İBN BESSÂM el-BAĞDÂDÎ

ابن بسّام البغدادي
Müellif:
İBN BESSÂM el-BAĞDÂDÎ
Müellif: İSMAİL DURMUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-bessam-el-bagdadi
İSMAİL DURMUŞ, "İBN BESSÂM el-BAĞDÂDÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-bessam-el-bagdadi (24.10.2019).
Kopyalama metni
230 (845) yılı civarında Bağdat’ta dünyaya geldi. Bağdat ile Vâsıt arasında Nehrevan yakınında bir köy olan Abertâ’da doğduğu da rivayet edilir. Zengin, kültürlü ve tanınmış bir aileye mensuptur. Aileye adını veren üçüncü kuşaktan dedesi Bessâm’a nisbetle Bessâmî nisbesi veya İbn Bessâm lakabıyla tanınır. Ayrıca Bağdat’ta doğup büyüdüğü ve orada yaşadığı için Bağdâdî nisbesiyle de anılır.

İbn Bessâm’ın babasının dedesi Mansûr ile kardeşi Hasan, Hârûnürreşîd devrinin itibarlı kimselerindendi (Cehşiyârî, s. 264-265). Halife Me’mûn’un nedimlerinden olan (Zemahşerî, II, 440) dedesi Nasr, Mu‘tasım-Billâh döneminde Dîvânü’l-hâtem, Dîvânü’n-nafakāt ve Dîvânü’l-ezimme’de görev yapmış başarılı ve nüfuzlu bir kâtipti (Yâkūt, XIV, 140). Babası Muhammed de zengin ve itibarlı bir kimse idi. İbnü’r-Rûmî, hakkında yazdığı mersiyede onu fazilet sahibi, cömert ve dindar bir kimse olduğunu söyleyerek över (Şerîşî, III, 226; Dîvân, s. 1961-1964), Buhtürî ise bir şiirinde ondan cimri bir kimse olarak söz eder. Annesi Ümâme (Ümeyme), Şiî Hamdûnî ailesinden fazilet sahibi bir kadındır. Anne tarafından dedesi Hamdûn b. İsmâil ile oğulları Ahmed ve Muhammed, Mu‘tasım-Billâh, Vâsiḳ-Billâh, Mütevekkil-Alellah, Mu‘tazıd-Billâh gibi bazı Abbâsî halifelerine nedimlik yapmış itibarlı kimselerdi.

Eserlerinden, Arap dili ve edebiyatı ile şiir ve ahbâra dair geniş bir kültüre sahip olduğu anlaşılan İbn Bessâm’ın öğrenim hayatı ve hocaları hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ancak kaynaklarda, babası tarafından özel olarak tutulan Fazl b. Muhammed el-Yezîdî’den diğer kardeşleriyle birlikte edebiyat ve şiir sanatı üzerine ders aldığı kaydedilmektedir. Ayrıca Aḫbâru ʿÖmer b. Ebî Rebîʿa adlı eserinde Muhammed b. Habîb, Zübeyr b. Bekkâr, İbn Şebbe gibi ahbâr, ensâb âlimleri ve şiir râvileriyle Mâlikî fakihi ve muhaddis Hammâd b. İshak’tan rivayette bulunması (Yâkūt, XIV, 141) bu âlimlerden istifade ettiğini göstermektedir. Anne tarafından dedesi Hamdûn ile dayısı Ahmed’in de onun üzerinde etkisi olmuştur. Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, İbn Bessâm’ın dedesinden yaptığı Me’mûn, Vâsiḳ-Billâh ve bazı halifelerle ilgili mûsikiye dair bazı nakillere (ahbâr) yer vermiştir (el-Eġānî, VIII, 366; IX, 297; X, 120; XIX, 245). Yâkūt el-Hamevî de Mütevekkil-Alellah ile oğulları Mu‘tez-Billâh ve Müntasır-Billâh’a, şair Hüseyin b. Dahhâk’e ve bazı şiirlerine dair İbn Bessâm’ın dayısından yaptığı nakilleri kaydetmektedir (el-Muʿcemü’l-üdebâʾ, X, 13-14). Onun Aḫbâru ʿÖmer b. Ebî Rebîʿa adlı eserinde de dayısından bazı nakiller yaptığı görülmektedir (a.g.e., XIV, 141). İbn Bessâm’dan Ebü’l-Ferec el-İsfahânî’nin dayısı, Ebû Bekir es-Sûlî, Zencî el-Kâtib, Ebû Sehl b. Ziyâd ve diğer bazıları çeşitli haberler rivayet etmiştir.

Gençlik yıllarını özellikle Şiî Hamdûnî ailesi gençleriyle birlikte içki ve eğlence meclislerinde geçiren İbn Bessâm (a.g.e., XIV, 149-150; Ebû İshak el-Husrî, s. 689; Râgıb el-İsfahânî, II, 676; İbn Hallikân, III, 364), muhtemelen bu sebeple babasından ümit ettiği maddî yardımı alamadığı gibi devlet ricâlinden de beklediği ilgiyi göremedi. Bu durum onun hiciv türü şiire yönelmesine sebep oldu. Şiirlerinde başta babası ve aile fertleri olmak üzere zamanın halife, vezir ve emîrleriyle diğer devlet adamlarına ağır yergiler yönelten İbn Bessâm’ın geçimsiz bir tabiata ve isyankâr bir ruha sahip olmasını, Abbâsî yönetimine karşı isyan halinde bulunan Şîa’ya sempati duymasına ve Şiî Hamdûnîler içinde yetişmesine bağlayanlar da vardır (Şevkī Dayf, IV, 439). Ayrıca bu tavrının altında, her şeye karşı çıkarak meşhur olma ve varlığını kanıtlama hırsı ile hiciv dışındaki şiirlerinde zamanın büyük şairleriyle boy ölçüşememe hissi gibi psikolojik sebepler bulunduğu da ileri sürülmüştür. İbn Bessâm’ın yergilerinden bıkan Halife Mu‘tazıd-Billâh, veziri Kāsım b. Ubeydullah’a dilinin ihsanlarla kesilmesini emretmiş, bunun üzerine Kınnesrîn ve Avâsım (bir rivayete göre Saymere) bölgesi berîd hizmetine tayin edilmiştir. İbn Bessâm’ın elli yaşına doğru getirildiği bu göreve İbnü’l-Furât’ın ilk vezirlik yıllarına (909-912) kadar devam ettiği anlaşılmaktadır (Mes‘ûdî, IV, 213; Yâkūt, XIV, 152; İbn Hallikân, III, 364).

İbn Bessâm’ın 306 (918), hatta 315 (927) yılında hayatta olduğuna dair rivayetler de bulunmakla birlikte (Mes‘ûdî, IV, 206; Yâkūt, V, 319) onun 302’de (914) Bağdat’ta vefat ettiği şeklindeki rivayet daha kuvvetli görünmektedir (Merzübânî, s. 154; Hatîb, XII, 63; İbn Hallikân, III, 363). Ayrıca 301 (913) veya 303 (915) yılında öldüğü de kaydedilmektedir (Mes‘ûdî, IV, 206; İbn Hallikân, III, 363).

Başta babası olmak üzere onunla arasının açılmasına sebep olduğu anlaşılan, ağır bir dille hicvettiği üvey annesi, büyük kardeşi Ca‘fer (es-Selc), amcası Ca‘fer ile oğlu Muhammed b. Ca‘fer aile fertleri içinde yergilerine hedef olmuş kimselerdir (Mes‘ûdî, IV, 211; Hatîb, IV, 313; Zemahşerî, I, 145). Şiirlerinde özellikle vezirleri hicveden İbn Bessâm birçok liyakatsiz kimsenin rüşvetle vezir yapıldığını, bunların zulmettiklerini, rüşvetsiz iş yapmadıklarını, bazılarının cinsî sapık olduğunu, devlet hazinesinden çaldıkları servetlerle inşa ettikleri saray ve kâşanelerde sefahat ve eğlenceye daldıklarını anlatmıştır. Abbas b. Hasan, Ali b. Îsâ b. Dâvûd, Ubeydullah b. Süleyman ve oğlu Kāsım, İbnü’l-Furât, Ahmed b. Furât, İsmâil b. Bülbül, Ebû Abdullah İbnü’l-Cerrâh ve İbn Mukle yergilerine konu olmuş vezirlerdir. Mütevekkil-Alellah, Mu‘tazıd-Billâh, Mu‘temid-Alellah, Muvaffak-Billâh, İshak b. İmrân ve bazı halife, emîr ve valilerle İbnü’l-Mu‘tez, Cahza el-Bermekî, Niftaveyh, Esed b. Cehver, İbnü’l-Merzübân el-Muhavvelî ve bazı şair, edip ve yazarlar yerdikleri ünlüler arasında yer alır.

İbn Bessâm hicivlerinde kinaye ve telmihlerin arkasına gizlenmemiş, yerdiklerinin isimlerini vermekten de çekinmemiştir. Sadece bir gün halifelik yaptıktan sonra öldürülen Abdullah İbnü’l-Mu‘tez hakkında herkesin söz söylemekten çekindiği bir zamanda mersiye kaleme alması onun cesur bir kimse olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte devlet adamları hakkında yazdığı bazı şiirlerini kimliğini gizlemek için Buhtürî, İbnü’r-Rûmî, Cahza el-Bermekî, Küşâcim, Dîkülcin ve diğer bazı şairlere nisbet ettiği de kaydedilmektedir (Yâkūt, XIV, 140). Bu durum bazı şiirlerinin bu şairlerinkiyle karışmasına yol açmıştır.

Halife Mu‘tazıd-Billâh’ın 60.000 dinara yaptırdığı sarayını şairin bununla ilgili hicviyesini duyunca yıktırması (Mes‘ûdî, IV, 207-208) şiirlerinin etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Kısa hicivlerinde tabiiliğin hâkim olması, genelde fasih ve beliğ olmakla birlikte yer yer halk tabirlerine yer vermesi, bunları iktibas, tazmin ve telmihlerle süslemesi şiirlerinin etki alanının genişlemesine sebep olmuştur. İbn Bessâm’ın hicviyelerinin yanı sıra Cahza el-Bermekî, İbnü’l-Mu‘tez ve İbnü’ş-Şıhhîr es-Sayrafî ile atışmaları (münâkazât), gençliğinde yazdığı gazel ve hamriyyâtı, bazı tarihî hadiselere dair şiirleri, şikâyetnâme türü manzumeleri, Vezir İbn Mukle ve İbnü’l-Furât (Ali ve Ahmed) hakkında abartısız övgüleri, hayat tecrübelerini dile getirdiği âdâb, zühd ve hikemiyyâta dair bazı parçaları da mevcuttur.

İbnü’n-Nedîm şairin 100 yapraklık (4000 beyit) bir divanı olduğunu kaydeder. Ancak edebiyat, tarih ve biyografi kitaplarında yer alan, çoğu kısa yergi parçalarından (mukattaât) ibaret şiirlerinin toplamı 450 beyit kadardır. Ehl-i beyt hakkındaki manzumeleri günümüze ulaşmamıştır.

İbn Bessâm’ın şuarâ ahbârına dair Aḫbâru ʿÖmer b. Ebî Rebîʿa, Aḫbârü’l-Aḥvaṣ, Münâḳażâtü’ş-şuʿarâʾ, Kitâbü’z-Zenciyyîn, Dîvânü’r-resâʾil, Aḫbâru İsḥâḳ b. İbrâhîm en-Nedîm (el-Mevṣılî) adlı eserleri zamanımıza ulaşmamıştır. Son eserden el-Eġānî’de (VI, 169-170; XIV, 211-213) ismi belirtilmeden iki anekdot nakledilmiştir (İbnü’n-Nedîm, s. 220; Yâkūt, XIV, 141; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 25). Kâtib Çelebi, İbn Bessâm eş-Şenterînî’nin eẕ-Ẕaḫîre fî meḥâsini ehli’l-Cezîre adlı eserini İbn Bessâm el-Bağdâdî’ye nisbet etmiştir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 825).

BİBLİYOGRAFYA
Cehşiyârî, el-Vüzerâʾ ve’l-küttâb, Kahire 1357/1938, s. 77, 86, 264-265; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdühamîd), IV, 206-213; Merzübânî, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Kahire 1379/1960, s. 154; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist, s. 220, 244; Ebû Hilâl el-Askerî, Dîvânü’l-meʿânî (nşr. Hüsâmeddin el-Kudsî), Kahire 1352/1933, II, 234; Ebû Hayyân et-Tevhîdî, el-Beṣâʾir (nşr. İbrâhim el-Kîlânî), Dımaşk 1964, III, 111; Ebû İshak el-Husrî, Zehrü’l-âdâb (nşr. Zekî Mübârek), Kahire 1372/1953, s. 689-690; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, IV, 313; XII, 63; Râgıb el-İsfahânî, Muḥâḍarâtü’l-üdebâʾ, Beyrut 1961, II, 244, 392, 655, 676, 712; IV, 371, 663; Zemahşerî, Rebîʿu’l-ebrâr (nşr. Selîm en-Nuaymî), Beyrut, ts., I, 145; II, 440, 462; III, 675; Şerîşî, Şerḥu Maḳāmâti’l-Ḥarîrî (nşr. M. Abdülmün‘im Hafâcî), Kahire 1372/1952, I, 198; III, 226; IV, 153; İbnü’r-Rûmî, Dîvân (nşr. Hüseyin Nassâr), Kahire 1393/1963, s. 1961-1964; Yâkūt, el-Muʿcemü’l-üdebâʾ, I, 143; V, 319; X, 13-14; XIV, 139-152; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, VI, 169-170; VIII, 366; IX, 297; X, 120; XIV, 211-213; XVIII, 329; XIX, 245; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, III, 102; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, III, 92; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, II, 238-239; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 363-366; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 25, 28, 825; Yûnus Ahmed es-Sâmerrâî, Şuʿarâʾü ʿAbbâsiyyûn, Beyrut 1407/1987, II, 321-516; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, IV, 439-442; J. Bencheikh, “Un outrageur politique...”, Arabica, XX/3, Leiden 1973, s. 261-291; Müzhir es-Sûdânî, “İbn Bessâm: ḥayâtühû ve şiʿruh”, el-Mevrid, XV/2, Bağdad 1986, s. 103-142; Ch. Pellat, “Ibn Bessām”, EI2 (Fr.), III, 757; Seyyid Muhammed Seyyidî, “İbn Bessâm”, DMBİ, III, 108-110; Nâzım Reşîd, “İbn Bessâm el-Baġdâdî”, Mevsûʿatü’l-ḥaḍârati’l-İslâmiyye, Amman 1993, s. 171-172.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 374-375 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.