İSTANBUL ERMENİ PATRİKHÂNESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

İSTANBUL ERMENİ PATRİKHÂNESİ

Müellif:
İSTANBUL ERMENİ PATRİKHÂNESİ
Müellif: CANAN SEYFELİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.04.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/istanbul-ermeni-patrikhanesi
CANAN SEYFELİ, "İSTANBUL ERMENİ PATRİKHÂNESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/istanbul-ermeni-patrikhanesi (20.04.2021).
Kopyalama metni

Hıristiyanlığın Ermeniler arasında yayılması ve devlet dini haline gelmesi, Aziz Gregory’nin (Surp Krikor Lusavoriç) misyonerlik faaliyetleri sonucunda gerçekleşmiştir (301). Erivan yakınında Eçmiyazin’de ilk Ermeni kilisesini kuran Aziz Gregory aynı zamanda kilisenin ilk ruhanî lideri kabul edilir. Fakat dönemin Ermeni kaynaklarında (P’avsdos, Akatankeğos v.dğr.) Gregory için ruhanî lider (gatoğigos) unvanı kullanılmaz; Ermeni kilisesindeki en yüksek dinî makamı (bir nevi başpatrik) ifade eden bu unvan Sahag döneminde (387-439) kullanılmaya başlanmıştır.

İlk üç ekümenik konsilin kararlarına ve monofizit doktrine bağlı olan Ermeni kilisesinde patriklik makamı, 638’de Kudüs’ü fetheden Halife Ömer’in Ermeni Piskoposu Abraham’ı monofizit hiyerarşiye patrik tayin etmesiyle ortaya çıktı. Bizans İmparatoru I. Iustinianos döneminde (527-565) “tek devlet-tek kilise” siyasetinden dolayı Kudüs’teki monofizitlerin büyük kısmı şehir dışına sürüldü, kalanlarsa kendi bağımsız hiyerarşilerini oluşturdu. Halife Ömer Kudüs’ü fethettiğinde diyofizit-monofizit şeklindeki ikili hiyerarşiyi koruyarak Rum patriğini diyofizitlerin, Ermeni patriğini eşit şartlarla monofizitlerin (Süryânî, Kıptî ve Habeş) lideri yaptı, bu şekilde Kudüs, Eçmiyazin’den sonra Ermeniler’in ikinci dinî merkezi haline geldi. Ermeni patriğine tanınan bu haklar, Yavuz Sultan Selim’in dönemin Kudüs Ermeni Patriği III. Sarkis’e verdiği fermanda da (1517) korundu (Ercan, s. 15-17). Diğer taraftan ruhanî liderlerin siyasî karışıklık sebebiyle farklı yerlerde ikamet etmeleri neticesinde önce Ahtamar (1113) ve ardından makamın tekrar Eçmiyazin’e taşınmasına rağmen (1441) Sis (Kozan) (1446) Eçmiyazin’e alternatif olarak bağımsız ruhanî liderlik iddiasında bulundu.

İstanbul’daki patrikhânenin kuruluşu II. Mehmed’in İstanbul’u fethiyle gerçekleşti. Ermeniler’in İstanbul’daki tarihleri eskidir. Süryânî Ortodoks Patriği Mihail, tarihinde, Bizans İmparatoru II. Aleksios’un dönemine kadar (1180-1183) İstanbul’da papaz tarafından idare edilen, malî işleri sivil tâcirlerce yürütülen birer Süryânî ve Ermeni kilisesinin bulunduğunu, ancak Türkler’le iş birliği yaptıkları ihbarı üzerine bu kiliselerin yakılıp rahiplerinin sürüldüğünü ve cemaatin heretik (Rum Ortodoks) öğretiyi kabule mecbur bırakıldığını bildirir (le Syrien, III, 185). Yine fetih öncesine ait veriler Galata’da ve İstanbul merkezde yeterli sayıda Ermeni nüfusu, din adamı ve kiliselerinin varlığını göstermektedir; 1307’deki Sis Sinodu’na İstanbul Ermenileri’ni temsilen Piskopos Husik katılmıştı (Ormanyan, s. 1784-1786). 1360’ta İstanbul’da ve 1391’den itibaren Galata’da Ermeni kilisesi (Surp Sarkis, Surp Krikor Lusavoriç) mevcuttu (İnciciyan, s. 43; Kömürciyan, s. 36, 220). 1447’de Bursa ve İstanbul piskoposu olarak adı geçen Hovagim’den 1438’e ait bir kayıtta başpiskopos unvanıyla da bahsedilmektedir (Ormanyan, s. 2155-2156). Fetih öncesine ait bu veriler başpiskoposu, kiliseleri, ruhbanları ve yeterli nüfusuyla ruhanî alt yapıya sahip olmasına rağmen Ermeni cemaatine Bizans tarafından bağımsızlık tanınmadığını, patrikhânenin kuruluşunun ancak fetihten sonra gerçekleştiğini göstermektedir.

Patrikhânenin kuruluşuna dair ilk açık bilgi Ermeni tarihçisi keşiş Mikayel Çamçyants’a aittir (1786). Fâtih Sultan Mehmed, Bursa’da Piskopos Hovagim’e yaptığı vaadi, 1461’de Hovagim’i ve ileri gelen Ermeni ailelerini (altı hâne) Bursa’dan getirtip İstanbul ve Galata’ya yerleştirerek yerine getirdi. Patriklik fermanıyla Hovagim’e Rum patriğine tanınan haklara eşit olarak Anadolu ve Rumeli’deki Ermeniler’i idare yetkisi verildi (Çamçyants, III, 500). Patriklik fermanı günümüzde mevcut değildir. Patrikhâne ilk olarak Samatya’da bulunan Surp Kevork Kilisesi’nde (Sulu Manastır) hizmet verdi. Bu kilise yandığında, birkaç defa geçici ve 1641’de nihaî olarak şimdiki yeri olan Kumkapı Surp Asduadzadzin Kilisesi’nin karşısına taşındı. İki önemli yangının ardından yeniden inşa edilen Kumkapı patrikhâne binası 1819’da da kapsamlı bir yenilemeye tâbi tutuldu. Arazisinde halen üç kilise, Osmanlı dönemine ait Kudüs patrikliği temsilcilik binası ve diğer binalar bulunmaktadır.

Osmanlılar, hıristiyan gayri müslimleri patrikhâne aracılığıyla fetih öncesindeki durumun korunması ilkesiyle yönetti. Osmanlı coğrafyasının genişleyip daralması, patrikhânenin idarî yapısıyla patriğin hak/imtiyaz ve sorumluluklarını, özellikle hüküm alanını yeniden biçimlendirdi. Patrikhânenin ruhanî yetki alanı 1613’te İstanbul merkez olmak üzere Rumeli, Orta ve Kuzey Anadolu ile Ege şehirlerini kapsıyordu. Ruhanî liderlerin hâkimiyet kurma mücadelelerine rağmen İstanbul patriklerinin hemen tamamı geleneğe uyarak bugüne kadar bir ruhanî liderliğe -önce Sis’e, Patrik I. Astvatzatur döneminden (1537-1550) itibaren de Eçmiyazin’e (1547)- bağlılığı sürdürdü. Patrik, patriklik beratlarında belirtilen vaftiz, evlilik, cenaze törenlerinin icrası, diyakon ve papaz takdisiyle diğer piskopos yetkilerinde serbestti. Basmacıyan’a verilen 3 Haziran 1764 tarihli berat mevcut en eski patriklik beratıdır.

Patriğin Osmanlı topraklarının tamamında geçerli olan sivil yetkileri de vardı. Bu yetkilere kendi ruhanî alanında doğrudan, diğer bağımsız merkezlerin ruhanî alanlarında dolaylı biçimde sahipti ve hükümetlerle ruhanîler arasında aracı konumundaydı. Patrikhânenin sivil yargı alanı fetih sırasına göre Ahtamar ve Sis ruhanî liderliğiyle Kudüs patrikliğine bağlı bölgeleri (Yavuz Sultan Selim ve kısmen Kanûnî Sultan Süleyman dönemleri) kapsıyordu. Eçmiyazin’e bağlı bölgeler ise 1583’te Erivan’ın fethiyle sivil yetki alanına girdi. Patrik Hovhannes Golod, Garabed Ulnetsi’yi patrikhâne tarihinin ilk meclisinde ruhanî liderliğe seçtirip padişaha arzederek takdis ettiğinde (1726) Eçmiyazin’e kısmî ruhanî üstünlük de sağlamış oldu. Bu ise 1828’de Eçmiyazin’in Rus hâkimiyetine geçmesine kadar sürdü.

Patrikhânenin sivil yetki alanlarından biri de diğer monofizit tebaadır. Yavuz Sultan Selim’in Kudüs’ü fethiyle Kudüs hiyerarşisine tâbi ve ruhanî işlerinde serbest olan Kudüs merkezli Süryânîler, Kıptîler ve Habeşliler patrikhâneye bağlandı (1517). Mardin Deyrüzza‘ferân merkezli Süryânîler ise 1783’e kadar doğrudan Osmanlı sultanına arzlarını bildirdiler, ardından kendi arzlarıyla İstanbul patriğinin aracılığına tâbi oldular. 1890 tarihli belgelerde bir millet kabul edilme isteklerini arzeden Ya‘kūbî Süryânîler bir nizamnâme hazırladılarsa da bunun yürürlüğe girdiğine dair bilgi yoktur. 1890 sonrası beratlarda patrikhâneye tâbiiyetleri belirtilmez. Bâbıâli ile ilişkilerini kendi patrikleri aracılığıyla yürüttüklerine dair veriler vardır. 1879 tarihli bir belgeye göre Pavlikyanlar da Ermeni Patrikhânesi’ne tâbi idiler. Fetihten önceki durumun korunması ilkesi dolayısıyla din/mezhep değiştirme yasak olduğundan yeni bağımsız idarelerin oluşumu Osmanlılar ve patrikhâne tarafından kabul edilmedi. Patrikhâneye tâbi topluluklar arasında Katolikler ve Protestanlar gittikçe artış gösterdi. Katolikler’in 1830, Protestanlar’ın 1847 yılına kadar patrikhâneye tâbiiyetleri sürdü. Patrikhânenin idaresi sivillerin etkisine de mâruz kalarak sivillerin dahi patrik seçildiği olmuştur. Kuruluşundan 1715 yılına kadar yetmişe yakın tayin gerçekleştiyse de bunlardan kırk sekizi patrik olarak görev yaptı. Dönüşümlü biçimde beş defa seçilen patrikler de vardır. XVII. yüzyılın ortalarından itibaren “amira” diye adlandırılan zengin Ermeni esnaf ve sanatkârlar etkin oldu. İdare geniş anlamda Patrik Golod döneminde düzene girdi. Golod sivillerin de yer aldığı ilk genel meclis sistemini kurdu. Onun 1719’da Üsküdar’da açtığı ruhban okulunu halefi Hagop Nalyan 1741’de Kumkapı’ya taşıdı.

Tanzimat döneminde gayri müslimlerin idaresi yeniden şekillendi. Bu şekillenme sistemli millet tanıma biçiminde olmayıp Batılı devletlerin ve tebaanın Bâbıâli’ye etkileri oranında gerçekleşti. 1842’de patriğin vergi toplama hakkı Osmanlı görevlisi ihtisap ağasına devredildi. 1847’de sivil ve ruhanî şeklinde iki ayrı meclis oluşturuldu. Osmanlı modernleşmesine paralel yürüyen gelişmelerde sivil Ermeniler’in etkisi peyderpey eğitimli amiralardan esnaf ve tüccarlara geçti. Patrikhâne 1863 Ermeni Millet Nizamnâmesi ile (Ermeni Millî Anayasası) geniş katılımlı seçim sistemine kavuştu. Nizamnâme çalışmaları resmen 1856 Islahat Fermanı ile başlamış ve 1860’ta da taslak metin imzalanmıştı. Bâbıâli Kudüs patriğinin seçimi konusundaki çekişmeler sebebiyle patriği istifaya çağırarak yeni bir komisyon tayin etti. 1862’de sunulan yeni metni Bâbıâli düzenleyip 17 Mart 1863’te onayladı ve 20 Eylül’de ilk genel meclis Serviçen başkanlığında toplanarak sivil ve ruhanî meclis üyelerini seçti.

Doksan dokuz maddelik nizamnâmeye göre merkezde ve murahhasalıklarda (piskoposluklar) genel karma meclis (120’si sivil, kırkı ruhanî üye) ruhanî lideri seçerdi. Merkezî idarede oluşturulan sivil meclisin seksen üyesi İstanbul’dan, kırkı taşradandı. Siviller patrikhâne nüfus kayıtlarına göre mahallî halk tarafından seçilirdi. Karma meclisin seçtiği, kendi içinden olma zorunluluğu bulunmayan iki alt meclis (yirmisi cismanî, on dördü ruhanî üye) ve sivil meclisin seçtiği yedi komisyon (maarif, tesisat, muhakeme, manastırlar, muhasebe idaresi, vasiyet idaresi ve hastahane idaresi) sivil ve dinî işleri yürütürdü. Bütün bu meclislerin ve oturumların başkanı olan patrik Bâbıâli ile cemaat arasında aracılığı yürütürdü. Karma meclis, patrik seçimi ve ruhanî lider seçimine delege göndererek nizamnâmede değişikliklerin görüşüldüğü olağan ve olağan üstü oturumlar düzenlerdi. İstanbul genel ruhanî meclisi milletin bütün dinî işleriyle ilgilenir, rahip ve papazların takdisini yapardı. Benzer şekilde düzenlenen murahhasalıklar kendi işlerinde serbest olup patrikhânenin aracılığına tâbiydi. Merkezî karma meclis Kudüs patriğini de seçerdi; ancak Kudüs Ruhanî Meclisi kendi ruhbanlarından bir aday listesi oluştururdu. Sis ile Ahtamar nizamnâmede yer almadı ve murahhasalık olarak değerlendirildi.

Patrik Mgrdiç Hırimyan (1869-1873) nizamnâmede patriğin hukukunu sınırlandıracak değişiklik yapma teşebbüsünde bulundu. 1890’da patrikhânenin başvurusuyla azil, ruhbanların tutuklanması, yeminleri, nafaka, veraset davaları, cemaate ait binaların inşa ve tamirinde toplanacak bağışlar, kilise ve okul ruhsatı gibi konularda bazı değişiklikler yapıldı. 1914’e kadar gelen karma meclis toplantı tutanakları nizamnâmenin resmen yürürlükte kaldığını göstermektedir. 1916 Ermeni Gatoğigos ve Patrikliği Nizamnâmesi ile dört patrikliğin idaresi yeniden düzenlendi, ancak 1918’de yürürlükten kaldırılınca tekrar 1863 nizamnâmesi geçerlik kazandı. 1276 (1860) devlet salnâmesine göre patrikhâne dört patrikliğin (Ahtamar, Sis, Kudüs, İstanbul) idaresini yürütürken altmışa yakın murahhasalığa sahipti. Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Ahtamar ortadan kalktı, Sis Lübnan’a taşındı, Kudüs ise ülke sınırları dışında kaldı. Ermeni kilisesinde halen idarî anlamda iki ruhanî liderlik (Eçmiyazin ve Sis) ve iki patriklik makamı (Kudüs ve İstanbul) vardır; tek ruhanî liderlik konusu tartışmalıdır. Tanzimat’tan bu yana on beş patrik görev yaptı. Eçmiyazin’le iyi ilişkiler içinde olan patriklerin dördü istifası sonrasında ruhanî liderlik de yaptı. Bâbıâli ile ilişkilerinde en başarılı patrik Mağakya Ormanyan’dır (1896-1908). Ormanyan, 1908’de ruhanî liderlik seçimini Patrik İzmirliyan’a karşı kaybetti ve zamanını Ermeni kilise tarihiyle ilgili çalışmalara ayırdı.

Cumhuriyet döneminde Patrik Zaven Yeğyayan (1913-1915, 1919-1922) Lozan barış görüşmelerinden sonra firar ettiğinde hükümet patriklik seçimine karışmayacağını bildirdi. Kevork Arslanyan patrik kaymakamlığını yürüttü (1922-1927, 1944-1951). Patrik Mesrop Naroyan (1927-1944) 1863 nizamnâmesi uyarınca seçildi. Bu dönemde patrikhânenin idaresi devletin laiklik ilkesine göre yeniden biçimlendi. Komisyonlar yeni kanunlarla kısmen işlevlerini yitirdi. 1935 Vakıflar Kanunu kilise ve okulların vakıf haline gelmesini (cemaat vakıfları) sağladı. Patrikhânenin tüzel kişiliği kabul edilmedi, ruhanî meclis ise varlığını korudu. Hükümetler patrikhânenin devlet içinde ayrı sivil meclise ve hukuka sahip olmasını istemedi. 1951’de göreve başlayan Patrik Karekin Haçaduryan (1951-1961) adaylık teklifini ruhban okulu açılması (Üsküdar-Surp Haç Tıbrevank, 1953) şartıyla kabul etti. Seçim, bakanlık kararnâmesiyle oluşturulan geçici sivil delegeler meclisi vasıtasıyla gerçekleşti. Ermeniler 1954’te sürekli meclis (Merkez Mütevelli Heyeti) oluşturmak istediler; ancak 1961’de merkezî idare komisyonu, dolayısıyla 1863 nizamnâme komisyonları kaldırıldı. Patrik seçimini düzenleyen ikinci geçici kararnâme ile 1961’de Şnorhk Kalusdyan seçildi. 1990’da Karekin Kazancıyan, 1998’de ise seçmen yaşı yirmi birden on sekize çekilerek 1961 seçim usulüyle 84. ve şimdiki patrik Mesrop Mutafyan seçildi. Günümüzde patrikhâne Türkiye ve Girit Ermenileri’nin ruhanî merkezi olup Eçmiyazin Gatoğigosluğu’na bağlıdır. İstanbul Ermeni Patrikhânesi’nin idaresini halen Mutafyan’ın rahatsızlığı sebebiyle patrik genel vekili seçilen (2010) başpiskopos Aram Ateşyan yürütmektedir. Büyük çoğunluğu İstanbul’da yaşayan Ermeniler’in (yaklaşık 80.000 kişi) İstanbul’da otuz beş, Anadolu’da Ahtamar’la birlikte yedi, Girit’te bir açık kiliseleri vardır. Yaklaşık 110 ruhanîden dördü piskopostur. Yirmi kilise korosu, üç vakıf, iki yetimhane, iki lise ve bir hastahaneleri, on bir ilköğretim ve dört lise cemaat okulları, yirmi dernek, yedi basın kuruluşu ve İstanbul’da on altı mezarlıkları vardır.


BİBLİYOGRAFYA

Azgayin Sahmanadrut’ivn Hayots (Nizamnâme-i Millet-i Ermeniyân), İstanbul 1279/1863.

Eremya Çelebi Kömürciyan, İstanbul Tarihi: XVII. Asırda İstanbul (trc. H. D. Andreasyan, haz. K. Pamukciyan), İstanbul 1988, s. 36, 220.

M. Çamçyants, Batmutyun Hayots, Venedik 1786, III, 500.

H. Asadur, “G. Bolsoy Hayerı yev Irents Badriarknerı”, 1901 Intarcag Oratsuyts Azkayin Hivantanotsi, Konstandnubolis 1901, s. 236-258.

Michel le Syrien, Chronique (ed. J.-B. Chabot), Paris 1905, III, 185.

“Ermeni Gatoğigosluk ve Patrikliği Nizamnâmesi”, Düstur, İkinci tertip, İstanbul 1928, VIII, 1240-1250.

F. Babinger, “Ein Besitzstreit um Sulu Manastır unter Mehmed II (1473)”, Charisteria Orientalia, Praha 1956, s. 29-37.

A. K. Sanjian, The Armenian Communities in Syria under Ottoman Dominion, Cambridge 1965, s. 96-97, 253-254.

V. Artinian, The Armenian Constitutional System in The Ottoman Empire 1839-1863, İstanbul 1970, s. 78-91.

P. G. İnciciyan, XVIII. Asırda İstanbul (trc. H. D. Andreasyan), İstanbul 1976, s. 43.

K. Bardakjian, “The Rise of the Armenian Patriarchate of Constantinople”, Christians and Jews in the Ottoman Empire (ed. B. Braude – B. Lewis), New York 1982, I, 89-100.

Yavuz Ercan, Kudüs Ermeni Patrikhanesi, Ankara 1988, s. 15-17, 33-46.

Papken (Güleseryan), Badmutyun Gatoğigosats Giligioy, Antilias-Lipanan 1990, s. 31-42.

M. Ormanyan, Azkabadum, Antilias-Lipanan 2001, s. 60-66, 1261, 1784-1786, 2155-2156.

K. Pamukciyan, Ermeni Kaynaklarından Tarihe Katkılar, İstanbul 2002, I, 143-154; II, 191-198.

M. Macit Kenanoğlu, Osmanlı Millet Sistemi: Mit ve Gerçek, İstanbul 2004, s. 103-130.

Canan Seyfeli, İstanbul Ermeni Patrikliği, Ankara 2005.

Murat Bebiroğlu, “Patrik Seçimi”, http://hyetert.blogspot.com.tr/2009/07/patrik-secimi.html#more (01.06.2013).

J. F. Driscoll, “Patriarch”, The Catholic Encyclopedia, www.newadvent.org (29.09.2015).

A. Fortescue, “Patriarch and Patriarchate”, a.e.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 668-671 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER