İYÂZ b. GANM

عياض بن غنم
Müellif:
İYÂZ b. GANM
Müellif: ASRİ ÇUBUKCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/iyaz-b-ganm
ASRİ ÇUBUKCU, "İYÂZ b. GANM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/iyaz-b-ganm (21.11.2019).
Kopyalama metni
Muhtemelen milâdî 582’de doğdu. Müslüman olmadan önce adı Abdüganm idi. İsim ve künye benzerliği sebebiyle amcası İyâz b. Züheyr ve kendisinden hadis rivayet ettiği İyâz b. Amr el-Eş‘arî ile karıştırılmaktadır. Hudeybiye Antlaşması’ndan (6/627) önce müslüman olduğu ve bu antlaşmada bulunduğu belirtilmektedir. İkinci Habeşistan hicretine katıldı; Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere Hz. Peygamber’in bütün gazvelerine iştirak etti (İbn Hacer, III, 50). İslâmiyet’i kabul etmeyen kadınlarla evliliği sürdürmeyi yasaklayan âyet indiğinde (el-Bakara 2/221) henüz müslüman olmayan karısı Ümmü’l-Hakem bint Ebû Süfyân’a ödediği mehri geri alarak ondan ayrıldı. Muhtemelen irtidad olaylarının bastırılmasındaki başarısından dolayı Hz. Ebû Bekir tarafından kumandan olarak Irak’a gönderildi. Hâlid b. Velîd ile Hîre’de buluşup Dûmetülcendel’i ikinci defa ele geçirdiler; bunun üzerine İyâz buraya vali tayin edildi. Amcasının oğlu olduğu söylenen Ebû Ubeyde b. Cerrâh onu Dımaşk’ın fethinde (14/635) süvari birliklerinin kumandanlığına getirdi. Yermük Savaşı’ndaki (15/636) beş kumandandan biri olan İyâz, bu muharebede hezimete uğrayan Bizans ordusundan kaçanları Malatya’ya kadar takip etti ve şehir halkı cizye ödemeyi kabul edince anlaşma yaparak geri döndü. Bu sebeple Bizans topraklarına geçiş yolunu ilk defa onun açtığı kabul edilir. Kudüs’ün fethine de katılan İyâz (16/637), ertesi yıl Halep’in fethinde Ebû Ubeyde b. Cerrâh yönetimindeki kuvvetlerin öncü birliklerini sevk ile görevlendirildi ve Halepliler’le antlaşmayı o yaptı. Bir müddet sonra Halepliler antlaşmayı bozunca başka bir kumandanla birlikte tekrar onların üzerine gönderilip eski şartlarla antlaşmayı yeniledi. Antakya seferine öncü kuvvetlerin kumandanı olarak katıldı, oradan Menbic’e geçti ve buranın halkıyla da bir antlaşma imzaladı. Ardından Ra‘bân (Araban) ve Dülûk (Dülük) halkıyla antlaşmalar yaptı.

Ebû Ubeyde vefatından önce İyâz’ı yerine vekil bıraktı. Hz. Ömer de onu Humus, Kınnesrîn ve el-Cezîre valiliğine getirerek bölgenin fethiyle görevlendirdi. İyâz, 18 yılının Şâban ayı ortalarında 5000 veya 8000 kişilik bir kuvvetle el-Cezîre’ye hareket etti; birkaç günlük bir kuşatmanın ardından Rakka’yı barış yoluyla teslim aldı. Yapılan antlaşmada savaşabilecek yaştaki erkeklerden yıllık 1 veya 4 dinar cizye alınması, yeni kilise inşa edilmemesi, alenî olarak dinî merasim yapılmaması, bu şartlara uyulması halinde can ve mal güvenliklerinin sağlanacağı, mevcut kiliselerine dokunulmayacağı gibi hükümler yer aldı. İyâz buradan Ruha’ya (Urfa) hareket etti. Bir müddet direndikten sonra barış isteyen Ruhalılar’la da antlaşma yapıldı (18/639 veya 19/640). Ardından İyâz, kumandanlarından Safvân b. Muattal ile Habîb b. Mesleme’yi Sümeysât’a (Samsat) gönderdi; kendisi de Harran’a geçerek şehri barış yoluyla aldı. Daha sonra Aynülverde, Dârâ, Habur, Sümeysât, Serûc gibi yerleri fetheden İyâz b. Ganm Malatya ve Karkīsiyâ’ya, ardından da Nusaybin (Nasîbîn) üzerine yürüdü. Kumandanlarından Umeyr b. Sa‘d’ı Sincar, Eşter’i Âmid (Diyarbekir) ve Meyyâfârikīn’in (Silvan) fethiyle görevlendirdi. Bu iki yerin fethine bizzat katıldığı ve Hâlid b. Velîd’in yardımıyla başarıya ulaşıldığı da zikredilmektedir. Nusaybin’i de Ruha şartlarıyla teslim alan İyâz, bu sırada Irak’ta bulunan Sa‘d b. Ebû Vakkās’ın isteği üzerine ona bir yardımcı kuvvet gönderdi, kendisi de Mardin ve civarını alarak Musul’a yöneldi. Erzen, Derbe, Bitlis, Hılât (Ahlat) ve Besni’yi (Behisni) fethedip Rakka’ya döndü. 17-20 (638-641) yılları arasındaki seferlerle hemen hemen el-Cezîre bölgesinin tamamını İslâm topraklarına katan İyâz, Rakka’da iken Halife Ömer’den Şam’a dönmesini ve hasta olan Yezîd b. Ebû Süfyân’ın ölümü halinde idareyi ele almasını bildiren bir mektup aldı. Bunun üzerine Utbe b. Ferkad’ı yerine bırakıp yola çıktıysa da Humus’a ulaştığında vefat etti ve Hâlid b. Velîd’in kabri yanına defnedildi. Onun Medine’de öldüğünün söylenmesi amcasıyla karıştırılmasından kaynaklanmış olmalıdır.

İyâz’ın ailesinin Âmid’de kaldığı, bu şehirdeki Ebû Eyyûb ailesinin onun soyundan geldiği belirtilmektedir. İyâz b. Ganm’ın kendisinden devlet memuriyeti isteyen akrabalarını reddetmesi, ganimetlerden payına düşen her şeyi dağıttığı için geriye iki at ve bir deveden başka bir şey bırakmaması onun dürüst ve cömert bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir. İyâz b. Ganm’ın rivayet ettiği bir hadis Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde yer almıştır (III, 403-404).

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, I, 49; III, 403-404; Vâkıdî, Fütûḥu’ş-Şâm, Beyrut, ts. (Dârü’l-cîl), II, 97-117, 123-175, 182-183, 270-310; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, VII, 398; VIII, 13; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 246-255; ayrıca bk. İndeks; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), IV, 51, 53-56; İbnü’l-A‘sem el-Kûfî, el-Fütûḥ, Beyrut 1406/1986, I, 195, 244, 247-260; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, I, 183-184; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, III, 128-129; İbnü’l-Cevzî, Ṣıfatü’ṣ-ṣafve, I, 668-670; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, I, 56, 150, 269, 359; II, 135, 236, 285, 303, 380-381, 447; III, 14-15, 52, 59, 216, 262; IV, 237, 329, 403; V, 39, 238, 289; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, II, 384, 395, 421, 429, 493, 495-496, 524-526, 531-535, 562, 569; a.mlf., Üsdü’l-ġābe, IV, 323-324, 327-329; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 354-355; Fikret Işıltan, Urfa Bölgesi Tarihi, İstanbul 1960, s. 49-58, 61-63, 65-66, 69-71, 73, 75-82, 84, 86, 88-91, 93, 95, 100; T. H. Weir, “Harrân”, İA, V/1, s. 300; J. Schleifer, “İyâd”, a.e., V/2, s. 1235; E. Honigmann, “Nasîbîn”, a.e., IX, 101; a.mlf., “Rakka”, a.e., IX, 608; a.mlf., “Urfa”, a.e., XIII, 53.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 23. cildinde, 498-499 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.