İBN EBÛ USAYBİA

ابن أبي اصيبعة
Müellif:
İBN EBÛ USAYBİA
Müellif: MAHMUT KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ebu-usaybia
MAHMUT KAYA, "İBN EBÛ USAYBİA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-ebu-usaybia (13.08.2020).
Kopyalama metni
Eyyûbîler döneminde tanınmış bir hekim ailesinin çocuğu olarak Dımaşk’ta dünyaya geldi. Doğum tarihi için 590 (1194), 595 ve 600 (1203-1204) yılları gösterilmekte olup bunlardan sonuncunun doğruluk ihtimali yüksektir. Babası, Nûreddin Zengî’nin yaptırdığı Bîmâristânü’n-Nûrî’nin başhekimlerinden Kāsım b. Hâlife’dir. Amcası Reşîdüddin Ali b. Halîfe de o dönemin başarılı hekimlerindendi. Künyesini Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin dostu, âlim ve hekim Halîfe b. Yûnus İbn Ebû Usaybia’dan almıştır. Hayatı hakkındaki bilgilerin hemen tamamı ʿUyûnü’l-enbâʾ fî ṭabaḳāti’l-eṭıbbâʾ adlı eserinden öğrenilmektedir.

İlk tahsilini Ebû Bekir es-Sıkıllî’den gören İbn Ebû Usaybia, Takıyyüddin Haz‘al b. Asker’den dil ve edebiyat okudu. Günümüze ulaşan şiirlerinden onun yüksek bir edebiyat zevk ve kültürüne sahip olduğu anlaşılmaktadır. Dinî ilimlerden tefsir, hadis ve fıkhın yanı sıra kelâm ve felsefeyle de ilgilenmiş, bu alanda kelâmcı filozof Seyfeddin el-Âmidî’den kendi telifi Rumûzü’l-künûz’u, Şemseddin el-Hûyî’den İbn Sehlân’ın et-Tebṣıra’sını ve Refîuddin el-Cîlî’den çeşitli metinler okumuştur.

Tıp öğrenimine kendisi gibi bir göz hekimi olan babasının yanında başladı. Daha sonra yine Bîmâristânü’n-Nûrî’de Muvaffakuddin Ya‘kūb b. Sakleb’den Hipokrat’a ait metinlerle Câlînûs’un onlara yazdığı şerhleri, Radıyyüddin er-Rahbî’den tıbba dair temel metinleri, özellikle Ebû Bekir er-Râzî’nin eserlerinin pratiğe yönelik bölümlerini ve Abdürrahîm b. Ali Dahvâr’dan Câlînûs’un eserlerini okudu. Bu arada İmrân b. Sadaka’nın bilgi ve tecrübelerinden faydalanarak et-Tecârib ve’l-fevâʾid adlı eserini kaleme aldı. Böylece bu ünlü hocaların yanında teorik ve pratik tıp eğitimini tamamlayarak aynı kurumda hekimlik yapmaya başladı. 633 (1235) yılında o dönemin en meşhur eczacısı olan Ziyâeddin İbnü’l-Baytâr’la tanıştı ve ondan Dioskorides, Câlînûs ve Ahmed b. Muhammed el-Gāfikī’nin basit ilâçlar hakkındaki eserlerini okuduğu gibi onunla birlikte Dımaşk civarını dolaşarak bitkileri yerinde tanıma imkânını elde etti. Arkasından da aynı yıl içerisinde Dımaşk’taki hastahaneden ayrılarak bilgi ve tecrübesini geliştirmek için Kahire’ye gitti. İki yıl kaldığı bu şehirde bir yandan Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin kurmuş olduğu Bîmâristânü’n-Nâsırî’de hekimlik yaptı, öte yandan Efdalüddin el-Hunecî’den İbn Sînâ’nın el-Ḳānûn’unun bazı bölümlerini okudu. 635 (1238) yılının sonlarına doğru Sarhad Emîri İzzeddin Aybek’in daveti üzerine Suriye’ye gitti ve dokuz yıl süreyle kendisine çok değer veren bu emîrin özel hekimliğini yaptı. Bu süre zarfında Dımaşk’la olan ilişkisini hiç kesmedi. Emîr Necmeddin Eyyûb’un 644’te (1247) Sarhad’ı ele geçirmesinin ardından dört yıl daha burada ikamet ettikten sonra yetmiş yaşlarında vefat etti.

Eserleri. İbn Ebû Usaybia’nın günümüze ulaşan yegâne çalışması ʿUyûnü’l-enbâʾ fî ṭabaḳāti’l-eṭıbbâʾdır. Müellif, Vezir Emînüddevle Ebü’l-Hasan b. Gazâl’e takdim ettiği tıp tarihinin en önemli kaynaklarından biri olan bu eserinin malzemesini Dımaşk’ta çalışırken derlemeye başlamış, telifini ise 640-643 (1242-1245) yılları arasında Sarhad’da tamamlamıştır. Ancak kitabın sonunda, bu tarihten otuz altı ve kırk yıl sonra vefat eden iki kişinin biyografisinin yer alması, eserin müellifin öğrencileri tarafından biraz daha genişletildiğini göstermektedir. On beş babdan meydana gelen eser Grek, Roma, Hint, Süryânî ve İslâm hekimlerinin hayatlarını, eserlerini ve tıp ilmine olan katkılarını ayrıntılarıyla içermekte; ayrıca Eflâtun, Aristo, Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, İbn Rüşd ve Sühreverdî el-Maktûl gibi filozoflarla birçok ünlü bilgin ve kelâmcıya da yer vermektedir. İbn Ebû Usaybia elli kadar kaynağa başvurmakla birlikte daha çok Huneyn b. İshak, İbn Cülcül, İbnü’n-Nedîm, Kādî Sâid el-Kurtubî ve İbnü’l-Kıftî’nin eserlerine dayandığı, ayrıca bunlara kendi meslekî tecrübe ve bilgi birikimini de kattığı anlaşılmaktadır. Öte yandan müellif, tıp tarihi kadar ilim ve kültür tarihlerini de ilgilendiren eserinde bizzat görüşüp ilişki kurduğu devrin kırk iki meşhur hekim, bilgin, düşünür ve devlet adamına ait hâtıralarını anlatmak suretiyle VII. (XIII.) yüzyıl İslâm toplumunun ilmî, siyasî ve sosyal tarihine de ışık tutmuştur ki bu durum eserin bir başka önemli özelliği sayılmaktadır. ʿUyûnü’l-enbâʾın mevcut neşirlerinde küçük kan dolaşımını bulan İbnü’n-Nefîs’ten söz etmeyişi dikkati çekiyorsa da müelliften seksen bir yıl sonra vefat eden İbn Fazlullah el-Ömerî’nin ona dayanarak İbnü’n-Nefîs’e geniş yer ayırması (Mesâlik, IX, 349-350) eserin daha sıhhatli nüshalarının varlığını gösterir. Durum böyle olmasa bile onun bu davranışı, kıskançlıktan ziyade kendisinden on dokuz yıl sonra vefat eden İbnü’n-Nefîs’in o sırada henüz bir tabip olarak temayüz etmeyişiyle açıklanmaktadır. Konu ve muhteva itibariyle ʿUyûnü’l-enbâʾın babları şu şekilde özetlenebilir: 1. Tıbbın ilk defa nerede ve nasıl ortaya çıktığı; 2. İlk hekimler ve Asklepios (Grekler’in sonradan tanrılaştırdıkları [sağlık tanrısı] efsanevî hekim); 3. Asklepios’un soyundan geldiğine inanılan Grek hekimleri; 4. Hipokrat ve sonrasında yetişen hekimler; 5. Galen ve ondan sonra gelen hekimler; 6. İskenderiye okuluna mensup hekim ve bilginler; 7. İslâm’ın ortaya çıkışı sırasında yaşayan Arap ve Arap olmayan hekimler; 8. Abbâsîler’in ilk dönemindeki Süryânî hekimler; 9. Tıbba ve öteki ilimlere dair Grekçe ve Süryânîce gibi dillerde yazılmış eserleri Arapça’ya çeviren mütercimler; 10. el-Cezîre, Irak ve Diyarbekir bölgesinde yetişen hekimler; 11. İran, Horasan ve Mâverâünnehir hekimleri; 12. Hintli hekimler; 13. Endülüslü ve Mağribli hekimler; 14. Mısırlı hekimler; 15. Şam bölgesinde yetişen hekimler. ʿUyûnü’l-enbâʾ ilk defa August Müller tarafından İmruülkays İbnü’t-Tahhân takma adıyla iki cilt olarak Kahire’de neşredilmiş (1299/1882), bu baskı birçok hata içerdiği için Almanca bir tanıtım yazısı ve hataları düzelten 162 sayfalık bir ek Königsberg’de yayımlanmıştır (1884). Daha sonra Müller neşrine dayanılarak ticarî amaçla tekrar yayımlanan eserin (Kahire 1329/1911; Beyrut 1955) 1965’te Nizâr Rızâ tarafından Beyrut’ta yazma nüshalara başvurmadan bazı dipnotlarla yeni bir neşri gerçekleştirilmiştir; ancak bu edisyon da çok çeşitli yanlışlıklar içermektedir. Yine Beyrut’ta yapılan üç ciltlik bir yayımın da (1398/1978) Müller neşrine dayandığı görülmektedir. Eserin bir de yalnız Endülüs ve Mağrib’de yetişmiş hekimleri konu alan on üçüncü babının Nûreddin Abdülkādir ve Henri Jahier tarafından Fransızca’ya çevrilerek Arapça metniyle birlikte karşılıklı sayfalar halinde basılmış kısmî neşri bulunmaktadır (Alger 1377/1958). İbn Ebû Usaybia’nın günümüze ulaşmayan diğer eserleri de şunlardır: et-Tecârib ve’l-fevâʾid, İṣâbâtü’l-müneccimîn, Ḥikâyetü’l-eṭıbbâʾ fî ʿilâcâti’l-edvâʾ.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Ebû Usaybia, ʿUyûnü’l-enbâʾ, s. 586, 601, 646, 647, 650, 673, 674, 696, 698, 736; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, IX, 349-350; Safedî, el-Vâfî, VII, 295; Brockelmann, GAL, I, 326; Suppl., I, 560; C. Zeydân, Âdâb, III, 171, 172; Sarton, Introduction, II, 685-686; Selâhaddin el-Müneccid, Muʿcemü’l-müʾerriḫîne’d-Dımaşḳıyyîn, Beyrut 1398/1978, s. 105, 107; Muhammed Kürd Ali, Künûzü’l-ecdâd, Dımaşk 1404/1984, s. 317-323; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), I, 197; Hikmet Hımsî, “Menhecü’l-baḥs̱i’l-ʿilmî ʿinde İbn Ebî Uṣaybiʿa”, Ebḥas̱ü’l-müʾtemeri’s-senevi’s̱-s̱âmin li-târîḫi’l-ʿulûm ʿinde’l-ʿArab, Halep 1987, s. 39-68; Mahmûd Fâhûrî, “İbn Ebî Uṣaybiʿa ḥayâtühû ve aṣrühû ve âs̱ârüh”, a.e., s. 69-80; M. Şahâde Kerzûn, “İbn Ebî Uṣaybiʿa fi’s-sîre ve’l-eşer”, a.e., s. 100-134; J. Vernet, “Ibn Ebī Uṣaybiʿa”, EI2 (İng.), III, 693-694; Mehmed Ali Mevlevî, “İbn Ebî Uṣaybiʿa”, DMBİ, II, 427-428.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 19. cildinde, 445-446 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER