HASAN b. ALİ es-SANHÂCÎ

الحسن بن علي الصنهاجي
Müellif:
HASAN b. ALİ es-SANHÂCÎ
Müellif: MEHMET ÖZDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-b-ali-es-sanhaci
MEHMET ÖZDEMİR, "HASAN b. ALİ es-SANHÂCÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-b-ali-es-sanhaci (14.08.2020).
Kopyalama metni
502 yılı Receb ayında (Şubat 1109) Sûse’de doğdu. Babasının ölümü üzerine tahta geçtiğinde henüz on iki yaşındaydı. Bu sebeple devletin idaresi Sandal el-Hâdim adlı siyasetten anlamayan cahil bir memlükün eline geçti. Kısa bir süre sonra yönetimde gevşeme ve çözülme meydana geldi. Bu durumu fırsat bilen Norman Kralı II. Roger, Murâbıt Hükümdarı Ali b. Yûsuf b. Tâşfîn’in kumandanlarından Ebû Abdullah İbn Meymûn’un Sicilya’ya hücumundan Hasan b. Ali’yi sorumlu tutarak Zîrîler hânedanının merkezi Mehdiye’ye asker sevketti. Ancak şehri ele geçirmeye muvaffak olamadı (516/1122). Ertesi yıl 300 gemi ve 1000 süvariyle Hâsî adasına saldıran ve Deymas Kalesi’ni alan Normanlar, Hasan b. Ali’nin gönderdiği kuvvetler ve onların yardımına gelen öteki Arap ve Berberî kabileler tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.

Hammâdî Emîri Yahyâ’nın kumandanlarından Mutarrif b. Hamdûn b. Ali, 529 (1135) yılında Mehdiye’yi denizden ve karadan muhasara altına alınca zor durumda kalan Hasan b. Ali, bölgedeki Benî Hilâl kabilesine mensup Araplar’dan ve Norman Kralı II. Roger’den yardım istedi. Hammâdî kuşatması onların yardımı sayesinde başarısızlıkla sonuçlandı. Hasan Hammâdîler’i bozguna uğratarak bazı gemilerini ele geçirdi. Bu vesile ile Roger’le bir saldırmazlık anlaşması imzaladı. Roger 531’de (1137) Cerbe’yi işgal ettikten sonra bütün İfrîkıye sahillerini istilâ etti. 538’de (1143) Sefâkus’a saldıran Normanlar iki yıl sonra Karkene’yi işgal edip halkını kılıçtan geçirdiler. Hasan b. Ali, Kral Roger’e aralarındaki anlaşmayı hatırlatınca da Roger Zîrîler’e tâbi olmayan bölgelere saldırdığını, anlaşmanın yürürlükte olduğunu söyledi. Ancak 543’te (1148) yeniden Mehdiye’ye hücum etti. Roger’in emriyle yola çıkan Norman donanmasının kumandanı Corcî b. Mîhâîl el-Antâkî, müslümanların zaaflarını ve kıtlık yüzünden şehrin müdafaasız bırakıldığını bildiğinden bu defa şehri işgale muvaffak oldu (2 Safer 543 / 22 Haziran 1148). Hasan b. Ali ailesi ve askerleriyle birlikte şehri terketti. Böylece İfrîkıye’deki Zîrîler hânedanı tarihe karışmış oldu.

Mehdiye’den ayrıldıktan sonra Mâleka Emîri Muhriz b. Ziyâd’ın yanına giden Hasan b. Ali es-Sanhâcî, burada beklediği ilgiyi göremeyince iyi ilişkiler içinde olduğu Fâtımîler’in hâkimiyetindeki Mısır’a gitmek istedi. Ancak Corcî tarafından sürekli takip edildiği için amcazadesi Yahyâ b. Azîz el-Hammâdî’nin yanına Bicâye’ye gitti. Muvahhidler’in kurucusu Abdülmü’min’in Bicâye’yi zaptına kadar orada kaldı (547/1152). Abdülmü’min ile birlikte İfrîkıye seferine katıldı (555/1160) ve daha sonra Mehdiye’de öldü.

BİBLİYOGRAFYA
İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, I, 308-314 vd.; İbnü’l-Hatîb, Aʿmâlü’l-aʿlâm (nşr. E. Lévi-Provençal), Beyrut 1956, s. 33; İbn Haldûn, el-ʿİber, VI, 161; Kalkaşendî, Ṣubḥu’l-aʿşâ, V, 121; Muhammed el-Bâcî el-Mes‘ûdî, Ḫulâṣatü’n-naḳıyye fî ümerâʾi İfrîḳıyye, Tunus 1283, s. 51; H. R. Idris, La Berbérie orientale sous les Zīrīdes Xe-XIIe siècles, Paris 1962, I-II, tür.yer.; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), II, 202-203; Seyyid Abdülazîz Sâlim, el-Maġribü’l-kebîr: el-ʿaṣrü’l-İslâmî, Beyrut 1981, II, 678-681; Abduh Abdülazîz Kalkīle, el-Belâṭu’l-edebî li’l-Muʿiz b. Bâdîs, Riyad 1403/1983, s. 40 vd.; Afîfî Mahmûd İbrâhim, Benû Zîrî ve ʿalâḳatühümü’s-siyâsiyye bi’l-ḳuva’l-İslâmiyye fî ḥavżi’l-baḥri’l-mütevaṣṣıṭ: 362-543 h., Kahire 1989, s. 40-43, 46, 74, 109-110, 165-166; G. Marçais, “Zîrîler”, İA, XIII, 576.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 16. cildinde, 288 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER