HALİL PAŞA YURDU

Müellif:
HALİL PAŞA YURDU
Müellif: FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 07.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/halil-pasa-yurdu
FERİDUN EMECEN, "HALİL PAŞA YURDU", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/halil-pasa-yurdu (07.07.2020).
Kopyalama metni
Bugün Moldavya ve Ukrayna sınırları içinde kalan Halil Paşa Yurdu, stratejik bakımdan önemli bir yer olan Bucak bölgesinde Akkirman, Kili, İsmâil ve Bender’in kuzey-kuzeybatısındaki boş ve kimsenin tasarrufunda bulunmayan toprakları içine alır. Buranın adının, 1666’da söz konusu yerleri tesbit etmekle görevlendirilen kapıcıbaşılardan Halil Ağa’dan geldiği belirtilir. Arazinin bugünkü sınırlarının hemen hemen doğuda Turla (Dinyester) ve Botna nehirlerine, kuzeyde Valea Lui Traian (Büyük Hendek, İmparator Traian Çukuru) denilen vadiye, batıda Yalpu (Yalpuğ, Yalpuh) deresine, güneyde Tuna ağzına kadar uzandığı tesbit edilmiştir. Burası, teşkil edildiği tarihten XIX. yüzyıl başlarına kadar Osmanlılar, Boğdan Prensliği, Kırım Hanlığı ve Lehistan arasında önemli bir siyasî mesele olarak kalmıştır.

Karadeniz hâkimiyetine önem veren Osmanlılar, bu denizi çevreleyen kıyıların güvenliği için özellikle XVI. yüzyıldan itibaren Karadeniz’in kuzeybatı bölgeleriyle daha yakından ilgilenmeye başladılar. Eflak-Boğdan voyvodalıklarını, Kırım Hanlığı’nı kontrol altında tutmak, Lehistan’a ve Kazaklar’a karşı bölgedeki askerî varlığını güçlendirmek, ticaret yollarının güvenliğini sağlamak amacıyla kuzey steplerine açılan yol üzerindeki bölgelere doğru nüfuzlarını yaydılar. Daha XVI. yüzyıl ortalarından itibaren Tuna ve Kuzeybatı Karadeniz havzasındaki hâkimiyetlerini kuvvetlendirmek için bu kesimlere çeşitli Tatar kabilelerini yerleştirmeye, iskânı teşvik etmeye, yeni iskân merkezleri kurmaya çalıştılar. Özellikle Bucak bölgesi Tatar grupları ile iskân edildi. XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Lehistan’a ve Kazaklar’a yönelik askerî harekâtlar bu bölgenin önemini oldukça arttırdı. Ancak bu yörede yerleştirilen Tatar ve Nogay kabileleri bağlı oldukları Kırım hanları ile geçinemedikleri gibi kanlı savaşlara da sebep oldular. Daha sonraları Leh ve Kazaklar tarafından sıkıştırılan diğer bir kısım Nogay kabilelerinin bölgeye gelmeleri yeni karışıklıklara yol açtı.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında bölgede meydana gelen olaylara şahit olduğu anlaşılan Evliya Çelebi’ye göre çeşitli baskılara uğrayan Nogaylar Kılburun’dan Özü’yü (Dinyeper), ardından da Turla’yı geçip Akkirman nahiyelerine yerleşmişler, Bender beyi ve Bucak Tatarları ile anlaşmışlardı; fakat Boğdan ve Akkirman halkı bunların bölgede yol kesip eşkıyalık yaptıkları konusunda şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine Kırım Hanı Mehmed Giray Nogaylar’ı İstanbul’dan aldığı emirle Kırım’a geri götürmek istemiş, ancak karşı koymaları üzerine onları dağıtarak köylerini yağmalamış, pek çoğunu esir almıştı (Seyahatnâme, VII, 495-499). Dönemin Osmanlı tarihlerinde ise bu konu daha farklı anlatılır. Bunlara göre Nogaylar merkeze başvurarak Kırım hanına bağlı olmaktan çıkıp Osmanlılar’a bağlanmak, her yıl hazineye 20.000 kuruş vermek ve sefere “eşmek” şartları ile Silistre etrafında iskân edilmelerini istemişler, hükümet merkezi de onları bölgedeki boş araziye yerleştirmiş, bunun üzerine Kırım hanı kendisine bağlı oldukları gerekçesiyle emre rağmen Nogaylar’ı geri götürmek için harekete geçmişti (Silâhdar, I, 395).

Yeni Nogay kabilelerinin Osmanlı sınır boylarına gelişi, Ukrayna meselesine ağırlık vermek isteyen Osmanlı hükümet merkezi için önemli bir fırsat oldu. Vezîriâzam Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa Nogaylar’dan sınır boylarında faydalanmak, Ukrayna’ya ve Kazaklar’a karşı yapılacak seferlerde destek almak maksadıyla onları Kırım Hanlığı’nın idaresinden çıkararak doğrudan Osmanlı hâkimiyeti altına aldı. Nogaylar’ı Tuna’nın kuzeyindeki boş topraklara yerleştirmek üzere Kapıcıbaşı Halil Ağa görevlendirildi. Halil Ağa, bölgedeki Osmanlı idarecileriyle tahsis edilen iskân sahasının sınırlarını belirledi ve bölge bundan sonra Halil Paşa Yurdu adıyla anılmaya başlandı (BA, MAD, nr. 607). Özü beylerbeyinin idaresi altına alınan Nogaylar, savaş durumundan istifade ederek kendilerine ayrılan arazinin dışına çıkıp Boğdan Voyvodalığı’na ve Lehistan’a ait topraklarda yerleşmeye ve hayvanlarını otlatmaya başladılar. Nitekim Karlofça Antlaşması maddelerinden biri, bu gibi Tatar gruplarının eski yurtlarına döndürülmesi veya Özü karşısında Kırım topraklarına yerleştirilmesi şartını getirmekteydi. 1701’de Kırım Hanı II. Devlet Giray antlaşma gereği bunların bir kısmını Kırım’a götürdü, bir bölümü de Halil Paşa Yurdu’na döndü (Râşid, II, 506-509). Ancak Eflak ve Boğdan voyvodalarının Ruslar’la anlaşması, Ruslar’ın Osmanlı kuzey sınırlarındaki faaliyetleri, Boğdan Voyvodası Dimitri Kantemir’in Bucak ve Besarabya’ya yönelik emelleri Nogaylar’ın bulunduğu bölgenin önemini daha da arttırdı. Prut Savaşı’ndan (1711) sonra Osmanlılar sınır boylarının emniyeti için ve siyasî gayelerle Nogaylar’ın iskân sahalarını genişlettiler. Bucak Nogayları’nın nüfusunun fazla olduğu, ikametlerine ve hayvanlarını otlatmaya Halil Paşa Yurdu’nun yetmediği ve yeni topraklara ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle Halil Paşa Yurdu dışında Boğdan sınırları içinde yeni bir arazi parçası daha bunlara tahsis edildi. 1711 Eylülünde Kırım Hanı II. Devlet Giray ve Vezîriâzam Baltacı Mehmed Paşa, Halil Paşa Yurdu dışında Boğdan arazisinde Turla’dan Prut nehrine kadar olan “otuz iki saat uzunluğunda, iki saat genişliğinde” (1500 km2) bir toprak parçasını daha tesbit ederek tahririni yaptılar (BA, TD, nr. 860). “İki saatlik arazi” adıyla anılan bu toprak şeridi Boğdan Voyvodalığı ile meselelere yol açtı. 1714’te Boğdanlılar’ın şikâyetleri dikkate alınmadıysa da 1716-1718 Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında mesele yeniden gündeme geldi. Yapılan teftişler sonucu Nogaylar’ın iki saatlik arazinin de dışına çıktıkları, beş altı saatlik yerde yerleşip çiftlikler, köyler kurdukları anlaşıldı. Bunun üzerine buradaki Nogaylar eski topraklarına geri gönderildiler ve zaptettikleri yerdeki yedi köy boşaltıldı. Fakat toprak tecavüzleri sebebiyle anlaşmazlık sürdü. 1730’da iki saatlik arazi dışında kalan boş yerlerin kullanım hakkının, vergilerin Boğdan voyvodalığına verilmesi ve buranın Boğdan toprağı olduğunun tanınması şartıyla Nogaylar’a bırakıldığı konusunda bir anlaşma sağlandı. Böylece Halil Paşa Yurdu’nun sınırları oldukça genişlemiş oluyordu. 1768 savaşı sırasında Halil Paşa Yurdu’ndaki Tatar kabilelerinin büyük bölümü bölgeden kaçtıysa da 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra bunlar Bucak’a geri döndüler. Bu arada 1775’te Boğdan Voyvodası III. Grigore Chica (Gika), iki saatlik arazinin kuzey kesimini geri alıp burada Hotarniceni vilâyetini kurdu. Ancak geri dönen bazı kabileler yeniden Boğdan toprağına girerek evler yapıp yerleştiler. Boğdan voyvodasının şikâyeti üzerine 1780’de bölgede yapılan teftiş sonucu Or Mehmed ve Orakoğlu kabilelerinin Boğdan arazisinde köyler kurdukları tesbit edildi. Bunlardan Orakoğlu kabilesinin Hotarniceni arazisindeki yedi köyü boşaltılarak Halil Paşa Yurdu’na nakledilmesi, otuz iki saatlik araziden ayrılan ve Or Mehmed kabilesine ait köylerin bulunduğu on altı saatlik arazideki altı köyün terkedilip geri kalan otuz altı köyün vergilerini Boğdan’a vermek şartıyla bunlara bırakılması kararlaştırıldı (BA, Cevdet-Hariciye, nr. 5095). Aynı yılın ağustos ayında yapılan tahrire göre Oruçoğlu, Orakoğlu ve Or Mehmed adlı kabilelere ait köylerden elli yedisi Halil Paşa Yurdu içinde, otuz altısı Boğdan arazisinde kalmıştı (TK, TD, nr. 83, vr. 31b).

Halil Paşa Yurdu’yla ilgili meseleler XIX. yüzyılın ilk on yılında da sürdü. 1802’de Boğdan boyarları Osmanlı Devleti’ne başvurarak bölgedeki Tatarlar’dan şikâyetçi oldular. 1812’de imzalanan Bükreş Antlaşması ile Bucak bölgesi Ruslar’a bırakılınca Halil Paşa Yurdu da Rus idaresi altına girmiş oldu. Antlaşma gereği bölgedeki halkın büyük kısmı göç etti. Ancak burada az da olsa Tatar grupları kaldı. 1918’de Romanya’ya bırakılan bölge II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği topraklarına dahil edildi. Bugün bölgede din, dil ve etnik bakımdan farklı gruplar yaşamaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
BA, TD, nr. 860; BA, Cevdet-Hariciye, nr. 4215, 5095, 1720; BA, İbnülemin-Hariciye, nr. 1094; BA, MAD, nr. 607, 7389; BA, Ecnebi Defterleri-Atik Boğdan, nr. 78/2, s. 5-6; BA, MD, nr. 135, s. 290, 332; TK, TD, nr. 83, vr. 31b, 34a; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, VII, 495-499; Silâhdar, Târih, I, 395; a.mlf., Nusretnâme, I/3, s. 372-373; Râşid, Târih, II, 506-509; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/1, s. 11-12; Zuhal Mermer, Halil Paşa Yurdu (mezuniyet tezi, 1975), İÜ Tarih Seminer Kitaplığı, nr. 2531; Gh. İ. Nastase, “Hotarul Lui Halil Paşa şi cele doua ceasuri”, Buletinul-Societatii Regale de Geografie, L, Bucureşti 1932, s. 174-215; Tahsin Gemil, “Yeni Belgelere Göre Halil Paşa Yurdu ve İki Saatlik Arazi”, TTK Bildiriler IX (1988), II, 1011-1020; A. Decei, “Bucak”, İA, II, 745-746.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 15. cildinde, 326-327 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER