İBN KÜNÂSE

ابن كناسة
Müellif:
İBN KÜNÂSE
Müellif: NEVZAT H. YANIK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-kunase
NEVZAT H. YANIK, "İBN KÜNÂSE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-kunase (08.07.2020).
Kopyalama metni
123 (741) yılında Kûfe’de doğdu. Araplar’ın dili fasih kabilelerinden Benî Esed’e mensup bir ailenin çocuğudur (Sem‘ânî, XI, 150). Her ikisi de edebiyatla uğraşan dedesine veya babasına ait olduğu rivayet edilen Künâse lakabının (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IX, 508) nereden geldiği bilinmemektedir. İcl kabilesinden olan annesi Hasene bint Mûsâ b. Câbir meşhur zâhid İbrâhim b. Edhem’in kız kardeşidir (İbn Kuteybe, s. 543). İbn Künâse, ailesindeki edebiyat ve şiir geleneğinin bir gereği olarak kabilesinin ileri gelenlerinden lugat, edebiyat ve şiir öğrendi. Ebû Mevsûl, Ebû Sadaka, A‘meş, Hişâm b. Urve, İsmâil b. Ebû Hâlid, Abdullah b. Şübrüme, Ca‘fer b. Burkân, Muhammed b. Saîd el-Kelbî, Mis‘ar b. Kidâm, Ömer b. Zer el-Hemdânî, Fıtr b. Halîfe ve Süfyân es-Sevrî gibi Kûfeli râvilerin meclislerinde bulunup onların rivayetlerini dinledi. Kümeyt el-Esedî gibi daha önce yaşamış veya çağdaşı olan birçok şairin şiirlerini rivayet etti. Hammâd er-Râviye ve Mufaddal ed-Dabbî gibi büyük râvilerin, Mufaddal’ın öğrencilerinden İbnü’l-A‘râbî ile Ferrâ’nın ve Halef el-Ahmer’in çağdaşı olmasına rağmen kaynaklarda bu kişilerle herhangi bir irtibatından bahsedilmemekte, sadece İbn Hallikân onun Hammâd için mersiye yazdığını belirtmektedir (Vefeyât, II, 210). Şiir, hadis ve ahbâr konularında büyük maharete sahip olduğu kaydedilen İbn Künâse (Câhiz, I, 129; İbnü’l-Kıftî, III, 161) Kûfe’den ayrılarak Bağdat’a yerleşti. Ancak Bağdat’a ne zaman gittiği bilinmemektedir. Buradaki ilmî faaliyetleri hakkındaki bilgiler de son derece kısıtlıdır. Bağdat’ta kaldığı süre içinde devlet adamlarına yakın olmak ve saraya kabul edilmek gibi bir çaba içinde bulunmayan İbn Künâse daha sonra Kûfe’ye döndü ve 3 Şevval 207’de (19 Şubat 823) vefat etti. Bazı kaynaklarda 209’da (824) öldüğü kaydedilmekteyse de doğru olan birinci tarihtir.

Charles H. Pellat, İbn Künâse’nin yüksek seviyede bir şair olmadığını, son derece sade olan şiirlerinin ahlâkî yönü ve berraklığının kayda değer görüldüğünü ileri sürer (EI2 [İng.], III, 843). Ancak irticâlen söylediği iki beytini duyan İshak el-Mevsılî’nin, “Bu iki beyti senden önce söylemiş olmak için ömrümün iki yılını verirdim” şeklindeki ifadesinden (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XIII, 342; İbnü’l-Kıftî, III, 160; Safedî, IV, 378) onun iyi bir şair olduğu anlaşılmaktadır. Dindar bir çevrede yetişmenin etkisiyle şiirlerinde zühd, nefis terbiyesi, eğlenceyi terketme, dünyadan ibret alma, dünyanın fâniliği ve nimetlerinin geçici olduğu gibi konulara ağırlık veren İbn Künâse’nin (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XIII, 342-344), dayısı İbrâhim b. Edhem’in ölümü üzerine yazdığı son derece duygulu iki mersiyesiyle (a.g.e., XIII, 341, 345) az sayıdaki bazı şiirleri kaynaklarda yer almaktadır (meselâ bk. a.g.e., XIII, 337-345). Asmaî, güçlü bir şiir râvisi olmasına rağmen müvelled bir şair olduğu gerekçesiyle onun şiirleriyle istidlâlde bulunmamıştır.

Yöneticilerin kapısına gitmeyip kıt kanaat geçindiği için kendisini kınayan dostlarına karşı çıkan İbn Künâse, maddî menfaat sağlamak için birilerini övmenin zühd ve takvâya uygun bir davranış olmadığını söylemiştir. Onun Allah’ın emrine karşı gösterdiği rızâ ve teslimiyet oğlu Yahyâ’nın vefatı üzerine söylediği, “Ona yaşasın diye Yahyâ adını koymuştum, fakat Allah’ın takdirine hiçbir şey engel olmuyor” anlamındaki şiirinde de görülmektedir (İbnü’l-Kıftî, III, 161).

İbn Künâse’nin hadis râviliği konusunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Yahyâ b. Maîn, Ebû Dâvûd es-Sicistânî, Sâlih b. Ahmed el-İclî, Ali b. Medînî ve Muhammed b. Ahmed b. Ya‘kūb onun güvenilir bir râvi olduğunu belirtirken Ebû Hâtim er-Râzî rivayetlerinin delil olarak benimsenemeyeceğini söyler (Zehebî, Mîzânü’l-iʿtidâl, III, 592). Hatîb el-Bağdâdî’nin belirttiğine göre Bağdat’ta Hişâm b. Urve’den hadis rivayetinde bulunmuş, başta Ahmed b. Hanbel olmak üzere meclisine gelen öğrencileri de kendisinden hadis rivayet etmişlerdir. İbn Künâse’yi dinleyen ve rivayette bulunan öğrencileri arasında Ahmed b. Hanbel, Ebû Bekir b. Ebû Şeybe, Muhammed b. İshak es-Sâgānî, Ahmed b. Mansûr er-Remâdî, Hâris b. Ebû Üsâme, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb, Muhammed b. Ferec el-Ezrak ve İbn Nümeyr özellikle zikredilmelidir.

İbn Künâse’nin, anlaşılması güç şiirlerin şerh ve tahliline dair Kitâbü Maʿâni’ş-şiʿr’i ile Kitâbü Seriḳāti Kümeyt mine’l-Ḳurʾân ve ġayrih adlı bir eserinin bulunduğu kaydedilmektedir (İbnü’n-Nedîm, s. 77; Brockelmann, I, 63). Onun halk astronomisi ve meteorolojisiyle de meşgul olduğu ve bu konuda Kitâbü’l-Envâʾ adlı bir eser kaleme aldığı rivayet edilmektedir (eserleri için bk. İbnü’n-Nedîm, s. 77).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VI, 401; Yahyâ b. Maîn, et-Târîḫ, II, 523; Câhiz, el-Beyân ve’t-tebyîn, I, 129; II, 157-158; III, 57, 348; Buhârî, et-Târîḫu’l-kebîr, I, 135; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 543; Ebû Bekir es-Sûlî, Aḫbârü’ş-şuʿarâʾi’l-muḥdes̱în (nşr. J. Heyworth-Dunne), Beyrut 1401/1982, s. 144; Ebü’t-Tayyib el-Lugavî, Merâtibü’n-naḥviyyîn (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Kahire 1375/1955, s. 73; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, XIII, 337-346; İbn Şâhîn, Târîḫu esmâʾi’s̱-s̱iḳāt (nşr. Abdülmu‘tî Emîn Kal‘acî), Beyrut 1406/1986, s. 296; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 77, 179; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, V, 404-408; Sem‘ânî, el-Ensâb, X, 474-475; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, III, 160-161; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 210; Zehebî, Mîzânü’l-iʿtidâl, III, 592; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IX, 508-510; Safedî, el-Vâfî, IV, 377-379; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, IX, 259-260; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, II, 185; Brockelmann, GAL, I, 63; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, X, 222; Sezgin, GAS, II, 533; III, 297; VII, 342; Şevkī Dayf,Târîḫu’l-edeb, III, 406-409; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), VI, 221; F. A. Shamsi, “Ibn Kunāsah’s Commentary on Verse 9:37 of Holy Qor’ān”, HI, XII/4 (1989), s. 31-43; Ch. Pellat, “Ibn Kunāsa”, EI2 (İng.), III, 843; “İbn Künâse”, DMBİ, IV, 526-527.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 20. cildinde, 158 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER