İBRÂHİM EFENDİ, Seyyid

Müellif:
İBRÂHİM EFENDİ, Seyyid
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-efendi-seyyid
MEHMET İPŞİRLİ, "İBRÂHİM EFENDİ, Seyyid", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-efendi-seyyid (22.10.2019).
Kopyalama metni
1113’te (1701) Şebinkarahisar’da doğdu. Ulemâdan Şarkîkarahisarlı (Şebinkarahisar) Kadı Osman b. Mehmed Efendi’nin oğludur. İlk öğreniminden sonra 1127’de (1715) İstanbul’a giderek amcasının oğlu Rumeli kazaskeri Zeynelâbidîn Efendi’nin yanına yerleşti ve kızı ile evlendi. Burada aklî ve naklî ilimleri tahsil etti ve 1130’da (1718) mülâzım oldu. Bu arada kazasker kâtibi Refî Efendi’den ta‘lik yazı meşkederek icâzet aldı (Murâdî, I, 12; Müstakimzâde, s. 640).

1137’de (1725) Zeynelâbidîn Efendi’nin Mekke kadılığına tayin edilmesi üzerine ona refakat etti, hac farîzasını yerine getirdi ve Cidde nâibi oldu. İstanbul’a dönüşünde müderrisliğe yükseltildi (1143/1730-31). Çeşitli müderrisliklerde bulunduktan sonra 1168’de (1755) Selânik kadılığına getirildi. 1174’te (1760-61) Şam kadılığına tayin edildi ve Mekke pâyesini aldı. Murâdî, hastalığına rağmen Şam’daki vazifesine başladığını, babası Şam’ın Hanefî müftüsü olan Ali el-Murâdî ile yakınlık kurduğunu ve Şam Süleymaniye Medresesi’nde verdiği fıkıh derslerine katıldığını belirtir (Silkü’d-dürer, I, 12).

1 Receb 1181’de (23 Kasım 1767) İstanbul pâyesini alıp İstanbul kadısı olan İbrâhim Efendi, görev süresi dolduğunda nakîbüleşraf ve ardından Anadolu kazaskerliği pâyesiyle 1183’te (1769) ikinci defa İstanbul kadısı oldu. Bir yıl sonra bilfiil Anadolu kazaskerliğine getirildi. 1187’de (1773) ikinci defa olarak nakîbüleşraf olduktan sonra 1 Cemâziyelevvel 1190’da (18 Haziran 1776) Rumeli kazaskerliğine yükseltildi (Edib Mehmed Efendi, vr. 51b, 53a-b; Mehmed Şem‘î, s. 158). Bu vazifeden 1091’de (1777) azledildi ve reîsülulemâ sıfatıyla anıldı. 1 Receb 1193’te (15 Temmuz 1779) ikinci defa olarak Rumeli kazaskerliğine getirildi ve 1194’te (1780) bu vazifeden ayrıldı (Edib Mehmed Efendi, vr. 51b, 52a). 4 Şevval 1196’da (12 Eylül 1782) şeyhülislâm oldu. Altı ay beş gün bu makamda kaldı ve görevi sürerken 16 Cemâziyelâhir 1197’de (19 Mayıs 1783) vefat etti. Sultanselim semtinde Beyceğiz’de kayınpederi Zeynelâbidîn Efendi’nin yanına defnedildi (Murâdî, I, 13; Devhatü’l-meşâyih, s. 108).

İbrâhim Efendi’nin kısa süren şeyhülislâmlığı, Rusya’nın Kırım’ı ilhak maksadıyla işgale hazırlandığı ve bu amaçla Kırım’da karışıklıklar çıkardığı bir zamana rastlamış olmakla beraber hastalığı ve yaşlılığı sebebiyle bu konuda ciddi bir etkinlik gösterememiştir. Ancak nakîbüleşraf iken Kırım’la ilgili olarak Rus elçisiyle yapılan müzakerelere katıldığı bilinmektedir (Şem‘dânîzâde, III, 46).

Kaynaklarda sakin mizaçlı, kendisine sorulmadan hiçbir işe karışmayan, ancak görüşlerinden istifade edilir bir âlim olduğu belirtilir. Kendisini yakından tanımış olan Murâdî, onun Şam’ın ileri gelen ulemâsıyla görüştüğünü ve bunlardan çok faydalandığını bizzat kendisine söylediğini yazar. Arap edebiyatına olan vukufuna da işaret edilmekte olup Arapça olarak yazdığı bir kasidesine Silkü’d-dürer’deki biyografisinin sonunda yer verilmiştir (I, 13). Kazaskerliği dönemine ait 1183 (1769) ve 1193-1194 (1779-1780) yıllarını içine alan mülâzemet kayıtlarını hâvi defterler Şer‘iyye Sicilleri Arşivi’nde bulunmaktadır (RKR, nr. 132, 139)

BİBLİYOGRAFYA
Tarik Defteri, İÜ Ktp., TY, nr. 8879, vr. 2b; Çeşmîzâde, Târih (nşr. Bekir Kütükoğlu), İstanbul 1959, s. 68; Şem‘dânîzâde, Müri’t-tevârîh (Aktepe), II, 110; III, 46; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 640; Murâdî, Silkü’d-dürer, I, 12-13; Edib Mehmed Efendi, Târih, İÜ Ktp., TY, nr. 3220, vr. 51a-b, 52a, 53a-b; Devhatü’l-meşâyih, s. 108; Cevdet, Târih, II, 178, 250-251; Mehmed Şem‘î, Esmâü’t-tevârîh, İstanbul 1295, s. 158; İlmiyye Salnâmesi, s. 449-550; Sicill-i Osmânî, I, 138; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 500; Danişmend, Kronoloji2, V, 145.
Bu madde ilk olarak 2000 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 21. cildinde, 300-301 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.