HAMÎDÜDDİN FERÂHÎ

حميد الدين فراهي
HAMÎDÜDDİN FERÂHÎ
Müellif: ISHTIYAQ AHMAD ZILLI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hamiduddin-ferahi
ISHTIYAQ AHMAD ZILLI, "HAMÎDÜDDİN FERÂHÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hamiduddin-ferahi (08.12.2019).
Kopyalama metni
18 Kasım 1863’te Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinin A‘zamgarh bölgesindeki Perîhâ (Phariha) köyünde doğdu. Ferâhî’nin doğum yeri ve nisbesi üzerinde bir araştırma yapan Şerefeddin Islâhî (ʿUlûmü’l-Ḳurʾân, I/1, s. 136-145), dedelerinin Afganistan’ın Ferâh şehrinden gelerek Hindistan’da yerleştikleri yere de aynı adı verdiklerini, bu yerin daha sonra Urduca’da Perîhâ (Perîhe, Ferîhe) şeklinde anıldığını belirtir. Hamîdüddin de eserlerini Arapça kaleme aldığından bu yere yahut asıl memleketine atfen Ferâhî nisbesini kullanmıştır. Seçkin bir aileye mensup olan Ferâhî küçük yaşta hâfız olduktan sonra köyündeki medresede Farsça öğrendi; Hindistan’ın tanınmış âlimlerinden halazadesi Şiblî Nu‘mânî’nin İslâmî ilimlerle ilgili derslerine devam etti. Arap dili ve edebiyatı, tefsir, hadis, mantık ve felsefe derslerinin okutulduğu programı bitirdikten sonra Şiblî Nu‘mânî’nin Hindistan’daki ilmî seyahatlerine katıldı. Uzunca bir süre kaldığı Leknev’de Abdülhay el-Leknevî ile tanıştı ve ondan fıkıh okudu; ayrıca Azîzüddin Azîz el-Leknevî’den Fars edebiyatı konusunda faydalandı. Lahor’da The Oriental College’da Arap dili ve edebiyatı hocası olan Feyzülhasan Sehârenpûrî’den özel olarak Arap dili ve edebiyatı dersleri aldı. Ferâhî Feyzülhasan’ın öğrencisi olmakla her zaman iftihar etmiştir.

Lahor’dan yirmi yaşında dönen Ferâhî, bazı muhafazakâr çevrelerde hoş karşılanmamasına rağmen İngilizce öğrenmeye karar verdi. Bunun için Aligarh’da bulunan Mohammedan Anglo-Oriental College’a kaydoldu. Burada aynı zamanda Şiblî Nu‘mânî, Eltaf Hüseyin Hâlî ve Thomas Arnold gibi âlimlerin katıldığı ilmî toplantıları takip etme fırsatı buldu; ayrıca Arnold’dan çağdaş felsefe okudu. Arnold, The Preaching of Islam adlı eserini yazdığı zaman Ferâhî hocasını kıyasıya tenkit etmiştir. 1895 yılında bu müesseseden lisans diploması alan Ferâhî, hem geleneksel hem de modern ilimleri öğrenmiş bir kişi olarak Hindistan’ın çeşitli yerlerinde öğretim görevinde bulundu. 1897-1907 yılları arasında Karaçi’deki Medresetü’l-İslâm’da Arapça okuttu. 1907-1908’de Aligarh’da yardımcı profesör olarak çalıştı. Burada Arapça profesörlüğüne getirilen Josef Horovitz’den İbrânîce öğrendi. 1908’de Allahâbâd’daki Muir Central College’a Arapça profesörü olarak tayin edildi. 1914’te Haydarâbâd’daki dârülulûma rektör oldu ve bu görevi 1919’a kadar sürdü. Urduca eğitim ve öğretim yapan bir üniversite kurma fikrinin öncülerinden olan Ferâhî’nin bu arzusu Osmâniye Üniversitesi’nin kurulmasıyla gerçekleşmiştir. 1919’da Medresetü’l-ıslâh ve Dârü’l-musannifîn’e daha fazla mesai vermek için Haydarâbâd’dan A‘zamgarh’a dönen ve çalışmalarını burada sürdüren Ferâhî, 11 Kasım 1930’da tedavi için gittiği Batı Uttar Pradeş’teki Mathûrâ şehrinde vefat etti ve oraya gömüldü.

Ferâhî’nin asıl ilgi alanı olan Kur’an’ın sırlarını düşünüp bulma gayretleri, Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için anahtar olarak değerlendirdiği bazı temel prensipler bulup geliştirmesini sağladı. Bu metodun temeli “nazm-ı Kur’ân” adını verdiği Kur’an’ın tutarlılık özelliğidir. Ferâhî, nazmın rehberliği olmadan Kur’an’ın sırlar dünyasını ve hikmetini araştırmanın mümkün olmayacağına inanmıştır. Nazım metodunu takip eden diğer ulemânın aksine Ferâhî’nin nazım kavramı sûre ve âyetler arasındaki tenâsübü belirlemekle sınırlı kalmamıştır. Ona göre tenâsüp tertiple birlikle nazmı oluşturan unsurlardan biridir. Temel nazım birimi sûredir ve nazım açısından küçük sûreler de büyük sûreler kadar önemlidir. Her sûrenin bir ana konusu vardır ki bütün sûre bunun üzerinde oluşur. Sûrelerde âyetler birbiriyle çok yakın bir mâna ağıyla örülmüştür. Aynı şekilde bütün sûreler mükemmel düzenlenmiş bir bütünlüğe oturtulmuş olup her sûrenin kompozisyon, mahiyet ve mâna olarak bir önceki ve bir sonraki sûre ile yakın ilişkisi vardır. Ferâhî’ye göre bunu anlayan Kur’an’ın yarısını anlamış demektir. Kur’ân-ı Kerîm’in açıklanması konusunda Ferâhî’nin önem verdiği diğer bir yöntem de Kur’an’ın Kur’an’la tefsir edilmesidir. Bu yolla mâna anlaşılıyorsa başka kaynağa başvurmaya ihtiyaç kalmaz, anlaşılmıyorsa hadise müracaat edilir. Bu arada gerektiğinde Câhiliye şiirinden de faydalanılmalıdır. Ferâhî, Araplar’ın dille ilgili ana kitaplarında mevcut üslûpların araştırılmasının Kur’an’ın anlaşılmasına yardımcı olacağı kanaatindedir.

Kur’an anlayışı ve derin İslâm tarihi bilgisi ışığında Ferâhî, İslâm ümmetinin yeni nesil entelektüelleri için inkılâp sayılabilecek üç temel unsur ihtiva eden bir program tasarlamıştır. Programın en önemli hedefi kendisinin geliştirdiği prensiplerin ışığında bir tefsir yazarak Kur’an’ın anlaşılmasını sağlamaktı. Ona göre müslüman toplumlarındaki hastalığın asıl sebebi Kur’an’ın temel öğretilerini iyi kavrayamamak ve ayrıca tembelliktir. Ümmeti kurtuluşa götürecek ortamı oluşturmanın tek yolu Kur’an’a dönmektir. Ferâhî, sadece on beş kadar kısa sûrenin tefsirini yazmış olmasına rağmen tasarladığı tefsir metodunu bunlarda başarıyla uygulamış, aynı metodu geliştirerek sürdüren talebesi Emîn Ahsen Islâhî Tedebbür-i Ḳurʾân (Lahor 1983) adıyla dokuz ciltlik tam bir tefsir yazmıştır.

Ferâhî’nin tasarladığı programın ikinci bölümü, İslâmî ilimlerin İslâmî olmayan unsurlardan arındırılarak Kur’an ve Sünnet’e göre yeniden yapılandırılmasıdır. Bununla ilgili bir plan hazırlayan Ferâhî, belâgat ve beyan âlimlerinin koyduğu prensipleri takdir etmekle birlikte bunların tercüme suretiyle eski Yunan’dan alındığını, dolayısıyla Kur’an üslûbunun güzelliğini yeterli derecede anlatamadıklarını savunur. Ona göre Arap dilinin metot tenkitçisi Kudâme b. Ca‘fer vazettiği esasları Yunan edebiyatından almış, öte yandan bütün gücünü mânaya değil kelâm kalıplarına ve nazma sarfetmiştir. Bu bakımdan Kudâme’nin Naḳdü’ş-şiʿr’i ile, insanları olduğundan başka türlü niteleyen Yunanlı şair Sophokles’in şiirlerinin ışığında tenkit esaslarını ortaya koyan Aristo’nun şiir kitabı arasında büyük benzerlikler vardır. Ferâhî, sanatın sadece zevk ve tatmin vesilesi olmayıp ahlâkî değerler ve asil öğretiler için de bir araç olduğunu söyler. Bu sebeple de Kur’an’dan çıkardığını belirttiği bir belâgat sistemi ortaya koymuştur.

Programın son bölümü İslâm eğitim sistemini Kur’an merkezli yapmak, diğer konu ve ilimleri de onun etrafında bütünleşecek şekilde ıslah etmektir. Ferâhî, son on yılını Medresetü’l-ıslah’ta eğitimle ilgili prensip ve fikirlerini uygulamakla geçirmiştir.

Çalışmaları yüksek bir araştırma ve ilim standardına sahip olan Ferâhî delillerini kaynaklardan büyük bir titizlikle alır, analize tâbi tutardı. Bunun yanında kendi devrinde savunmacı bir tutum ortaya koyan ulemânın aksine, cihad ve hilâfet gibi kavramları yorumlamasından da anlaşılacağı gibi tamamen bağımsız ve cesur bir tavır takınmış, entelektüel ve ıslahçı bir hareketin zeminini hazırlamıştır.

Eserleri. Daha çok düşüncelerini gerçekleştirme yolunda faaliyet gösteren ve bir ıslahçı olan Ferâhî’nin eserleri şunlardır: 1. Tefsîru niẓâmi’l-Ḳurʾân ve tefsîrü’l-Furḳān bi’l-Furḳān. Tefsir konusundaki düşüncelerini uyguladığı bu eserde re’y veya dirâyet yöntemini reddederek âyet ve sûreler arasındaki râbıtayı ortaya koymaya ve Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmeye çalışmıştır. Eserde yer alan Haşr, Tahrîm, Şems, Asr, Kâfirûn ve Leheb sûreleri aynı tarihte (Aligarh 1908), Fâtiha, Zâriyât, Kıyâme, Mürselât, Abese, Tîn, Fîl, Kevser ve İhlâs sûreleri ise farklı tarihlerde basılmıştır. Fâtiḥatü Tefsîri niẓâmi’l-Ḳurʾân adıyla müstakil yayımlanan bölümde (A‘zamgarh 1937) kendi tefsir metodunu açıklayan yazar besmele ve Fâtiha sûresinin tefsirine yer vermiştir. Bazı eksiklerden dolayı halen yayımlanmamış bulunan Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerinin dışındaki bütün tefsirleri Emîn Ahsen Islâhî tarafından Urduca’ya tercüme edilerek Mecmûʿa-i Tefâsîr-i Ferâhî adıyla neşredilmiştir (Lahor 1985, 1991). 2. Delâʾilü’n-niẓâm (A‘zamgarh 1968). Kur’ân-ı Kerîm’in âyet ve sûrelerinin birbiriyle irtibatını inceler. 3. Esâlîbü’l-Ḳurʾân (A‘zamgarh 1969). Hitap, iltifat, hazf, icmalden sonra tafsil, vasıl ve fasıl nevileriyle atıf, istifham, vasıl, takdim ve tehir gibi konuları ihtiva etmektedir. 4. et-Tekmîl fî uṣûli’t-teʾvîl. Te’vil, tahrif, tafsil kavramlarıyla te’vilde hataya düşmenin sebepleri, Kur’an’ın Kur’an’la te’vili ve te’vilin esasları gibi konuları kapsayan bir çalışmadır. Son üç eser Resâʾilü’l-İmâm el-Ferâhî fî ʿulûmi’l-Ḳurʾân adıyla yayımlanmıştır (A‘zamgarh 1388/1968, 1411/1991). 5. Müfredâtü’l-Ḳurʾân (A‘zamgarh 1939). Ferâhî’nin, âyet ve sûrelerin bir kısmını diğerleriyle açıklama metodundan hareketle lugatçılar ve müfessirlerden farklı anladığı bazı Kur’an lafızlarını şerhettiği bir çalışma olup müellifinin Arap diline hâkimiyetinin bir delili olarak kabul edilir. 6. Cemheretü’l-belâġa (A‘zamgarh 1941). Müellifin Kur’an’dan, eski Arap şiiri ve edebiyatından faydalanarak belâgat konusunda geliştirdiği düşünce ve nazariyelerinin yer aldığı eseridir. 7. er-Reʾyü’ṣ-ṣaḥîḥ fî men hüve’ẕ-ẕebîḥ (A‘zamgarh 1331, 1338). Hz. İbrâhim’in kurban etmeye teşebbüs ettiği oğlunun İshak değil İsmâil olduğunu yahudi ve İslâm kaynaklarıyla mukayeseli olarak ortaya koyduğu bir eserdir. Kitap Emîn Ahsen Islâhî tarafından Urduca’ya çevrilerek neşredilmiştir (Delhi, ts.; Lahor 1395/1975). 8. el-İmʿân fî aḳsâmi’l-Ḳurʾân (Aligarh 1329; Kahire 1349). Kur’an’da geçen yeminleri ele alan eseri Emîn Ahsen Islâhî Urduca’ya çevirmiştir (Lahor 1395/1975). 9. el-Ḳāʾid ilâ ʿuyûni’l-ʿaḳāʾid (A‘zamgarh 1975). İslâm akaidiyle ilgilidir. 10. Dîvân (Arapça, A‘zamgarh 1967). 11. Dîvân (Farsça, Haydarâbâd 1903).

Ferâhî’nin Evṣâfü’l-Ḳurʾân, Esbâbü’n-nüzûl, Kitâbü’r-Rüsûḥ fî maʿrifeti’n-nâsiḫ ve’l-mensûḫ, Fıḳhü’l-Ḳurʾân, İḥkâmü’l-uṣûl bi-aḥkâmi’r-Resûl, Kitâbü’l-ʿAḳl ve mâ fevḳa’l-ʿaḳl adlı eserleri ise henüz basılmamıştır (yayımlanmamış eserleriyle ilgili geniş bilgi için bk. Muhammed Ecmel Islâhî, V/2, s. 81-119).

BİBLİYOGRAFYA
Hamîdüddin Ferâhî, Mecmûʿa-i Tefâsîr-i Ferâhî (trc. Emîn Ahsen Islâhî), Lahor 1991; Abdülhay el-Hasenî, Nüzhetü’l-ḫavâṭır, VIII, 229-230; Muînüddin A‘zâmî, el-Ferâhî ve es̱eruhû fî tefsîri’l-Ḳurʾân (doktora tezi, 1968), Aligarh Muslim University; a.mlf., “el-Ferâhî ve’t-terâbuṭu’l-fikrî fi’l-Ḳurʾân”, el-Baʿs̱ü’l-İslâmî, XXXII/10, Leknev 1988, s. 48-54; Abdurrahman Nâsır Islâhî, Muḫtaṣar Ḥayât-ı Ḥamîd, A‘zamgarh 1973; M. İnâyetullah Sübhânî Islâhî, ʿAllâme Ḥamîdüddîn Ferâhî, A‘zamgarh 1978; Süleyman Nedvî, Yâd-ı Reftegân, Karaçi 1983, s. 110-132; Yûnus İbrâhim es-Sâmerrâî, ʿUlemâʾü’l-ʿArab fî şibhi’l-ḳārreti’l-Hindiyye, Bağdad 1986, s. 780; Mustansır Mir, Coherence in the Qur’ān: A Study of Islahi’s Concept of Nazm, Indianapolis 1986; a.mlf., “The Qur’ānic Oaths; Farāhī’s Interpretation”, IS, XXIX/1 (1990), s. 5-27; ʿAllâme Ḥamîdüddîn Ferâhî, Ḥayât u Efkâr: Maḳālât-ı Ferâhî Semînâr (nşr. Encümen-i Talebe-i Kadîm), A‘zamgarh 1992; Zaferü’l-İslâm Islâhî, Kitâbiyyât-ı Ferâhî, Aligarh 1991; Seyyid Saîd Ahsen el-Âbidî, Ḥamîdüddîn el-Ferâhî: ḥayâtühû ve menhecühû fî tefsîri’l-Ḳurʾân ve es̱erü ẕâlike fi’l-Hind (doktora tezi, ts.), Câmiatü’l-Ezher, Külliyyetü usûli’d-dîn; a.mlf., “el-İmâm Ḥamîdüddîn el-Ferâhî: ḥayâtühû ve müʾellefâtüh”, ed-Dirâsâtü’l-İslâmiyye, XVI/3, İslâmâbâd 1981, s. 9-27; Ebû Nâfi‘ el-Fellâhî, “Nedve ʿilmiyye ḥavle’l-İmâm el-Ferâhî”, el-Baʿs̱ü’l-İslâmî, XXVII/2, Leknev 1982, s. 88-92; Şerefeddin Islâhî, “Mevlânâ Ḥamîdüddîn Ferâhî ki Câey Peydâiş aôr un ki Nisbet Ferâhî”, ʿUlûmü’l-Ḳurʾân, I/1, Aligarh 1985, s. 136-145; Muhammed Ecmel Islâhî, “Teṣânîf-i Ferâhî ka Ġayr-i Maṭbûʿa Sermâye”, a.e., V/2, Aligarh 1990, s. 81-119.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 15. cildinde, 477-478 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.