HAS YÛNUS BEY TÜRBESİ

Müellif:
HAS YÛNUS BEY TÜRBESİ
Müellif: SEMAVİ EYİCE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/has-yunus-bey-turbesi
SEMAVİ EYİCE, "HAS YÛNUS BEY TÜRBESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/has-yunus-bey-turbesi (26.05.2019).
Kopyalama metni
Kasabanın yerleşim alanı dışındaki düzlükte eski mezarlığın içindedir. İlkçağ’da adı Ainos olan Enez, tarih içinde önemli bir ticaret ve liman şehri olarak gelişmiş, Edirne’nin Meriç yoluyla denize bağlantısını sağlayan bir iskele olmuştur.

Türbenin adını taşıdığı Yûnus Bey’in aslen ihtida etmiş bir Katalan (İspanyol) olduğuna dair kaydın doğruluk derecesini kontrol mümkün değildir. Donanma kumandanı Hamza Bey’in Sakız adası seferi arkasından 1455 yazında Osmanlı donanmasının başına getirilen Has Yûnus Bey, denize açıldığı ilk seferinde bir fırtınaya yakalanarak gemilerinden yedisini kaybetmiş, kendi sancak gemisi güçlükle Sakız’a sığınabilmiş, on iki gemisi de Midilli Limanı’na ulaşabilmiştir. Kritobulos ve Dukas adlı Bizanslı tarihçilerin verdiği bilgilere göre Sakız önünde, içinde Midilli Dukası Gattelusio’nun kayınvâlidesinin de bulunduğu bir gemiyi ele geçirmeye çalışmış, daha sonra Anadolu kıyılarında Yenice-Foça’da Ceneviz tüccarlarını yakalamış ve ganimet toplayarak kasım ayı içinde donanmanın üssü olan Gelibolu’ya dönmüş, hediyeleriyle esirleri sultana sunarak durumunu düzeltmeye çalışmıştır. Has Yûnus Bey bunun ardından Enez’in fethine katıldı. Uzun süre Bizans hâkimiyetinde kalan şehir, İmparator V. Ioannes Palaiologos’un kız kardeşi Maria Palaiologina, Ceneviz Francesco Gattelusio ile evlenince Midilli adası ile birlikte gelinlik çeyizi olarak ona verilmişti (1355). Bundan sonra Cenovalı asil aileler arasında çeşitli iktidar mücadelelerine sahne olan Enez, 1455 yılı kışı ortasında Fâtih Sultan Mehmed kumandasındaki Osmanlı ordusu ve on kadırgadan oluşan donanma tarafından kuşatma altına alındı. Bu esnada kasabanın idarecisi olan Dorino Gattelusio kışlamak üzere Semendirek adasına çekildi, Enez halkı da çaresiz kaldığından 1456 Ocak ayı içinde kaleyi teslim etti. Enez’e gelen Fâtih, Dorino’nun sarayına yerleşerek burada üç gün kaldı, kasabadaki en büyük kiliseyi camiye çevirdi, kalenin idaresini de Murad Bey’e bırakarak Edirne’ye döndü. Âşıkpaşazâde ve Neşrî’ye göre bu arada Yûnus Bey de Taşoz ve Limni adalarını fethetmiştir.

Fâtih buradan ayrılırken Yûnus Bey’e Dorino’yu da yakalama emrini verdi. Aynı zamanda adalardan Dorino’nun adamlarını uzaklaştırmak için yola çıkan Yûnus Bey bir kadırga ile İmroz önüne gitti; fakat şiddetli fırtına yüzünden Kefalo Limanı’na sığınmak zorunda kalarak buraya çağırttığı İmrozlu Kritobulos’u, adayı Dorino adına idare eden Ioannes Laskaris Rhyndakenos’un yerine tayin etti. Dorino’nun, bizzat Edirne’ye gidip Fâtih’e kendini affettirerek bu iki adanın idaresini tekrar elde etmesi üzerine Yûnus Bey buna karşı çıkarak adaların Gattelusiolar’ın elinde kalmasının sıkıntılara yol açacağını padişaha bildirdi. Bunun üzerine Fâtih Sultan Mehmed kararından dönerek Dorino’ya Makedonya’da Zihne’de timar verdi; ancak Dorino kısa bir süre sonra yanındaki Türk muhafızları öldürterek Midilli’ye, oradan da Naksos (Nakşa) adasına kaçtı. Bu olaydan sonra kaynaklarda Has Yûnus Bey hakkında bilgi bulunmamaktadır. Kendisini yakından tanıyan ve Fâtih’in biyografisini yazan İmrozlu Kritobulos meşhur vekāyi‘nâmesinde, bazı başarısızlıkları ile daha başka sebepler yüzünden gözden düşen Yûnus Bey’in kısa bir süre sonra gazaba uğrayarak idam edildiğini kaydeder. Dorino ve Yûnus Bey’le ilgili olayları görmüş, bazılarının içinde bulunmuş bir kişi olarak en doğru bilgileri Kritobulos’un vermesi kuvvetle muhtemeldir. Ancak bunların kronolojik sırasını kasıtlı olarak karıştırmış olmalıdır. Bu olaylara çok daha uzak olan Dukas, Yûnus Bey’in gözden düştükten sonra Karia sancak beyliğine tayin edildiğini, yerine Hadım İsmâil adında birinin getirildiğini bildirir. İkbali 1455 yazından 1456 yılı kışı sonlarına kadar devam eden Has Yûnus Bey, Enez’in ocak ayı sonlarındaki (Dukas’a göre 24 Ocak’ta) fethini takip eden haftalarda görevinden alınarak idam edilmiş olmalıdır. Sicill-i Osmânî’de (IV, 676) Yûnus Bey’in daha uzun yıllar yaşadığı ve Otlukbeli Meydan Savaşı’nda şehid düştüğü yolunda verilen bilgiler yanlıştır. Öte yandan bu denizcinin, Cenevizli Dorino Gattelusio ile Fâtih’e yaltaklanarak kendisine bir derebeylik kurmak isteyen Kritobulos’un entrikaları sonunda idam edilmiş olduğu da düşünülebilir.

Halk arasında, türbenin Fâtih Sultan Mehmed’in kaptanı Yûnus Bey’e ait olduğuna ve onun Enez’in fethinde “şehîden” öldüğüne inanılması Has Yûnus Bey’in burada defnedildiği ihtimalini akla getirmektedir. Ayrıca Enez’in fethine katılmış önemli bir kişi olarak kasabanın müslüman halkı tarafından burada bir “makam türbe” yaptırılmış olabilir. Böylece Enez fâtihi sayılan Yûnus Bey, yerli halk arasında Yûnus Baba adıyla anılan efsanevî bir kahraman durumuna girmiştir. Bunun yanında İstanbul’da, son kırk elli yıl içinde Has Yûnus Bey’e ait olduğu sanılarak 1952’de ihya edilen bir türbe daha vardır. Halbuki Enez’in fethiyle yeni kaptan İsmâil Bey’in seferi arasındaki zamanda Yûnus Bey İstanbul’a gelmemiştir. Süleymaniye semtinin alt tarafında Rızapaşa Yokuşu’nun başında Fuadpaşa caddesi köşesinde olan, önce Hacı Yûnus Baba Türbesi olarak bilinen küçük bir türbe 1952 yılında yeniden yapılırken buraya Fâtih’in donanma kumandanı Has Yûnus Paşa’nın adını bildiren bir kitâbe konulmuştur. Ancak yukarıda belirtildiği gibi Has Yûnus Bey’in İstanbul’da bir türbesinin bulunmasına imkân yoktur.

Evvelce yakınında bir de tekke olduğu bilinen Enez’deki türbe geniş bir müslüman mezarlığının ortasındadır. Etrafında kasabanın Türk halkına ait çok sayıda mezar taşı görülür. Pîrî Reis’in Kitâb-ı Bahriyye adlı eserindeki küçük portulan haritalarında Enez Limanı kenarında “Yûnusluk” yazısı ile bu kabristan işaretlenmiştir. Buranın bütün Osmanlı dönemi boyunca kasabanın Türk mezarlığı olduğu etraftaki çok sayıda mezar taşından anlaşılmaktadır. Türbe, mimarisinden de açıkça görüldüğü gibi bir Türk yapısı olmayıp çok küçük ölçüde bir hıristiyan ibadet yeri yani şapeldir. Etrafı moloz taşlardan alçak bir duvarla çevrili olan bu haç biçimindeki yapının ortasında yüksek kasnaklı bir kubbe vardır. Türbenin dış duvarları içinde bir de kuyu mevcuttur. Türbenin esas girişi örülmüş, yandan yeni bir giriş açılmıştır. Mekânın haç şeklindeki kolları beşik tonozlarla örtülüdür. Bu kollardan birine, Kaptan Yûnus Bey’e ait olduğu kabul edilen bir sanduka yerleştirilmiştir. Bina moloz taşlardan inşa edilmiştir. 1,65 m. yüksekliği olan kasnak, 15 cm. genişliğinde ve 60 cm. yüksekliğinde mazgal gibi dar ve uzun dört pencereye sahiptir. Kubbe ve tonozlar alaturka kiremitlerle örtülüdür. Bu küçük binanın doğu tarafında, üzeri yarım kubbe ile örtülü ve dışa yarım yuvarlak bir çıkıntı teşkil eden bir apsis vardır. Esasında çok ufak bir hıristiyan ibadet yeri olduğu anlaşılan bu tarihî eser, Has Yûnus Bey adına 500 yıldır Enez’in Türk halkı tarafından saygı gösterilen bir türbe-ziyaretgâh halinde yaşamaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Sicill-i Osmânî, IV, 676; Pîrî Reis, Kitâb-ı Bahriye (haz. F. Kurdoğlu – A. H. Alpagut), İstanbul 1935, s. 98; a.e. (nşr. Kültür Bakanlığı), İstanbul 1988, I, 229-230, 231; F. W. Hasluck, “Monuments of the Gattelusi”, Annual of the British School at Athens, XV, London 1908-1909, s. 249-257; Feridun Dirimtekin, “Fatih’in Donanma Komutanlarından Has Yunus Bey”, TTOK Belleteni, sy. 128 (1952); Muzaffer Batur, “Enez”, Arkitekt, XXXI/305, İstanbul 1961, s. 173-176, 186; Semavi Eyice, “Enez’de Yunus Kaptan Türbesi ve Has Yunus Bey’in Mezarı Hakkında Bir Araştırma”, TD, sy. 17-18 (1963), s. 141-158, lv. I-VI, 10 rs.; a.mlf., “Kritobulos ve Eseri”, KAM, VI/3 (1977), s. 12-21.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinde, 273-275 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.