FURKAN - TDV İslâm Ansiklopedisi

FURKAN

الفرقان
Müellif:
FURKAN
Müellif: İBRAHİM ÇELİK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/furkan
İBRAHİM ÇELİK, "FURKAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/furkan (30.09.2020).
Kopyalama metni

Sözlükte “iki şeyin arasını ayırmak” mânasına gelen fark kökünden masdar olup “hakla bâtılı, imanla küfrü, helâl ile haramı... ayırıp belirlemek” anlamında kullanıldığı gibi zıt değerlere sahip olan şeylerin birbirinden seçilip ayrılmasını sağlayan ölçüyü de ifade eder (, “frḳ” md.). Bu genel anlamından hareketle gerçeği kanıtlayan delil veya sezgiye, doğru bilgilere ve şüpheden kurtuluşa da furkan denilir. Nitekim Seyyid Şerîf el-Cürcânî furkanı “hakla bâtılı birbirinden ayıran ayrıntılı bilgi” şeklinde tarif etmiştir (, “furḳān” md.).

Gerek tefsirlerde gerekse sözlük kitaplarında furkan kelimesi, Kur’an’da yer aldığı yedi âyetten her birindeki konumu dikkate alınarak “Kur’an, Tevrat veya üç büyük kitap, delil, yardım, Mûsâ ve kavminin kurtulması için denizin yarılıp açılması, Bedir zaferi, kurtuluş ve başarı” gibi anlamlarla açıklanmıştır (, “frḳ” md.; , “frḳ” md.; , “furkān” md.).

İbnü’l-Cevzî, müfessirlerin Kur’an’da geçen furkan kelimesine üç değişik anlam verdiklerini belirtir (Nüzhetü’l-aʿyün, s. 459-460). 1. Başarı ve zafer (el-Bakara 2/53; el-Enfâl 8/41); 2. Dalâletten ve şüpheden kurtuluş (el-Bakara 2/185; Âl-i İmrân 3/4; el-Enfâl 8/29); 3. Kur’ân-ı Kerîm (el-Furkān 25/1). Ancak İbnü’l-Cevzî’nin bu genellemesi isabetli bulunmamıştır. Zira müfessirler, aynı âyetlerde geçen furkan kelimesine farklı anlamlar verdikleri gibi verilen anlamlar da yeterince açık görünmemektedir. Şu var ki, başta Taberî olmak üzere (meselâ bk. Câmiʿu’l-beyân, II, 146; III, 167; XVIII, 179) müfessirlerin çoğunluğu furkan kelimesine içinde yer aldığı âyetin konusuna göre farklı anlamlar vermekle birlikte bunların “hakla bâtılı ayırma” şeklindeki temel anlamla ilişkisini kurmaktadır. Bu asıl mânayı dikkate alarak bütün ilâhî kitapları furkan kapsamına sokanlar da vardır (Zeccâc, I, 375).

Furkan iki âyette (el-Bakara 2/53; el-Enbiyâ 21/48) Allah’ın Hz. Mûsâ’ya verdiği bir şey olarak tanıtılmakla birlikte bunun ne olduğu açık değildir. Kaynaklarda bunlardan ikincisiyle hakla bâtılı ayırt eden Tevrat’ın kastedildiği belirtilir. İlk âyette Tevrat’a “kitap” kelimesiyle ayrıca işaret edildiği için buradaki furkana “hak ile bâtılın ayırımı” şeklinde açık olmayan bir anlam verilmiştir (meselâ bk. Taberî, I, 284). Zeccâc, bu âyetteki furkandan da “kitab”ın (Tevrat) kastedilmiş olabileceğini, Tevrat’ın hakkı bâtıldan ayırma işlevini vurgulamak için tekrar edildiğini söyler (Meʿâni’l-Ḳurʾân, I, 134). Şevkânî ise farklı açıklamaları sıraladıktan sonra bunların içinde, “Mûsâ’ya mûcize olarak verilen deliller” şeklindeki yorumu tercih eder (Fetḥu’l-ḳadîr, I, 92-93). A‘râf sûresinin 151-156. âyetlerinin muhtevası, Hz. Mûsâ’nın bir duasını içeren Mâide sûresinin 25. âyetindeki “fark” kökünden bir kelimenin kullanılışıyla birlikte değerlendirildiğinde Mûsâ’ya verilen furkanı, Allah’ın, Mûsâ’ya inanıp günah işlemekten korunanları veya günahlarına tövbe edenleri inkârcılardan ve özellikle buzağıya tapanlardan farklı tutması, onlarla birlikte cezalandırmaması, inananları inanmayanlardan seçip ayırması şeklinde anlamak mümkündür (Watt, s. 146).

Enfâl sûresinin iki âyetinde geçen furkanın bu sûrenin esas konusu olan Bedir zaferiyle bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan birinde, “Eğer Allah’tan sakınırsanız O size bir furkan yaratır” (8/29) denilmektedir. Fahreddin er-Râzî bu âyetteki furkana maddî ve ruhî, dünyevî ve uhrevî bütün nimet ve imkânları kapsayan çok geniş bir açıklama getirmiş ve Allah’ın bu nimetlerle müminleri kâfirlerden ayırmasına dikkat çekmiştir (Mefâtîḥu’l-ġayb, XV, 153-154). Halbuki daha önce Taberî buradaki furkanı sûrenin ana konusuna uygun olarak, “Allah’ın, hakkı tercih eden müminlere yardım edip zafere ulaştırmak suretiyle onları kendilerine kin besleyen düşmanlarından kurtarması” şeklinde açıklamıştır (Câmiʿu’l-beyân, IX, 225-226). Zemahşerî’nin tercih ettiği yorum da Bedir zaferiyle ilgilidir (el-Keşşâf, II, 154). Aynı sûrenin 41. âyetinde ise Bedir olayına “furkan günü” denilmektedir. Her iki âyetteki furkan, Râgıb el-İsfahânî’nin de işaret ettiği gibi çok ileri düzeydeki bir ayrılmayı ifade eder. Gerçekten müslümanlar içtimaî, siyasî ve askerî anlamda ilk defa Bedir zaferiyle Mekke müşriklerinden ayrı, bağımsız, güçlü ve onurlu bir toplum haline geldiklerini kanıtlamışlardır.

Üç âyette furkan “hak ile bâtılı birbirinden ayıran” anlamında Kur’ân-ı Kerîm’in bir ismi veya niteliği olarak kullanılmıştır. Bakara sûresinin 185. âyetinde kelime, Kur’an’ın hakkı bâtıldan ayırma ve belirginleştirme işlevini ifade etmektedir. Diğer iki âyette ise (Âl-i İmrân 3/4; el-Furkān 25/1) Kur’an yerine onu ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bundan dolayı bazı hadis mecmualarında ve Kur’an ilimleriyle ilgili kaynaklarda furkan kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’in başlıca isimleri arasında gösterilmiştir (meselâ bk. , II, 357, 415; Tirmizî; “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 1; Ma‘mer b. Müsennâ, I, 3, 18; Süyûtî, I, 143, 147).


BİBLİYOGRAFYA

, “frḳ” md.

, “frḳ” md.

, “furḳān” md.

, “frḳ” md.

, “furkān” md.

, “frḳ” md.

, “frḳ” md.

, II, 357, 415.

Tirmizî, “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 1.

Ma‘mer b. Müsennâ, Mecâzü’l-Ḳurʾân (nşr. Fuat Sezgin), Beyrut 1401/1981, I, 3, 18.

Taberî, Câmiʿu’l-beyân, Beyrut 1405/1984, I, 284; II, 146; III, 167; IX, 224-226; X, 8-9; XVIII, 179.

Zeccâc, Meʿâni’l-Ḳurʾân ve iʿrâbüh (nşr. Abdülcelîl Abduh Şelebî), Beyrut 1408/1988, I, 134, 375.

, II, 154.

, s. 459-460.

, XV, 153-154.

, I, 143, 147.

Şevkânî, Fetḥu’l-ḳadîr, Beyrut-Dımaşk 1412/1991, I, 92-93.

W. M. Watt, Bell’s Introduction to the Qur’ān, Edinburgh 1970, s. 145-147.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul'da basılan 13. cildinde, 220-221 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER