İBN DÜREYD

ابن دريد
İBN DÜREYD
Müellif: NASUHİ ÜNAL KARAARSLAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-dureyd
NASUHİ ÜNAL KARAARSLAN, "İBN DÜREYD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-dureyd (14.10.2019).
Kopyalama metni
223’te (838) Basra’da doğdu. Düreyd dedesinin adı olup “dişleri olmayan” anlamındaki edred kelimesinden türetilmiştir (İbn Hallikân, IV, 328). Aslen Me’rib’de oturan Ezd kabilesinden olduğu için Ezdî nisbesiyle de anılır. Kahtân’a kadar çıkan soyunun on beşinci halkasını teşkil eden dedesi Mâlik b. Fehm Uman’a yerleşmiş, dedelerinden ilk müslüman olan Hamâmî, Hz. Peygamber’in vefatında Uman’dan Medine’ye gelen yetmiş kişilik heyetin içinde yer almıştır.

Hz. Ömer zamanında Basra’ya yerleşen zengin bir ailenin çocuğu olan İbn Düreyd’in eğitimini amcası Hüseyin b. Düreyd üstlendi. İbn Düreyd öğrenimini Basra’da yaptı; bazı kaynaklarda ise Uman’da yetiştiği kaydedilmektedir (Merzübânî, s. 461; Kemâleddin el-Enbârî, s. 257). İbn Düreyd’in amcasından sonra ilk hocası Ebû Osman el-Üşnândânî oldu. Onun Kitâbü Meʿâni’ş-şiʿr’ini kendisinden rivayet etti. Dil ilimlerinde en güvendiği hocası Ebû Hâtim es-Sicistânî’dir. Ayrıca Asmaî’nin yeğeni İbn Ahu’l-Asmaî, Ebü’l-Fazl er-Riyâşî, Ebü’l-Abbas Sa‘leb, Abdullah b. Muhammed et-Tevvezî gibi birçok âlimin öğrencisi oldu ve kendilerinden rivayette bulundu. 257’de (871) Basra’daki Zencî ayaklanmasında katliamdan kaçarak amcası Hüseyin’le birlikte memleketi Uman’a gitti. Uman’da on iki yıl kaldıktan sonra İbn Umâre adasına ve daha sonra Fars eyaletine geçti, yönetimi ellerinde bulunduran Mîkâlîler’in hizmetine girdi. Bu ailenin takdirini kazanan İbn Düreyd divan başkâtipliği görevine getirildi. el-Cemhere adlı sözlüğünü burada yazarak Ebü’l-Abbas İsmâil b. Abdullah el-Mîkâlî’ye ithaf etti. En güzel şiiri kabul edilen “el-Maksûre”yi de bu aile için yazdı. Mîkâlîler’in 308’de (920) yönetimden uzaklaştırılmasından sonra Bağdat’a gitti. Ali b. Muhammed el-Huvârî vasıtasıyla Halife Muktedir-Billâh ile tanışma imkânı buldu. Onun dirayetli bir âlim olduğunu anlayan halife kendisine aylık 50 dinar maaş bağladı (İbn Hallikân, IV, 326).

İbn Düreyd, iki yıl arayla gelen felç sonunda 18 Şâban 321 (13 Ağustos 933) tarihinde Bağdat’ta vefat etti. Mu‘tezilî kelâmcısı Ebû Hâşim el-Cübbâî de aynı gün öldüğünden, “Dil ve kelâm ilimleri artık öldü” denilmiş (Yâkūt, XVIII, 127), vefatı üzerine mersiyeler yazılmıştır. Bunların en tanınmışı öğrencisi Cahza el-Bermekî’nin mersiyesidir. İbn Düreyd’in hoşgörülü, hikmet sahibi ve israf derecesinde cömert olduğu nakledilir.

Ebü’t-Tayyib el-Lugavî, İbn Düreyd’in zamanında âlimlerin önderi olduğunu, dil ve şiir ilminde meşhur râvi Halef el-Ahmer ile aynı düzeyde bulunduğunu, Basra dil mektebinin onunla sona erdiğini söyler (Merâtibü’n-naḥviyyîn, s. 84). Mes‘ûdî, İbn Düreyd’in dil ilimlerinde Halîl b. Ahmed’in yerini aldığını ve şiirin her türünde usta bir şair olduğunu kaydeder (Mürûcü’ẕ-ẕeheb, IV, 320). Ebû Bekir ez-Zübeydî ise şiir, eski Arap tarihi ve ensâb konularında da döneminin en büyük âlimi sayıldığını belirtir (Ṭabaḳātü’n-naḥviyyîn ve’l-luġaviyyîn, s.184). Öğrencilerinden Merzübânî de onun iyi bir şair olmasının yanında çok sayıda şiir bildiğini ve rivayet ettiğini teyit eder (Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ, s. 461). İbn Düreyd, zamanla bu yeteneğini kendisine okunan divanların eksiklerini ezberinden tamamlayacak dereceye ulaştırmış, bundan dolayı onun için “âlimlerin en şairi, şairlerin en âlimi” denilmiştir.

Altmış yıl süren eğitim ve öğretim faaliyeti boyunca birçok talebe yetiştiren İbn Düreyd’den rivayette bulunan öğrencileri arasında Ebû Saîd es-Sîrâfî, Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Ebû Ali el-Kālî, Hasan b. Bişr el-Âmidî, Ebû Ali el-Fârisî, İbnü’s-Serrâc, İbn Hâleveyh, Ebû Ali el-Hâtimî, Ali b. Hüseyin el-Mes‘ûdî, Rummânî, Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî, Merzübânî, Cahza el-Bermekî, Mütenebbî, Hâlidiyyân, Dârekutnî, Hasan b. Abdullah el-Askerî, Vezir İbn Mukle gibi birçok ünlü âlim ve edip vardır (öğrencilerinin bir listesi için bk. İbn Düreyd, Vaṣfü’l-maṭar, neşredenin girişi, s. 26-28). İbn Düreyd’in şiirlerinin önemli kısmı öğretim amaçlı olduğu gibi mensur eserlerinin tamamına yakını da aynı amaçla kaleme alınmış ders notları mahiyetindedir.

İbn Düreyd hakkında bazı eleştiriler de vardır. Muhammed b. Ahmed el-Ezherî onu yaşlılığında evinde birçok defa ziyaret ettiğini, meşhur dilcilerden rivayette bulunurken dili dönmeyecek kadar sarhoş olduğunu, el-Cemhere’ye aslı olmayan lafızları doldurmakla suçlandığını, bizzat kendisinin de bu kitabı incelediğini, önemli bir bilgi bulamadığı gibi uydurma birçok kelimeye rastladığını, ayrıca dönemin ileri gelen nahiv âlimlerinden Niftaveyh’in de onu önemsemediğini ve güvenilir bulmadığını söylemektedir (Tehẕîbü’l-luġa, I, 31). Öğrencisi Dârekutnî de onun rivayet konusunda pek titiz davranmadığını, aklına geleni rastgele kimselere nisbet ettiğini belirtir (İbn Hallikân, IV, 326). Buna karşılık öğrencilerinden Ebû Ali el-Kālî, anlattığı ve yazdığı her şeyin İbn Düreyd’e ait olduğunu söyleyerek hocasını savunur (Abdülalî el-Vedgīrî, s. 65). el-Cemhere gibi hacimli bir eserde bazı yanlışların bulunması tabiidir. Ezherî İbn Düreyd’e yaşlılık döneminde rastlamış ve onu yakından tanıyamamıştır. İbn Düreyd’in el-Cemhere’yi yetmiş yaşın üzerinde iken Bağdat’ta ezberinden yazdırdığı nakledilmektedir ki bu durum onun bu yaşta bile güçlü bir hâfızaya sahip olduğunu göstermektedir. Bu eserdeki bazı hatalar ve nüshalar arasındaki farklılıklar da eserin üç ayrı yerde ve ezberden yazdırılmasına bağlanmaktadır (Yâkūt, XVIII, 131-132). Kitâbü’l-ʿAyn’ın Halîl b. Ahmed’e değil Leys b. Muzaffer’e ait olduğu iddiası başta olmak üzere birçok asılsız iddianın sahibi olan Ezherî’nin İbn Düreyd’in sarhoşluğunu ileri sürerek el-Cemhere’nin değerini düşürmeye çalışması kendi eserini öne çıkarma gayreti olarak yorumlanmıştır. Bu yüzden onun eleştirileri sahanın uzmanlarınca ciddiye alınmamıştır. Ayrıca İbn Düreyd’in şarap değil nebîz içtiğine dair rivayetler de vardır (a.g.e., XVIII, 135; İbnü’l-Kıftî, III, 95). Bir muhaddis olması sebebiyle Dârekutnî’nin eleştirisinin lugatçılara göre daha sert olması tabiidir. Birbirlerine karşı ağır yergileri olan nahiv âlimi Niftaveyh’in onu eleştirmesi çekememezlikten kaynaklanmaktadır. Nitekim el-Cemhere’yi inceleyip rivayetlerinin sağlamlığını tesbit eden Süyûtî, İbn Düreyd’e ve eserine yöneltilen bu eleştirilerin haksız olduğunu söyler (el-Müzhir, I, 58). İbn Düreyd’in İmam Şâfiî için yazdığı şiirlerinden dolayı Şâfiî, Hz. Ali ve Ehl-i beyt hakkındaki bazı övgü ifadelerinden dolayı da Şiî olduğu iddia edilmiş, hatta Şiî müellifleri arasında zikredilmiştir (Aʿyânü’ş-Şîʿa, IX, 153-158).

Zekî Mübârek ve Şevkī Dayf gibi bazı çağdaş yazarlar, Ebû İshak el-Husrî’nin bir rivayetine dayanarak (Zehrü’l-âdâb, I, 261) Bedîüzzaman el-Hemedânî’nin makāme türündeki eserini İbn Düreyd’in Erbaʿûne ḥadîs̱en adlı kitabındaki hikâyeleri taklit ederek yazdığını, dolayısıyla bu türün ilk defa İbn Düreyd tarafından ortaya konulduğunu ileri sürmüşlerdir (en-Nes̱rü’l-fennî, I, 241-246, 278-287, 303-312; Târîḫu’l-edeb, IV, 425). İbn Düreyd’in, Ebü’l-Abbas İsmâil el-Mîkâlî’yi eğitmek ve Arapça güzel konuşma yeteneğini geliştirmek amacıyla kaleme aldığı Erbaʿûne ḥadîs̱en adlı eser, bizzat yaşanmış sevgiye dair eski Arap hikâye ve kıssalarından oluşmaktadır. Halbuki makāme türünde olaylar hayalîdir. Erbaʿûne ḥadîs̱en makāme türü gibi secili olmakla birlikte Arap edebiyatında secinin tarihi de çok eskidir. Gerek İbn Düreyd’in bu eserini gerekse eski edip ve hatiplerin halifelerin huzurunda (makam) söyledikleri zühde dair bu tür hutbe ve mev‘izaları ilk makāmât örnekleri değil makāmât türünün tarihî kökleri olarak değerlendirmek daha isabetli görünmektedir (Câbir Kumeyha, sy. 55, s. 52-55).

Eserleri. 1. el-Cemhere*. Alfabetik düzenlenmiş ilk Arapça sözlük olup Ahvaz Valisi Abdullah el-Mîkâlî’nin oğlu İsmâil el-Mîkâlî’nin eğitimi amacıyla hazırlandığından genellikle bilinen kelimeler alınıp nâdir ve garîb kelimelere çok az yer verildiğinden bu adla anılmıştır. İbn Abbâd tarafından Cevheretü’l-Cemhere adıyla ihtisar edilen eserin Freitz Krenkow, Muhammed es-Sûretî ve Zeynelâbidîn el-Mûsevî tarafından yapılan ilk neşrinde (Haydarâbâd 1344-1351, I-IV) indeksler hacimli bir cilt teşkil etmektedir. Remzî Münîr el-Ba‘lebekkî’nin gerçekleştirdiği neşir ise (I-III, Beyrut 1987-1988) daha mükemmeldir. 2. el-İştiḳāḳ (İştiḳāḳu’l-esmâʾ, İştiḳāḳu esmâʾi’l-ḳabâʾil). Eserde, Hz. Peygamber ve onun Meâd b. Adnân’a kadar uzanan soy kütüğündeki özel isimler başta olmak üzere Arap dilindeki birçok şahıs, kabile ve yer adlarının kökeni açıklanmıştır. İbn Düreyd, Şuûbiyye hareketi mensuplarının ve bazı kimselerin Araplar’ın isimlerinin anlamlarını bilmediklerinden çocuklarına hayvan adı koydukları iddiasına cevap vermek üzere telif ettiği eser Arap kabileleri, kabilelerin tarihi ve meşhur kimselere dair önemli bilgiler yanında çeşitli hadis ve şiirin yorumunu ihtiva eder. Her ikisinde de birbirlerine atıflar bulunduğundan (el-İştiḳāḳ, s. 78, 79, 85, 96, 170, 171; el-Cemhere, II, 53, 125, 275, 301, 367, 423; III, 10, 12, 13, 208, 372, 416) el-Cemhere ile el-İştiḳāḳ’ın aynı zamanda yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Eser Ferdinand Wüstenfeld (Göttingen 1854), Muhammed Abdülmün‘im Hafâcî (Kahire 1368/1949) ve Abdüsselâm Muhammed Hârûn (Kahire 1378/1958) tarafından neşredilmiştir. 3. el-Maḳṣûre. İbn Düreyd’in Mîkâlîler’den Ahvaz Valisi Abdullah (Ubeydullah) el-Mîkâlî ile oğlu İsmâil el-Mîkâlî için yazdığı en meşhur ve en uzun kasidesi olup el-Maḳṣûretü’l-kübrâ ve el-Maḳṣûretü’d-Düreydiyye adlarıyla da anılır. Kafiye harfi (revî) maksûr elif olduğu için bu adı alan kaside 231 (bazı nüshalarda 253) beyittir. İbn Düreyd, bu kasidede hemen bütün maksûr isimleri bir araya toplayarak sözlükçülükteki kudretini, birçok edebî ve tarihî meseleye temas ederek bu alanlardaki gücünü, bütün bunları akıcı bir üslûpla dile getirmek suretiyle de Arap diline olan hâkimiyetini göstermiştir. Ayrıca uzun hayatı boyunca edindiği tecrübeleri de çok veciz ve hakîmâne bir şekilde anlatmıştır. el-Maḳṣûre üzerine muâraza (nazîre/taklit), tahmîs, tesmît, teştîr, tevşîh, şerh ve i‘rab nevilerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Başta kendisi ve talebelerinden İbn Hâleveyh, Ebû Saîd es-Sîrâfî ve Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī olmak üzere otuz beş kadar âlimin şerhettiği el-Maḳṣûre’nin müellifi tarafından yapılan şerhinin yazma nüshası Mağrib’de Yezîd b. Sâlih Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Abdullah Kennûn, I, 184). Manzumenin yayımlanmış şerhleri arasında İbn Hâleveyh (İbn Hâleveyh ve Cühûduhû fi’l-luġa maʿa taḥḳīḳi Kitâbihî Şerḥi Maḳṣûreti İbn Düreyd içinde, nşr. Mahmûd Câsim Muhammed, Beyrut 1407/1986, s. 157-557; nşr. Fahreddin Kabâve, Beyrut 1994); Cevâlîkī (nşr. Hâtim Sâlih ed-Dâmin - Abdülmün‘im A. et-Tikrîtî, el-Mevrid, XVI/3 [Bağdat 1987], s. 103-163); Hatîb et-Tebrîzî (nşr. Abdülkādir Zekkâr, Dımaşk 1380/1961; nşr. Fahreddin Kabâve, Beyrut 1987); Zemahşerî (Aʿcebü’l-ʿaceb fî şerḥi Lâmiyyeti’l-ʿArab içinde, İstanbul 1300), İbn Hişâm el-Lahmî (nşr. Mehdî Ubeyd Câsim, el-Mevrid, XII/1 [Bağdat 1984], s. 183-200); Mühellebî (nşr. Mahmûd Câsim ed-Dervîş, Riyad 1410/1989) ve Kemâleddin el-Enbârî’nin (nşr. Mahmûd Hasan Zeynî, Buḥûs̱ü Külliyyeti’l-luġati’l-ʿArabiyye, [Mekke 1404-1405], sy. 2, s. 457-512) şerhleri sayılabilir. İbnü’ş-Şecerî’nin şerhinin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 3750). Manzumeye birçok tahmîs yapılmış (Brockelmann, GAL, I, 112), bunlardan Vezir Muvaffakuddin Abdullah b. Ömer el-Ensârî’nin tahmîsi yayımlanmıştır (Taḫmîsü Maḳṣûreti İbn Düreyd el-Ezdî fî ris̱âʾi’l-İmâm Ebî ʿAbdillâh Ḥüseyin b. ʿAlî, nşr. Abdüssâhib İmrân ed-Düceylî, Beyrut 1977). Radıyyüddin es-Sâgānî’nin manzumeye yazdığı tevşîh ve tesmît yine kendisi tarafından şerhedilmiştir (Şerḥu’l-Ḳılâdeti’s-simṭıyye fî tevşîḥi’d-Düreydiyye, nşr. Sâmî Mekkî el-Ânî - Hilâl Nâcî, Bağdat 1977). el-Maḳṣûre, A. Haitsma (Franequerae 1773), F. Scheidius (Harduvicae-İtalya 1786) ve L. N. Boysen (Kopenhagen 1828) tarafından Latince tercüme ve açıklamalarla birlikte yayımlanmıştır. 4. el-Maḳṣûr ve’l-memdûd. el-Maḳṣûretü’ṣ-ṣuġrâ ve Ḳaṣîde fî maʿrifeti’l-maḳṣûr ve’l-memdûd adlarıyla da anılan manzume (Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 813; Esad Efendi, nr. 2760), İbn Düreyd’in eğitim amacıyla yazdığı kasidelerinden olup her beyitte en az birer adet olmak üzere Arap dilinde birçok maksûr ve memdûd ismi elli sekiz beyitte toplamıştır. Divanı içinde yayımlanan (nşr. Muhammed Bedreddin el-Alevî, Kahire 1949, s. 29-31) bu şiirin çeşitli şerhleri yapılmıştır. Bunlardan İbn Hişâm el-Lahmî ile (nşr. Mehdî Ubeyd Câsim, el-Mevrid, XIII/1 [Bağdat 1984], s. 183-200) Mâcid ez-Zehebî - Salâh Muhammed el-Hıyemî (Şerḥu’l-Maḳṣûr ve’l-memdûd, Dımaşk 1402/1981) şerhleri neşredilmiştir. 5. Kitâbü’l-Melâḥin. Sanıldığı gibi dil hataları (lahn) hakkında değil tevriye, muamma (ta‘miye) kinâye-ta‘riz, lugavî lugaz (lugat bilmeceleri), kelimelerin garib ve nâdir mânalarının izahı ve hîle-i şer‘iyye türleriyle ilgili olan eser, İbn Düreyd’in lugat ilmindeki kudretini gösteren önemli bir çalışmadır. 185 yemin cümlesinin farklı yorumlarından oluşan eserin gerçek amacı dil ve lugat öğretimidir. Bir kelimede tevriye, muamma, kinaye veya lugaz sanatı icra edilerek yaygın ve yakın anlamı değil uzak ve nâdir anlamının kastedildiğini anlatan müellif, ancak sözlük yardımıyla anlaşılması mümkün olan bu kelimeleri şiir, âyet ve hadislerden seçtiği örneklerle açıklamaya çalışır. İlk defa William Wright tarafından neşredilen eser (Opuscula Arabica içinde, Leiden 1859) daha sonra H. Thorbecke (Heidelberg 1882), J. Welhausen (DLZ, sy. IV [1883], s. 623-652), İbrâhim Ettafeyyiş el-Cezâirî (Kahire 1347/1928), Abdülilâh Nebhân (Dımaşk 1992) ve Abdülhafîz Fergalî Ali el-Karnî (Dürretü’l-ġavvâṣ içinde, Beyrut 1417/1996, s. 921-967) tarafından yayımlanmıştır. 6. Kitâbü’l-Müctenâ. Ebü’l-Yümn el-Kindî’nin rivayet ettiği eserde başta Hz. Peygamber olmak üzere Hulefâ-yi Râşidîn ve sahâbenin, ulemâ, üdebâ ve filozofların hikmetli sözlerinden ve çeşitli şiirlerden seçmeler yer alır. Eserin birçok neşri yapılmıştır (nşr. Freitz Krenkow, Haydarâbâd 1342/1923; nşr. Hâşim en-Nedvî, Haydarâbâd 1362; Dımaşk 1402/1982; nşr. Abdülmuîd Han, 1963; Halep 1327). 7. (Ṣıfat) es-Serc ve’l-licâm. Teknik terimler sözlüğü mahiyetinde bir risâle olup eyer ve gemle ilgili isim, sıfat, deyim ve terkipler şiirlerden örnekler verilerek açıklanmıştır. İlk defa William Wright’ın yayımladığı risâle (Opuscula Arabica, Leiden 1859) daha sonra İbrâhim es-Sâmerrâî (Bağdat 1970), Muhammed Yâsîn er-Rîmâvî (Mecelletü Mecmaʿi’l-buḥûs̱i’l-İslâmiyye, IX/3 [İslâmâbâd 1374/1974], s. 66-74; X/1 [1395/1975], s. 54-83) tarafından neşredilmiş, ayrıca Menâf Mehdî Muhammed eseri hazırladığı zeyille birlikte yayımlamıştır (Kahire 1412/1992). 8. (Ṣıfat / Vaṣf) el-Maṭar ve’s-seḥâb ve mâ neʿatethü’l-ʿArabü’r-rüvvâd mine’l-biḳāʿ ([Ṣıfat] es-Seḥâb ve’l-ġays̱ ve aḫbârü’r-rüvvâd ve mâ ḥamidû mine’l-keleʾ). Bu eserde de yağmur, bulut, kuraklık ve bitki örtüsüyle ilgili isim, sıfat, terim ve deyimlerle bedevîlerin bu konudaki bilgileri senetleri ve şiir örnekleriyle açıklanmıştır. İlk defa William Wright’ın yayımladığı risâle (Opuscula Arabica, Leiden 1859) daha sonra İzzeddin et-Tenûhî (Dımaşk 1382/1963), Menâf Mehdî Muhammed (Kahire 1412/1992) ve Muhammed Yâsîn er-Rîmâvî tarafından es-Serc ve’l-licâm ile birlikte neşredilmiştir. 9. Kitâbü’l-Fevâʾid ve’l-aḫbâr. Müellifin derlediği hikmetli söz ve hikâyelerle seçilmiş şiirlerden oluşan hacimli bir eserdir. İbrâhim Sâlih tarafından el-Fevâʾid ve’l-aḫbâr adıyla neşredilen bölüm (Beyrut 1407/1986, Nevâdirü’r-resâʾil içinde, s. 5-40) eserin “ahbâr” ve “inşâdât”a ayrılan iki cüzünden biri olmalıdır. 10. Min aḫbâri İbn Düreyd. Müellifin, İbn Ahu’l-Asmaî, Ebû Hâtim es-Sicistânî, Ebû Osman el-Üşnândânî, Ebû Bişr Ahmed el-Uklî gibi hocalarından rivayet ettiği edebî kıssalar, tarihî bilgiler ve nükteli hikâyelerle seçme şiirlerden oluşan risâleyi bir öğrencisi derlemiştir. Eser Abdülhüseyin el-Mübârek tarafından yayımlanmıştır (el-Mevrid, VII/1 [Bağdat 1978], s. 153-170). 11. el-Emâlî. İbn Düreyd’in Arap dili ve edebiyatıyla ilgili verdiği derslerde öğrencileri tarafından tutulan notlardan oluşan eserin nüshası tesbit edilememiştir. Öğrencisi Ebû Ali el-Kālî, kendisine ait el-Emâlî’nin yaklaşık üçte birini oluşturan 700’den fazla haberi İbn Düreyd’in bu eserinden nakletmiştir. Süyûtî de el-Müzhir’inde yaklaşık 150 haberi el-Emâlî’nden nakletmiş, ayrıca eseri Ḳaṭfü’l-vüreyd adıyla ihtisar etmiştir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 162). Kudüs Hâlidiyye Kütüphanesi’nde el-Aḫbârü’l-mens̱ûre adıyla kayıtlı olan eser İbn Düreyd’in el-Emâlî’sinin dört, beş ve altıncı cüzlerine ait parçalar olmalıdır. et-Taʿlîḳ min Emâlî İbn Düreyd ise (nşr. Seyyid Mustafa es-Senûsî, Küveyt 1404/1984) müellifin öğrencisi Ebû Müslim Muhammed b. Ahmed b. Ali el-Kâtib tarafından el-Emâlî’den yapılmış nakillerden oluşmaktadır. Bu eserde 240’tan fazla haber ve hikâye ile yaklaşık 570 beyit tutarında IV. (X.) yüzyıldan önceye ait 170 meşhur râviden nakledilmiş şiir parçaları yer almaktadır. 12. Dîvân (Kahire 1949). Muhammed Bedreddin el-Alevî tarafından çeşitli kaynaklardan derlenen eser iki bölümden oluşur. Birinci bölüm kasidelere ayrılmıştır. Murabbalara ayrılan ikinci bölümde alfabetik olarak farklı kafiyelerde dörtlükler ve insan vücudundaki organlara dair üç parça (maktûa) yer alır. Bunun dışında İbn Düreyd’in şiirleri konularına göre tertip edilerek İmrân b. Sâlim (Tunus 1973) ve Esmer Râcî (Beyrut 1415) tarafından yayımlanmıştır. Ayrıca şairin çeşitli manzumeleri muhtelif kütüphanelerde parçalar halinde bulunmaktadır (Brockelmann, GAL, I, 113-114; Suppl., I, 172-174). 13. el-Vişâḥ. Şairlerin lakaplarına dair olan eserin küçük bir bölümü İspanya’da Escurial Library’de kayıtlıdır (nr. 1895). İbnü’l-Mu‘tezz’in Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ adlı eseriyle Süyûtî’nin el-Müzhir ve Şerḥu Şevâhidi’l-Muġnî’sinde bu eserden nakiller mevcuttur. 14. Zeḫâʾirü’l-ḥikme (Îcâzü’l-manṭıḳ, ez-Zeḫâʾir). Hikemiyata dair bir derlemedir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 3222, vr. 68-73). 15. Şerḥu’l-Farḳ beyne’ẓ-ẓâʾ ve’ḍ-ḍâd (Süleymaniye Ktp., Tekelioğlu, nr. 903, vr. 14-33). 16. Mecmûʿatü ḥikem li-Seyyidinâ ʿAlî cemeʿahû İbn Düreyd. Kaynaklarda Mecmûʿatü aḳvâl li-ʿAlî b. Ebî Ṭâlib ve Ems̱âlü ʿAlî b. Ebî Ṭâlib adlarıyla da geçen eserin bir nüshası Paris’te Bibliothèque Nationale’de kayıtlıdır (nr. 3971/3). 17. Kitâb Yeştemilü ʿale’l-elfâẓi’l-müştereketi’l-vâḳıʿati beyne’l-ʿArabi’l-arbâʾ ve meʿânîhâ (Râgıb Paşa Ktp., nr. 1162/2). 18. Şerḥu Lâmiyyeti’l-ʿArab li’ş-Şenferâ (Berlin Staatsbibliothek, nr. 7408). 19. Şerḥu Bânet Süʿâd li-Kâʿb b. Züheyr (Berlin Staatsbibliothek, nr. 7489). 20. Şerḥu Ḳaṣîdeti’n-Neẕîr b. Sâʾib el-Kelbî (Sezgin, I, 270). 21. Münteḫab mine’l-eşʿâr. Müellifin edebiyat meclislerinde söylenmiş şiirlerden yaptığı seçmeler olup Muhabber b. Habîb için kaleme alınmıştır (Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1355, vr. 119-122). 22. el-Ems̱âlü’n-nebeviyye. Rabat’ta el-Mektebetü’l-âmme el-Kettâniyye bölümünde bir nüshası mevcuttur (a.g.e., VIII, 104). 23. el-Muḳtebes (Berlin Staatsbibliothek, nr. 8509). 24. Kitâbü Efʿale ve feʿaltü veya Feʿaltü ve ifteʿaltü. Escurial Library’de bir yazması bulunmaktadır (a.g.e., IX, 86).

İbn Düreyd’in kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: el-Âdâb ve’l-ems̱âl, el-Erbaʿûn (Eḥâdîs̱ü İbn Düreyd, Erbaʿûne ḥadîs̱en), el-İstidrâk ʿale’l-Ḫalîl, el-Enbâz, el-Envâʿ, el-Benûn ve’l-benât, et-Tavassuṭ, el-Ḫaylü’ṣ-ṣaġīr, el-Ḫaylü’l-kebîr, Edebü’l-kâtib, es-Silâḥ, el-Luġāt, el-Luġāt fi’l-Ḳurʾân, Ġarîbü’l-Ḳurʾân, Ġarîbü’l-ḥadîs̱, el-Mütenâhî fi’l-luġa, el-Muḳtenâ, Taḳvîmü’l-lisân, Mâ süʾile ʿanhü lafẓan fe ecâbehû ʿanhü ḥifẓan (İbnü’n-Nedîm, s. 67; Yâkut, XVIII, 136; Safedî, II, 340).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Düreyd, el-İştiḳāḳ, tür.yer., ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 3-40; a.mlf., Cemhere (nşr. F. Krenkow v.dğr.), Haydarâbâd 1344-51, I-IV, tür.yer.; a.mlf., Vaṣfü’l-maṭar ve’s-seḥâb (nşr. İzzeddin et-Tenûhî), Dımaşk 1382/1963, neşredenin girişi, s. 5-30; a.mlf., Kitâbü’l-Melâḥin (nşr. Abdülilâh Nebhân), Dımaşk 1992, s. 63-65; ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 5-36; a.e. (Harîrî, Dürretü’l-ġavvâṣ içinde, nşr. Abdülhafîz Fergalî Ali el-Karnî), Beyrut 1417/1996, neşredenin girişi, s. 915-918; a.mlf., el-Müctenâ (nşr. Hâşim en-Nedvî), Dımaşk 1402/1982, neşredenin girişi, s. 5-16; a.mlf., el-Fevâʾid ve’l-aḫbâr (Nevâdirü’r-resâʾil içinde, nşr. İbrâhim Sâlih), Beyrut 1407/1986, neşredenin girişi, s. 5-15; a.mlf., et-Taʿlîḳ min Emâlî İbn Düreyd (nşr. Seyyid Mustafa es-Senûsî), Küveyt 1404/1984, neşredenin girişi, s. 5-60; a.mlf., Ṣıfatü’s-serc ve’l-licâm (nşr. Menâf Mehdî Muhammed), Kahire 1412/1992, neşredenin girişi, s. 5-40; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), IV, 320-321; Ebü’t-Tayyib el-Lugavî, Merâtibü’n-naḥviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Kahire 1375/1955, s. 84; Tehẕîbü’l-luġa, I, 31; Sîrâfî, Aḫbârü’n-naḥviyyîne’l-Baṣriyyîn (nşr. M. İbrâhim el-Bennâ), Kahire 1405/1985, s. 104; Ebû Bekir ez-Zübeydî, Ṭabaḳātü’n-naḥviyyîn ve’l-luġaviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Kahire 1984, s. 183-184; Merzübânî, Muʿcemü’ş-şuʿarâʾ (nşr. F. Krenkow), Beyrut 1402/1982, s. 461-462; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 67; Ebû İshak el-Husrî, Zehrü’l-âdâb (nşr. Ali M. el-Bicâvî), Kahire 1389/1969, I, 261; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, II, 195-197; İbn Hayr, el-Fehrese, s. 398; Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâʾ (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Kahire 1386/1967, s. 256-259; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XVIII, 127-143; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, III, 92-100; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 323-329; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XV, 96-98; Safedî, el-Vâfî, II, 339-343; Sübkî, Ṭabaḳāt, III, 138-142; Süyûtî, el-Müzhir, I, 58; II, 434-457; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 48, 89, 162, 605; II, 957, 1208, 1391, 1424, 1462, 1807; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, III, 119-121; Serkîs, Muʿcem, I, 101-103; Zekî Mübârek, en-Nes̱rü’l-fennî fi’l-ḳarni’r-râbiʿ, Beyrut 1934, I, 241-246, 278-287, 303-312; Brockelmann, GAL, I, 112-114; Suppl., I, 172-174; Abdullah Kennûn, el-Maḫṭûṭâtü’l-ʿArabiyye fî Tıṭvân, Kahire 1375/1955, I, 184; C. Zeydân, Âdâb (Dayf), II, 192-193; Sezgin, GAS, I, 270; VIII, 101-105; IX, 85-86; Hüseyin Nassâr, el-Muʿcemü’l-ʿArabî: Neşʾetühû ve teṭavvürüh, Kahire 1968, II, 404-434; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, IV, 424-428; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 416-420; Aʿyânü’ş-Şîʿa, IX, 153-158; Abdülalî el-Vedgīrî, Ebû ʿAlî el-Ḳālî ve es̱erühû fi’d-dirâsâti’l-luġaviyye ve’l-edebiyye bi’l-Endelüs, Mağrib 1403/1983, s. 61-68; Seyyid Mustafa es-Senûsî, İbn Düreyd ḥayâtühû ve türâs̱ühü’l-luġavî ve’l-edebî, Küveyt 1984; Şerefeddin Ali er-Râcihî, Muḥammed b. Düreyd ve Kitâbü’l-Cemhere, İskenderiye 1985; Ahmed Abdülgafûr Attâr, eṣ-Ṣıḥâḥ ve medârisü’l-muʿcemâti’l-ʿArabiyye, Mekke 1410/1990, s. 103-105; F. Rosenthal, “Saying of the Ancient form Ibn Durayd’s Kitâb al-Mujtanâ”, Orientalia, nova series: XXVII, Roma 1958, s. 29-30, 150-159; Câbir Kumeyha, “Riyâdetü’l-Maḳāmât beyne İbn Düreyd ve Bedîʿi’z-zamân el-Hemeẕânî”, el-Menhel, sy. 55, Cidde 1413/1993, s. 52-55; J. Pedersen, “İbn Düreyd”, İA, V/2, s. 724; J. W. Fück, “Ibn Durayd”, EI2 (İng.), III, 757-758; Âzertâş Âzernûş - Îrânnâz Kâşiyân, “İbn Düreyd”, DMBİ, III, 499-506.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 19. cildinde, 416-419 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.