EBÜ’s-SERÂYÂ eş-ŞEYBÂNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

EBÜ’s-SERÂYÂ eş-ŞEYBÂNÎ

أبو السرايا الشيباني
Müellif:
EBÜ’s-SERÂYÂ eş-ŞEYBÂNÎ
Müellif: ALİ ÖNGÜL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ebus-seraya-es-seybani
ALİ ÖNGÜL, "EBÜ’s-SERÂYÂ eş-ŞEYBÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ebus-seraya-es-seybani (19.09.2020).
Kopyalama metni

Hayatının ilk dönemleri hakkında yeterli bilgi yoktur; yol kesip eşkıyalık yaptığı rivayet edilir. Onun Şeybânîler’e (Benî Şeybân) mensup olduğu anlaşılmaktadır (Taberî, VIII, 528). Topladığı birkaç kişiyle el-Cezîre’de Benî Temîm’den bazılarını öldürüp mallarını aldı; takibe uğrayınca da gizlenip izini kaybettirdi. Bir müddet Suriye’de eşkıyalık yaptıktan sonra İrmîniye’ye gidip orada Yezîd b. Mezyed eş-Şeybânî’ye katıldı ve onunla beraber Hürremîler’e karşı savaştı. Emîn ile Me’mûn arasındaki mücadelede Emîn’in tarafını tuttu ve Emîn’in öncü kuvvetlerine kumanda etti. Ancak daha sonra Me’mûn’u destekleyen Herseme b. A‘yen Ebü’s-Serâyâ’yı kendi tarafına çekti. Bu arada el-Cezîre’deki Benî Şeybân’dan 2000 süvari ve piyade onun etrafında toplandı. Artık kendisine “emîr” diye hitap ediliyordu.

Emîn ile Me’mûn arasındaki mücadele 25 Muharrem 198’de (25 Eylül 813) Emîn’in öldürülmesiyle sona erince Herseme askerlerin sayısında azaltma yoluna gitti. Bu arada Ebü’s-Serâyâ ve adamlarının iâşesinde de güçlük çıkarınca Ebü’s-Serâyâ önce hacca gitmek için izin istedi, sonra da isyan etti. Önce Aynüttemr’i, ardından da Dakūkā ve Enbâr’ı zaptedip yağmaladı. Buradan Rakka’ya yöneldi. Kaysîler’e karşı savaşan Tavk b. Mâlik et-Tağlibî’ye rastlayınca ona yardım etti ve dört ay kadar yanında kaldıktan sonra Rakka’ya gitti. Orada karşılaştığı Ali evlâdından Ebû Abdullah İbn Tabâtabâ ile beraber Kûfeliler’in daveti üzerine Kûfe’ye giderek birlikte şehre hâkim oldular. İbn Tabâtabâ onun desteğiyle 10 Cemâziyelâhir 199’da (26 Ocak 815) Kûfe’de halifeliğini ilân etti.

Ebü’s-Serâyâ’nın bu başarılarından telâşa kapılan Irak ve Arabistan Valisi Hasan b. Sehl, Züheyr b. Müseyyeb ed-Dabbî kumandasında Kûfe’ye 10.000 kişilik bir ordu gönderdi. İbn Tabâtabâ ile Ebü’s-Serâyâ bu orduyu Kûfe dışında Karyeişâhî mevkiinde karşılayıp mağlûp ettiler ve ağırlıklarını yağmaladılar (199/815). Ancak ertesi günü 1 Receb 199 (15 Şubat 815) sabahı İbn Tabâtabâ âniden öldü. Onun Ebü’s-Serâyâ tarafından zehirlendiği de söylenmektedir (Taberî, VIII, 529). Ebü’s-Serâyâ İbn Tabâtabâ’nın yerine Hz. Hüseyin neslinden Muhammed b. Muhammed b. Zeyd’i halife ilân etti ve idareyi tamamen kendi eline aldı.

Gönderdiği ordunun yenildiğini haber alan Hasan b. Sehl, Ebü’s-Serâyâ’ya karşı bu defa 4000 süvari ile Abdûs b. Muhammed b. Ebû Hâlid el-Merverrûzî’yi gönderdi. Ebü’s-Serâyâ, Abdûs’ü Bağdat ile Kûfe arasındaki Câmi mevkiinde karşılayıp mağlûp etti (17 Receb 199 / 3 Mart 815). Bu başarıları üzerine mevkiini iyice sağlamlaştırdı ve Kûfe’de adına para bastırdı; Basra, Vâsıt ve nahiyelerine asker gönderdi. Ali evlâdından bazı kimseleri Basra, Mekke, Yemen, Fars ve Ahvaz’a nâib olarak tayin etti. Kendisi de Basra üzerine yürüyüp şehri ele geçirdi. Bu arada yine Ali evlâdından Muhammed b. Süleyman’ı Medâin’e gönderip Bağdat üzerine yürümesini emretti.

Bunun üzerine Hasan b. Sehl isyanı bastırmak için, daha önce Irak valiliğinden alarak Horasan’a göndermek suretiyle gücendirdiği Herseme b. A‘yen’e başvurmak zorunda kaldı. Herseme Ebü’s-Serâyâ’yı Kûfe’de muhasara etti. Ebü’s-Serâyâ, yanındaki 800 süvari ve kendisine halef tayin ettiği Muhammed b. Muhammed b. Zeyd ile beraber 16 Muharrem 200 (26 Ağustos 815) tarihinde Kûfe’den ayrıldı; Kādisiye-Vâsıt yoluyla Sûs’a varıp orada konakladı. Ancak kendisini takip eden kuvvetler tarafından sonunda Celûlâ’da yakalanarak Nehrevan’da bulunan Hasan b. Sehl’e teslim edildi. Hasan b. Sehl de boynunu vurdurdu (10 Rebîülevvel 200 / 18 Ekim 815).


BİBLİYOGRAFYA

, II, 539-543.

, VIII, 488, 528-535.

Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Meḳātilü’ṭ-ṭâlibiyyîn (nşr. Seyyid Ahmed es-Sakr), Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), s. 521-522.

, VI, 212-217.

, IX, 244-245.

, III, 242-244.

, III, 129-130.

, III, 298.

K. V. Zetterstéen, “Emîn”, , IV, 258-259.

Fikret Işıltan, “Me’mûn”, a.e., VII, 694.

M. Şahâbeddin Tekindağ, “Serî”, a.e., X, 519-520.

H. A. R. Gibb, “Abu’l-Sarāyā al-S̲h̲aybānī”, , I, 149-150.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1994 yılında İstanbul'da basılan 10. cildinde, 342-343 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER