HARRÂNÎ, Hayât b. Kays

حياة بن قيس الحرّاني
Müellif:
HARRÂNÎ, Hayât b. Kays
Müellif: SÜLEYMAN ULUDAĞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.07.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/harrani-hayat-b-kays
SÜLEYMAN ULUDAĞ, "HARRÂNÎ, Hayât b. Kays", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/harrani-hayat-b-kays (20.07.2019).
Kopyalama metni
581’de (1185) seksen yaşlarında vefat etmiş olmasına bakılarak VI. (XII.) yüzyılın başında doğduğu söylenebilir. Hakkında bilgi veren kaynakların çoğu adını Hayât b. Kays el-Harrânî (meselâ bk. Câmî, s. 535), bazıları ise Hayât b. Kays b. Reccâl (Rehhâl) b. Sultân el-Ensârî el-Harrânî (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 182) şeklinde kaydeder. Seyyah İbn Cübeyr, 580 yılı Rebîülevvel ayında (Haziran 1184) Harran’daki zâviyesinde ziyaret ettiği şeyhin adını Ebü’l-Berekât Hayyân b. Abdülazîz şeklinde anar ve yaşının seksenin üzerinde olduğunu belirtir (er-Riḥle, s. 220). Şarkiyatçı D. S. Rice, aslında er-Riḥle’de şeyhin adının geçmediğini, bu ismin eseri yayımlayan W. Wright tarafından eklendiğini söyler (Şeşen, s. 43). Şeyhin künyesindeki Ensârî nisbesi onun sahâbe soyundan geldiğine inanıldığını gösterir. Dindar bir kişi olduğu kaydedilen babası Kays’ın nerede ikamet ettiği bilinmemektedir. Şeyh Hayât’ın Harran’da elli yıl Hüseyin el-Bevârî’nin sohbetlerinde bulunduğu, namazlarını sürekli olarak cemaatle kıldığı rivayet edilir.

İyi hali ve kerametleriyle tanınan Hayât b. Kays’ın (Zehebî, el-ʿİber, III, 81), Sultan Nûreddin Zengî ve Selâhaddîn-i Eyyûbî tarafından ziyaret edilmiş olması çağındaki şöhretini ve nüfuzunu göstermesi bakımından önemlidir. Sultan Nûreddin’i Haçlılar’la savaşa teşvik etmiş, ona duacı olmuştur. Sultan Selâhaddin de şeyhin kendisi için dua etmesini istemiş, ancak onun Musul üzerine yürümesi yönündeki tavsiyesini dinlemediğinden düzenlediği sefer sonuçsuz kalmıştır (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 182; İbnü’l-İmâd, IV, 269).

Harran’da adını taşıyan mescidin kıble tarafında inşa edilen zâviyesinde irşad faaliyetinde bulunan Hayât b. Kays bölgenin en çok saygı gösterilen şeyhi haline gelmiş ve çevresinde birçok mürid toplanmıştı. 581 Cemâziyelevvelinde (Ağustos 1185) vefat eden şeyhin türbesini ziyaret ve onunla teberrük etme geleneği günümüze kadar devam etmiştir.

Şeyh Hayât’ın türbesi Harran’ın batısında ve surların dışında bulunmaktadır. İbn Cübeyr, Harran’ı ziyaret ettiği zaman burada bir mescid ve zâviye ile şeyhin oturduğu bir ev bulunduğunu söyler. Oğlu Ömer’in 592’de (1196) yaptırdığı türbenin kitâbesi M. van Berchem ve Rice gibi şarkiyatçılar tarafından yayımlanmıştır.

İbnü’l-İmâd’ın “ulu şeyh” ve “ünlü velî” diye tanıttığı (Şeẕerât, IV, 269) Şeyh Hayât’a göre temkinli bir sûfînin sahip olduğu mârifet onun dindarlığını gölgelemez. Samimi bir mürid gevşeklik ve bıkkınlık göstermeden zikre devam eder. Gönlünde Allah korkusunun yer etmesini ve keşf ehlinin hallerini temaşa etmeyi isteyenler helâl yemelidir. Yedikleri lokmaya dikkat etmeyenler vuslattan ve melekûtu temaşadan mahrum kalmışlardır. Şeyh Hayât, ibadete vesile olması gereken zühdün geçim yolu haline getirilmemesini ısrarla tavsiye ederdi (Şa‘rânî, I, 132).

Kaynaklarda Şeyh Hayât güler yüzlü, yumuşak huylu, cömert, gece ibadetine düşkün, inzivayı seven bir velî olarak tanıtılır. Ebü’l-Hasan el-Kureşî, Şeyh Hayât’ın Ma‘rûf-i Kerhî, Abdülkādir-i Geylânî ve Akīl el-Menbicî gibi ölümünden sonra da tasarruf sahibi olan dört velîden biri olduğunu söyler (a.g.e., I, 132). Harran halkı bugün bile yağmur duasına çıktığı zaman onu vesile ederek Allah’tan rahmet istemektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Cübeyr, er-Riḥle, Beyrut 1400/1980, s. 220; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXI, 181-182; a.mlf., el-ʿİber, III, 81; İbnü’l-Mülakkın, Ṭabaḳātü’l-evliyâʾ, s. 430; Câmî, Nefeḥât, s. 535; Şa‘rânî, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 132; Münâvî, el-Kevâkib, II, 95; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, IV, 269; Muhammed b. Ali Bihbihân, Ḫayrâtiyye, Kum 1412, s. 388; Nebhânî, Kerâmâtü’l-evliyâʾ, I, 410; Ramazan Şeşen, Harran Tarihi, Ankara 1993, s. 22, 43.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinde, 240 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.