EBÜ’l-ATÂHİYE

أبو العتاهية
Müellif:
EBÜ’l-ATÂHİYE
Müellif: EROL AYYILDIZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 05.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-atahiye
EROL AYYILDIZ, "EBÜ’l-ATÂHİYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-atahiye (05.12.2019).
Kopyalama metni

130’da (748) Kûfe’de veya Kûfe’nin batısındaki Aynüttemr’de doğdu. Ataları Aneze kabilesinin mevlâ*ları idi. “Çılgın” anlamına gelen Ebü’l-Atâhiye lakabını niçin aldığı bilinmemektedir.

Kûfe’de yetişen ve orada çömlekçilik yaparak hayatını zorlukla kazanan Ebü’l-Atâhiye, buna rağmen eğlenceye çok düşkün olup kendisi gibi içki ve eğlenceye meraklı kimselerle bir arada bulunurdu. Şiirleri sayesinde ünü yayılmaya başlayınca halife sarayında ilim, kültür ve sanat adamları arasına girme ümidiyle Muhammed el-Mehdî döneminde (775-785) Bağdat’a gitti. Bir şair olarak orada kendini gösteremediği için bir müddet küçük Hîre kasabasına çekildi ve burada yazdığı şiirlerle adını duyurmayı başardı. Nitekim Mehdî onu Bağdat’a davet ederek kendisine yakın ilgi gösterdi. Mehdî’nin sarayında Utbe adlı bir câriyeye gönül veren Ebü’l-Atâhiye ona pek çok aşk şiiri yazdı. Utbe’den karşılık görmesi bir yana bu davranışı sebebiyle Mehdî tarafından hapse atıldı. Bu olaydan sonra hayata küsen şair kelâm ilminin çeşitli problemleriyle ilgilenmeye başladı; ardından zâhidlerin hayatını incelemeye koyuldu; nihayet kendine has bir zühd ve takvâ anlayışına ulaştı. Ebü’l-Atâhiye’nin ve şiirinin en belirgin özelliği zühd ve takvâya olan meylidir. Bazıları onun bu halinin samimi, bazıları ise sahte olduğunu ileri sürmektedir. Onun hayatında ve şiirlerinde her iki görüşü de haklı çıkaracak delilleri bulmak mümkündür.

Vefat tarihi hakkında farklı rivayetler bulunan Ebü’l-Atâhiye oğlu Muhammed’e nisbet edilen bir rivayete göre 210’da (825), başka rivayetlere göre ise 211 (826) veya 213’te (828) ölmüş ve Bağdat’ta defnedilmiştir.

Ebü’l-Atâhiye’nin şiiri başlıca iki kısma ayrılarak incelenebilir. Bunların en önemli kısmı “zühdiyyât” denilen dinî şiirleridir. İkinci kısım methiyeler, çeşitli vesilelerle yazılmış zarif ve nükteli manzumeler, hicviyeler, mersiyeler, irticâlen söylenmiş şiirler, öğütler ve hikmetlerden meydana gelmektedir. Zühde dair şiirlerinde vaaz ve nasihat ön planda olup bunlarda dünyadan, onun değişken ve fâni oluşundan, ölümden ve âhiret hayatından bahseder. Ahlâk ve hikmeti konu alan şiirlerinde hayat ve insan hakkındaki görüşlerini ortaya koyar.

Onun zühde dair şiirleri koyu bir karamsarlık taşımasına rağmen insan ruhu üzerinde çok etkilidir. Üslûbu akıcı ve anlaşılması kolaydır. Onun düşüncelerinin, yaşadığı dönemin dünyaya, zevke ve eğlenceye ağırlık veren hayat anlayışına karşı bir tepki mahiyetinde olduğu ileri sürülmektedir. Şiirlerinin ilham kaynağı okuduğu kitaplar, kendi hayat tecrübeleri, ölüm ve fânilik hakkındaki düşünceleridir. Kendisinden önce zühd konusunda şiir yazanlara göre daha çok ve daha uzun yazmıştır. Ebü’l-Atâhiye zühdün felsefesini yapmış, insanları zühd hayatına ve takvâya özendirmeye çalışmıştır. Geçimini sağlama mecburiyetinden dolayı filolojiye ve eski şairlerin şiirlerine dair olan derslere ve ilmî toplantılara katılacak zamanı bulamaması, onun şiirlerinde görülen alışılmışın dışında bir tarz, üslûp ve ifade yeniliğinin başlıca âmili olarak görülebilir. Beşşâr b. Bürd gibi doğuştan şiire kabiliyeti vardı. Şiirlerinde rahat ve tabii bir üslûbu tercih etmesi, yapmacık ifade ve zorlama sanat gösterilerinden uzak kalması, sade bir dil kullanması ve nihayet halkın hislerini onların anlayabileceği şekilde dile getirmesi Ebü’l-Atâhiye’yi devrinde haklı bir şöhrete ulaştırmıştır. Ayrıca çağdaşı büyük mûsikişinas İbrâhim el-Mevsılî tarafından şiirlerinin bestelenmesi de onun için bir şans olmuştur.

Ebü’l-Atâhiye’nin bütün şiirleri günümüze kadar ulaşmamıştır. Zühde dair şiirleri İbn Abdülber en-Nemerî tarafından toplanmış, diğerleri ise edebiyatla ilgili eski kitaplarda dağınık halde kalmıştır. Luvîs Şeyho bu şiirleri toplayarak el-Envârü’z-zâhiye fî dîvâni Ebi’l-ʿAtâhiye adıyla neşretmiştir (Beyrut 1886). Bu neşir daha sonra bazı ilâve ve düzeltmelerle Beyrut’ta defalarca basılmıştır (1887, 1888, 1909, 1914). Yine Luvîs Şeyho onun bir kısım şiirlerini toplayarak Mecmûʿa min şiʿri Ebi’l-ʿAtâhiye fi’l-medîh ve’r-risâ ve’l-hicv ve’l-vasf ve’l-emsâl (Ebü’l-ʿAtâhiye: müntehabât şiʿriyye) adı altında yayımlamıştır (Beyrut 1927, 1931, 1950). Ayrıca divanı da Şam Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’deki İbn Abdülber nüshası ile Tubingen nüshası esas alınarak Şükrî Faysal tarafından Ebü’l-ʿAtâhiye: eşʿâruhû ve ahbâruhû adıyla yeniden neşredilmiştir (Dımaşk 1384/1965). Divanının Dâru Sâdır tarafından yapılan bir baskısı da vardır (Beyrut 1961). Bu divanın Şerhu Dîvâni Ebi’l-ʿAtâhiye adlı bir şerhi mevcuttur (Beyrut 1969, 1985). Ebü’l-Atâhiye’nin zühdiyyâtı 1909 Beyrut baskısı esas alınarak Oskar Rescher tarafından Der Dīvān des Abū’l-ʿAtāhija adıyla Almanca’ya tercüme edilmiştir (Stuttgart 1928).

Ebü’l-Atâhiye hakkında yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır: Abdülmüteâl es-Saîdî, Ebü’l-ʿAtâhiye: eş-şâʿirü’l-ʿâlemî (Kahire 1939); Ahmed Berânik, Ebü’l-ʿAtâhiye (Kahire 1947); Üsâme Ânûtî, Ebü’l-ʿAtâhiye: râʾidü’z-zühd fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî (Beyrut 1957, 1962); Abdüllatîf Şerâre, Ebü’l-ʿAtâhiye: şâʿirü’z-zühd ve’l-hubbi’l-hâʾib (Beyrut 1962); Mahmûd Ferec Abdülhamîd el-Ukde, Ebü’l-ʿAtâhiye: şâʿirü’z-zühd ve’l-hikme (I-II, Riyad 1405/1985); Abdülmün‘im Muhammed Yûsuf, Ebü’l-ʿAtâhiye: şâʿirü’z-zühd ve’l-hikme (Kahire 1986); Ahmed Muhammed Aliyyân, Ebü’l-ʿAtâhiye: hayâtühû ve agrâzuhü’ş-şiʿriyye (Beyrut 1411/1991); Abdullah Ahmed eş-Şebbât, Ebü’l-ʿAtâhiye (Demmâm, ts.).


BİBLİYOGRAFYA

, II, 791-795.

İbnü’l-Mu‘tez, Ṭabaḳātü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Kahire 1375/1956, s. 227-234.

, IV, 3-118.

, s. 181.

, VI, 250-260.

, I, 219-226.

, X, 195-198.

, XIV, 271.

, IX, 185-190.

, II, 25-26.

Ahmed Ferîd Rifâî, ʿAṣrü’l-Meʾmûn, Kahire 1346/1928, II, 361-373.

, I, 323.

, I, 76-78; Suppl., I, 119-120.

, II, 65-68.

, II, 534-535.

Abdülvehhâb es-Sâbûnî, Şuʿarâʾ ve devâvîn, Beyrut 1978, s. 158-160.

, II, 190-195.

, III, 393-400.

, I, 321.

Necîb Muhammed el-Behbitî, Târîḫu’ş-şiʿri’l-ʿArabî, Beyrut, ts. (Dârü’l-fikr), s. 386-402.

Yûsuf Es‘ad Dâgır, Meṣâdirü’d-dirâseti’l-edebiyye, Beyrut 1983, I, 141-142.

, III, 237-253.

Hannâ el-Fâhûrî, el-Muʿcez fi’l-edebi’l-ʿArabî ve târîḫih, Beyrut 1985, II, 314-326.

Mahmûd Ferec Abdülhamîd el-Ukde, Ebü’l-ʿAtâhiye: şâʿirü’z-zühd ve’l-ḥikme, Riyad 1405/1985, I-II.

Abdülmün‘im Muhammed Yûsuf, Ebü’l-ʿAtâhiye: şâʿirü’z-zühd ve’l-ḥikme, Kahire 1986.

Ahmed Muhammed Aliyyân, Ebü’l-ʿAtâhiye: ḥayâtühû ve aġrâżuhü’ş-şiʿriyye, Beyrut 1411/1991.

Reverend James D. Martin, “The Religious Beliefs of Abu’l-Atāhiya”, Glasgow University Oriental Society Transactions, XXI, Hertford 1967, s. 56-67.

a.mlf., “The Religious Beliefs of Abu’l-Atāhiya According to the Zuhdīyāt”, a.e., XXIII (1972), s. 11-28.

M. A. A. el-Kafrawy – J. D. Latham, “Perspective of Abu al-‘Atāhiya”, , VII/3-4 (1973), s. 160-176.

İhsan Abbas, “Tercemetü Ebi’l-ʿAtâhiye min Buġyeti’ṭ-ṭaleb l’İbni’l-Adîm”, Dirâsât, XV/7, Amman 1988, s. 40-91.

J. Oestrup, “Ebü’l-Atâhiye”, , IV, 74.

A. Guillaume, “Abu’l-ʿAtāhiya”, , I, 107-108.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 294-295 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.