CUHFE

الجحفة
Müellif:
CUHFE
Müellif: MUSTAFA L. BİLGE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1993
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2018
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/cuhfe
MUSTAFA L. BİLGE, "CUHFE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/cuhfe (10.12.2018).
Kopyalama metni
Asıl adı Mehyea’dır. Amâlika tarafından yurtlarından uzaklaştırılan Benî Akıl kabilesi buraya yerleşmişti. Bir gece mâruz kaldıkları sel çadırları ve hayvanları sürükleyip götürdüğü için buraya Cuhfe (kuyu veya havuz dibinde kalan küçük su birikintisi) adını vermişler ve köy bu adla meşhur olmuştur.

Eskiden Suriye karayolunu tercih ederek Medîne-i Münevvere’ye uğramadan doğruca Mekke-i Mükerreme’ye gidenler Kızıldeniz sahiline 9 km. mesafedeki Cuhfe’de, Medine’ye uğrayanlar ise Zülhuleyfe’de ihrama girerlerdi. Zamanla Cuhfe terkedilmiş ve mîkāt yeri olarak Kızıldeniz kıyısındaki Râbiğ daha çok kullanılır olmuştur. Yâkūt el-Hamevî, o dönemde bir cuma camiinin bulunduğu Cuhfe’nin XIII. yüzyılda harap bir yer olduğunu, Mekke’den Medine’ye gidenlerin üç dört menzil sonra buraya ulaşabildiğini, Medine’ye 6, Câr’a ise 3 menzil uzaklıkta olduğunu söyler. Cuhfe’de eskiden hacıların barındığı kalede bugün evler ve bir çarşı bulunmaktadır. Cuhfe’nin girişinde Asr-ı saâdet’ten kalma Mescidü Azver, çıkışında ise Mescidü’l-eimme vardır. Bunlar günümüze kadar birkaç defa tamir görmüştür.

Bugün Medine-Mekke ve Cidde-Mekke otoyollarla birbirlerine bağlandığı için Râbiğ ve Cuhfe gibi eski yerleşim merkezleri önemlerini kaybetmişlerdir.

BİBLİYOGRAFYA
Ezrakī, Ahbâru Mekke (Melhas), II, 153, 310; Harbî, Kitâbü’l-Menâsik ve emâkini turukı’l-hac ve meʿâlimi’l-Cezîre (nşr. Hamed el-Câsir), Riyad 1401/1981, s. 457-459; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), I, 208; Makdisî, Ahsenü’t-tekāsîm, s. 69; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, II, 111; İbn Battûta, er-Rihle, Kahire 1322-23, I, 93; Âmirî, Behcetü’l-mehâfil ve bugyetü’l-emâsil (nşr. Muhammed Sultan en-Nemnekânî), Kahire 1330-31, I, 166; Mir’âtü’l-Haremeyn (Mekke), I, 121; Kāmûsü’l-a‘lâm, III, 1773; İbrâhim Rifat Paşa, Mirʾâtü’l-Haremeyen, I, 225.
Bu madde ilk olarak 1993 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 8. cildinde, 82-83 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
BU MADDE
HAC ve KURBAN
DOSYASINDA YER ALMIŞTIR.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.