HATİBOĞLU - TDV İslâm Ansiklopedisi

HATİBOĞLU

Müellif:
HATİBOĞLU
Müellif: MUSTAFA ERKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hatiboglu
MUSTAFA ERKAN, "HATİBOĞLU", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hatiboglu (27.11.2020).
Kopyalama metni
Asıl adı Mehmed, lakabı Hatiboğlu’dur. Eserlerinde daha çok Hatiboğlu, yer yer de İbn Hatîb mahlasını kullanmıştır. Germiyan Beyliği’ne tâbi Kal‘a-i Honâs’ta (günümüzde Denizli’nin Honaz kasabası) dünyaya geldi (Ferahnâme, vr. 13b). 817 (1414) yılında yazdığı Letâyifnâme’sinde, “Geçti kırk yıl işte ömründen hisâb” dediği (vr. 12b) dikkate alınırsa 777 (1375) yılı civarında doğduğu söylenebilir. Gerek M. Fuad Köprülü (TM, II [1928], s. 491, 495), gerekse İsmail Hikmet Ertaylan (Bahrü’l-hakāyık, neşre hazırlayanın girişi, s. 2), onun 829’da (1426) yazdığı Ferahnâme’deki bir beyitten (vr. 48a) hareketle doğumunu 789 (1387) olarak göstermişlerse de bu, Letâyifnâme’deki kayda göre geç bir tarihtir. Hatiboğlu, Ferahnâme’nin bir nüshasını 838’de (1435) Candaroğlu İsfendiyar Bey’e sunduğuna göre ölümü bu tarihten sonra olmalıdır. Mehmed Süreyyâ Bey, kaynak göstermeden onun 864 (1460) yılında İznik’te vefat ettiğini söyler. Esat Coşan ise Fâtih Sultan Mehmed’in saltanatının ilk yıllarında, İstanbul’un fethinden önceki bir tarihte öldüğü kanaatindedir (Hacı Bektâş-ı Velî: Makālât, s. LI).

Ankara Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun istikrarsız ortamında çeşitli Anadolu beylikleri arasında dolaşan Hatiboğlu, 812’de (1409) kaleme aldığı Bahrü’l-hakāik’ı Maraş ve Elbistan hâkimi Dulkadıroğlu Nâsırüddin Mehmed Bey’e sunmuş, muhtemelen bir süre onun yanında kalmıştır. 817 (1414) yılında tamamladığı Letâyifnâme’sini kimin adına yazdığı belli değildir. Meşhur eseri Ferahnâme’yi ise 829’da (1426) tamamlamış ve Osmanlı ülkesine gelerek II. Murad’a takdim etmiştir. Bir yıl sonra Karaman Beyliği’ne geçen Hatiboğlu eseri Karamanoğlu İbrâhim Bey’e, sekiz yıl sonra da (838/1435) ithaf kısmında yaptığı bir değişiklikle Candaroğlu İsfendiyar Bey’e sunmuştur. Candaroğulları Beyliği’nde ne kadar kaldığı ve hayatının bundan sonraki dönemi hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Köprülü, Hatiboğlu’nu, Şekāik Tercümesi (s. 115) ve Osmanlı Müellifleri’nde (I, 294) zikredilen Hatiboğlu lakabıyla meşhur Mevlânâ Tâceddin İbrâhim’le birleştirmek istemiştir (TM, II [1928], s. 490-491, 494, 496). Bu kaynaklarda verilen bilgilere göre Tâceddin İbrâhim Kastamonuludur. Molla Yegân’ın talebelerinden olup II. Murad devrinde İznik Medresesi’nde müderrislik yapmış ve orada vefat etmiştir. Şiirle alâkası da bilinmemektedir. Honaslı olan Hatiboğlu Mehmed ise bir şairdir ve çeşitli Anadolu beylerine eserler sunmuştur. Âlim olup olmadığı, hatta tercüme yapacak kadar Arapça bildiği bile şüphelidir. Çünkü doğrudan doğruya Arapça’dan tercüme yaptığına dair eserlerinde bir ifade yoktur. Bahrü’l-hakāik’ı, Makālât’ın Türkçe’ye tercümesinin sırası karışık bir nüshasından (Coşan, Hacı Bektâş-ı Velî: Makālât, s. L-LI), Ferahnâme’yi Darîr’in Yüz Hadis ve Yüz Hikâye çevirisinden, Letâyifnâme’yi de Mustafa b. Muhammed el-Ankaravî’nin tercüme ettiği Sûre-i Mülk Tefsiri’nden faydalanarak nazma çekmiştir. Öte yandan II. Murad’a intisap edip yıllarca İznik’te müderrislik yapan bir kimsenin çeşitli Anadolu beylerine eser sunması ve Osmanlılar’ın rakibi Karamanoğlu İbrâhim Bey’e gitmesi de pek mümkün görünmemektedir. Bu sebeple Hatiboğlu Mehmed ile Hatiboğlu Mevlânâ Tâceddin İbrâhim ayrı kişiler olmalıdır.

