EMÎRÜ’l-ÜMERÂ

أمير الأمراء
EMÎRÜ’l-ÜMERÂ
Müellif: HAKKI DURSUN YILDIZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 11.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/emirul-umera
HAKKI DURSUN YILDIZ, "EMÎRÜ’l-ÜMERÂ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/emirul-umera (11.07.2020).
Kopyalama metni

Hz. Ömer döneminden itibaren çok yaygın olmamakla birlikte ordu kumandanını ifade eden bir unvan olarak kullanılmıştır. Bu dönemde Sâsânî İmparatorluğu ile yapılan Kādisiye Savaşı’nda İslâm ordu kumandanı Sa‘d b. Ebû Vakkās’ın emîrü’l-ümerâ unvanını taşıdığı bilinmektedir. Emevî Halifesi I. Yezîd’in Abdullah b. Zübeyr’in üzerine gönderdiği Müslim b. Ukbe de bu unvanı taşıyordu. Abbâsîler döneminde Mütevekkil-Alellah’ın öldürülmesinden (232/847) sonra halifelerle Türk kumandanları arasındaki siyasî mücadele halifelerin otoritesinin zayıflamasına yol açtı. Bunun üzerine yönetime fiilen hâkim olan askerî liderlerin Irak’ta kontrolü ele geçirmeleriyle birlikte emîrü’l-ümerâ tabiri daha yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Mu‘temid-Alellah’ın hilâfet merkezini Sâmerrâ’dan tekrar Bağdat’a nakli (279/892), Türk kumandanların halifeler üzerindeki baskısını bir ölçüde zayıflatmakla birlikte tamamen ortadan kaldıramadı. Halife Mu‘tazıd-Billâh (892-902) ve Müktefî-Billâh devirlerinde (902-908) içte ve dışta bazı önemli başarıların kazanılması halifelerin gücünü arttırdıysa da Muktedir-Billâh’ın halife olmasıyla (295/908) durum tekrar eski haline dönmeye başladı. Bu devirde halife, Sâhibü’ş-şurta Nâzûk ile mücadele eden dayısının oğlu Hârûn b. Garîb’e emîrü’l-ümerâ unvanını verdi. Başlangıçta emîrü’l-cüyûş unvanını taşıyan Türk asıllı kumandan Mûnis, Halife Muktedir-Billâh ve Kāhir-Billâh dönemlerinde kendiliğinden emîrü’l-ümerâ unvanını kullanmaya başladı. Daha sonra onun halefi hazinedar Tarif es-Sübkerî de aynı unvanı aldı. Halifelerle kumandanlar arasındaki nüfuz mücadelesinin kıyasıya devam ettiği bir ortamda zorla halife yapılan Râzî-Billâh hilâfet makamına geçtikten iki yıl sonra (324/936) Basra ve Vâsıt’ın güçlü valisi İbn Râiḳ’i Bağdat’a davet ederek kendisine emîrü’l-ümerâ unvanını verdi ve geniş yetkilerle donattı. Başkumandanlık, Dîvânü’l-harâc, Dîvânü’d-dıyâ‘, Dîvânü’l-meâvin’in reisliği ve berîd teşkilâtının yönetiminin yanı sıra valilerin ve yüksek dereceli memurların hatta vezirin tayini bile onun salâhiyeti dahilindeydi. Devletin idarî, askerî ve malî işlerinin yönetimi konusunda halifeye danışmadan karar alma ve uygulama yetkisine sahip olan Emîrü’l-ümerâ İbn Râiḳ’in protokolde yeri halifeden sonra geliyordu. Hutbelerde kendi adından sonra onun adının da zikredilmesi bizzat halife tarafından bütün eyalet valilerine bildirilmişti. İbn Râiḳ’ten sonra emîrü’l-ümerâ olan Beckem et-Türkî adına 329 (940-41) yılında basılan dinardan (Artuk, I, 147), paralarda halife ile birlikte emîrü’l-ümerânın da adının yazıldığı anlaşılmaktadır. Hutbe ve sikkenin halifelik alâmetlerinden olduğu dikkate alınınca emîrü’l-ümerânın halifenin bütün yürütme yetkilerini devraldığı söylenebilir. Abbâsî tarihinde Ebû Müslim-i Horasânî, Bermekî ailesi, Afşin, İbnü’l-Furât el-Vezîr ve Mûnis el-Muzaffer gibi çok kuvvetli şahıslar dahil hiç kimseye bu kadar geniş yetki verilmemiştir.

Müsteşrik Defrémery, İbn Râiḳ’ten önce Halife Mu‘tasım-Billâh’ın meşhur kumandanlarından Afşin ile onun ölümünden sonra başkumandanlık mevkiine yükselen Eşnâs et-Türkî’nin ve Mütevekkil-Alellah zamanında (847-861) ordu kumandanlığının yanı sıra beytülmâlin idaresi, hâciblik ve berîd teşkilâtı reisliği vazifelerini uhdesinde toplayan Inâk et-Türkî’nin de bu unvanı taşımamakla birlikte fiilen emîrü’l-ümerâ olduklarını ileri sürmektedir. Ancak İbn Râiḳ ile diğerleri arasında sahip oldukları hak ve salâhiyetler bakımından büyük farklar vardır. İbn Râiḳ’e verilen yetkilerin, sahip oldukları kudret ve nüfuz sebebiyle emirü’l-ümerâ sayılan Afşin, Eşnâs ve Inâk’a da resmen verildiğine dair herhangi bir bilgi yoktur. Gerek bunların gerekse Halife Mütevekkil-Alellah’tan itibaren bazı kumandanların halifelere hemen her istediklerini kabul ettirmeleri sadece sahip oldukları kuvvetten ileri gelmekteydi. Kendilerine halifeler tarafından kumandanlığın ötesinde bir yetki verilmemişti.

Vezirlik, hâciblik, valilik gibi bir müessese olarak ilk defa Halife Râzî-Billâh tarafından 324 (936) yılında kurulan ve İbn Râiḳ ile başlayan emîrü’l-ümerâlık müessesesi, kısa bir müddet sonra devlet adamları arasında bir rekabet ve mücadele unsuru oldu. Kumandanlardan Beckem et-Türkî, iki yıl sonra İbn Râiḳ’i görevinden uzaklaştırarak kendisini bu makama tayin ettirdi (938). Daha sonra 945 yılına kadar Tüzün bu görevde bulundu. Diğer taraftan yine siyasî sebeplerle 942 yılında Hamdânîler’den Nâsırüddevle Hasan’a da emîrü’l-ümerâlık pâyesi verildi. 945’te davet üzerine karışıklıklar içindeki Bağdat’a giren Büveyhîler’den Ahmed, Halife Müstekfî-Billâh tarafından Muizzüddevle unvanı ile emîrü’l-ümerâ tayin edildi. Ancak bu idarî bir unvan olmaktan çok şeref unvanı niteliğini taşıyordu. Muizzüddevle de oğlu Bahtiyâr’ı veliaht tayin etmiş ve ona da emîrü’l-ümerâ unvanını vermiştir. Bu unvanın sağladığı itibar Büveyhîler’in İran’da hüküm süren kollarını rahatsız ettiğinden Muizzüddevle’nin ölümü üzerine Halife Mutî-Lillâh onun Rey ve Cibâl hâkimi olan kardeşi Rüknüddevle’ye de emîrü’l-ümerâ unvanını vermek zorunda kaldı.

Sâmânîler ve Gazneliler’de bu unvanın kullanıldığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Ancak Sâmânîler devrinde Horasan’a hâkim olan Türk asıllı kumandan Ebû Ali es-Simcûrî’nin “emîrü’l-ümerâ” ve “el-müeyyed mine’s-semâ” unvanlarını kullandığı bilinmektedir.

Emîrü’l-ümerâ unvanı Selçuklular ve diğer bazı hânedanlarda büyük ve nüfuzlu emîrler tarafından kullanılmıştır. Meselâ Sultan Melikşah’ın amcası Tohâristan Valisi Osman ile Berkyaruk devrinde (1092-1104) Horasan’da isyan eden Muhammed b. Süleyman b. Çağrı Bey emîrü’l-ümerâ lakabını taşıyorlardı. Üst seviyedeki Selçuklu kumandanları “sipehsâlâr, emîr-i emîrân (mîr-i mîrân)” ve “mukaddemü’l-ceyş’in yanında emîrü’l-ümerâ unvanını da kullanmışlardır. Fâtımîler ve Zengîler’de emîrü’l-ümerâ tabiri sadece kumandan anlamında, Memlükler’de ise atabekü’l-asâkirin bir unvanı olarak kullanılmıştır. İlhanlılar’da ordu kumandanına beylerbeyi (bîglâr bigi) yahut emîrü’l-ümerâ veya mîr-i mîrân deniliyordu. Akkoyunlular’da ise başkumandan, emîrü’l-ümerâ veya melikü’l-ümerâ unvanını taşıyordu. Emîrü’l-ümerâ Safevîler devrinde kızılbaş birliklerinin başkumandanıydı. Devletin kurucusu Şah İsmâil zamanında (1501-1524) devletin en güçlü adamı olan ilk Safevî emîrü’l-ümerâsı Hüseyin Han Şamlû aynı zamanda vekillik gibi çok önemli bir görevi de elinde tutuyordu. Şah I. Tahmasb devrinde (1524-1576) emîrü’l-ümerâlık önemini yitirmeye başladı ve 1533’te tamamen kaldırıldı. Onun yerini Türkmen süvarilerinin kumandanı kurçibaşı aldı. Osmanlı Devleti’nde beylerbeyilere emîrü’l-ümerâ da deniyordu. 1259 (1843) yılından itibaren mülkî rütbelerden livalığa karşılık olmak üzere emirü’l-ümeralık rütbesi ihdas edilmiştir. Bu durum Osmanlı Devleti’nin son yıllarına kadar devam etmiştir (ayrıca bk. BEYLERBEYİ).


BİBLİYOGRAFYA

Ebû Bekir es-Sûlî, Aḫbârü’r-Râżî-Billâh ve’l-Müttaḳī-Lillâh (nşr. J. Heyworth-Dunne), Beyrut 1403/1983, s. 38, 41-45, 51-54, 84-90, ayrıca bk. İndeks.

Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb, IV, 337-338, 340.

, I, 331 vd., 351, 356 vd., 382 vd., 405 vd., 419 vd.

, VII, 322; VIII, 188, 225.

, s. 282.

Ch. Defrémery, “Mémoire sur les Emirs al-Oméra”, Mémoires présentés par divers savants à l’Académie des Inscriptions et Belles-Lettres, seri I/2, Paris 1852.

M. F. Sanaullah, The Decline of the Saljūqid Empire, Calcutta 1938, s. 100-101.

Abdülazîz ed-Dûrî, en-Nüẓumü’l-İslâmiyye, Bağdad 1950, s. 51-71.

M. Canard, Histoire de la dynastie des Hamdanides de Jazira et de Syrie, Algiers-Paris 1951, I, 360.

D. Sourdel, Le vizirat ʿAbbāside de 749 à 936, Damas 1960, II, 430, 434, 476, 493.

Mafizullah Kabir, The Buwayhid Dynasty of Baghdad (334/946-447/1055), Calcutta 1964, s. 5, 13, 41, 120.

H. Busse, Chalif und Grosskönig: Die Buyiden im Iraq (945-1055), Beirut-Wiesbaden 1969, s. 33, 34, 91, 100, 174, 181-183.

, I, 147.

Hasan-ı Enverî, Iṣṭılâḥât-ı Dîvânî-yi Devre-yi Ġaznevî ve Selcûḳī, Tahran 2535 şş., s. 19-20.

Enver er-Rifâî, el-İslâm fî ḥaḍâretih ve nüẓumih, Dımaşk 1986, s. 116-117.

A. K. S. Lambton, State and Government in Medieval Islam, Oxford 1985, s. 45, 223.

, III, 373-383.

R. M. Savory, “The Principal Offices of the Safavid State During the Reign of Tahmasp I (930-84/1524-76)”, (1961), s. 68-78.

Hakkı Dursun Yıldız, “Abbâsîler’de Emirülümeralığın Ortaya Çıkışı”, , sy. 10-11 (1981), s. 97-108.

, XV, 162-163.

, I, 527.

“Emîrül’ümerâ”, , IV, 264.

K. V. Zetterstéen, “Amīr al-Umarāʾ”, , I, 446.

C. E. Bosworth – R. M. Savory, “Amīr al-Omarāʾ”, , I, 969-971.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul'da basılan 11. cildinde, 158-159 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER