İBN BÂBEVEYH, Ebü’l-Hasan

أبو الحسن ابن بابويه
Müellif:
İBN BÂBEVEYH, Ebü’l-Hasan
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-babeveyh-ebul-hasan
İLYAS ÜZÜM, "İBN BÂBEVEYH, Ebü’l-Hasan", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-babeveyh-ebul-hasan (21.11.2019).
Kopyalama metni
Kum’da dünyaya geldi. Kaynaklarda doğum tarihi belirtilmemişse de gençlik döneminde on birinci imam Hasan el-Askerî’nin (ö. 260/874) hayatının son yıllarında kendisi hakkında tevkī‘* geldiği yolundaki rivayet (Hânsârî, IV, 273) dikkate alındığında 240’lı (854) yıllarda doğduğu söylenebilir. Çok sayıda ilim adamı yetiştiren Bâbeveyh (Bâbûyeh) ailesine mensup olup daha çok İbn Bâbeveyh Ali b. Hüseyin şeklinde, bazan da Sadûk lakabıyla anılır. Aynı lakapla anılan ve kendisinden daha meşhur olan oğlu Şeyh Sadûk İbn Bâbeveyh ile karıştırılmaması için es-Sadûku’l-evvel şeklinde zikredilir.

Hayatı hakkındaki bilgiler çok sınırlı olan İbn Bâbeveyh devrindeki önemli âlimlerden fıkıh ve hadis dersleri aldı. İbrâhim b. Abdûs el-Hemedânî, Ahmed b. İdrîs, Ahmed b. Ali et-Tiflîsî, Habîb b. Hüseyin el-Kûfî, Hasan b. Ahmed el-Kummî, Muhammed b. Hasan es-Saffâr gibi hocaların öğrencisi oldu (diğer hocaları için bk. el-İmâme ve’t-tebṣıra, önsöz, s. 25-28). Şîa geleneği içinde imamlardan nakledilen rivayetleri ezberleyerek dikkat çekti ve ailesinin de nüfuzuyla bunları etrafında oluşan halkaya yaymaya başladı. O sırada Sâmerrâ’da bulunan on birinci imam Hasan el-Askerî, Allah’ın rızâsına ulaşması ve hayırlı çocuklara sahip olması yönündeki duasının yanı sıra kendisine dinin bazı ibadet ve ahlâk prensiplerini hatırlatıp gece namazı kılması gerektiğini belirten bir mektup gönderdi (Hânsârî, IV, 273-274; M. Rızâ el-Hakîmî, s. 372-373). İmamın mektubu ile şevki daha da artan İbn Bâbeveyh irşad faaliyetlerine devam etti. Hasan el-Askerî’nin vefatından sonra onun Muhammed adında bir oğlunun bulunduğu ve babasının ölümü üzerine gizlendiği fikrine katılarak imamın nâibi sıfatıyla ortaya çıkan Ebû Amr Osman b. Saîd’i destekledi. Gizli imamın vekilliği iddiasında bulunan diğer sefirleri reddeden, bir ara Kum’da oturup hem kendisini on ikinci imamın vekili olarak takdim eden hem de bazı tasavvufî görüşler ileri süren Hallâc-ı Mansûr’la tartışmalar yaptı ve onun bir daha geri dönmemek üzere Kum’u terketmesini sağladı (Ebû Ca‘fer et-Tûsî, Kitâbü’l-Ġaybe, s. 402-403). Ardından Irak’a giden İbn Bâbeveyh üçüncü sefir Hüseyin b. Rûh ile görüştü. Yeniden Kum’a döndüğünde Şiî görüşlerin yayılması için büyük çaba harcadı. Özellikle Hz. Ali’nin imâmeti konusunda muhataplarıyla yoğun tartışmalara girerek bazı kimselerin Şiî düşünceyi benimsemesini sağladı. Bu arada Ali b. Ca‘fer b. Esved aracılığıyla imamın sefiriyle ilişkisini devam ettirdi. Şiî kaynaklarında yer alan rivayetlere göre o zamana kadar erkek çocuğu olmayan İbn Bâbeveyh, Allah’ın kendisine sâlih bir oğul vermesi için dua etmesi niyazında bulunduğu mektubunu gizli imam Muhammed el-Mehdî’ye ulaştırılmak üzere sefire göndermiş, Muhammed el-Mehdî de sefir aracılığıyla yolladığı cevabî mektubunda dua ettiğini ve Allah’ın yakında kendisine hayırlı iki erkek evlât vereceğini müjdelemiş, çok geçmeden de Muhammed (Şeyh Sadûk) ve Hüseyin adları verilen çocukları dünyaya gelmiştir (İbn Bâbeveyh el-Kummî, Kemâlü’d-dîn, II, 502-503). İbn Bâbeveyh Kum’da vefat etti ve burada yedinci imam Mûsâ el-Kâzım’ın kızı Fâtıma’nın kabrinin yakınında defnedildi. Türbesi günümüzde Kum’un önemli ziyaret yerlerinden biridir.

İbn Bâbeveyh, başta oğulları Şeyh Sadûk ve Hüseyin olmak üzere çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Bunlar arasında Ahmed b. Dâvûd el-Kummî, Ebü’l-Kāsım Ca‘fer b. Muhammed Kavleveyh, Hüseyin b. Hasan b. Muhammed b. Bâbeveyh, Selâme b. Muhammed b. İsmâil, Abbas b. Ömer b. Abbas ve Hârûn b. Mûsâ et-Telukberî en meşhurlarıdır.

On birinci imamla on ikinci imamın gaybet-i suğrâ döneminde yaşayıp sefirler devrini idrak eden İbn Bâbeveyeh, İsnâşeriyye’nin çeşitli safhalardan geçtiği bir dönemde bir taraftan imamlardan gelen rivayetleri toplarken diğer taraftan toplumun fıkhî meselelerini çözmeye çalışmıştır. Kaynaklar, onun Şîa’nın önemli merkezlerinden Kum’un başta gelen hadis ve fıkıh âlimlerinden biri olduğunu kaydeder. Ancak İbn Bâbeveyh’in hadisçiliğiyle fıkıhçılığını birbirinden ayrı görmemek gerekir. Zira o dönemde Şîa fıkhı henüz gelişmemiş olduğundan İbn Bâbeveyh re’y ve ictihada yer vermeden sadece rivayetler çerçevesinde fıkıh çalışmaları yapmıştır. Şiî anlayışa göre imamlardan nakledilen sözler de hadis kapsamında değerlendirildiğinden İbn Bâbeveyh, bunların derleme faaliyetlerine iştirak etmekle kalmayıp aynı zamanda isnadla ilgili bazı kurallar da belirlemiştir. Oğlu Şeyh Sadûk Men lâ yaḥḍurühü’l-faḳīh’in mukaddimesinde faydalandığı kaynakları zikrederken özellikle babasının da ismini anmaktadır. Öte yandan bölgedeki âlimlerle imâmet konusunda tartışmalar yapan İbn Bâbeveyh’in Muhammed b. Mukātil er-Râzî ile yaptığı münazara meşhur olmuş ve daha sonra bazı talebeleri tarafından kitap haline getirilmiştir.

Eserleri. İbn Bâbeveyh’in çok sayıda eser yazdığı belirtilmektedir. İbnü’n-Nedîm, eserlerinden hiçbirinin adını vermemekle birlikte oğlu Şeyh Sadûk’tan naklen onun yazdığı kitap sayısının 200 dolayında olduğunu kaydeder (el-Fihrist, s. 291). Günümüze birkaçı intikal eden bu eserlerden yirmi kadarının adı kaynaklarda zikredilir (Necâşî, II, 89-90; Ebû Ca‘fer et-Tûsî, el-Fihrist, s. 123). 1. Kitâbü’t-Tevḥîd (Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa, IV, 480). 2. el-İmâme ve’t-tebṣıra mine’l-ḥayre. Müellifin günümüze kadar gelen en önemli eseri olup imâmet ve gaybet konusunu ele almaktadır. Yirmi iki bab halinde seksen yedi hadisten oluşan eserde Hz. Âdem’den itibaren her peygamberin bir vasîsi olduğu, yeryüzünün hiçbir zaman hüccetsiz kalmayacağı, Resûl-i Ekrem’den sonra soyundan gelenlerin onun vasîsi olarak görev yapacağı belirtildikten sonra Hz. Ali’den başlayarak sekizinci imam kabul edilen Ali er-Rızâ’nın imâmetiyle ilgili rivayetler sıralanır. Kendisi on ikinci imam Muhammed el-Mehdî dönemine kadar yaşadığı halde eserde diğer imamlarla ilgili rivayetlerin bulunmayışı dikkat çekicidir. Bu husus, imam sayısını on iki ile sınırlayan düşüncenin henüz yeterince olgunlaşmamasından kaynaklanmış olabilir. Nitekim bu boşluğu doldurmak amacıyla eserin neşrinde diğer imamlarla ilgili rivayetler “el-Müstedrek li’l-İmâme ve’t-tebṣıra mine’l-ḥayre” adıyla eserin sonuna eklenmiştir (s. 98-142). Medresetü’l-İmâm el-Mehdî tarafından yayımlanan eserin (Kum 1985) bir başka neşrini Muhammed Rızâ el-Hüseynî gerçekleştirmiştir (Beyrut 1987). 3. Kitâbü’ş-Şerâʾiʿ. Fıkhın ana konularıyla ilgili olarak imamlardan nakledilen rivayetlerin yer aldığı ve hayli hacimli olduğu belirtilen eserin bir kısmı Kâzımiyye’deki özel bir kütüphanede bulunmaktadır (Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa, XIII, 46-47). 4. Kitâbü’t-Tefsîr. Müellif hakkında bilgi veren bütün kaynaklarda adından bahsedilmektedir.

İbn Bâbeveyh’in kaynaklarda adı geçen diğer bazı eserleri de şunlardır: Kitâbü’l-Vuḍûʾ, Kitâbü’ṣ-Ṣalât, Kitâbü’l-Cenâʾiz, Kitâbü’l-İḫvân, Kitâbü’n-Nisâʾ ve’l-vildân, Kitâbü’n-Nikâḥ, Kitâbü Menâsiki’l-ḥac, Kitâbü’l-Mevârîs̱, Kitâbü’l-Miʿrâc, Kitâbü’l-Manṭıḳ, Kitâbü’ṭ-Ṭıb.

BİBLİYOGRAFYA
Ebü’l-Hasan İbn Bâbeveyh, el-İmâme ve’t-tebṣıra mine’l-ḥayre, Kum 1985, önsöz, s. 25-28; İbn Bâbeveyh el-Kummî, Men lâ yaḥḍuruhü’l-faḳīh, Beyrut 1401/1981, I, 5; a.mlf., Kemâlü’d-dîn ve temâmü’n-niʿme (nşr. Ali Ekber el-Gaffârî), Kum 1405, II, 502-503; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, Kahire 1348, s. 291; Necâşî, er-Ricâl (nşr. M. Cevâd en-Nâînî), Beyrut 1408/1988, II, 89-90; Ebû Ca‘fer et-Tûsî, el-Fihrist, Beyrut 1403/1983, s. 123; a.mlf., Kitâbü’l-Ġaybe (nşr. İbâdullah Tahrânî – Ali Ahmed Nâsıh), Kum 1411, s. 308-309, 320, 402-403; Nûrullah et-Tüsterî, Mecâlisü’l-müʾminîn, Tahran 1365 hş., I, 453-454; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, Kum 1391, IV, 273-280; Âgā Büzürg-i Tahrânî, Ṭabaḳātü aʿlâmi’ş-Şîʿa (nşr. Ali Nakī Münzevî), Beyrut 1390/1971, s. 185; a.mlf., eẕ-Ẕerîʿa ilâ teṣânîfi’ş-Şîʿa, Beyrut 1403/1983, I, 382; II, 341, 351; IV, 241, 275, 480; V, 149; XIII, 46-47; XV, 58, 138; XVII, 69; XXI, 226; XXII, 268; XXIII, 52, 123, 188, 235; Hasan es-Sadr, Teʾsîsü’ş-Şîʿa, Beyrut 1401/1981, s. 331; Muhammed b. Ali el-Erdebîlî el-Hâirî, Câmiʿu’r-ruvât, Beyrut 1403/1983, I, 574-575; Abbas el-Kummî, el-Künâ ve’l-elḳāb, Beyrut 1983, I, 222; M. Rızâ el-Hakîmî, Târîḫu’l-ʿulemâʾ ʿabre’l-ʿuṣûri’l-muḫtelife, Beyrut 1403/1983, s. 372-378; Kays Âl-i Kays, el-Îrâniyyûn, III, 65-73; Muhammed Âsaf Fikret, “İbn Bâbeveyh”, DMBİ, III, 61-62; “Tefsîrü İbn Bâbeveyh”, DMT, II, 497; Hasan Târmî, “Bâbeveyh”, Dânişnâme-i Cihân-ı İslâm, Tahran 1990, I, 98-100.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 344-345 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.