GURERÜ’l-FEVÂİD ve DÜRERÜ’l-KALÂİD

غرر الفوائد ودرر القلائد
GURERÜ’l-FEVÂİD ve DÜRERÜ’l-KALÂİD
Müellif: İSMAİL CERRAHOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/gurerul-fevaid-ve-durerul-kalaid
İSMAİL CERRAHOĞLU, "GURERÜ’l-FEVÂİD ve DÜRERÜ’l-KALÂİD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/gurerul-fevaid-ve-durerul-kalaid (16.07.2020).
Kopyalama metni

Kitâbü’l-Ġurer ve’d-dürer, ed-Dürer ve’l-ġurer fi’l-muḥâḍarât, Kitâbü’l-Emâlî ve Emâli’l-Murtażâ adlarıyla da anılan eser seksen bölümden (meclis) meydana gelir. Müellif bu bölümleri değişik zamanlarda öğrencilerine yazdırmıştır. Eserin ne zaman yazdırılmaya başlandığı bilinmemekteyse de 28 Cemâziyelevvel 413 (29 Ağustos 1022) tarihinde tamamlandığı tesbit edilmiştir. Seksen bölümün yetmişine bir veya birkaç âyetin tefsiriyle başlanır; bölümlerin bazısında hadis yorumlarına da yer verilir. Otuz üçüncü bölümde, “Kur’an meşin kılıf içinde bulunsa onu ateş yakmaz” (, IV, 155) meâlindeki hadisin anlamı tartışılmıştır. Bu şekilde eserin yetmiş bir bölümünde 142 âyet ve yirmi yedi hadis tefsir ve te’vil edilmiş, bu arada başka âyet veya hadislere de yer verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de tekrar edilen âyetlerden örnekler sıralanarak Arap edebiyatında tekrar sanatının işlendiği dokuzuncu bölümün devamında ve onuncu bölümün başında Velîd b. Yezîd, Abdullah b. Mukaffa‘, Beşşâr b. Bürd gibi ünlü kişilerin de bulunduğu “ilk dehrîler ve zındıklar” tanıtılır. Onuncu bölümün son kısmıyla on bir, on iki ve on üçüncü bölümlerde Hz. Ali ile başlatılan Mu‘tezile âlimlerinin önde gelenleri hakkında bilgi verilmiştir.

Mübalağa sanatına örnek teşkil eden âyetlerin açıklanmasıyla başlayan on altıncı bölümle daha sonraki beş bölümde, genellikle 120 yıl ve daha fazla yaşadıkları için “muammerûn” diye anılanlardan başlamak üzere İslâm öncesi ve sonrasının ünlü Arap şairleriyle onların şiirleri ve bazı edebî sanatlar hakkında bilgiler yer alır. Âyetlerle hadislerin tefsir edildiği diğer bölümlerde de edebî konulara geniş yer ayrılmıştır. Müellifin hocalarından ve özellikle Ebû Ubeydullah el-Merzübânî’den elde ettiği birikimle Câhiz, İbn Kuteybe, Müberred, Ebû Hâtim es-Sicistânî ve Hasan b. Bişr el-Âmidî’nin eserleri Ġurerü’l-fevâʾid’in başlıca kaynaklarını oluşturur.

Ġurerü’l-fevâʾid’de genellikle kelâm konularına dair âyetler ve hadisler yorumlanırken Mu‘tezile mezhebinin başlıca tartışma konularından olan aslah, hüsün-kubuh, adalet ve hikmet, rü’yetullah, mûcize, sihir, meşîet, kader ve kulların iradesi, müteşâbih âyetler, yed, vech gibi haberî sıfatlar hakkındaki âyetlerin te’vili, hidâyet, teklîf-i mâ lâ yutâk, fıtrat, bulûğ çağına ulaşmadan ölenlerin dinî durumu gibi meseleler ele alınır; bu konularla ilgili naslar arasında mevcut teâruzlar giderilmeye çalışılır. Buna bağlı olarak yer yer âyetlerin zâhirî mânaları reddedilip te’vil yoluna gidilir. Mâna vecihleri sıralanarak Mu‘tezile görüşüne uygun tercihler yapılır; bazan da vecihlerden hepsinin kabul edilebileceği belirtilir. Bu arada mâna vecihlerinin sıralanmasıyla yetinildiği de görülür. Vecihler incelenirken diğer âyetlerden ve daha ziyade edebiyattan örnekler verilir. Eser, bilhassa Kur’an’a ait kavramlara başarılı filolojik açıklamalar getirmesi ve bu kavramları Arap edebiyatı kaynaklarına başvurarak açıklaması bakımından özel bir değer taşır. Müellif, Mu‘tezilî anlayışı teyit maksadını güden bu açıklamaları sırasında başta İbn Kuteybe, Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm ve İbnü’l-Enbârî olmak üzere çeşitli âlimlerin görüşlerinden örnekler vererek bunları çürütmeye çalışır. Bu tenkitler, keskin bir zekâ ve engin bir kültürün ifadeleri olması yanında alışılmışın aksine son derece nazik olmasıyla da dikkat çeker.

Eserin edebiyat ağırlıklı kısımlarında Arap edebiyatında tekrar sanatı, hazırcevaplık ve bu yönde meşhur olanlar, ünlü şairlerin kısa hal tercümeleri ve şiirlerinden örnekler, bu şair ve edebiyatçıların birbirleri hakkındaki görüş ve değerlendirmeleri, medih ve hicivleri, şiirde teşbih türleri, vatan ve vatan hasreti, kadın ve aşk, kıskançlık, ırz, kerem, ziyafet, cömertlik ve cömertliğiyle tanınanlar, avcılık, dünya ve zühd gibi geleneksel Arap-İslâm edebiyatının başlıca konularıyla bu konularda tanınmış şiir ve hikemiyattan zengin örnekler yer alır.

Ġurerü’l-fevâʾid Câhiz’in el-Beyân ve’t-tebyîn’i, İbn Kuteybe’nin ʿUyûnü’l-aḫbâr’ı, Müberred’in el-Kâmil’i gibi edebî-hikemî türün en seçkin örneklerinden sayılır. Bir tefsir çalışması sayılmasa da belirtilen edebî eserlerden farklı olarak temel hedefinin belli başlı kelâmî meselelere dair âyetleri yorumlamak olduğu dikkate alındığında eserin edebî tür içerisinde farklı bir nitelik taşıdığı görülür. Bunun yanında âyetlerin tefsirinde nesir ve şiir birikiminin yoğun bir şekilde kullanılması onu diğer tefsirlerden farklı kılmıştır. Mu‘tezile âlimlerinden pek az eserin günümüze geldiği göz önüne alındığında Ġurerü’l-fevâʾid’in, Mu‘tezilî tefsir anlayışına ışık tutması bakımından da özel bir değer taşıdığı kabul edilmelidir. Bütün bu özelliklerinden dolayı eser Arap kültürünün gözde kaynaklarından biri sayılarak tarih boyunca geniş bir ilgiye mazhar olmuştur.

Çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan Ġurerü’l-fevâʾid (Brockelmann, I, 704; Sezgin, II, 85) ilk defa Tahran’da (1272), ardından Kahire’de (1325) basılmıştır. Muhammed Ebü’l-Fazl İbrâhim, eserin en eski nüshasını (Escurial Library, nr. 145) esas alıp bunu diğer beş nüsha ile karşılaştırarak tahkikli neşrini yapmıştır (I-II, Kahire 1373/1954). Nâşir, geniş fihristleri de ihtiva eden bu neşrinde kendi açıklamaları yanında asıl nüshada bulunan bol miktardaki kenar notlarıyla diğer yazmalarda yer alan önemli bulduğu hâşiyeleri ve şiirlerin divanlardaki yerlerini göstermiştir.

Ġurerü’l-fevâʾid, ünlü Şiî âlimi ve düşünürü Hâdî-i Sebzevârî tarafından şerhedilmiş (Tahran 1297), Muhsin Âlüşşeyh’in yazdığı el-Ferâʾidü’l-ġavâlî ʿalâ şevâhidi’l-Emâlî adlı şerh ise Muhammed Hasan el-Cevâhirî’nin tashih ve ta‘likleriyle basılmıştır (Necef 1966). Eserin Abdurrahman b. Muhammed el-Alâikī tarafından Ġurerü’l-Ġurer ve dürerü’d-Dürer adıyla bir telhisi yapılmıştır (Brockelmann, I, 704).


BİBLİYOGRAFYA

Şerîf el-Murtazâ, Emâli’l-Murtażâ: Ġurerü’l-fevâʾid ve dürerü’l-ḳalâʾid (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Kahire 1373/1954, ayrıca bk. nâşirin mukaddimesi, I, 3-26.

, IV, 155.

, s. 58.

, I, 748; II, 1201.

, I, 1124; II, 1355.

, I, 704.

, VII, 81.

M. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’l-müfessirûn, Kahire 1381/1961-62, I, 403-429.

Hânbâbâ Müşâr, Fihrist-i Kitâbhâ-yı Çâpî-yi ʿArabî, Tahran 1344 hş., s. 649.

, I, 550-551; II, 85.

H. Ritter, “Amālī al-Murtaḍā”, , II (1958), s. 310.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul'da basılan 14. cildinde, 205-206 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER