İBNÜ’l-İMÂM - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBNÜ’l-İMÂM

ابن الإمام
Müellif:
İBNÜ’l-İMÂM
Müellif: MEHMET ALİ SARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-imam
MEHMET ALİ SARI, "İBNÜ’l-İMÂM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-imam (28.09.2020).
Kopyalama metni
682’de (1283) Kahire’de dünyaya geldi (İbnü’l-Cezerî, II, 245). Bazı kaynaklarda doğum yılı 677 (1278) ve 688 (1289) olarak verilmekteyse de onunla ilgili bilgileri oğlu Muhibbüddin İbrâhim’den alan İbnü’l-Cezerî’nin kaydettiği tarih doğru olmalıdır. Aslen Askalanlı olup çok sayıda âlim yetiştiren bir aileye mensuptur. Büyük dedesi Hümâm muhaddis ve fakihti. Dedesi Nûreddin Ali ve babası Tâceddin Muhammed’in, Fâtımîler’in veziri el-Melikü’s-Sâlih tarafından Kahire’de yaptırılan Sâlih Camii’nin imam ve hatibi olmaları sebebiyle İbnü’l-İmâm diye tanındı. İlk bilgileri aile içinde aldı. Babasının görevli olduğu Sâlih Camii’nin âdeta âlimlerin ziyaretgâhı olması onun yetişmesinde önemli rol oynadı. Bu âlimlerden birçok hadis kitabını ve Ahmed b. İshak el-Eberkūhî’den Sîretü İbn Hişâm’ı okudu. Ezher müderrisi ve kıraat âlimi Ali b. Yûsuf eş-Şattanûfî’den kıraat okudu. Hadis âlimi Abdülmü’min b. Halef ed-Dimyâtî’den hadis dinledi ve icâzet aldı. Ali İbnü’s-Savvâf’tan da hadis dinlemiş olan İbnü’l-İmâm, Şihâb el-Muhsinî’den fıkıh öğrendi.

Şâfiî fakihi, kıraat ve hadis âlimi olarak Kahire’nin önde gelen şahsiyetleri arasında yer alan İbnü’l-İmâm babasının vefatından (713/1313) sonra Sâlih Camii’nde imamlık yapmaya başladı ve hayatının sonuna kadar bu görevde kaldı. Zehebî, İbnü’l-İmâm’ın sika ve müttaki bir âlim olduğunu söylerken (Muḫtaṣaru Silâḥi’l-müʾmin, vr. 3a) İbnü’l-Cezerî onun kıraat okuttuğuna dair bilgisi olmadığını belirtmektedir. İbnü’l-İmâm 15 Rebîülevvel 745’te (27 Temmuz 1344) Kahire’de vefat etti ve Karâfe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Eserleri. 1. Silâḥu’l-müʾmin. Müellif bu eserini Kütüb-i Sitte ile İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭaʾ, Hâkim’in el-Müstedrek ʿale’ṣ-Ṣaḥîḥayn, Ebû Avâne’nin el-Müsnedü’l-müstaḫrec ʿalâ Ṣaḥîḥi Müslim, İbn Hibbân’ın Ṣaḥîḥ, İbn Ebû Şeybe’nin el-Muṣannef ve Beyhakī’nin es-Sünenü’l-kübrâ adlı eserlerinden dua ve zikir konusunda seçtiği hadisleri yirmi bir bab üzere düzenleyerek meydana getirmiştir. Eser, Muhyiddin Dîb Mestû tarafından tahkik edilerek Silâḥu’l-müʾmin fi’d-duʿâʾ ve’ẕ-ẕikr adıyla yayımlanmıştır (Dımaşk 1414/1993). Silâḥu’l-müʾmin üzerinde müellifin çağdaşı olan âlimler ihtisar çalışmaları yapmış, İbn Hacer, eserin Zehebî tarafından 730’lu (1330) yıllarda yazılmış muhtasarını gördüğünü bildirmiştir. Ancak Zehebî’nin, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde (III. Ahmed, nr. 572) Muḫtaṣaru Silâḥi’l-müʾmin adıyla kayıtlı bulunan eserinin dîbâcesinde müellif hakkında kullandığı ifadeden kitabı onun vefatından sonra özetlediği anlaşılmaktadır. Eserin ilk dokuz babını ve İbnü’l-İmâm’ın hadisler üzerindeki sözlerini terkederek yalnız Hz. Peygamber’in zikir ve dualarını seçen Zehebî, asıl eserin onuncu babından sonrasını on iki bab halinde özetlemiştir. Eserin ayrıca Kemâleddin Ahmed b. Ömer en-Neşâî (ö. 757/1356) ve Şehâbeddin Ahmed b. Ali el-Uryânî (ö. 778/1376) tarafından yapılan muhtasarlarından söz edilmiştir (Sübkî, IX, 19; İbn Hacer, I, 219-220, 224-225; IV, 203). İbn Hilâl el-Makdisî de Nevevî’nin el-Eẕkâr’ı ile Silâḥu’l-müʾmin’den yaptığı seçmeleri el-Miṣbâḥ fi’l-cemʿ beyne’l-Eẕkâr ve’s-Silâḥ adıyla bir araya getirmiştir (Brockelmann, GAL, II, 162). 2. ʿAlemü’l-ihtidâ fi’l-vaḳf ve’l-ibtidâʾ. Kur’an’daki durma ve başlama yerlerini konu alan bir eserdir. Devrin sultanı el-Melikü’n-Nâsır Muhammed b. Kalavun tarafından Ebû Hayyân el-Endelüsî’ye incelettirilerek sahasında yapılmış en güzel çalışma olduğu tesbit edilen eserin bir nüshası Kütahya’da Tavşanlı Zeytinoğlu İlçe Halk Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (nr. 22, vr. 10a-20a). Müellifin ayrıca Müteşâbihü’l-Ḳurʾân adlı bir eseri kaynaklarda zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-İmâm, Silâḥu’l-müʾmin (nşr. Muhyiddin Dîb Mestû), Beyrut 1414/1993, neşredenin girişi, s. 5-13; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXII, 361-362; a.mlf., Muḫtaṣaru Silâḥi’l-müʾmin, TSMK, III. Ahmed, nr. 572, vr. 3a; Sübkî, Ṭabaḳāt (Tanâhî), IX, 19; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, II, 146; İbn Râfi‘, el-Vefeyât (nşr. Sâlih Mehdî Abbas - Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1402/1982, I, 486-487; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 245; İbn Hacer, ed-Dürerü’l-kâmine, I, 219-220, 224-225; IV, 203, 323-324; İbn Kādî Şühbe, Târîḫ (nşr. Adnân Dervîş), Dımaşk 1977, II, 438; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, X, 146; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 994; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VI, 144; Brockelmann, GAL, II, 105, 162; Suppl., II, 102; Beşşâr Avvâd Ma‘rûf, eẕ-Ẕehebî ve menhecühû fî kitâbeti Târîḫi’l-İslâm, Kahire 1976, s. 243.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2000 yılında İstanbul'da basılan 21. cildinde, 96-97 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER