EBÜ’l-HASAN es-SÂİĞ

أبو الحسن الصائغ
Müellif:
EBÜ’l-HASAN es-SÂİĞ
Müellif: ERHAN YETİK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-hasan-es-saig
ERHAN YETİK, "EBÜ’l-HASAN es-SÂİĞ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebul-hasan-es-saig (14.10.2019).
Kopyalama metni

Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Aslen Dîneverli olup hayatının belli bir döneminden sonra Mısır’a giderek oraya yerleşti. Ebû Ca‘fer es-Saydalânî’nin sohbetinde bulundu. Ebû Osman el-Mağribî, Ebû Bekir ed-Dükkī ve Ebü’l-Hasan el-Karâfî gibi tanınmış sûfîlerin üstadı oldu. Müridlerinden Ebü’l-Hasan el-Mağribî onu şeyhlerin en heybetlisi olarak tanıtır. 330 (941) veya 331’de (942) Mısır’da vefat etti.

Sülemî, Ebü’l-Hasan’ın sûfîlikten çok zühd ve takvâyı esas aldığını söyler. Ona göre dünya kaygılarından kurtulmanın yolu âhiret kaygısı taşımaktır. İnsan nefsinin arzularına karşı çok dikkatli olmalıdır; zira nefsini sevme kendini mahvetmeye sebep olur. Mürid dünyayı iki kere terketmelidir. Önce dünya nimetlerinden ve zevklerinden yüz çevirmeli, bunun sonucunda dünyayı terkeden kişi olarak tanınıp bu yüzden saygı görmeye başlayınca halini gizleyerek dünyaya yönelmeli ve dünya ehli arasına girmelidir. Çünkü dünyayı terkeden biri olarak tanınmak dünyaya yönelmekten daha büyük günahtır. Hakkın dostlarından dert ve belâ eksik olmaz. Sevenler sevgililerine duydukları özlem ateşi içinde cennetliklerin cennette aldıkları zevkten daha fazla haz alırlar. Mârifet daima Allah’ın lutfunu görmektir. Ona göre sûfînin zaman zaman yaşadığı haller şimşek parıltısı gibi geçicidir. Mârifet sahibi sûfî her şeyde iyiliği görmeli, kendisine verilen nimetlerin şükrünü eda etmekten âciz olduğunu idrak etmeli, kendini kudret ve kuvvet sahibi görmekten kaçınmalıdır.

Ebü’l-Hasan es-Sâiğ tevhid konusunda görünmeyeni (Allah) görünene (âlem) kıyas etmenin yanlış olduğu kanaatindedir. Çünkü görünen yani eşi ve benzeri bulunan bir şey, sıfatları görülmeyen ve eşsiz olan bir varlığa benzetilemez. Ebü’l-Hasan’ın, “Mürid kimdir ve özellikleri nelerdir?” sorusuna cevap olarak Tevbe sûresinin, “Yeryüzü genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Nihayet Allah’ın azabından yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı” meâlindeki 118. âyetini okuduğu nakledilir.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 312-315.

, X, 353.

, I, 176.

, IV, 79.

a.mlf., el-Muntaẓam, VI, 328.

, XI, 204.

, s. 403.

, s. 159.

, s. 162.

Şa‘rânî, eṭ-Ṭabaḳāt, Kahire 1945, I, 102.

, II, 40.

, II, 330 vd.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 323 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.