CÂRİM, Ali

علي الجارم
Müellif:
CÂRİM, Ali
Müellif: İSMAİL DURMUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/carim-ali
İSMAİL DURMUŞ, "CÂRİM, Ali", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/carim-ali (17.10.2019).
Kopyalama metni
Mısır’ın kuzeyinde Nil’in batı sahilinde yer alan ve halkının Kureyş asıllı olduğu belirtilen Reşîd şehrinde kültürlü ve dindar bir aile içinde doğdu. Babası Ezher âlimlerinden Hanefî fakihi Muhammed b. Sâlih el-Cârim Demenhûr, Cîze, Feyyûm ve Zekāzîk’te kadı olarak görev yaptı. Ali on bir yaşına kadar okuma yazmayı, temel dinî bilgileri öğrendi, bu arada hıfzını tamamladı, ayrıca babasından kıraat ve tecvid dersleri aldı. Daha sonra kardeşi Muhammed Nu‘mân ile birlikte Ezher’e kaydolarak (1892) orta, lise ve yüksek öğrenimini bitirdi. Tâhâ Hüseyin ile Ahmed Emîn buradaki okul arkadaşlarındandır. Ezher’de mantık, felsefe ve belâgat dersleri veren Muhammed Abduh’tan çok etkilendi; ondan Abdülkāhir el-Cürcânî’nin Delâʾilü’l-iʿcâz’ı ile Esrârü’l-belâġa’sını okudu. Seyyid b. Ali el-Mersafî de onun hocalarındandır. 1902’de Dârülulûm’a girdi. 1908’de mezun olunca aynı yıl eğitim bilimleri ve psikoloji tahsili için İngiltere’ye gitti. Buradaki arkadaşları arasında eski Maarif bakan vekili Hasan Fâik, hakkında mersiye yazdığı eski Maarif bakan vekili yardımcısı Muhammed Emîn Lutfî, yine hakkında mersiye yazdığı Mahmûd Fehmî en-Nukrâşî ve diksiyon dersi okutan Muhammed Tevfîk Diyâb görülür. Ali el-Cârim, Nottingham ve Exeter üniversitelerinde dört yıl okuduktan sonra 1912’de diplomasını aldı. Bu dönemde tiyatro sahibi bir İngiliz hanımı Ali el-Cârim’e Shakespeare tiyatrolarında bazı roller teklif etti ve Cârim rollerini başarı ile temsil etti. Ayrıca İngiltere izlenimlerini dile getirdiği bazı şiirler yazdı. İngiltere’den dönünce kısa bir süre Arap dili öğretmenliği yaptı. 1914-1917 yıllarında Dârülulûm’da ders verdi, ardından Maarif Bakanlığı Arap dili müfettişliğine getirildi. 1940 yılına kadar süren bu görevi sırasında öğretmenleri yönlendirmesi, arkadaşı Mustafa Emîn’le birlikte kaleme aldığı en-Naḥvü’l-vâżıḥ ve el-Belâġatü’l-vâżıḥa ile örnekli, açıklamalı, sade bir üslûpla yazılmış modern gramer ve belâgat öğretimi çığırını açanların başında yer aldı. Arap dili birinci müfettişliğine yükseldikten sonra emekli oluncaya kadar (1942) Dârülulûm’da eğitim bilimleri öğretim üyesi, dekan vekili ve dekan olarak görev yaptı.

1932’de Kahire Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Cârim birçok ilmî ve edebî komisyonda önemli etkinliklere katıldı. Nahiv, sarf, lugat, imlâ ve hat alanlarında değerli araştırmalar yaptı. Terâdüf, tazmin, iştikak, ta‘rib, mutâvaat, ism-i âlet, cem-i teksîr gibi Arap dilinin temel meselelerine dair araştırmalar ortaya koydu. Arap yazısı, Arap harfleri ve imlâsının ıslahı için projeler geliştirdi. Kurum üyesi Abdülazîz Fehmî’nin Latin harfleriyle değiştirilmesini de içeren Arap harflerinin ıslahı projesine karşı Arap alfabesini kolaylaştırma metodu üzerinde durdu; hareke yerine belli işaretlerin kullanılmasını kapsayan bir teklif sundu. 1948’de Ahmed Emîn başkanlığındaki Lafızlar ve Üslûplar Komisyonu sekreterliğine getirildi. Gazete ve dergilerle çeşitli eserlerde görülen lafız ve üslûp hataları düzeltilip doğrularının kurum kararı ile halka arzı gerçekleştirildi. Kur’an dili olan fasih Arapça’yı ömrü boyunca savundu; kurumun görevinin fasih dili tesbit etmek olduğunu söyledi, bu sebeple halk lehçeleri araştırmalarına girişilmesini uygun bulmadı. Böyle bir araştırmanın sömürgeci Batılılar’ın ticaret yapmaları veya fitne çıkarmalarına yarayacağını söyledi (M. Abdülmün‘im Hâtır, s. 58-59). 1935’te Mühendislik Fakültesi’nde okuyan Bekir Muhammed adlı oğlunu kaybetmişti. Kendisi de 8 Şubat 1949 akşamı arkadaşı Mahmûd Fehmî en-Nukrâşî’nin anma gecesinde onun için yazdığı mersiyenin oğlu Bedreddin tarafından okunması sırasında kalp krizi geçirerek öldü. Espri ve nükteden hoşlanan, neşeli bir kişiliğe sahip olan Cârim siyasetle hiç ilgilenmemiştir.

Ali el-Cârim şair Cemîl Sıdkī ez-Zehâvî ile Irak Kralı Melik Gāzî’yi anmak, Şemmer ve Ubeyd kabilelerini barıştırmak için Bağdat’a, tıp ve kültür kongreleri gibi vesilelerle birçok defa Lübnan ve Beyrut’a seyahat etmiş, Mısır okullarına nezaret etmek üzere defalarca Sudan’a gitmiştir. Çeşitli Arap ülkelerinde madalya ile onurlandırılmıştır. Çok güzel şiir okuyan Ali el-Cârim, kutlama ve toplantılarda emîrü’ş-şuarâ Ahmed Şevkī’nin isteğiyle onun şiirlerini okumuş, kendisi de iyi bir şiir okuyucusu olan Nil şairi Hâfız İbrâhim kendisini kıskanmıştır. Mahmud Sâmî el-Bârûdî, Ahmed Şevkī, Hâfız İbrâhim gibi klasik şiir geleneğine bağlı şairler arasında yer alan Cârim şiiri lafız-mâna, vezin-kafiye ve tef‘ilelerin ötesinde gizli ve gizemli ruhsal bir ışık, karanlığı dağıtan bir aydınlık oluşturan ve soğukluğu giderici bir hararet doğuran elektrik akımı olarak niteler. Câhiz ve Ebû Hilâl el-Askerî gibi şiir sanatındaki hüneri, herkesçe bilinen ortak mânalarda değil bu mânaları uygun lafız kalıpları içine dökmekte ve uygun bir üslûp kullanma becerisinde görür; sanatın gayesini ahlâkî ve içtimaî meselelere hizmet olarak belirler.

Cârim’in az sayıdaki methiyeleri arasında hocası Muhammed Abduh, Irak Kralı Melik Gāzî, Uman Kralı Melik Abdullah, İbrâhim Rifat Paşa, Sağlık Bakanı Ali Tevfik Şûse için yazdıkları sayılabilir. Arap milliyetçiliği bağlamında Arap birliğine, Arap mefâhirine, din, dil, tarih ve ruh birliğine, fasih Arapça’nın önemine vurgu yapan övgüleri de vardır. Abdülaziz Câvîş, Ahmed Şevkī, Dâvûd Berekât, İsmâil Sabri Paşa, Sa‘d Zağlûl için yazdığı çok sayıdaki mersiyeleri arasında oğlu Bekir Muhammed’in vefatından sonra yazdıkları daha duygulu ve daha hüzünlüdür. Müslüman kadının hürriyeti, eğitimi, örtünmesi, Mısır’da toplumsal hayatın tasviri, iki dünya savaşı gibi konulara dair şiirler de kaleme almıştır. Gazel ve tasvir şiirlerinde başarılı bulunmamıştır. Şiirlerinde hikemiyata dair bölümlerde Batı kültürü etkisi görülmez. Ali el-Cârim eğitim ve psikoloji alanlarındaki eserleri yanında kaleme aldığı bir dizi eserle tarihî hikâye ve roman dallarında çığır açmış yazarlar arasında sayılmıştır. Roman ve hikâyelerinde ahlâkî erdemleri önemsemiş, Arap Dil Kurumu’nda üye iken düzenlenen roman yarışmasına sunulan, Necîb Mahfûz’un daha sonra Nobel edebiyat ödülünü kazanmasına sebep olan Züḳāḳu’l-Midaḳ adlı romanını içinde ahlâkı bozuk karakterlerin bulunması yüzünden reddetmiştir.

