el-MELİKÜ’n-NÂSIR, Yûsuf

الملك الناصر يوسف
Müellif:
el-MELİKÜ’n-NÂSIR, Yûsuf
Müellif: CENGİZ TOMAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2004
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/el-melikun-nasir-yusuf
CENGİZ TOMAR, "el-MELİKÜ’n-NÂSIR, Yûsuf", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/el-melikun-nasir-yusuf (08.12.2019).
Kopyalama metni
627’de (1230) Halep’te doğdu. Babası el-Melikü’l-Azîz Muhammed’in Rebîülevvel 634’te (Kasım 1236) ölmesi üzerine yedi yaşında iken Halep meliki oldu. İktidarının ilk yıllarında meliklik, babaannesi Dayfe Hatun başkanlığında bir grup devlet adamı tarafından idare edildi. el-Melikü’n-Nâsır Yûsuf’un Halep hâkimiyetini Sultan el-Melikü’l-Kâmil Muhammed de tanıdı. Dayfe Hatun’un ölümüne kadar (640/1242) süren bu ilk dönemde Halep yönetiminin temel politikası, Halep’in bağımsızlığını korumak ve genişlemekti. Bu devirde Maarretünnu‘mân ve Ca‘ber kaleleri Halep melikliği topraklarına katıldı. Hama uzun süre kuşatıldıysa da alınamadı. 638’de (1240) isyan eden ve Halep yakınlarına gelerek yağmalarda bulunan Hârizmliler, uzun süren bir mücadeleden sonra Humus Eyyûbî hâkimi el-Melikü’l-Mansûr İbrâhim’in yardımıyla bertaraf edildi. Bu esnada Harran, Ruha (Urfa), Re’sül‘ayn, Rakka ve Suruç Halep melikliği sınırlarına dahil edildi.

Dayfe Hatun öldüğünde on üç yaşlarında olan el-Melikü’n-Nâsır, bağımsız hareket etmeye başladığı bu dönemde Şemseddin Lü’lü’ el-Emînî gibi tecrübeli devlet adamlarından istifade etti. 646’da (1248) el-Melikü’l-Eşref Mûsâ’nın hâkimiyetindeki Humus’u kuşatan el-Melikü’n-Nâsır şehri ele geçirdi. Ertesi yıl Musul Atabegi Bedreddin Lü’lü’ü yenerek Nusaybin’i topraklarına kattı.

el-Melikü’n-Nâsır, 648 (1250) yılında Mısır’daki son Eyyûbî sultanı el-Melikü’l-Muazzam Turan Şah’ı Memlükler’in öldürmesi üzerine ümerâ tarafından Dımaşk’a davet edildi ve şehri savaşmaksızın ele geçirdi. Turan Şah’ın öldürülmesinden doğan yönetim boşluğundan faydalanarak Ba‘lebek, Aclûn, Serhad ve Selemiye’yi topraklarına kattı; böylece Hama hariç bölgenin büyük kısmına hâkim oldu. Kerek ve Şevbek hâkimi el-Melikü’l-Mugīs de ona tâbi oldu. 1250 yılında bütün Suriye ve Diyârımudar onun denetimi altındaydı. el-Melikü’n-Nâsır daha sonra diğer Eyyûbî melikleriyle birlikte Mısır üzerine yürüdü. 10 Zilkade 648’de (3 Şubat 1251) Abbâse’de yapılan savaşta Mısır Memlük ordusunu yenilgiye uğrattı. Kaçanlar Memlük kuvvetlerinin yenildiğini haber verince Kahire’de hutbe el-Melikü’n-Nâsır adına okundu. Ancak daha sonra Eyyûbî ordusundaki Azîziye memlüklerinin ihaneti yüzünden zor durumda kalıp Dımaşk’a kaçtı. Karargâhı ele geçirilen el-Melikü’n-Nâsır’ın bazı yakınları ve büyük kumandanları esir düştü. Mısır’la devam eden harp Safer 651’de (Nisan 1253) Abbâsî halifesinin elçisinin araya girmesiyle sona erdi. Ürdün (Şeria) nehri iki devlet arasında sınır olarak kabul edildi. Şeria nehrine kadar uzanan Filistin toprakları Memlükler’e bırakılırken Şeria ve Nablus’un ötesindeki topraklar Eyyûbîler’e verildi. Bu olayın ardından el-Melikü’n-Nâsır’ın ordusu Filistin sahilindeki Haçlı şehirlerini yağmaladı. Haçlılar da bunun intikamını almak amacıyla Banyas’a saldırdılar. Haçlılar’la Eyyûbîler arasındaki gerginlik 652 (1254) yılında yapılan anlaşmayla sona erdi.

Öte yandan Memlük Devleti’yle yapılan barış çok kısa sürdü. Bahriyye Memlükleri, liderlerinden Fârisüddin Aktay’ın Memlük Sultanı el-Melikü’l-Muiz İzzeddin Aybek tarafından öldürülmesi üzerine el-Melikü’n-Nâsır’a sığındılar. Onların teşvikiyle Gazze’ye gelen el-Melikü’n-Nâsır ile Memlük Devleti arasında halifenin elçisinin araya girmesiyle tekrar bir anlaşma yapıldı (654/1256). Arîş’e kadar bütün Suriye el-Melikü’n-Nâsır’a bırakıldı.

el-Melikü’n-Nâsır, aynı yıl veziri İbnü’l-Adîm’i sultanlığının tanınması için hil‘at almak üzere Abbâsî Halifesi Müsta‘sım-Billâh’a gönderdi. Ancak onun bu isteği Memlük Sultanı Aybek’in araya girmesi sebebiyle reddedildi. Halife ertesi yıl fikrini değiştirerek el-Melikü’n-Nâsır’a hil‘at gönderdi. Bundan sonra birkaç yıl boyunca daha önce kendisine sığınmış olan Bahriyye Memlükleri’nin isyanlarıyla uğraşan el-Melikü’n-Nâsır, onları Filistin’de mağlup etti (657/1259).

Bu sıralarda hem el-Melikü’n-Nâsır hem Halife Müsta‘sım-Billâh yaklaşmakta olan Moğol tehlikesinin ciddiyetini kavrayabilmiş değildi. Moğollar’ın bölgeye gelmesinden itibaren çeşitli vesilelerle onlara elçi ve hediyeler gönderen, hatta 648’de (1251) Moğol hanından tamga ve eman alan el-Melikü’n-Nâsır, Bağdat’ın düşmesinin ardından (656/1258) oğlu el-Melikü’l-Azîz’i hediyelerle birlikte Hülâgû’ya gönderdi. Bu hediyeleri beğenmeyen Hülâgû, el-Melikü’n-Nâsır’ın bizzat kendisinin gelerek itaat arzetmesini istiyordu. Bazı kumandanları el-Melikü’n-Nâsır’a Hülâgû ile anlaşmasını tavsiye ettiler. Memlük Sultanı Kutuz da Moğollar’la savaşmak isterse hizmetinde olacağını bildirdi. Ertesi yıl Moğollar Harran ve el-Cezîre’yi ele geçirip Halep yakınlarına kadar geldiler. el-Melikü’n-Nâsır’ın nâibi olarak Halep’te bulunan kardeşi el-Melikü’l-Muazzam Turan Şah Moğollar’la çarpışmak üzere şehirden çıktıysa da yenilerek geri çekildi.

Birze’ye gelen el-Melikü’n-Nâsır’a, burada onun Moğollar’la mücadele konusundaki kararsızlığından şikâyetçi olan Memlükler tarafından suikast düzenlendi. Ölümden kurtulmayı başaran el-Melikü’n-Nâsır Dımaşk Kalesi’ne sığındı. Bunun üzerine Memlükler kardeşi el-Melikü’z-Zâhir Gāzî’yi sultan ilân ettiler. 9 Safer 658’de (25 Ocak 1260) Halep Moğollar’ın eline geçti. Halep Kalesi de bir ay kadar dayandıktan sonra teslim oldu. Bunu Hama ve Humus’un teslimi takip etti. Halep’in düştüğünü haber alan el-Melikü’n-Nâsır’ın Dımaşk’ı terkederek Gazze’ye gitmesi üzerine Dımaşklılar şehri Hülâgû’ya teslim etmeye karar verdiler. 17 Rebîülevvel 658’de (2 Mart 1260) Dımaşk’a giren Ketboğa Noyan bir müddet sonra kalede süren direnişi de kırarak şehre hâkim oldu. Moğollar Dımaşk’a dokunmamakla beraber Gazze’ye kadar diğer yerleşim merkezlerini yağmaladılar. Halep’te bir süre kalan Hülâgû, Ketboğa Noyan’ı Halep’e, Baydora’yı da Dımaşk’a nâib tayin ettikten sonra doğuya yöneldi.

Gazze’de daha önce anlaşmazlığa düştüğü Memlükler’le bir araya gelen el-Melikü’n-Nâsır buradan Arîş’e geçerek Mısır Memlük Sultanı Kutuz’dan yardım istedi. Kutuz’un Sâlihiye’de buluşma önerisinin bir hile olabileceğini düşünüp ailesini ve ordusunu gönderdi, kendisi çok az bir kuvvetle bölgede güvenli bir yer aramaya başladı. Birketüzîzâ yakınındayken teberdârı Hüseyin el-Kürdî tarafından Moğollar’a teslim edildi. Daha sonra Hülâgû ile anlaşmak üzere Tebriz’e götürüldü. Hülâgû kendisine topraklarının geri verileceğini vaad etti. Ancak bu sırada Moğollar’ın Aynicâlût Savaşı’nda Memlük kuvvetlerine yenildiğini öğrenen Hülâgû, öfkelenerek el-Melikü’n-Nâsır’ın yanındaki adamlarıyla birlikte öldürülmesini emretti. Onun ölümüyle Eyyûbîler’in Halep ve Dımaşk’taki hâkimiyeti fiilen sona ermiş oldu (Şevval 658 / Eylül 1260). Kaynaklarda cömert, yumuşak huylu ve kararsız bir kişi olarak tanıtılan el-Melikü’n-Nâsır’ın Dımaşk’ta yaptırdığı medrese ve türbe günümüze ulaşmamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Sıbt İbnü’l-Cevzî, Mirʾâtü’z-zamân, VIII/2, s. 734-735, 737-738, 760-761, 770, 779-780, 783, 785, 787, 793; İbnü’l-Adîm, Zübdetü’l-ḥaleb, III, 221, 225-226, 230-269; Mekîn, Aḫbârü’l-Eyyûbiyyîn (nşr. Cl. Cahen, BEO içinde), XV (1955-57), s. 154, 156-159, 161, 164, 170-176; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 10; İbn Vâsıl, Müferricü’l-kürûb, IV, 283; V, 116, 118-123, 131, 179-185, 279-280, 281-293, 294-295, 308, 311-314, 326-327, 330, 358-360, 377; Reşîdüddin Fazlullah-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (trc. Muhammed Sâdık Neş’et v.dğr.), Kahire 1960, II/1, s. 308-322; Baybars, Zübdetü’l-fikre fî târîḫi’l-hicre (nşr. D. S. Richards), Beyrut 1998, s. 6-7, 13, 19, 25, 34, 43, 48, 49, 52-53; Yûnînî, Ẕeylü Mirʾâti’z-zamân, Haydarâbâd 1374/1954, I, 12, 45, 49-50, 51, 342-343, 349-356, 377, 381, 460-464; Ebü’l-Fidâ, el-Muḫtaṣar fî aḫbâri’l-beşer (nşr. Mahmûd Deyyûb), Beyrut 1417/1997, II, 260-261, 265, 270-276, 280, 283, 287, 289-291, 293, 298, 299-300, 305-314, 322-323; Makrîzî, es-Sülûk (Ziyâde), I/1, s. 253-255; I/2, s. 271-272, 311, 317, 323-324, 332, 337, 367, 369, 370, 372-377, 379-381, 383-386, 392-393, 396-398, 402, 406, 407, 410, 411, 414-420, 422, 426, 434; R. S. Humphreys, From Saladin to the Mongols, Albany 1977, s. 229, 286-287, 291-292, 294-297, 301, 306-307, 309-363, ayrıca bk. İndeks; a.mlf., “Nāṣir”, EI2 (İng.), VII, 990-991; Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi, III, 235, 236, 259-261; P. Thorau, The Lion of Egypt, Sultan Baybars I and the Near East in the Thirteenth Century (trc. P. M. Holt), London-New York 1992, s. 20, 44-77; Mustafa Kılıç, Melik Nâsır Salahaddin Yusuf II Devrinde Eyyûbîler Devleti (Hicrî 634-659 / Miladî 1236-1261) (doktora tezi, 2001), MÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü; K. V. Zetterstéen, “Nâsır”, İA, IX, 86-87.
Bu madde ilk olarak 2004 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 29. cildinde, 78-79 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.