HAMMÂD ACRED

حمّاد عجرد
HAMMÂD ACRED
Müellif: SÜLEYMAN TÜLÜCÜ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hammad-acred
SÜLEYMAN TÜLÜCÜ, "HAMMÂD ACRED", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hammad-acred (20.08.2019).
Kopyalama metni
II. (VIII.) yüzyılın başlarında Kûfe’de doğdu ve orada yetişti; daha sonra Vâsıt’a gitti. Âmir b. Sa‘saa kabilesinin kollarından Benî Süvâe’nin (Benî Serât veya Benî Ukayl) mevlâsı idi. Acred (çıplak) lakabını, çok soğuk bir günde onu çıplak halde çocuklarla oynarken gören bir bedevînin kendisine, “Evlât, sen çıplaksın” demesinden, yahut Amr b. Sindî tarafından çıplaklığı sebebiyle hicvedilmesinden dolayı aldığı rivayet edilir (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XIV, 322-323). Ok ustası olan babası onun erken yaşlarda iyi bir eğitim görmesini sağladı. Hammâd, Arap dilinin inceliklerini öğrenerek muallim ve müeddipler sırasına girmeyi başardı. Asıl şöhretini ise Abbâsîler zamanında kazandı. Emevî Halifesi II. Velîd döneminde (743-744) bazı şairlerle birlikte halifenin sarayına gitti ve içki meclislerine katıldı. Halifenin ölümü üzerine memleketine döndü. Bundan sonra ömrünü, Abbâsîler’in idaresi altında halifelerin ve devlet adamlarının maiyetinde ve hizmetinde geçirdi. Sadece Cehşiyârî onun Dîvânü’r-resâil kâtiplerinden olduğunu ve Yahyâ b. Muhammed b. Sûl’ün maiyetinde Musul’da, Ukbe b. Selm b. Kuteybe’nin yanında Bahreyn’de görev yaptığını kaydeder. Bu işin 140 (758) yılından önce gerçekleşmesi mümkündür. İlk Abbâsî halifesi Ebü’l-Abbas es-Seffâh devrinde (750-754) Kûfe Valisi Muhammed b. Hâlid’in dostluğunu kazandığı ve halifenin oğlu Muhammed’e mürebbilik yaptığı anlaşılmaktadır. Halife Mansûr zamanında (754-775) onun veziri Rebî‘ b. Yûnus’la münasebeti olduğu gibi bizzat halife hiciv alanındaki gücünü takdir etmiştir. Bir rivayete göre Halife Mansûr, yeğeni Muhammed b. Ebü’l-Abbas es-Seffâh’ın itibarını sarsıp halifelik hususundaki ehliyetsizliğini göstermek ve oğlu Mehdî’nin itibar kazanmasını sağlamak amacıyla Muhammed’in Basra’ya vali olarak tayini sırasında (147/764) bazı uygunsuz kişilerle birlikte Hammâd’ı da onunla birlikte gitmeye teşvik etti. Hammâd’ın, daha önce kendisine öğretmenlik yaptığı sırada içki ve eğlenceye düşkün hale gelmesine sebep olduğu Muhammed b. Ebü’l-Abbas, şairin iyi ilişkiler içinde bulunduğu ve hakkında methiye yazdığı nâdir kişilerden biridir. Hatta Muhammed’in isteği üzerine ve onun adına Abbâsî hânedanına mensup Zeyneb bint Süleyman hakkında aşk şiirleri yazan Hammâd, bu yüzden Zeyneb’in kardeşi Muhammed b. Süleyman’ın tehditlerine mâruz kalınca Halife Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un himayesine sığınmak üzere Basra’yı terkederek Bağdat’a gitti. Bazı kaynaklar ise Hammâd’ın, Mehdî-Billâh’ın halifeliği sırasında (775-785) müstehcen şiirler yazan Mutî‘ b. İyâs ve Yahyâ b. Ziyâd gibi şairlerle birlikte Bağdat’a geldiğini kaydeder. Hammâd’ın ölümüyle ilgili olarak çeşitli rivayetler vardır. Bazı rivayetlere göre Muhammed b. Süleyman, kız kardeşi Zeyneb için yazdığı şiirlerden veya zındıklığından dolayı onu Ahvaz’da öldürtmüş, bazılarına göre ise Ahvaz ve Basra arasında yahut Şîraz’da hastalanarak ölmüştür. Bu olayın tarihi kaynaklara göre farklı ise de (155/772, 161/778, 167/783, 168/784) muhtemelen 161 tarihi doğrudur.

Hammâd Acred Arap edebiyatında şöhret kazanmış üç Hammâd’dan biridir (diğerleri nahivci Hammâd b. Zibrikān ve şiir râvisi Hammâd er-Râviye’dir). Bu üç Hammâd bir araya gelip şarap içer, müstehcen şiirler söylerlerdi. Dine karşı kayıtsız olduklarından her üçü de zındıklıkla itham edilmiştir.

Kaynaklarda önemli bir şair olduğu belirtilen Hammâd başta fâhiş ve kaba yergi ile müstehcen gazel olmak üzere medih, mersiye, tasvir ve hikmet gibi değişik konularda şiir yazmıştır. Hammâd olduğu gibi görünen, riyadan nefret eden, insanların kendisine iyi veya kötü davranmasına aldırmayan bir tabiata sahip olmakla birlikte dili sert ve ağır; alaycı, intikamcı ve müstehcenliğe düşkün; vefası ve dostluğu çıkarı ölçüsündeydi. Bu yüzden Yahyâ b. Ziyâd, Mutî‘ b. İyâs ve Beşşâr b. Bürd gibi en yakın arkadaşları bile onun yergisinden nasiplerini almışlardır ve kendisiyle Beşşâr b. Bürd arasında ağır hicivleşmeler olmuştur. Hammâd’ın edep dışı hiciv ve müstehcen şiirde Ebû Nüvâs’ı geçtiği kaydedilir.

Çeşitli eserlerde edebe aykırı şiirler yazan (mâcin, meccân) bir şair olarak nitelendirilen Hammâd’ın divanı günümüze ulaşmamıştır. Şiirlerinden bazı parçalar başta el-Eġānî olmak üzere çeşitli edebî eserlerde yer almaktadır. Subhî Nâsır, onun şiirlerini Şiʿrü Ḥammâd ʿAcred adı altında derlemiş ve tahkik ederek yayımlamıştır (Basra 1984).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ (nşr. Müfîd Kamîha), Beyrut 1401/1981, s. 402-403; İbnü’l-Mu‘tez, Ṭabaḳātü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Kahire, ts., s. 67-72; Cehşiyârî, el-Vüzerâʾ ve’l-küttâb, s. 109; Ebû Bekir es-Sûlî, Eşʿârü evlâdi’l-ḫulefâʾ (nşr. J. Heyworth-Dunne), London 1936, s. 3-8, 10; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, Beyrut 1381-83/1962-64, XIV, 304-363; Âmidî, el-Müʾtelif, s. 157; Şerîf el-Murtazâ, el-Emâli’l-Murtażâ, Kum 1403, I, 89-93; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, VIII, 148-149; Yâkūt, İrşâdü’l-erîb (nşr. A. Ferîd Rifâî), Kahire 1936-38, X, 249-254; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 210-214; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, VII, 156-157; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, II, 349-350; Ahmed Ferîd Rifâî, ʿAṣrü’l-Meʾmûn, Kahire 1928, II, 277-286; O. Rescher, Abriss der arabischen Literaturgeschichte, Stuttgart 1933, I, 284-288; Sezgin, GAS, II, 469-470; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 78-81; C. Zeydân, Âdâb, I, 380-381; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), II, 272; Tâhâ Hüseyin, Ḥadîs̱ü’l-erbaʿa, Kahire, ts., II, 160-172; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, III, 386-389; G. Vajda, “Les zindiqs en pays d’Islam”, RSO, XVII (1938), s. 203-206; Ch. Pellat, “Ḥammād ʿAdjrad”, EI2 (İng.), III, 135-136.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 15. cildinde, 483 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.