HAVVÂT b. CÜBEYR

خوّات بن جبير
HAVVÂT b. CÜBEYR
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/havvat-b-cubeyr
M. YAŞAR KANDEMİR, "HAVVÂT b. CÜBEYR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/havvat-b-cubeyr (22.05.2019).
Kopyalama metni
Milâdî 587 yılı civarında doğduğu anlaşılmaktadır. Uhud Gazvesi’nde Ayneyn tepesindeki okçuların kumandanı olan Abdullah b. Cübeyr’in kardeşidir. Evs kabilesine mensup olmakla beraber bazı kaynaklarda Benî Hazrec’e nisbet edilmektedir. Havvât, Bedir Gazvesi’ne giderken Ravhâ (Safrâ) denilen yerde ayağı kırıldığından Resûlullah tarafından Medine’ye geri gönderilmiş, bununla beraber kendisine ganimetten pay ayrılmıştır. Daha sonra cereyan eden bütün gazvelere katılmıştır.

Benî Kurayza Gazvesi’nden önce henüz Hendek Gazvesi devam ederken Havvât, Hz. Peygamber tarafından Kurayzaoğulları hakkında bilgi toplamakla görevlendirildi. Yahudilerin topraklarına girip kalelerini gözetlemeye başladı. Fakat bir akşam vakti yorulup uykuya daldığı sırada bir yahudi onu yüklenip kaleye götürdü. Ancak bir müslüman casusu yakaladığını haber verdiği sırada Havvât onun belindeki baltayı çekip kendisini öldürdü. Yakalanmadan Medine’ye dönünce başından geçen olayları Cebrâil’in Resûl-i Ekrem’e haber verdiğini, müslümanların da bütün olup bitenleri öğrendiğini gördü (Vâkıdî, II, 460-461). Hz. Peygamber’in onu Benî Kurayza yahudilerine barış teklifiyle gönderdiği, fakat onların buna yanaşmadıkları da belirtilmekte (İbn Hacer, el-Meṭâlibü’l-ʿâliye, IV, 229), Havvât ile birlikte Kurayzaoğulları’na giden heyet arasında Sa‘d b. Muâz, Sa‘d b. Ubâde ve Abdullah b. Revâha’nın da bulunduğu kaydedilmektedir.

Sahâbîlerin Hz. Peygamber ile beraber yaptıkları bir yolculuk sırasında Merrüzzahrân’da mola verildiği esnada bir grup kadını gören Havvât kılık değiştirerek onların arasına katıldı. O sırada çadırından çıkan Resûl-i Ekrem kendisini farkedip yanına çağırdı. Başına geleceklerden korkan Havvât kaybolan devesini aradığını söyledi. Onun bu sözüne inanmış görünen Resûlullah daha sonra ona rastladıkça, “Şu kaybolan deveden ne haber?” diye kendisine takılırdı. Bu imalı sözlerden çok utanan Havvât bir defasında, müslüman olalı beri o devenin artık hiç kaybolmadığını söyleyince Hz. Peygamber ona üç defa, “Allah sana merhametiyle muamele etsin!” diye dua etti (Heysemî, IX, 401).

Havvât’ın güzel sesli bir şair olduğu bilinmektedir. Hz. Ömer’le birlikte hacca giderken aralarında Ebû Ubeyde b. Cerrâh ile Abdurrahman b. Avf gibi sahâbîlerin de bulunduğu kafile içinde seher vaktine kadar kendi şiirlerinden meydana gelen şarkılar okuduğu belirtilmektedir. Onun Sıffîn Savaşı’nda Hz. Ali’nin saflarında yer aldığı rivayet edilir (İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, III, 171).

Havvât Resûl-i Ekrem’den birkaç hadis rivayet etmiş, kendisinden de Abdurrahman b. Ebû Leylâ, Atâ b. Yesâr ve kendi oğlu Sâlih rivayette bulunmuştur. Hayatının son yıllarında gözlerini kaybeden Havvât b. Cübeyr 40 (660-61) veya 42 (662-63) yılında Medine’de vefat etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 460-462; İbn Hişâm, es-Sîre2, II, 346; III, 232-233; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, III, 477-478; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, III, 216-217; İbn Şebbe, Târîḫu’l-Medîneti’l-münevvere, III, 791-792; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 159, 327; İbn Ebû Hâtim, el-Cerḥ ve’t-taʿdîl, III, 392; İbn Hazm, Cemhere, s. 336-337; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, I, 442-448; Meydânî, Mecmaʿu’l-ems̱âl (Abdülhamîd), I, 376-377; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, II, 148-149; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 329-330; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: ʿAḥdü’l-ḫulefâʾi’r-râşidîn, s. 618-620; Heysemî, Mecmaʿu’z-zevâʾid, IX, 401; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), II, 346-348; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, III, 171; a.mlf., el-Meṭâlibü’l-ʿâliye, IV, 229; Hazrecî, Ḫulâṣatü Teẕhîb, s. 108; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, I, 48; Mehmed Zihni, Meşâhîrü’n-nisâ, İstanbul 1294, I, 221-222; Köksal, İslâm Tarihi (Medine), V, 239-241; Abdülhay el-Kettânî, et-Terâtîbü’l-idâriyye (Özel), II, 355; III, 166-167.
Bu madde ilk olarak 1997 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 16. cildinde, 546 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.