İBN BERHÂN

ابن برهان
Müellif:
İBN BERHÂN
Müellif: H. YUNUS APAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-berhan
H. YUNUS APAYDIN, "İBN BERHÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-berhan (08.04.2020).
Kopyalama metni
Şevval 479’da (Ocak 1087) Bağdat’ta doğdu. Babasının dedesi Berhân’a nisbetle İbn Berhân, babasının mesleğine nisbetle İbnü’l-Hammâmî diye tanındı. Önce Ebü’l-Vefâ İbn Akīl’den Hanbelî fıkhı tahsil etmeye başladı. Ancak nasların te’vil edilebileceği görüşünü benimsemesi, istinbat hususunda esnek davranıp nasların zâhirine fazla bağlı kalmaması, sempati duyduğu bazı Mu‘tezile âlimlerinin meclislerine katılması gibi hususlar sebebiyle hocasına diğer Hanbelî âlimleri tarafından yöneltilen şiddetli eleştirilere tahammül edemeyerek Şâfiî mezhebine geçti. Mezhep değiştirdiği için daha sonra Hanbelî hukukçusu İbnü’l-Cevzî kendisine İbn Terkân (dönek) lakabını taktı. İbn Berhân Bağdat’ta Gazzâlî, Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed eş-Şâşî el-Müstazhirî, Kiyâ el-Herrâsî gibi Şâfiî âlimlerinden fıkıh; Ebû Abdullah Hüseyin b. Ahmed en-Niâlî, Ebü’l-Hattâb İbnü’l-Batır, Ebû Tâhir Ahmed b. Hüseyin el-Kerhî ve Ali b. Hüseyin el-Bezzâz’dan hadis dersi aldı. Ebû Tâlib Hüseyin b. Muhammed ez-Zeynebî’den Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’yi ve Ṣaḥîḥ-i Müslim’i okudu.

Şâfiî âlimlerinden büyük itibar gören İbn Berhân Nizâmiye Medresesi’ne müderris tayin edildi. Bir ay sonra azledildiği bu göreve ikinci tayini de sadece bir gün sürdü. Bağdat’ta büyük bir talebe grubuna çeşitli alanlarda ders verdi. Yetiştirdiği talebeler arasında İbn Ebû Asrûn, İbn Ebü’s-Serî ve Ebü’l-Hasan Sâinüddin İbn Asâkir gibi âlimler bulunmaktadır. İbn Berhân 18 Cemâziyelevvel 518 (3 Temmuz 1124) tarihinde Bağdat’ta vefat etti. Kabri Bâbü İbrîz’dedir.

Mezhep taassubuna düşmeyen İbn Berhân bazı konularda Şâfiîler’in görüşlerinden ayrılmış (meselâ bk. İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî, II, 461, 462; III, 532, 571), hatta avamın dahi belli bir mezhebi bütünüyle taklit etmesinin gerekli olmadığını savunmuştur. Ayrıca hocası İbn Akīl’in görüşlerinin tesirinden de kurtulamamıştır. Bağdat’taki Mu‘tezile âlimlerine yakınlığı, onların görüşleriyle ilgili olarak sonraki ulemânın faydalanacağı güvenilir nakillerde bulunmasını sağlamıştır.

Güçlü bir hâfıza ve keskin bir zekâya sahip olduğu belirtilen İbn Berhân özellikle fıkıh, fıkıh usulü ve hilâfiyat konularında ilim sahibiydi. Bununla beraber muhtemelen fıkıh usulü çalışmalarının ağırlık kazandığı bir dönemde yetiştiği için bilinen eserlerinin hepsini bu alanda vermiştir. Süyûtî’nin Arap diline dair el-Müzhir fî ʿulûmi’l-luġa ve envâʿih adlı eserinde zaman zaman görüşlerine atıfta bulunması İbn Berhân’ın Arap diline hâkimiyetini göstermektedir.

Eserleri. 1. el-Vüṣûl ile’l-uṣûl. Günümüze ulaştığı bilinen tek eseri olup Abdülhamîd Ali Ebû Züneyd tarafından tenkitli neşri yapılmıştır (I-II, Riyad 1403/1983). Kâtib Çelebi, muhtemelen bu eserin yine İbn Berhân’a ait el-Vecîz’in bir muhtasarı olduğunu söylemektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 2014). Ancak İbn Berhân, el-Vüṣûl’ün başında eserinin fıkıh usulü sahasında yaptığı muhtasar bir çalışma olduğunu belirtmektedir. Bu ifadeden el-Vüṣûl’ün başka bir kitabın muhtasarı değil müstakil bir eser olduğu anlaşılmaktadır. Müellif bu eserinde Ebû İshak el-İsferâyînî, İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî ve Bâkıllânî gibi usulcülerin bazı görüşlerini eleştirirken (meselâ bk. I, 78, 94-95, 135-136) Şâfiî usulcülerinin çeşitli konularda ileri sürdükleri delilleri de isabetsiz ve yetersiz bulmuş, bunların yerine daha güçlü deliller ortaya koymaya çalışmıştır. 2. el-Vecîz. Daha sonraki usulcüler tarafından çokça iktibasta bulunulmasından hareketle (meselâ bk. İsnevî, Nihâyetü’s-sûl, I, 40, 314; II, 47, 91, 102, 184, 239, 245; İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî, II, 175, 276; Şevkânî, s. 81, 87, 145, 175, 182, 186, 209, 242, 271, 275) en meşhur eserinin bu kitap olduğu söylenebilir. 3. el-Evsaṭ. Bu eser de kendisinden yapılan nakillerin çokluğu bakımından el-Vecîz kadar önemli görünmektedir. Şehâbeddin el-Karâfî, İbn Berhân’ın Hz. Peygamber döneminde de icmâın gerçekleşebileceği görüşünde olduğunu bu eserinden naklen söylemektedir (Şerḥu Tenḳīḥi’l-fuṣûl, s. 315; eserden yapılan diğer alıntılar için bk. İsnevî, Nihâyetü’s-sûl, II, 245; İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî, II, 175; IV, 567; Şevkânî, s. 87, 130, 135, 136, 165, 188, 190, 195, 246). 4. et-Taʿcîz. Kaynaklarda adı geçmemekle birlikte İsnevî’nin Nihâyetü’s-sûl’de yaptığı alıntıdan (I, 430) müellifin bu isimde bir eseri olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca el-Basîṭ ve el-Vasîṭ adlı eserlerinden söz edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Berhân, el-Vüṣûl ile’l-uṣûl (nşr. Abdülhamîd Ali Ebû Züneyd), Riyad 1403/1983, neşredenin girişi, I, 9-42; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, IX, 250-251; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, X, 625; Ahmed b. Aybek ed-Dimyâtî, el-Müstefâd min Ẕeyli Târîḫi Baġdâd (nşr. Kayser Ebû Ferâh, Târîḫu Baġdâd, IX içinde), Haydarâbâd 1978, s. 62; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 99; Karâfî, Şerḥu Tenḳīḥi’l-fuṣûl (nşr. Tâhâ Abdürraûf Sa‘d), Kahire 1393, s. 315; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 456-457; Safedî, el-Vâfî, VII, 207-208; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, Beyrut 1984, III, 225; Sübkî, Ṭabaḳāt, VI, 30-31; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 207-208; a.mlf., Nihâyetü’s-sûl (Bedahşî, Menâhicü’l-ʿuḳūl içinde), Beyrut 1405/1984, I, 40, 314, 430; II, 47, 91, 102, 184, 239, 245; İbn Kesîr, el-Bidâye, XII, 194, 196-197; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 279-280; Süyûtî, el-Müzhir, I, 20, 61, 298, 364; İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî, Şerḥu’l-Kevkebi’l-münîr (nşr. Muhammed ez-Zühaylî - Nezîh Hammâd), Dımaşk 1400/1980, II, 175, 276, 461, 462; III, 532, 571; IV, 567; Hüseynî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, s. 201; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 201; II, 2001, 2014; Şevkânî, İrşâdü’l-fuḥûl, Kahire 1356, s. 81, 87, 130, 135, 136, 145, 165, 175, 182, 186, 188, 190, 195, 209, 242, 246, 271, 275; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, I, 257; Tebrîzî, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz, ts. (Çâphâne-i Şafak), VII, 410; Kâzım Mûsevî Bücnûrdî, “İbn Berhân”, DMBİ, III, 102-103.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 370 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.