Hatiboğlu, Bahrü’l-hakāik (vr. 56a) ve Letâyifnâme’de (vr. 123a) Nizâmî-i Gencevî’yi, Sa‘dî-i Şîrâzî’yi, Ferîdüddin Attâr’ı ve onların takipçisi olarak da Türk şairlerinden Gülşehrî, Dehhânî, Ahmedî, Şeyhoğlu, Âşık Paşa ve Elvan Çelebi’yi kendisine örnek aldığını söylüyorsa da kuvvetli bir edebî kişilik ortaya koyamamıştır. Eski Anadolu Türkçesi’nin özelliklerini taşıyan eserlerinde Türk toplumuna Ehl-i sünnet akîdelerinin öğretilmesini gaye edinen didaktik bir üslûp ve basit, sade, külfetsiz, nazım tekniği bakımından kusurlu, fakat yer yer samimi bir ifade dikkati çekmektedir.

Eserleri. 1. Bahrü’l-hakāik*. Hatiboğlu bu eserinde, Hacı Bektâş-ı Velî’nin Makālât’ını Türkçe mensur bir tercümesinden de faydalanarak nazmetmiştir. Yer yer hikâyelerle zenginleştirilen eserde iman esasları, şeriat, tarikat, mârifet ve hakikat yolcuları, şeytan ve izinden gidenlerle insanın vasıfları anlatılır. Sekiz bölüm halindeki 1359 beyitlik bu eserin Manisa Murâdiye Kütüphanesi’ndeki nüshası (nr. 1311) İsmail Hikmet Ertaylan tarafından bir giriş yazısıyla birlikte tıpkıbasım olarak yayımlanmıştır (İstanbul 1960). 2. Letâyifnâme. Hatiboğlu’nun, Yıldırım Bayezid devri âlimlerinden İbn Berkî diye tanınan Kādılkudât Muslihuddin Muhammed’in Arapça Sûre-i Mülk Tefsiri’nin manzum çevirisidir. Hatiboğlu, eserin daha önce Mustafa b. Muhammed el-Ankaravî tarafından Gelibolu fâtihi Süleyman Paşa adına yapılan Türkçe tercümesinden de (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 479; İÜ Ktp., TY, nr. 7) faydalanmıştır. Aruzun “fâilâtün fâilâtün fâilün” kalıbı ile yazılan 3910 beyitlik bu mesnevi 817 (1414) yılında tamamlanmıştır. Arapça hamdele ile başlayan eserde tevhid, na‘t, dört halifeye na‘t, tercüme-i kitâb, münâcât, adalet, mu‘cize-i nebî ve mi‘rac bölümlerinden sonra tefsir bölümüne geçilir. Sûrenin ilk âyetleri genişçe tefsir edildiği halde sondakiler daha kısa tutulmuş, âyetler yer yer konu dışına taşan tasavvufî, destanî hikâyelerle açıklanmış, böylece esere pek çok telif unsuru katılmıştır. Hatiboğlu, eseri değiştirmeden mensur şeklinden manzum hale çevirdiğini söylüyorsa da (vr. 6a, 123b) Arapça’dan tercüme ettiğine dair açık bir ifade kullanmamıştır. Ancak kelime ve cümle benzerliklerinden, Mustafa b. Muhammed el-Ankaravî’nin yaptığı tercümeden faydalandığı anlaşılmaktadır. Letâyifnâme’nin, Cezayirli Yûsuf b. Muhammed Ali tarafından 1245’te (1829) rik‘a hattıyla istinsah edilmiş 124 varaklık bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Hacı Mahmud Efendi, nr. 3326). 3. Ferahnâme*. 829 (1426) yılında tamamlanan eser, Darîr’in Yüz Hadis ve Yüz Hikâye tercümesinden faydalanılarak meydana getirilmiş 6091 beyitlik didaktik bir mesnevidir. Eserde hadis tercümelerinin daha iyi anlaşılabilmesi için İslâm tarihine ve sosyal hayata dair hikâyelerle dinî-ahlâkî öğütlere yer verilmiştir. Ferahnâme’nin Sultan II. Murad’a ve iki ayrı Türk beyine (Karamanoğlu İbrâhim Bey ve Candaroğlu İsfendiyar Bey) sunulmuş farklı nüshalarının çeşitli kütüphanelerde yazmaları bulunmaktadır (Budapeşte Macar İlimler Akademisi Ktp., TY, nr. 24; Kayseri Râşid Efendi Ktp., nr. 1074/125; Afyon İl Halk Ktp., Gedik Ahmet Paşa, nr. 1183; Koyunoğlu Müze ve Ktp., nr. 13282, 13290; TTK Ktp., nr. 430). Hatiboğlu ve eserleri üzerine Esad Coşan tarafından bir doktora tezi hazırlanmıştır (Hatiboğlu Muhammed ve Eserleri, 1965, AÜ İlâhiyat Fakültesi).

BİBLİYOGRAFYA
Hatiboğlu, Bahrü’l-hakāyık (nşr. İsmail Hikmet Ertaylan), İstanbul 1960, neşre hazırlayanın girişi, s. 1-23; a.e. (haz. Mukadder Akgül, mezuniyet tezi, 1961), İÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ktp., nr. 572; a.mlf., Letâyifnâme, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 3326; Gülşehrî, Mantıku’t-tayr (nşr. Agâh Sırrı Levend), Ankara 1957, s. 6; Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 115; Âlî Mustafa, Künhü’l-ahbâr, İstanbul 1277, V, 233; V. D. Smirnov, Mecmûa-i Müntehabât-ı Âsâr-ı Osmâniyye, St. Petersburg 1903, s. XXII-XXIII, 433-437; Osmanlı Müellifleri, I, 294; M. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul 1926), İstanbul 1984, s. 357, 360; a.mlf., “Les origines de Bektachisme”, Actes du congrès international d’histoire des religions, Paris 1925, II, 409 (aynı makale: “Bektaşiliğin Menşeleri”, TY, II/8 [1341], s. 138-139); a.mlf., “İbn Hatib Ferahnâme”, TM, II (1928), s. 489-496 (aynı yazı bazı küçük ilâvelerle: Araştırmalar, s. 192-203); Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I, 530; Arif Özer, Baḥrü’l-ḥaḳāyıḳ’ın Dili Üzerinde Bir Gramer Araştırması (mezuniyet tezi, 1965), İÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ktp., nr. 678; Esat Coşan, Hacı Bektâş-ı Velî: Makālât, İstanbul 1971, s. XLII-LII; Kocatürk, Türk Edebiyatı Tarihi, s. 275-276; Banarlı, RTET, I, 377, 418; Âmil Çelebioğlu, Sultan II. Murad Devri Mesnevileri (doçentlik tezi, 1976, Erzurum Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi), s. 118-120, 125-127, 208-230; Fahir İz – Günay Kut, “Hatiboğlu”, Büyük Türk Klâsikleri, II, 137; Mustafa Özkan, Türk Dilinin Gelişme Alanları ve Eski Anadolu Türkçesi, İstanbul 1995, s. 213-226; J. Németh, “Das Ferahnâmeh des Ibn Hatîb”, MO (1919), s. 145-184; Şehabeddin Tekindağ, “İzzet Koyunoğlu Kütüphanesinde Bulunan Türkçe Yazmalar Üzerinde Çalışmalar I”, TM, XVI (1971), s. 148-162; Kemal Yavuz, “XIII-XVI. Asır Dil Yadigârlarının Anadolu Sahasında Türkçe Yazılış Sebepleri ve Bu Devir Müelliflerinin Türkçe Hakkındaki Görüşleri”, TDA, sy. 27 (1983), s. 32, 49-50; Cemil Öztürk, “Hatiboğlu’nun Ferahnâmesi”, TUBA, XIV (1990), s. 401-413; Hasibe Mazıoğlu, “Türk Edebiyatı (Eski)”, TA, XXXII, 99, 107; “Hatiboğlu”, TDEA, IV, 158-159.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 16. cildinde, 461-462 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER