İLYASŞÂHÎLER

İLYASŞÂHÎLER
Müellif: IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ilyassahiler
IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI, "İLYASŞÂHÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ilyassahiler (01.06.2020).
Kopyalama metni
Tuğluklular döneminde Bengal ve Kuzey Bihâr bölgelerinde ordu kumandanı olarak görev yapan Melik İlyas, Bengal’de daha önce bağımsızlığını ilân eden Tuğluklu Valisi Ali Mübârek’i öldürerek Sultan Şemseddin İlyas Şah unvanıyla tahta oturdu (746/1345). Böylece Bengal ve Bihâr’da İlyasşâhîler dönemi başlamış oldu. İlyas Şah önce Bengal’de hâkimiyetini sağlamlaştırdı. 747’de (1346) adına para bastırdı. 752 (1351) yılında Nepal’e yönelerek Katmandu’yu işgal etti ve zengin ganimetlerle geri döndü. İlyas Şah’ın giderek güçlenmesi Sultan Fîrûz Şah’ı endişelendirdi. Fîrûz Şah, güçlü bir ordu ile Bengal’e yürüyerek İlyas Şah’ı bir kalede muhasara altına aldı. Sonuçsuz kalan çarpışmalarda zayıf düşen İlyas Şah, Fîrûz Şah’ın hâkimiyetini kabul etmek zorunda kaldı ve Bengal Sultanlığı yeniden Delhi Sultanlığı’na katılmış oldu.

758’de (1357) İlyas Şah ölünce yerine oğlu İskender geçti. İskender Şah’ın Delhi Sultanlığı’ndan kopmak istemesi üzerine 760 (1359) yılında tekrar Bengal’e yürüyen Fîrûz Şah İskender Şah’ın topraklarının bir kısmını Delhi’ye bağladı. Yapılan anlaşma gereği İskender Şah’ın Bengal’de tahtta oturmasına müsaade edildi. İskender Şah’ın otuz yıldan fazla süren saltanatı sırasında bölge ekonomik açıdan istikrarlı bir dönem yaşadı. Pandua, Leknevtî ve Gâvur’da imar faaliyetleri hızlandı, pek çok cami ve türbe inşa edildi. Bunlar arasında özellikle Leknevtî’de yapılan muazzam Adine Camii dikkat çekicidir.

İskender Şah’ın hayatının sonlarına doğru oğulları arasında taht kavgası başladı. İskender Şah tahta el koymak isteyen büyük oğlu Gıyâseddin ile giriştiği savaşta öldü (791/1389). Bunun üzerine Gıyâseddin, A‘zam Şah unvanıyla İlyasşâhîler’in yeni sultanı oldu. A‘zam Şah dönemi İlyasşâhîler’in en parlak zamanıdır. Bu dönemde ilim, kültür, sanat ve tasavvuf erbabı himaye edildiği gibi halka karşı da âdil davranıldı. Ekonomi ve ticaret hayatında gelişmeler yaşandı. Komşu ülkelerle ilişkiler başladı (813/1410). A‘zam Şah, güçlü bir Hindu toprak ağası olan Raca Ganeş tarafından öldürüldü; yerine oğlu Seyfeddin Hamza geçti. A‘zam Şah’ın üç oğlu arasındaki anlaşmazlıktan istifade eden Raca Ganeş 817’de (1414) yönetime el koydu. Bu durumu kabullenmeyen müslümanların ileri gelenleri, Şarkî Sultanı İbrâhim’den Bengal’i işgal ederek kendilerini kurtarmasını istediler. Sultan İbrâhim’in Bengal’e gelmesi üzerine Raca Ganeş, Çiştî şeyhi Seyyid Nûr Kutb-i Âlem’e başvurarak on iki yaşındaki oğlunu ihtida ettirmesi halinde tahttan çekileceğini bildirdi. Böylece Ganeş’in müslüman olan oğlu Cadu, Sultan Celâleddin Muhammed Şah unvanıyla aynı yıl tahta geçti ve 837’ye (1433) kadar iş başında kaldı. Onun oğlu Şemseddin Ahmed Şah 840’ta (1436) öldürülünce devletin ileri gelenleri yönetime tekrar İlyasşâhî soyundan gelen Nâsırüddin Mahmud’u geçirdiler.

Sultan Nâsırüddin Şah döneminde ülkede pek çok mimari eser inşa edildi. 864’te (1459) İlyasşâhî tahtına Nâsırüddin Şah’ın oğlu Rükneddin geçti. Rükneddin babasının başlattığı istikrarı devam ettirdi. Kültürel alanda büyük gelişmeler oldu. Rükneddin Afrika’dan çok sayıda köle getirerek özel bir muhafız birliği kurdu. Yerine geçen (ö. 879/1474) oğlu Şemseddin Yûsuf Şah’tan sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Yönetimde etkili olmaya başlayan Afrikalı muhafızlar aynı yıl Yûsuf Şah’ın oğlu İskender’i tahta geçirdiler. Fakat İskender, üç gün sonra Sultan Nâsırüddin’in oğullarından Celâleddin tarafından tahttan indirildi. Sultan Celâleddin’in saltanat döneminde (1481-1487) duruma fiilen Afrikalı muhafızlar hâkim oldu. Sultan Celâleddin onların hâkimiyetine son vermek isteyince öldürüldü. Böylece Bengal’de İlyasşâhî hânedanı sona erdi, yerini Habeşîler aldı.

BİBLİYOGRAFYA
Şemseddîn-i Sirâc Afîf, Târîḫ-i Fîrûz Şâhî (ed. Mevlevî Vilâyet Hüseyin), Kalküta 1891, s. 110-115; Berenî, Târîḫ-i Fîrûz Şâhî (nşr. Seyyid Ahmed Han), Kalküta 1862, s. 451, 461, 587-589, 590-594; Yahyâ b. Ahmed es-Sirhindî, Târîḫ-i Mübârek Şâhî, Kalküta 1931, s. 98, 104-105, 125-128; Gulâm Hüseyin Sâlim, Riyâżü’s-selâṭîn (nşr. Mevlevî Abdülhak Âbid), Kalküta 1890, s. 95-120; Abdul Karim, Corpus of the Muslim Coins of Bengal, Dhaka 1960, s. 42-50, 170, 176; a.mlf., Corpus of the Arabic and Persian Inscription of Bengal, Dhaka 1992, s. 77-97, 112-220; R. M. Eaton, The Rise of Islam and the Bengal Frontier: 1204-1760, Berkeley 1993, bk. İndeks.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2000 yılında İstanbul'da basılan 22. cildinde, 168 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER