İHSAN İLÂHÎ ZAHÎR

إحسان إلهى ظهير
İHSAN İLÂHÎ ZAHÎR
Müellif: KHALID ZAFARULLAH DAUDI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ihsan-ilahi-zahir
KHALID ZAFARULLAH DAUDI, "İHSAN İLÂHÎ ZAHÎR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ihsan-ilahi-zahir (14.10.2019).
Kopyalama metni
31 Mayıs 1945’te Pencap eyaletinin Siyâlkût şehrinde doğdu. Sîtîler’in Şeyh kolundan dindarlığıyla bilinen bir aileye mensup olan ve kumaş ticareti yapan babası Hacı Zuhûr İlâhî’nin on çocuğunun en büyüğüdür. Büyük dedesi, dedesi ve babası Hint alt kıtasında ortaya çıkan Ehl-i Hadîs düşüncesini benimsemiştir. Babasının, tahsiliyle yakından ilgilendiği İhsan İlâhî erken yaşta Kur’an’ı ezberledi. Ardından Gucrânvâlâ şehrindeki Câmia İslâmiye adlı medreseye girdi ve 1959’da mezun oldu. Günümüzde daha çok bazı sanayi kollarındaki başarısı ile tanınan Siyâlkût şehri o dönemde Selefî düşünce ve diğer fikir mektepleri bakımından çok canlı bir yerdi. Bunun İhsan İlâhî’nin yetişmesinde önemli bir etkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Daha sonra ihtisas maksadıyla Faysalâbâd şehrindeki Câmia Selefiyye’ye gitti. Bu şehir Ehl-i Hadîs’in merkezi durumundaydı, burada cemaatin önde gelen âlimlerinden faydalandı. Özellikle muhaddis Muhammed Gondalvî’den temel hadis kitaplarını, Mevlânâ Şerîfullah Han Suvâtî’den mantık ve felsefe okudu. 1960-1963 yıllarında öğrenim gördüğü Pencap Üniversitesi’nde Farsça, Urduca ve Arapça’da “fâzıl” derecesi elde etti. 1963’te Medine İslâm Üniversitesi’ne kaydolması hayatındaki önemli dönüm noktalarından birini teşkil etti. Külliyyetü’ş-şerîa’da lisans öğrenimini 1967’de tamamladı. Okuduğu üniversitede hoca olarak kalması yönündeki teklifi kabul etmedi ve aynı yıl Pakistan’a döndü. 1972’de Karaçi Üniversitesi’nden hukuk diploması aldı. Pencap Üniversitesi’nde başladığı doktora çalışmasını yarım bıraktı. Her alanda temel bilgilere sahip olmak için çeşitli ilimlere dair birer metin ezberledi.

Bir süre bazı medreselerde ve okullarda ders veren İhsan İlâhî zaman zaman yurt dışına misafir hoca olarak gitti. 1967’de Selefîler’in en eski merkezlerinden olan Câmi Mescid Ehl-i Hadîs Çinyânvâlî’de cuma vaazları vermeye ve hutbe okumaya başladı, bu görevi bazı aralıklarla ölümüne kadar sürdürdü. Ailesinin maddî durumu iyi olduğundan herhangi bir resmî görev almadı. Erken bir dönemde, Ehl-i Hadîs âlimlerinin ortak hareketi için Vifâku’l-ulemâ Siyâlkût adlı bir yapının oluşumunda yer alıp bunun genel sekreterliğini yaptı, ayrıca eser telifine ağırlık verdi. Doğu Pakistan’ın Bengladeş ismiyle Pakistan Devleti’nden ayrılma teşebbüslerine giriştiği 1970’lerde yaptığı konuşmalar ve faaliyetler sebebiyle dikkat çekti. 1972-1977 arasında Muhammed Asgar Han’ın başkanı olduğu Tahrîk-i İstiklâl adlı partide aktif siyasete girdi ve Kādiyânîler’in İslâm dışı azınlık ilân edilmesi için çaba gösterenleri destekledi. 1977 seçimlerinde milletvekili adayı oldu. Ancak partisinin yanlış adımlar attığını söyleyerek adaylıktan çekildi ve partiden ayrıldı. Bir süre devlet başkanı Eyyûb Han aleyhinde çalıştı, ardından Zülfikar Ali Butto ve hükümetlerini eleştiren konuşmalar yaptı. 1977’de Butto aleyhindeki bir konuşması yüzünden 32 gün hapis yattı.

1977’de iktidarı ele geçiren Ziyâülhak, İhsan İlâhî’yi danışma kurulunda görevlendirdiyse de kendisi onu samimi bulmadığını ileri sürüp kısa bir süre sonra istifa etti. Ziyâülhakk’ı huzurunda bile şiddetle eleştirdi. Ona yönelik eleştirilerinde Ehl-i Hadîs’e mensup olmasının önemli etkisi vardır. Çünkü Ziyâülhak o dönemde Hanefîliği temsil edenlerle ve özellikle Diyûbendîler’le birlikte hareket ediyordu. İhsan İlâhî, Cem‘iyyet-i Ehl-i Hadîs’in görevlendirmesiyle 1979’da Lahor’da kapsamlı bir toplantı düzenledi. Ancak toplantının ardından Ehl-i Hadîs mensupları arasında ihtilâf çıktı. 1981’de Ehl-i Hadîs düşüncesindeki yakın çevresini toplantıya çağırdı ve Cem‘iyyet-i Ehl-i Hadîs-i Pâkistan adıyla yeni bir grup oluşturdu. 1983’ten itibaren bu grubun başkanlığını üstlendi. 1986 yılı Nisan ayında yapılan büyük mitingden sonra hareket daha da güçlendi. Mısır, Irak, Küveyt, Katar, Ürdün, Belçika, Hollanda, İsveç, Danimarka, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, İngiltere, Yugoslavya, Gana, Nijerya, Kenya, Güney Kore, Japonya, Filipinler, Hong Kong, Tayland, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, İran, Afganistan ve Hindistan’ı ziyaret etti.

İhsan İlâhî, Ehl-i Hadîs’in en ateşli hatiplerinden biriydi. Bir yandan kendi cemaatini organize ediyor, öte yandan Pakistan’ın birçok büyük şehrinde toplantılara katılarak konuşmalar yapıyordu. Bu sayede cemaatin faaliyetlerine bir canlılık geldi. O dönemde gerek kitapları gerekse konuşmaları sebebiyle Şiîler, Kādiyânîler ve Birelvîler gibi kesimlerin düşmanlığını kazandı. İnsanlarla ilişkilerinde, ayrıca eserlerinde ortaya koyduğu cesur tavır herkesin dikkatini çekmekteydi. Kardeşi Âbid onu gereğinden fazla cesur olarak tanımlar. Cem‘iyyet-i Ehl-i Hadîs-i Pâkistan tarafından 23 Mart 1987 tarihinde Minâr-ı Pâkistan’a yakın bir yerde düzenlenen sîret-i nebî konferansında bir çiçek demeti içine yerleştirilmiş olan bomba uzaktan kumanda ile patlatılınca çok ağır bir şekilde yaralanan İhsan İlâhî özel bir uçakla Riyad’daki askerî hastahaneye kaldırıldıysa da 30 Mart 1987’de sabaha karşı vefat etti. Cenaze namazı hocası Şeyh Abdülazîz b. Bâz tarafından Riyad’da kıldırıldı, naaşı Medine’ye götürülüp Bakī‘ Mezarlığı’na defnedildi. İhsan İlâhî Zahîr, Medine’de öğrenci iken 18 Ağustos 1965 tarihinde Medine İslâm Üniversitesi öğretim üyesi Pakistanlı muhaddis Muhammed Gondalvî’nin kızı Mahmûde İhsan ile evlenmişti. Bu evlilikten üç oğlu beş kızı dünyaya gelmiştir. Misyonunu büyük oğlu İbtisâm İlâhî Zahîr devam ettirmekte, diğer çocukları da aynı çizgiyi sürdürmektedir.

Kitap telifi yanında dergiciliğe de önem veren İhsan İlâhî, 1967-1969 arasında Merkezî Cem‘iyyet-i Ehl-i Hadîs’in çıkardığı haftalık el-İʿtiṣâm dergisinin yayımını üstlenmiş ve derginin ilmî seviyesini yükseltmiştir. 15 Ekim 1969 tarihinde kendi adına yayımlamaya başladığı Tercümânü’l-ḥadîs̱ yayımını günümüzde de sürdürmektedir. Bir müddet haftalık Ehl-i Ḥadîs̱ dergisinin yazı işleri müdürlüğünü de yürüttü. Çok zengin bir kütüphanesi olan İhsan İlâhî mezhepler ve fırkalarla ilgili eşsiz bir koleksiyona sahipti. Sadece bu alanda 200.000 civarında kitabının bulunduğu ileri sürülmektedir. Öte yandan Selefî düşüncenin etkin olduğu bir çevrede eğitim alıp yetiştiği için mutaassıp bir Ehl-i Hadîs / Selefî savunucusu idi. Tasavvuf ve Hanefî mezhebi aleyhinde eserler telif etmiş ve konuşmalar yapmıştır. Pencap eyalet başbakanının meşhur sûfî Hücvîrî’nin mezarını gül suyu ile yıkattırmasına karşı çıkmış, bunu din dışı bir hareket olarak nitelemiştir (Ali b. Mûsâ ez-Zehrânî, s. 53). Bu tutumu kendisini sadece Pakistan’da değil Suudi Arabistan’da da Selefîler’in önde gelen bir siması haline getirmiştir. Eserleri, başta Suudi Arabistan ve Selefî düşüncenin etkin olduğu diğer Haliç ülkeleri olmak üzere Arap dünyasında büyük ilgi görmüş, Kral Faysal daha geniş kitlelere ulaşması için kitapları ücretsiz olarak dağıttırmıştır. Suudi Arabistan müftüsü Şeyh Abdülazîz b. Bâz da onun eserlerine ayrı bir önem vermiş, bunları tavsiye etmiştir (İbrâhim b. Abdullah el-Hâzimî, I, 211).

İhsan İlâhî, itikadî mezhepler ve dinî fırkalar üzerinde yaptığı çalışmalardaki asıl maksadının ümmet arasında fitne çıkarmak değil bâtıl fırkaların insanları aldatmasını engellemek olduğunu ifade ederdi. Bundan dolayı çoğunlukla kişilerle değil düşüncelerle meşgul olmuş ve Ehl-i sünnet çizgisinden sapmalar üzerine yoğunlaşmıştır. İbn Teymiyye, Muhammed b. Abdülvehhâb ve Hint alt kıtası Ehl-i Hadîs çizgisini benimsediğinden fırkaların tarihini ve dinî düşüncelerini yazarken onların kaynaklarına dayanmıştır (Ali b. Mûsâ ez-Zehrânî, s. 235-286, 289-317). Reddiyelerinde genellikle Kitap ve Sünnet’i esas alır, zaman zaman da akla dayanırdı. Günümüz şartları içerisinde parlamenter sistemin en isabetli yönetim biçimi olduğunu söyleyen İhsan İlâhî bu doğrultuda çalışmıştır. Devlet yönetiminde Hanefîlik, Şâfiîlik gibi herhangi bir fıkıh sisteminin etkin olmasını istemez, Kur’an ve Sünnet’e dayalı bir düzenin kurulmasını gerekli görürdü. Kadınların devlet başkanı olmasına karşı çıkmış, mürtedin öldürülmesini ve recm cezasının uygulanmasını savunmuştur. Ortaya çıkan yeni meseleleri çözmek için ictihad yapılabileceğini kabul etmekle beraber ictihad için mezheplerin ortaya koyduğu yöntemlerin önemli bir kısmını eleştiriyordu.

Eserleri. Müellifin mezhepler ve fırkalarla ilgili kitapları Arapça, az sayıdaki diğer eserleri Urduca’dır. Arapça. 1. el-Ḳāḍiyâniyye: Dirâsât ve taḥlîl (Medine 1386/1967; Halep 1387; Lahor 1975, 1985). Suudi Arabistan’da öğrenci iken Kādiyânîler’in özellikle Afrika’da ve Arap ülkelerinde yaptıkları propagandalar sebebiyle onların iç yüzünü ortaya koymak için üniversitenin Mecelletü Ḥaḍâreti’l-İslâm adlı dergisinde yayımlanan sekiz makalesi ve daha sonra yazdığı iki yazısından oluşmaktadır (Ehsan Elahi Zaheer, s. 7-8). Eser İngilizce’ye tercüme edilmiş (Qadiyaniat: An Analytical Survey [Lahor 1969, 1975]), bu tercümeyi esas alan Arif Aytekin tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir (İslam Dünyasında İngiliz Emperyalizmi: Kadıyanîlik [İstanbul 1985, 2011]). 2. eş-Şîʿa ve’s-Sünne (Lahor 1973, 1984, 23. baskı). Eserde Şîa’nın temel hadis, tefsir ve akaid kitaplarında yer alan bilgiler üzerine tartışmalar yapılmış ve bunlar eleştirilmiştir. Hasan Onat ve Sabri Hizmetli’nin Türkçe’ye çevirdiği eser (Şia’nın Kur’an, İmamet ve Takiyye Anlayışı [Ankara 1984]) başka dillere de tercüme edilmiştir. 3. eş-Şîʿa ve Ehlü’l-beyt (Lahor 1983, 1984). Editörü olduğu Tercümânü’l-ḥadîs̱ dergisinin özel sayısı olarak basılan kitap (XIII/1, January 1982) çok rağbet görmüş ve dokuz ay içinde beş defa basılmıştır. Kitapta genel olarak mevcut Şîa’nın Ehl-i beyt’i temsil edemeyeceği düşüncesi işlenmektedir. 4. eş-Şîʿa ve’l-Ḳurʾân (Lahor 1983). Yine Tercümânü’l-ḥadîs̱’in özel sayısı olarak basılmıştır (XIV/1, January 1983) ve büyük oranda, Şiî müellifi Hüseyin b. Muhammed Takī en-Nûrî et-Tabersî’nin Faṣlü’l-ḫiṭâb fî is̱bâti taḥrîfi kitâbi Rabbi’l-erbâb adlı eserindeki (Tahran, ts.) görüşleri çürütmek amacıyla yazılmıştır. Tabersî’nin eserine gerek Şiîler’den gerekse Sünnîler’den çok sayıda kişi reddiye yazmıştır. Şiî araştırmacı Seyyid Murtazâ el-Askerî, el-Ḳurʾânü’l-Kerîm ve rivâyâtü’l-medreseteyn adıyla hazırladığı üç ciltlik kitabın son cildini (Münâḳaşatü mâ zeʿamehü’l-Üstâẕ İḥsân İlâhî Ẓahîr, elf ḥadîs̱ Şîʿî fî taḥrîfi’l-Ḳurʾân ve beyânü zeyfi me’d-deʿâhu, Tahran 1999) İlâhî’nin eserindeki iddialara ayırmış, bu iddiaları bütün ayrıntılarıyla tartışmıştır. 5. eş-Şîʿa ve’t-teşeyyuʿ: Firaḳ ve târîḫ (Lahor 1404/1984). Tercümânü’l-ḥadîs̱’in özel sayısı olarak (XV/1, January 1984) 30.000 adet basılan bu kitap da çok rağbet görmüş, başka dillere de çevrilmiştir. Eserde başlangıcından son yüzyılda aldığı şekle kadar Şiîlik ayrıntılı biçimde incelenmiş, Şiî inancının dayandığı esaslar eleştirel bir gözle ele alınmıştır. 6. er-Red(dü’l-Kâfî) ʿalâ muġāletâti’d-duktûr ʿAlî ʿAbdilvâhid Vâfî fî kitâbihî Beyne’ş-Şîʿa ve Ehli’s-sünne (Lahor-Kahire 1405/1985). Müellif bu eserini, 1984’te Mısır’a yaptığı seyahat esnasında haberdar olduğu Vâfî’nin Beyne’ş-Şîʿa ve Ehli’s-sünne adlı kitabındaki bazı iddialara cevap vermek, yanlış bilgileri tashih etmek maksadıyla Mısır’da yazmaya başlamış ve Lahor’da tamamlamıştır. 7. el-Bâbiyye: ʿArż ve naḳd (Lahor 1978, 7. bs., 1984). Geniş bir mukaddimeyle dört bölümden meydana gelen kitapta Bâbîlik bütün yönleriyle ele alınmaktadır. 8. el-Bahâʾiyye: Naḳd ve taḥlîl (Lahor 1980; 6. bs., Lahor-Kahire 1985). Aralarında Bâbîliğin devamı olan Bahâîliğe dair eserlerin de bulunduğu 300 kadar kaynaktan yararlanılarak hazırlanmış ciddi bir araştırmadır. 9. el-Birelviyye: ʿAḳāʾid ve târîḫ (Lahor 1984). Ahmed Rızâ Han Birelvî tarafından Hindistan’da kurulan fırkanın oluşumu, temel fikirleri, tekfire yönelik fetvaları ve efsanevî hikâyeleri hakkında beş bölümden meydana gelen kitap Atâurrahman Sâkıb tarafından Urduca’ya (Birelviyet: Târîḫ u ʿAḳāʾid [Lahor 1408/1988, 1991]), Vesîle es-Selefiyye (Waseelatus Salafiyyah) tarafından İngilizce’ye (“Barailwiyyah, History and Aqeedah”) çevrilmiştir. Birelvî cemaatinden Abdülhakîm Şeref Kādirî eser için İḥsân İlâhî Ẓahîr ki Kitâb ‘el-Birelviyye’ ka Taḥḳīḳī ve Tenḳīdî Câʾize adıyla bir reddiye kaleme almıştır (Lahor 1995). 10. el-İsmâʿîliyye: Târîḫ ve ʿaḳāʾid (Lahor 1405/1985, 1406/1986). Birinci derecede kaynaklara dayanan hacimli bir çalışmadır. Burada eski İsmâilîliği ele alan yazar, modern dönem İsmâilîliği hakkında da “İsmâ‘îliyye el-cedîde” adıyla bir çalışma yapmayı düşünmüşse de bunu gerçekleştirememiştir. 11. et-Taṣavvuf: el-Menşeʾ ve’l-meṣâdir (Lahor 1406/1986). 12. Dirâsât fi’t-taṣavvuf (Lahor 1409/1988) (Arapça kitaplarının geniş tanıtımı ve kitaplar hakkındaki eleştiriler için bk. Ali b. Mûsâ ez-Zehrânî, s. 135-206). Urduca: Mirzâʾiyet aôr İslâm (2. bs., Lahor 2014) (müellifin el-İʿtiṣâm, Ehl-i Ḥadîs̱ ve Tercümânü’l-ḥadîs̱ dergilerinde çıkan Kādiyânîlik’le ilgili yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşmuştur); Suḳūṭu Dhâka (Lahor 1997) (Bengladeş’in Pakistan’dan ayrılıp müstakil bir devlet haline geldiği yıllarda kaleme alınan yazılarından ibarettir); Kitâbü’ṣ-Ṣalât (Lahor 1998); Sefer-i Ḥicâz (Lahor 2014); Aḥbâb-ı Diyobend ki Kerem Fermâʾiyân Ehl-i Ḥadîs̱ Per (Lahor 2000); Sîretü’n-nebî (Kasur, ts. [el Câmia es-Saîdiyye]) (1985’te yapılan bir konuşmanın metnidir); Maḳālât-ı ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr (haz. Abdurrahman Mirza Cuvâlvî, Lahor 1988); ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr key Yâdgâr İnterviyv (Lahor 2000); Ḫuṭabât-ı Şehîd-i İslâm İmâmü’l-ʿAṣr ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr (haz. Ömer Fârûk Kuddûsî, Lahor 2001, 2004) (toplam yirmi iki konuşmayı içermektedir). İhsan İlâhî ayrıca Muhammed b. Abdülvehhâb’ın Kitâbü’t-Tevḥîd’ini ve Abdülazîz b. Bâz’ın Kitâbü Ḥac ve ʿumre’sini Urduca’ya tercüme etmiştir. Bunların dışında Ehl-i sünnet, Hıristiyanlık, Vehhâbîlik, Ehl-i Hadîs, sosyalizm, Hint alt kıtasındaki fırkalar hakkında eser yazmakta veya malzeme toplamaktaydı (eserleri için bk. Abdürreşîd Arâkī, Çâlîs, s. 360-363; Yûsuf Abdurrahman Mar‘aşlî, II, 1709-1710; M. Hayr Ramazan Yûsuf, Tetimmetü’l-Aʿlâm, I, 23).

BİBLİYOGRAFYA

Ehsan Elahi Zaheer, Qadiyaniat: An Analytical Survey, Lahor 1975, s. 7-8; Miyân M. Yûsuf Seccâd, Teẕkire-i ʿUlemâ-i Ehl-i Ḥadîs̱-i Pâkistân, Siyâlkût 1989, II, 53-55, 72; Câvid Cemâl Dasküvî, ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr Şehîd, Lahor 1990, s. 13, 66-79; Sıbtîn Leknevî, Şehîd-i İslâm ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr, Faysalâbâd 1990; M. Eslem Seyf, Taḥrîk-i Ehl-i Ḥadîs̱ Târîḫ key Âʾîney meyn, Faysalâbâd 1994, s. 445, 447-449; Seyyid M. İsmâil, ʿAllâme İḥsân aôr Un key Rüfeḳāʾ ki Derdnâk Şehâdet, Gucrânvâlâ 1996; M. Hayr Ramazan Yûsuf, Tekmiletü Muʿcemi’l-müʾellifîn, Beyrut 1418/1997, s. 26; a.mlf., Tetimmetü’l-Aʿlâm, Beyrut 1422/2002, I, 23; a.mlf., Muʿcemü’l-müʾellifîne’l-muʿâṣırîn: Vefeyât 1315-1424/1897-2003, Riyad 1425/2004, I, 44; İbrâhim b. Abdullah el-Hâzimî, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer ve’l-ḫâmis ʿaşer el-hicrî fi’l-ʿâlemi’l-ʿArabî ve’l-İslâmî, Riyad 1419, I, 211, 212-213; Abdürreşîd Arâkī, Çâlîs ʿUlemâ-i Ehl-i Ḥadîs̱, Lahor 2001, s. 356-359, 360-363; a.mlf., Teẕkiretü’n-nübelâʾ fî terâcimi’l-ʿulemâʾ, Lahor 2004, s. 400-402; Ali b. Mûsâ ez-Zehrânî, eş-Şeyḫ İḥsân İlâhî Ẓahîr: Menhecühû ve cühûdühû fî taḳrîri’l-ʿaḳīde ve’r-red ʿale’l-firaḳ el-muḫâlife, Riyad 1425/2004, s. 37-38, 40-43, 48-51, 53, 64-69, 83-90, 109-122, 135-206, 209-286, 289-317, 321-410, 434-820; Ḫuṭebât-ı Şehîd-i İslâm İmâmü’l-ʿaṣr ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr (haz. Ömer Fârûk Kuddûsî), Lahor 2004, s. 9-10, 12-13, 15-19; M. İbrâhim Mîr Siyâlkûtî, Târîḫ-i Ehl-i Ḥadîs̱, Lahor 2004; Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî, Nes̱rü’l-cevâhir ve’d-dürer fî ʿulemâʾi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer, Beyrut 1427/2006, II, 1709-1710; Mâhnâme el-Uḫuvve (ʿAllâme İḥsân İlâhî Ẓahîr key Yâd meyn), IV/8, Lahor 2006, s. 13-74.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 630-632 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.