FURÂT b. HAYYÂN - TDV İslâm Ansiklopedisi

FURÂT b. HAYYÂN

فرات بن حيّان
Müellif:
FURÂT b. HAYYÂN
Müellif: ASRİ ÇUBUKCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 29.11.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/furat-b-hayyan
ASRİ ÇUBUKCU, "FURÂT b. HAYYÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/furat-b-hayyan (29.11.2021).
Kopyalama metni

Benî Bekr kabilesinin Benî İcl kolundan olduğu için Bekrî ve İclî, ayrıca Yeşkürî nisbeleriyle anılır. Yolları iyi bildiğinden Mekkeliler’in kervanlarına rehberlik eden Furât müslüman olmadan önce Hz. Peygamber’i hicvederdi (Merzübânî, s. 317). Bedir Gazvesi’nden sonra, Ebû Süfyân idaresinde Irak yolundan Şam’a gitmekte olan bir ticaret kervanına rehberlik etmekteydi. Hz. Peygamber’in Zeyd b. Hârise kumandasında gönderdiği seriyye (Seriyyetü’l-Karede) kervanı ele geçirdi ve bu arada Furât’ı da esir aldı. Ancak Furât, öldürülmesine karar verilmesi üzerine ensardan bazılarına müslüman olduğunu söyledi. Bu durum Hz. Peygamber’e bildirilince Resûl-i Ekrem, “Bazı kimseler vardır ki biz onların iman ettiklerine dair beyanlarına inanırız. Furât b. Hayyân da onlardan biridir” (Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 99) diyerek onu serbest bıraktı. İbn Sa‘d bu olayın Hendek Gazvesi’nde meydana geldiğini söylemektedir. Bu tarihten sonra Resûl-i Ekrem’in güvenini kazanan ve şiirleriyle onu öven Furât ehl-i Suffe arasına katıldı ve İslâm dinini öğrendi. Hz. Peygamber’le birlikte gazvelere iştirak etti. Furât’a Yemâme’de 4000 dirhem geliri olan bir arazi veren Resûl-i Ekrem onu Müseylimetülkezzâb’a karşı yapılan savaşa gönderdi.

Furât Hz. Peygamber’in vefatından sonra Mekke’ye yerleştiyse de daha sonra Kûfe’ye göç etti. 16 (637) yılında Tikrît’in fethine sol kanat kumandanı olarak katıldı. İran’ın fethinde ve kisrâyı İslâmiyet’e davet için gönderilen heyetin arasında bulundu. Vefat tarihi bilinmeyen Furât’ın Mekke ve Kûfe’de soyunun devam ettiği kaydedilmektedir.

Furât Hz. Peygamber’den iki hadis rivayet etmiş, kendisinden de Hârise b. Mudarrib, Hanzale b. Rebî‘ ve Hasan-ı Basrî rivayette bulunmuşlardır.


BİBLİYOGRAFYA

, IV, 336; V, 375.

Ebû Dâvûd, “Cihâd”, 99.

, VI, 40.

, I, 44, 198.

, II, 50.

, s. 329, 330.

, s. 97, 324.

Taberî, Târîḫ, Beyrut 1987, III, 96-97; IV, 319; V, 5, 7, 30.

Merzübânî, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ (nşr. F. Krenkow), Beyrut 1402/1982, s. 317.

, III, 202-203.

, IV, 351-352.

a.mlf., el-Kâmil, II, 145.

, I, 304-305.

, III, 200-201.

İbn Hudeyde, el-Miṣbâḥu’l-muḍî (nşr. Muhammed Azîmüddin), Beyrut 1405/1985, I, 246.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul’da basılan 13. cildinde, 218 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER