EFDAL b. BEDR el-CEMÂLÎ

الأفضل بن بدر الجمالي
EFDAL b. BEDR el-CEMÂLÎ
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1994
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/efdal-b-bedr-el-cemali
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "EFDAL b. BEDR el-CEMÂLÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/efdal-b-bedr-el-cemali (19.11.2019).
Kopyalama metni

458’de (1066) Akkâ’da doğdu. Babası Bedr el-Cemâlî, Fâtımî Halifesi Müstansır-Billâh’ın Ermeni asıllı vezir ve kumandanı idi. Efdal 482’den (1089) itibaren babasının yanında devlet işleriyle ilgilenmiş ve dirayetli bir idareci olarak kendini göstermiştir. Bedr el-Cemâlî’nin 487 (1094) yılında ölümünden sonra onun vasiyeti üzerine ve ordunun desteğiyle Müstansır-Billâh tarafından vezir tayin edildi. Bu göreve getirildikten birkaç ay sonra halife vefat edince Efdal, onun veliaht olan büyük oğlu Nizâr’ın yerine daha rahat bir şekilde nüfuzu altına alabileceği küçük oğlu Ahmed’i Müsta‘lî-Billâh lakabıyla halife ilân etti (1094). Bunun üzerine meşhur Bâtınî lideri Hasan Sabbâh’ın desteklediği Nizâr sadık taraftarlarıyla beraber İskenderiye’ye kaçtı ve burada halife ilân edildi. Nizâr Kahire üzerine yürüyerek başşehri ele geçirmek istiyordu; ancak Efdal derhal Nizâr’a karşı harekete geçti (Muharrem 488 / Ocak 1095). İlk karşılaşmada mağlûp olarak geri çekilmek zorunda kaldıysa da daha sonra rüşvet ve hile ile isyanı bastırıp Nizâr ve adamlarını idam ettirdi. Nizâr’ın taraftarları bu tarihten itibaren Nizârî nisbesiyle meşhur oldular ve Şîa’nın aşırı bir kolunu teşkil eden İsmâilîler’le birlikte Hasan Sabbâh’ın Alamut’taki karargâhında ve Suriye’de üslenerek mücadelelerini sürdürdüler.

Efdal, Müsta‘lî-Billâh’ın 17 Safer 495’te (11 Aralık 1101) Nizârîler tarafından zehirlenerek öldürülmesi üzerine yerine beş yaşındaki oğlu Mansûr’u Âmir-Biahkâmillâh lakabıyla halife ilân ederek ülke yönetimini elinde tutmaya devam etti. Efdal’in vezirliği döneminde meydana gelen en önemli olay Haçlılar’ın Suriye ve Filistin’deki birçok yeri istilâ etmesidir. Babası Bedr el-Cemâlî zamanında hemen hemen bütün Suriye Selçuklular’ın hâkimiyetine geçmişti. Efdal’in Fâtımî topraklarını geri almak üzere hareket ettiği sırada Haçlı orduları Anadolu’yu geçip Suriye’ye doğru ilerliyordu. Efdal bu Haçlı birliklerini âdeta Selçuklular’a karşı bir yardımcı kuvvet olarak telakki ediyordu.

Haçlılar’ın Antakya’yı ele geçirmesinden (Haziran 1098) sonra Efdal 491 yılı Şâban ayında (Temmuz 1098) büyük bir orduyla Kudüs üzerine yürüdü ve kısa bir muhasaradan sonra şehri Artuklular’dan alarak buraya İftihârüddevle’yi vali tayin etti. Bu sırada Haçlılar da sahil şehirlerini birer birer işgal edip 492 Receb ortalarında (Haziran 1099) Remle’ye vardılar ve 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ü ele geçirdiler. Tarihçiler, Efdal’in Kudüs’ü kurtarmak için 20.000 kişilik bir orduyla doğrudan Kudüs’e değil Askalân’a gidişini şüphe ile karşılamakta ve onu ihmalkârlık ve samimiyetsizlikle itham etmektedirler. Bazı tarihçiler de onun Akkâ, Cübeyl, Sûr ve Askalân’ı Selçuklular’dan, Kudüs’ü Artuklular’dan almasının Haçlı istilâsını kolaylaştırmaktan başka bir şeye yaramadığını, Haçlılar’ın Suriye’ye gelmesinden itibaren Efdal’in Selçuklular ve Abbâsîler’e zarar vermek için her fırsatı ganimet bildiğini kaydederler. İbn Tağrîberdî, onun Haçlılar karşısındaki umursamazlığından ve iş işten geçtikten sonra duyduğu pişmanlıktan bahseder (en-Nücûmü’z-zâhire, V, 147, 153). Efdal ordularını Haçlılar’a karşı harekete geçireceği yerde onlara bir elçilik heyeti göndererek dostane ilişkiler kurmaya çalıştı. Selçuklu topraklarının bir kısmının Haçlılar’ın eline geçmesine sevinen Efdal’in, devrin en büyük ordularından birine sahip olmasına rağmen Haçlılar’ı Filistin’den çıkaracak ciddi bir harekâta girişmemesi ağır bir şekilde suçlanmasına sebep olmuştur. 494 (1101) yılından sonra Haçlılar’a karşı aktif bir politika takip etmeye başlayan Efdal 496’da (1102-1103) Kral Baudouin’i yenilgiye uğratmış, ancak başarıları devamlı olmamış ve kayda değer bir sonuç alınamamıştır. Efdal, Haçlı istilâsına mâruz kalan Suriye’ye ilgi göstermediğinden Sayda ve Hayfa (1100), Akkâ (1103), Cübeyl (1104), Trablusşam (1110) ve Beyrut (1110) Haçlılar’ın hâkimiyetine geçti. Hatta Kral I. Baudouin Mısır’ı ele geçirmeye bile teşebbüs etti (511/1118).

Küçük yaşta Efdal’in vesâyeti altında halife ilân edilen Âmir-Biahkâmillâh büyüyünce onun tahakkümünden kurtulmak için bir komplo düzenleyerek 30 Ramazan 515 (12 Aralık 1121) tarihinde Efdal’i öldürttü (Ebü’l-Kāsım İbnü’s-Sayrafî, s. 101; İbn Hallikân, II, 451). İbnü’l-Esîr onun 23 Ramazan 515’te (5 Aralık 1121) öldürüldüğünü söyler (el-Kâmil, X, 589). Halife, Efdal’in ölümünden dolayı üzüntülerini ifade etmekle beraber onun biriktirdiği muazzam serveti müsadere etmiştir.

“Seyyidülecell, Efdal, Seyfülimâm, Celâlülislâm, Şerefülenâm, Nâsırüddin, Halîlü emîri’l-mü’minîn” gibi unvan ve lakaplarla anılan, âdeta bir hükümdar gibi hareket eden Efdal b. Bedr el-Cemâlî ülke içinde istibdadına ve dış politikadaki başarısızlıklarına, Fâtımîler’in onun döneminde Suriye’de Sûr ve Askalân dışındaki bütün şehirleri kaybetmesine rağmen Mısır halkı için bir nimet kabul edilmektedir. Efdal vezirliği sırasında Fâtımî hânedanının Mısır’daki hâkimiyetine son vermek ve devlete kendi sülâlesini hâkim kılmak için çalışmış, bu ihtirası sebebiyle Haçlılar’a karşı mücadeleyi ihmal etmiştir. Bu arada malî ve askerî alanlarda birçok ıslahat yaptığı gibi imar işleriyle de yakından ilgilenmiş, Dârü’l-vizâreti’l-kübrâ’nın çevresindeki yerleri satın alarak hilâfet sarayı haline getirmiştir. Mısırlılar’la Suriyeliler arasında mevcut takvim ihtilâfını ortadan kaldırmak için bir rasathâne yaptırmıştır. Bahrü Ebi’l-Mincâ adıyla bilinen halici, Câmiu’l-fîle, el-Mescidü’l-cüyûşî ve Câmiu’l-Cîze gibi bazı camileri yaptırmış, ayrıca Amr b. Âs Camii’ne bir minare ilâve ettirmiştir. Kendisi de şair olan Efdal âlim ve edipleri himaye ederdi. Onun zamanında Kahire şair ve ediplerin karargâhı haline gelmiştir. Öldüğünde 5000 ciltten oluşan bir kütüphane bıraktığı rivayet edilir. İtikadda Sünnîliğe mütemayil olduğu ve Şiîler tarafından törenlerle kutlanan dört mevlide son verdiği söylenir.


BİBLİYOGRAFYA

F. Carnotensis, A History of the Expedition to Jerusalem (trc. F. Rita), New York 1973, s. 82-83, 125, 139, 142.

, s. 84, 128, 129, 135, 137, 141, 160, 173, 178, 182, 188, 189.

W. Tyrensis, A History of Deeds Done Beyond the Sea, U.S.A. 1943, s. 165-166, 223-224, 329-330, 349, 368, 408, 409.

Ebü’l-Kāsım İbnü’s-Sayrafî, Ḳānûnü dîvâni’r-resâʾil (nşr. Fuâd Seyyid), Kahire 1410/1990, s. 98-106.

, II, 448-451.

, IX, 448; X, 87, 236, 238, 241, 286, 328, 364, 365, 373, 394, 414, 454, 480, 481, 589, 590, 616, 620, 629; XI, 185.

, II, 215, 235.

, XI, 209-212.

, XVI, 92-93.

, I, 356 vd., 423; II, 289-290.

, V, 146-148, 153, 159, 161, 179, 218, 222.

Ali Paşa Mübârek, el-Ḫıṭaṭü’t-Tevfîḳıyye, Kahire 1305, I, 55-56.

B. Lewis, Islam, London 1974, I, 202.

Kemal S. Salibi, Syria Under Islam, New York 1977, s. 146, 149.

Hasan İbrâhim Hasan, Târîḫu’d-devleti’l-Fâṭımiyye, Kahire 1981, s. 172-175, 380, 382, 449-454, 516, 520, 556-559, ayrıca bk. İndeks.

Ali Sevim, Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi, Ankara 1983, s. 115, 169, 175, 182.

, II, 13, 53, 60, 62, 66, 73, 78, 120, 139, 282.

De L. O’Leary, A Short History of the Fatimid Khalifate, Delhi 1987, s. 216-220.

Abdülmün‘im Muhammed eş-Şeyh, “el-Efḍal b. Bedr el-Cemâlî”, , XXII/5761 (1950), s. 176-179.

Yûsuf Dervîş Gavânime, “el-Efdal b. Bedrü’l-Cemâli ve Birinci Haçlı Seferindeki Rolü” (trc. Abdülkerim Özaydın), , XIII (1987), s. 139-154.

C. H. Becker, “Efdal”, , IV, 131-132.

G. Wiet, “al-Afḍal b. Badr al-D̲j̲amālī”, , I, 215-216.

H. A. R. Gibb, “al-Mustaʿlī Bi’llāh”, a.e., VII, 725.

Abdülkerim Özaydın, “Bedr el-Cemâlî”, , V, 330.

Bu madde ilk olarak 1994 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 10. cildinde, 452-453 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.