Allah katında en fazla sevaba nâil olan kişinin kim olduğunu sorar ve bu kişinin Hz. Ali olabileceğini söyler. Ardından bütün sahâbîlerde mevcut faziletleri zikreder ve Hz. Ali’nin bu açıdan da sahâbenin en üstünü sayıldığını belirtir. Sonunda yalnız Hz. Ali’de bulunan faziletleri anlatır ki kitabın esas yazılış amacı da bunları ortaya koymaktır. Pek çok yazma nüshası mevcut olan eser Yale Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki yazmasına (Landberg, nr. 725) dayanılarak Muhammed Rızâ el-Ensârî el-Kummî tarafından ilmî neşre hazırlanmış, önce Mîrâs̱-ı Ḥadîs̱-i Şîʿa içinde (ed. Mehdî Mihrîzî – Ali Sadrâ-yı Hûî, Kum 1380 hş., s. 105-236) ve ardından müstakil olarak yayımlanmıştır (Kum 1381 hş./1421). 3. Keşfü esrâri’l-Bâṭıniyye ve ġavâri meẕhebihim. Bâtıniyye’nin önde gelen fırkası İsmâiliyye hakkında reddiyedir. 400 (1009) yılı civarında kaleme alınan eserde Büstî, başta Muhammed b. Ahmed en-Nesefî’nin Kitâbü’l-Maḥṣûl’ü olmak üzere birçoğu günümüze kadar gelmeyen İsmâilî eserlerinden alıntılar yapar. Kitabın eksik bir nüshası da Milano’dadır (Biblioteca Ambrosiana, Griffini, nr. 41). Bu nüshayı inceleyen S. M. Stern, eserle ilgili değerlendirmesini ve eserin İsmâilîliğin kökeni hakkındaki bölümünü Latin harfleriyle Arapça olarak bir makale halinde yayımlamıştır (bk. bibl.). 4. Kitâbü’l-Mûcez. Mahallî, kitabın Zeydî fakihi en-Nâsır-Lilhakk’ın fıkıh anlayışına göre yazıldığını belirtir. Cündârî ise bunun kelâma dair bir eser olduğunu kaydeder. Büstî kendi telifi üzerine bir de şerh yazmıştır. Bu şerhten bazı alıntılar, Zeydî âlimi Ebû Ca‘fer el-Hevsemî’ye ait Kitâbü’l-İbâne’nin bir nüshasının (Tahran, Kitâbhâne-i Meclis-i Şûrâ-yı Millî, Hûî, nr. 235) hâşiyesinde günümüze ulaşmıştır. 5. el-Muʿtemed fi’l-imâme. Büstî bu eserini Kitâbü’l-Baḥs̱’inde zikreder (Kitâbü’l-Baḥs̱, nşr. Madelung – Schmidtke, s. 147); aynı eserinde el-İmâme adıyla kaydettiği eser de muhtemelen bu kitaptır (a.g.e., s. 127, 129). Esere ait bazı parçalar Hasan Ensârî tarafından yakın zamanda ortaya çıkarılmıştır. Kitapta Büstî’nin, hocası Kādî Abdülcebbâr için kullandığı “edâmallāhu izzehû” ifadesi kitabın onun vefatından önce yazıldığını göstermektedir. 6. Kitâbü’l-Bâhir. Cündârî’nin zikrettiği bu eser de en-Nâsır-Lilhakk’ın fıkıh anlayışı üzerine yazılmıştır. Geç dönem Zeydî müelliflerinden Muhammed b. Hasan b. Kāsım (ö. 1079/1668) Sebîlü’r-reşâd ilâ maʿrifeti rabbi’l-ʿibâd’ında eserden alıntı yapar. el-Bâhir’e ait bazı parçalar yakın zamanda Yemen’de özel bir kütüphanede bulunmuştur.

İbn Şehrâşûb, Büstî’ye Kitâbü’d-Derecât adlı bir eser de nisbet eder. Meʿâlimü’l-ʿulemâʾsında muhtemelen farklı kişiler olduğu düşüncesiyle iki yerde Büstî’yi zikreden İbn Şehrâşûb’un birinde Kitâbü’l-Merâtib’i (Ebü’l-Kāsım Mahfûz el-Büstî kaydıyla), diğerinde ise Kitâbü’d-Derecât’ı (Kādî Ebü’l-Kāsım el-Büstî kaydıyla) kaydetmesi iki telifin farklı eserler olduğu izlenimini verse de onun zikrettiği kişiler aynı kişi, eserler de aynı eserdir. Zira her iki eserin ismi aynı mefhuma işaret eder ve daha sonraki müelliflerin Kitâbü’d-Derecât kaydıyla yaptıkları alıntılar Kitâbü’l-Merâtib’de de yer alır.

BİBLİYOGRAFYA

Ebü’l-Kāsım el-Büstî, el-Baḥs̱ ʿan edilleti’t-tekfîr ve’t-tefsîḳ (nşr. W. Madelung – S. Schmidtke), Tahran 2003, tür.yer.; ayrıca bk. neşredenlerin girişi, s. i-xv; a.e. (nşr. İmâm Hanefî Seyyid Abdullah), Kahire 2006, neşredenin girişi, s. 7-53; Hâkim el-Cüşemî, Şerḥu’l-ʿUyûn (nşr. Fuâd Seyyid, Fażlü’l-iʿtizâl ve Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile içinde), Tunus 1393/1974, s. 385-386; Humeyd b. Ahmed el-Mahallî, el-Ḥadâʾiḳu’l-verdiyye fî menâḳıbi eʾimmeti’z-Zeydiyye (nşr. W. Madelung, Aḫbâru eʾimmeti’z-Zeydiyye içinde), Beyrut 1987, s. 213, 253, 289-290; İbn Şehrâşûb, Meʿâlimü’l-ʿulemâʾ (nşr. M. Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Beyrut, ts. (Dârü’l-edvâ), s. 138, 141; Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn (nşr. Azîzullah el-Utâridî), Beyrut 1408/1987, II, 335-336; İbn Tâvûs, el-Yaḳīn bi-iḫtiṣâṣi Mevlânâ ʿAlî ʿaleyhi’s-selâm bi-imreti’l-müʾminîn (İbn Tâvûs’un et-Taḥsîn’iyle birlikte nşr. M. Bâkır el-Ensârî – M. Sâdık el-Ensârî), Beyrut 1410/1989, s. 314, 315; İbnü’l-Murtazâ, Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile, s. 117; Safiyyüddin İbn Ebü’r-Ricâl, Maṭlaʿu’l-büdûr ve mecmaʿu’l-buḥûr fî terâcimi ricâli’z-Zeydiyye (nşr. Abdürrakīb b. Mutahhar Muhammed Hacer – Mecdüddin b. Muhammed b. Mansûr Müeyyidî), Sa‘de 2004, I, 441; Ebü’l-Hasan Abdullah b. Miftâh, el-Müntezeʿu’l-muḫtâr mine’l-Ġays̱i’l-midrâr: Şerḥu’l-Ezhâr, Sa‘de 1424/2003, I, 36; a.e., Princeton University Digital Library, mikrofilm nr. ymdi_03_06, I, vr. 21; Ahlwardt, Verzeichnis, IX, 589; Sezgin, GAS, I, 626; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, Beyrut 1414/1993, I, 370; E. Kohlberg, A Medieval Muslim Scholar at Work: Ibn Ṭāwūs and His Library, Leiden 1992, s. 154-155; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa ilâ teṣânîfi’ş-Şîʿa, Beyrut 2009, XX, 189; E. Griffini, “Die jüngste ambrosianische Sammlung arabischer Handschriften”, ZDMG, LXIX (1915), s. 81; S. M. Stern, “Abu’l-Qasim al-Busti and his Refutation of Ismā‘īlism”, JRAS, XCIII/1-2 (1961), s. 14-35; Hasan Ensârî, “Ebü’l-Ḳāsım Büstî ve Kitâbü’l-Merâtib”, Kitâb-ı Mâh: Dîn, sy. 38-39, Tahran 1379 hş./2000-2001, s. 3-9; a.mlf., “Ebü’l-Ḳāsım Büstî ve kitâbî mensûb be İbn Biṭrîḳ”, a.e., sy. 53-54 (1380-81 hş./2002), s. 68; Wilferd Madelung, “Bostī, Abu’l-Qāsem”, EIr., IV, 388-389.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 229-231 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.