Eserleri. A) Tarihî Roman ve Hikâyeleri: Bunların kahramanları genellikle şiirle ilgisi bulunan tarihî şahsiyetlerdir. 1. Hâtif mine’l-Endelüs (Kahire 1905, 1949, 1973). Endülüs Emevî halifelerinden Müstekfî-Billâh’ın kızı şair Vellâde ile şair İbn Zeydûn arasındaki aşka dairdir. 2. Meraḥu’l-Velîd (Kahire 1942). Emevî Hükümdarı II. Velîd’in dinî ve ahlâkî değerleri önemsemeyen eğlence hayatı, şiiri ve yönetimiyle ilgilidir. 3. Seyyidetü’l-ḳuṣûr: Âḫiru eyyâmi’l-Fâṭımiyyîn bi-Mıṣr (Kahire 1944). Eserde Fâtımîler’in son günleriyle Eyyûbîler’in ilk zamanlarında Aden, Zebîd, Mekke ve Kahire’de geçen olaylar ve Umâre el-Yemenî, Şiî/Fâtımî-Sünnî ihtilâfları anlatılmaktadır. 4. Fârisü Benî Ḥamdân (Kahire 1945, 1958, 1395/1975). Hamdânî hânedanının şairi Mütenebbî’nin rakibi, Seyfüddevle’nin amcasının oğlu, Haçlı savaşları kahramanı Ebû Firâs el-Hamdânî’nin hayatına dairdir. 5. Ġādetü Reşîd (Kahire 1991). Bu eserde Cârim kendi beldesi olan Reşîd halkının Fransız işgaline (1798) karşı kahramanca direnişini, bu arada Fransız Generali (Abdullah) Mino ile Zübeyde bint Bevvâb arasındaki aşkı anlatmaktadır. 6. eş-Şâʿirü’ṭ-ṭamûḥ (Kahire 1998). Mütenebbî’nin Halep’te Seyfüddevle’nin, Mısır’da Kâfûr el-İhşîdî’nin saraylarındaki hayatı ve mâruz kaldığı entrikaları tasvir eden psikolojik bir romandır. 7. Ḫâtimetü’l-meṭâf (fî nihâyeti’l-Mütenebbî) (Kahire 1998). Mütenebbî’nin hayatının son günlerine dair olup eserde Mısır’dan Kûfe’ye kaçışı, oradan Errecân’daki Vezir İbnü’l-Amîd’in, daha sonra Şîraz’daki Adudüddevle’nin sarayında kaldıktan sonra dönüş yolunda öldürülmesi anlatılmaktadır. 8. Şâʿir Melik (Kahire 1998). İşbîliye’de (Sevilla) hüküm süren Abbâdîler’le bilhassa şair ve melik Mu‘temid b. Abbâd’ın hayatına dairdir. 9. Nefîse el-Murâdiyye. Eserde Murad Bey’in eşi Nefîse ile Mısır halkının Fransız işgaline karşı kahramanca direnişleri anlatılmaktadır. 10. Ḳatîletü’l-Ḳabâḳīb. Memlükler ve özellikle Mısır Kraliçesi Şecerüddür zamanında Mısır halkının durumuyla ilgili olup yarısına kadar yazılan eserin kaybolduğu belirtilir. 11. el-Fârisü’l-müles̱s̱em. Velîd b. Abdülmelik zamanında tanınmış bir ailenin kızı olan Âişe el-Mahzûmiyye’nin Şam’dan Endülüs’e gazâya gidişinin anlatıldığı uzun bir hikâyedir (Kahire 2012). 12. es-Sehmü’l-mesmûm. Hârûnürreşîd zamanında Hafsa adlı bir kıza âşık olan Nizâr’ın Bizanslılar’la yapılan savaşta esir olması, kendisini seven imparatoriçenin isteğini kabul etmemesi üzerine hapse atılması ve sonra buradan kurtuluşunun hikâyesidir (Kahire 2013). Ali el-Cârim’in roman ve hikâyelerinin birçoğu el-Aʿmâlü’n-nes̱riyyetü’l-kâmile li’l-edîb ve’ş-şâʿir ʿAlî el-Cârim (Kahire, I, 1945; II, 1949; III, 1950) ve Selâsilü’ẕ-ẕeheb: Mecmûʿatü rivâyâti ʿAlî el-Cârim (Kahire 1989) adlı eserlerde toplanmıştır.

B) İlmî Neşirleri: 1. İbnü’t-Tıktakā, Kitâbü’l-Faḫrî fî âdâbi’s-sulṭâniyye ve’d-düveli’l-İslâmiyye (Kahire 1938, Muhammed Avad İbrâhim ile birlikte, tahkik ve şerh). 2. Câhiz, Kitâbü’l-Buḫalâʾ (I-II, Kahire 1357-1358/1938-1939, Ahmed el-Avâmirî ile birlikte). 3. Ebû Ca‘fer İbnü’d-Dâye, Kitâbü’l-Mükâfeʾe ve ḥüsni’l-ʿuḳbâ (Kahire 1941, Ahmed Emîn ile birlikte). 4. Mahmûd Sâmî el-Bârûdî, Dîvânü’l-Bârûdî I (Muhammed Şefîk Ma‘rûf ile birlikte, Kahire 1942, 1959, 1998). 5. İbn Senâülmülk, Dârü’ṭ-ṭırâz fî ʿameli’l-müveşşeḥât.

C) Okul Kitapları: 1. en-Naḥvü’l-vâżıḥ. Üç cüzü ilköğretim, dört cüzü orta ve lise öğretimi içindir. Mustafa Emîn İbrâhim ile birlikte hazırlanan eser, 1925’te Mısır okullarında ders kitabı olarak kabul edilmiş olup halen birçok ülkede önde gelen ders kitapları arasında yer alır. 2. el-Belâġatü’l-vâżıḥa (Mustafa Emîn İbrâhim ile birlikte, Kahire 1354/1936). en-Naḥvü’l-vâżıḥ yöntemiyle hazırlanan bu eser de modern belâgat öğretiminde çığır açmış ve defalarca basılmıştır. Günümüzde birçok ülkede ders kitabı olarak okutulmaktadır. Müellifler ayrıca, 1931 yılında alıştırmaların çözümüyle ilgili bir kılavuz kitap olarak Delîlü’l-Belâġati’l-vâżıḥa’yı hazırlamışlardır. Bu iki eserin birçok taklidi yazılmıştır. 3. Târîḫu’l-edebi’l-ʿArabî (Ahmed el-İskenderî v.dğr. ile birlikte, Kahire 1944). Liseler için hazırlanan dört cüzlük eserde Arap edebiyatı modern asırlardan başlayarak Câhiliye devrine doğru bir sıralamayla ele alınmış, 1930’da Mısır liseleri için ders kitabı kabul edilmiştir. 4. el-Münteḫab min edebi’l-ʿArab (Ahmed el-İskenderî v.dğr. ile birlikte, I-IV, Kahire 1944, 1953, 1954). Önceki eserden aynı yöntemle yapılmış bir seçmedir. 5. ʿİlmü’n-nefs ve âs̱âruhû fi’t-terbiye ve’t-taʿlîm (Mustafa Emîn İbrâhim ile birlikte, Kahire 1333/1915, 1357/1939). Mısır’da eğitim psikolojisine dair yazılan ilk eserlerden olup Muhammed Muîn kitabı Revânşinâsî-i Terbiyetî adıyla Farsça’ya çevirmiştir (Ahvaz 1316 hş./1937).

Ali el-Cârim’in divanı (Kahire 1406/1986, 1990) dört cüz olup çoğu 100 beyte ulaşan uzun kaside niteliğinde 122 şiiri kapsar. İlk üç cüzünü İbrâhim el-Ebyârî, Muhammed Şefîk Ma‘rûf ve Hüseyin Mahlûf şerhetmiştir. Şairin oğlu Bedreddin babasının vefatından sonra divandan yaptığı seçmeleri Sebeḥâtü’l-ḫayâl adıyla küçük bir divanda toplamış, buna divanda yer almayan “Medḥu’r-Resûl” ile “Ḳaṣîdetü Filesṭîn”i de eklemiş, diğer oğlu Ahmed Ali el-Cârim, babasının şiirlerinden yaptığı seçmeleri Muḫtârât min Şiʿri ʿAlî el-Cârim adlı eserinde toplamıştır (Kahire 1995). Cârim, Stanley Lane-Poole’ün The Story of the Moors in Spain adlı eserini Ḳıṣṣatü’l-ʿArab fî Esbâniyâ adıyla Arapça’ya çevirmiştir (Kahire 1944, 1960). Ali el-Cârim’in eserleri el-Müʾellefâtü’l-kâmile li’l-edîb ve’ş-şâʿir ʿAlî el-Cârim ve Selâsilü’ẕ-ẕeheb: ʿAli el-Cârim: el-Aʿmâlü’n-nes̱riyyetü’l-kâmile li’l-edîb ve’ş-şâʿir ʿAlî el-Cârim (Kahire 1989), başlıklı koleksiyonlarda toplanmıştır. Oğlu Ahmed Ali el-Cârim babasının makale ve araştırma yazılarını Cârimiyyât: Buḥûs̱ ve maḳālâtü’ş-şâʿir ve’l-edîb ve’l-luġavî ʿAlî el-Cârim (Kahire 1992), babası hakkında yapılan araştırma ve yazılan makaleleri de el-Cârim fî żamîri’t-târîḫ: el-Buḥûs̱ ve’l-maḳālâtü’l-menşûre ʿani’ş-şâʿiri’l-edîbi’l-luġavî ʿAlî el-Cârim (Kahire 1994) ve el-Cârim fî ʿuyûni’l-üdebâʾ: el-Buḥûs̱ ve’l-maḳālâtü’l-menşûre ʿani’ş-şâʿiri’l-edîb ʿAli el-Cârim (Kahire 2002) adlı eserlerde bir araya getirmiştir. Ali el-Cârim’i çeşitli yönleriyle ele alan birçok monografi kaleme alınmış, yine oğlu Ahmed Ali de babası hakkında Şâʿirü’l-ʿurûbe el-kebîr ʿAlî el-Cârim adlı bir eser yazmıştır (Kahire 2009).

BİBLİYOGRAFYA :

Edhem el-Cündî, Aʿlâmü’l-edeb ve’l-fen, Dımaşk 1958, II, 472-473; Ahmed eş-Şâyib, el-Cârim eş-şâʿir, Kahire 1967; M. Abdülmün‘im Hâtır, ʿAlî el-Cârim (Aʿlâmü’l-ʿArab, nr. 95 içinde), Kahire 1971; Abbas Mahmûd el-Akkād, Şuʿarâʾü Mıṣr ve bîʾâtühüm fi’l-cîli’l-mâżî, Kahire 1973, s. 8-12, 120-148; Yûsuf Es‘ad Dâgır, Meṣâdirü’d-dirâseti’l-edebiyye, Beyrut 1983, II, 244-246; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), IV, 294; M. Gazzâlî Harb, ʿAlî el-Cârim bâḥis̱en ve edîben, Kahire 1986; M. Mehdî Allâm, el-Mecmaʿiyyûn fî ḫamsîne ʿâmen, Kahire 1406/1986, s. 199-201; M. Reşâd el-Hamzâvî, Aʿmâlü Mecmaʿi’l-luġati’l-ʿArabiyye bi’l-Ḳāhire, Beyrut 1988, s. 79-80, ayrıca bk. İndeks; Şefî‘ es-Seyyid, İtticâhâtü’r-rivâyeti’l-ʿArabiyye fî Mıṣr, Kahire 1993, s. 27, 29, 52-54; M. Sabrî es-Sûrbûnî, Târîḫu Mıṣr min Muḥammed ʿAlî ile’l-ʿaṣri’l-ḥadîs̱, Kahire 1996, s. 17-30; M. Receb el-Beyyûmî, ʿAlî el-Cârim: Şâʿirü’l-ʿurûbe, Kahire 1998; Hamîd Mecîd Heddev, “ʿAlî el-Cârim”, Mevsûʿatü Beyti’l-ḥikme li-aʿlâmi’l-ʿArab, Bağdad 1420/2000, s. 371-372; Muhammed Rif‘at, Târîḫu Mıṣr es-siyâsî fi’l-ezmineti’l-ḥadîs̱e, Kahire 1434, I, 1-39; Hilmî Muhammed el-Kāûd, “el-Cârim ve’r-rivâyetü’t-târîḫiyye”, ed-Dâre, XVIII/1, Riyad 1992, s. 42-83; Receb Mahmûd Ahmed Süleyman, “Dîvânü’l-Cârim: Dirâse ʿArûziyye”, Mecelletü’d-dirâsâti’l-ʿArabiyye, I/11, Minye 2005, s. 227-262; Ahmed Dervîş, “el-Cârim, ʿAlî”, Mv.AU, V, 41-48.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 250-252 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.