Kullanıcılarımızın Dikkatine: 16.01.2019 tarihli bilgilendirme

ÇETİNTAŞ, Sedat

Müellif:
ÇETİNTAŞ, Sedat
Müellif: SEMAVİ EYİCE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.03.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/cetintas-sedat
SEMAVİ EYİCE, "ÇETİNTAŞ, Sedat", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/cetintas-sedat (20.03.2019).
Kopyalama metni
Aslen Arapgirlidir. Mekteb-i Sanâyi-i Nefîse’de mimarlık öğrenimi gördü ve öğrencisi olduğu Mimar Kemâleddin Bey’in tesiri altında yetişti. Diploma çalışması olarak hazırladığı (1917) İstanbul’da Sokullu Mehmed Paşa Camii’nin rölöveleri büyük takdir topladı. Gençliğinde önce Bursa Belediyesi Fen İşleri Dairesi’nde bir süre çalıştı. Sonra İstanbul’da Maarif Vekâleti Hars Müdürlüğü kadrosunda Türk eserlerinin rölövelerini çizme işlerini üstlendi. 1940’lı yıllarda Maarif Vekâleti’nin rölöve bürosunun başında bulundu ve 1954’te buradan emekli oldu. 1957 seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili seçildi ve 27 Mayıs 1960 İhtilâli’nde partisinin diğer milletvekilleriyle birlikte Yassıada’ya gönderildi. Serbest bırakıldıktan sonra hiçbir ilmî faaliyette bulunmadı. 6 Ocak 1965’te öldü.

Mücadeleci bir karaktere sahip olan Sedat Çetintaş, Osmanlı dönemi Türk eserlerinin korunması için ateşli tartışmalar hatta kavgalar yaptı. Bu yüzden huysuz tabiatlı bir kişi olarak tanındı. Türk eserlerinin tahribi veya yanlış tamirleri hususunda gazete ve dergilerde pek çok makalesi çıktı. Bunlar arasında İstanbul’da yapılan imar çalışmalarının hatalı yönlerine dair yazıları da yer almaktadır. İstanbul’un plansız ve programsız biçimde büyümesinin tehlikelerini belirtmiştir. Beyazıt Meydanı açıldığında medresenin etrafına yapılan duvarı (şimdi yoktur) Türk yapı tekniğine aykırı bulmuş, Mısır Çarşısı restorasyonunda kubbelere konulan beton lâle biçimi alemleri “tombul haçlar” diye tenkit etmiştir. Türk eserlerini değersiz gören eski şehremini Cemil Topuzlu’nun şehrin imarı için yazdıklarına şiddetle hücum etmiş, Sultanahmet’te İbrâhim Paşa Sarayı yüzünden İbrahim Hakkı Konyalı ile oldukça kırıcı polemiklere girmiştir. Bunların dışında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İslâm ve Türk sanatları dersi veren Ernst Diez’e karşı açılan bir kampanyanın başında yer alarak yine gazetelerde kendi görüşlerini belirten yayınları olmuştur (bk. DIEZ, Ernst).

Sedat Çetintaş, o yıllarda eski eserlerin bağlı olduğu Maarif Vekâleti için değişik şehirlerde korunması gerekli eski eserleri tesbit eden raporlar hazırlamakla da görevlendirilmişti. Bunlardan Trabzon ve Tekirdağ’a ait olanlar bilinir. Ancak Çetintaş eserleri değerlendirirken çok hissî davranarak yalnız klasik döneme ait olanları koruyucu bir tavır almış, geç dönemlere ait olan ve yabancı üslûpları aksettirenler için acımasız ifadeler kullanmaktan kaçınmamıştır. Nitekim Tekirdağ’daki XIX. yüzyıl ortalarına ait Orta Cami onun bu görüşü yüzünden değersiz, yabancı tesirli bir yapı olarak 1960’ta içindeki bütün kabartma süsler kazınıp tahrip edilerek “yenilenmiştir.”

Çetintaş, kısa bir not halinde yazdığı meslek hayatı hâtıralarında 1926’dan sonra birkaç yıl serbest mimar olarak çalıştığını belirtmekteyse de inşa ettiği binalar bilinmemektedir. Fakat onun şaşılacak bir dikkat ve itina ile çizdiği rölöveler, eski teknikle yapılmış bu çeşit çizimlerin en mükemmelidir. Türk Ressamları Cemiyeti’nin Galatasaray’da düzenlediği sergide Sokullu Mehmed Paşa Camii rölövelerini teşhir etmiştir. 1932 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Chicago milletlerarası sergisine gönderilmek üzere Şehzade Camii rölövelerini büyük boyda (12 pafta halinde) yedi ayda hazırladığı gibi hayranı olduğu Mimar Sinan’ın şaheseri Edirne’de Selimiye Camii’nin bir kuyumcu dikkatiyle büyük ölçüde rölövelerini de çizmiştir. 1917’de Mimar Sinan’ın eserlerinden İstanbul’da Kadırga semtindeki Sokullu Mehmed Paşa Camii’nin rölövelerini çizmiş, fakat yayımlayamamıştır. Çok beğenilen bu taramalı çizimlerin daha iyi kopyalarını 1922’de yaparak bunları Muhâfaza-i Âbidât Encümeni’ne vermiş, ilk nüshaları da dârülfünuna hediye etmiştir. Sonraları ortadan kaybolan bu ilk çizimlere atıldıkları bir depoda rastlayan bu maddenin yazarının kendisine haber vermesi üzerine Çetintaş bunları oradan rölöve bürosuna aldırmıştır. 1934’te Bursa’nın ilk Osmanlı eserlerinin rölövelerini sergilediği gibi 1935’te Bursa, Edirne ve İstanbul’daki eserlerin rölövelerini de Ankara’da sergilemiştir. 1936 yılında Süleymaniye Camii rölövelerini hazırlamıştır. Bu çizimlerin bir kısmı kendisi tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi’ne verilmiştir.

Sedat Çetintaş, 9 Nisan 1936’da yapılan Mimar Sinan’ı anma günü vesilesiyle Cumhuriyet gazetesinin yayımladığı Mimar Sinan adlı yirmi dört sayfalık bir ekin mimarlık ve sanat kısmını “Sinan’ın Teknik ve Sanatı” başlıklı bir makale ile üstlenmişti. Reşat Ekrem Koçu ile beraber hazırladığı bu broşürün sonunda Tezkiretü’l-ebniye’nin bir kopyası basıldıktan başka içinde Sedat Çetintaş’ın 1934 yılında çizdiği Selimiye Camii rölövelerinden dördünün reprodüksiyonları da bulunmaktadır.

Atatürk’ün “Türk Tarihinin Ana Hatları” başlığı ile büyük bir tarih yazdırma girişiminde bulunduğu, ilk deneme olarak hazırlanan eserin sadece 100 nüsha olarak basıldığı ve bunun arkasından pek çok kişiye bölümler halinde konular havale edilerek gelen metinlerin Türk Tarihinin Ana Hatları Eserinin Müsveddeleri adıyla peşpeşe üç seri olarak bastırıldığı bilinmektedir. Bunlardan birinci serinin 13. fasikülü (1932) Mimar M. Sedat imzasını ve Osmanlı Türk Mimarisi başlığını taşır. On bir sayfalık küçük bir broşürden ibaret olan fasikülde Osmanlı mimarisinin sadece başlangıç ve Mimar Sinan dönemlerinden çok kısa olarak bahsedilmiştir. Baş tarafta ise Osmanlı-Türk mimarisinin bütün safhalarını içine alan ayrıntılı bir program vardır. İkinci serinin otuz sayfalık 5. fasikülü de (1934) aynı imza ile yine Osmanlı Türk Mimarisi adını taşımaktadır. Bu iki metni hazırlayanın Sedat Hakkı Eldem olduğu yolunda bir söylenti vardır. Üslûp, ifade ve düşünceler Eldem’den çok Çetintaş’a işaret etmektedir; fakat yine de bu mesele tam aydınlanmamıştır.

İstanbul’a yeni bir adliye sarayı yapılması için yer seçimi hususunda çıkan tartışmalarda, Sultanahmet kenarında bulunan ve kısmen hapishane, kısmen de Maliye, Millî Savunma ve Tapu tarafından evrak deposu olarak kullanılan eski binanın XVI. yüzyıla ait İbrâhim Paşa Sarayı olduğu yolundaki mücadelesi başarı ile sonuçlanmıştır. Bu husustaki görüşlerini ortaya koyan ve içinde kroki olarak tezini destekleyen çizimler de bulunan kırk dört sayfalık bir de kitap yayımlamıştır (Saray ve Kervansaraylarımız Arasında İbrahimpaşa Sarayı, İstanbul 1939).

Sedat Çetintaş, Türk Tarih Kurumu’nun verdiği ödenekle 1937 ve 1938 yıllarında Sivas’ta Şifaiye’de bir kazı yaparak bu tarihî binanın esasında yalnız şifâhâneden ibaret olmadığını, ayrıca bitişiğinde bir de medrese bulunduğunu, fakat bunun sadece bazı temel kalıntılarına rastlandığını ortaya koymuştur. Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus tarafından 614 (1217-18) yılında yaptırılan ve içinde kendi türbesi de bulunan Şifaiye’de (Dârüssıhha) sonradan ilâve edilen çoğu çok çirkin ekleri kaldıran Çetintaş medresenin de birkaç sondajla izlerini tesbit etmiştir (“Türk Tarih Kurumu Tarafından Sivas Şifâiyesi’nde Yaptırılan Mimarî Hafriyat”, TTK Belleten, III/3 [1939], s. 61-67, lev. LIX-LXV). Aynı bina ile ilgili bir monografisi ise on dört yıl sonra küçük bir kitap halinde basılmıştır (Sivas Darüşşifası, 614 H-1217, İstanbul 1953).

Çetintaş, büyük bir eser halinde Bursa’daki Osmanlı dönemi Türk yapılarını rölöveleriyle yayımlamayı tasarlamış ve ilk kitap Eski Eserler ve Müzeler Umum Müdürlüğü Rölöve Bürosu yayını olarak Türk Mimari Anıtları: Osmanlı Devri: Bursa’da İlk Eserler adıyla basılmıştır (İstanbul 1946). Büyük boy kırk sayfa ve on beş levhadan oluşan bu ciltte giriş dışında Orhan Camii, Bey Hanı, Orhan Bey Hamamı, Eski-Yeni Hamam, Alâeddin Bey Camii, Bey Sarayı, Orhan Bey Mescidi ile medresesi ve çok kısa olarak Nilüfer Köprüsü yer alır. Aynı eserin II. cildi Bursa’da Murad I ve Bayezid I Binaları adıyla basılmıştır (İstanbul 1952). Burada da altmış bir sayfa metin ve altmış altı levha vardır. İçinde Çekirge’de Hüdâvendigâr Külliyesi, türbesi, Kimsesizler Hamamı, Eski Kaplıca, Yıldırım I. Bayezid Camii, türbesi, medresesi, dârüşşifâsı, hamamı, kasrı, Molla Yegân Medresesi, külliye kapısı ve Ulucami yer almaktadır. Bu iki cilt, Sedat Çetintaş’ın hiçbiri doğru dürüst yayımlanmayan Sinan’ın yapılarının rölöveleri dışında tek önemli eseri olmuştur. Yine Bursa ile ilgili olarak neşrettiği bir monografisini ise görmek mümkün olmamıştır (Bursa Darüşşifası, İstanbul 1952).

Sedat Çetintaş, Maarif Vekâleti tarafından bastırılan bir dergide resimli makaleler yayımlamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: “Minarelerimiz” (Güzel Sanatlar Dergisi, sy. 4 [1942], s. 57-74); “Su-Çeşme-Sebil” (a.e., sy. 5 [1944], s. 125-147); “Mimar Kemalettin’in Mesleği ve Sanat Ülküsü (Eserleri)” (a.e., sy. 5 [1944], s. 160-173). Bursa’da Halkevi’nin çıkardığı dergide de Bursa’daki Türk eserlerinin değeri hakkında iki makalesi çıkmıştır (“Türk Mimarisinde Bursa Eserleri”, Uludağ, sy. 36 [Bursa 1941], s. 29-33; sy. 37 [Bursa 1941], s. 22-32).

Çetintaş’ın bazı mimarlık dergilerinde de yeni Türk mimarisine dair yazıları basılmıştır (“Cumhuriyet Yapıcılığı Millî Geleneklere Dayanmalıdır”, Mimarlık, sy. 3 [Ankara 1948], s. 27-29; “İnkılâp Mimarisi İsteriz”, Yapı, sy. 5 [İstanbul 1942], s. 9; sy. 6, s. 15; sy. 7, s. 12; “Türk Mimarlarını Çoğaltmak Lâzım”, a.e., sy. 32 [İstanbul 1943], s. 4; “Sanayii Nefîse Mekteb-i Âlisi ve Güzel Sanatlar Akademisi”, a.e., sy. 37 [İstanbul 1943], s. 17-18; “Mimarî Tarihimizde Maket”, a.e., sy. 39 [İstanbul 1943], s. 4-5; “Kendimizi Nasıl Bulalım?”, a.e., sy. 39 [İstanbul 1943], s. 15-16).

Sedat Çetintaş’ın son çalışmaları, sanat tarihçilerinin “ters T tipi” veya “Bursa tipi camiler” olarak adlandırdıkları bir Osmanlı yapı biçimine dair yayımladığı broşürdür (Yeşil Cami ve Benzerleri Cami Değildir, İstanbul 1958). Esasında 13 Mayıs 1955 günü Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde verilmiş bir konferansın metni olan yirmi altı sayfalık bu broşürde yazar haklı bir görüş ortaya atarak bu tür yapıların iki yanlarındaki mekânlar üzerinde durmakta ve bunların normal bir mahalle camisi olarak yapılmadıklarını ispata çalışmaktadır.

Sedat Çetintaş’ın günlük gazetelerde çıkan ve çoğu polemik mahiyetinde olan yazıları toplanmamıştır. Bunların araştırılarak tam ve açıklamalı bir bibliyografyasının düzenlenmesi çok faydalı bir hizmet olur.

BİBLİYOGRAFYA
Sedat Çetintaş, Türk Mimarî Anıtları Osmanlı Devri: Bursa’da İlk Eserler, İstanbul 1946, I, 3-6; M. Yeşim, “Sedat Çetintaş”, Yapı, sy. 38, İstanbul 1943, s. 13; İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi, İstanbul 1983, III, 1475; ABr., VI, 388-389.
Bu madde ilk olarak 1993 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 8. cildinde, 291-293 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.