KĀDİR-BİLLÂH

القادر بالله
KĀDİR-BİLLÂH
Müellif: MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 11.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kadir-billah
MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI, "KĀDİR-BİLLÂH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kadir-billah (11.12.2019).
Kopyalama metni
9 Rebîülevvel 336’da (28 Eylül 947) Bağdat’ta doğdu. Annesi Dimne bir câriye idi. Küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim gördü; Ebû Bişr Ahmed b. Muhammed el-Herevî’den Şâfiî fıkhı tahsil etti. Babasının ölümünden sonra miras yüzünden anlaşmazlığa düştüğü kız kardeşi tarafından Halife Tâi‘-Lillâh’a hilâfeti ele geçirmeye çalıştığı söylenerek jurnal edildi. Yakalanmaktan korktuğu için bir süre Bağdat’ta gizlendikten sonra Batîha’ya giderek Vali Mühezzibüddevle’ye sığındı (379/989-90). Burada kaldığı yaklaşık üç yıl boyunca Mühezzibüddevle ona çok iyi davrandı. Büveyhî Hükümdarı Bahâüddevle tarafından hal‘edilerek tutuklanan amcası Mutî‘-Lillâh’ın oğlu Tâi‘-Lillâh’ın yerine 12 Ramazan 381’de (22 Kasım 991) Kādir-Billâh lakabıyla halife ilân edildi. Dönemin büyük şairlerinden Şerîf er-Radî uzun bir kasideyle onu övdü (Dîvân, I, 546). İktidarı boyunca Büveyhîler’in hâkimiyeti altında hüküm süren Kādir-Billâh, Bahâüddevle’ye hil‘at ve şehinşah unvanı verdi. Bahâüddevle, Kādir-Billâh’a itaat edeceğine ve biat şartlarına uyacağına söz verirken halife de ona karşı vefakâr ve samimi olacağına and içti (İbnü’l-Esîr, IX, 79). Kādir-Billâh, Bahâüddevle’nin halefleri zamanında da Büveyhîler’in denetimi altında yaşadı.

Kādir-Billâh devri, Abbâsî iktidarının güç kaybettiği ve başşehir Bağdat’ta bile hâkimiyetin zaman zaman aksadığı bir dönem oldu. Bağdat’ın Şiî mahallelerinde hutbe Fâtımî Halifesi Hâkim-Biemrillâh adına okundu. Kaynaklarda iç karışıklıklara ve buna bağlı olarak yağma ve hırsızlık olaylarına sık sık atıflar vardır. İktidarı süresince kendi varlığının tek belirleyicisi olan hutbelerin adına okunması için özel gayret gösteren Kādir-Billâh’ı daha çok Abbâsî topraklarında yoğun olarak faaliyet gösteren Fâtımîler ve menfaatlerine göre davranan mahallî emîrler meşgul etti. İktidarının ilk günlerinde Horasan’da hutbe bir süre daha Tâi‘-Lillâh adına okundu. Kādir-Billâh hilâfete geldiği zaman Mekke’de hutbe Fâtımîler adına okunuyordu. Mekke şerifine çeşitli vaadlerde bulunmasına rağmen kendi adına hutbe okutmaya muvaffak olamadı. 386’da (996) Mekke şerifi Ebü’l-Fütûh’tan hac yapmaları için Iraklılar’a izin vermesini ve kendisine biat etmesini istedi. Kādir-Billâh’ın biat teklifini reddeden Ebü’l-Fütûh, Iraklılar’a Abbâsî halifesinin adına hiçbir resmî alâmet taşımamaları şartıyla hac için izin verdi. Kādir-Billâh yine büyük gayret göstermesine rağmen hac yollarının güvenliğini sağlayamadığı için Iraklılar birçok yıl hacca gidemediler. Bu dönemde Fâtımîler’in Abbâsî topraklarındaki hâkimiyetleri sadece Haremeyn ile sınırlı değildi; 401 (1010) yılında Musul, Kûfe ve Enbâr’da hutbe Fâtımîler adına okunuyordu. Kādir-Billâh, Kadı Ebû Bekir el-Bâkıllânî’yi hutbenin kendi adına okunması için Bahâüddevle’ye gönderdi. Bahâüddevle’nin çabalarıyla hutbe yeniden Kādir-Billâh adına okunmaya başladı. Sultan Mahmûd-ı Gaznevî, Kādir-Billâh adına hutbe okuttuğunu Bağdat’a bir elçi göndererek kendisine bildirdi. Bundan çok memnun olan Kādir-Billâh Sultan Mahmud’a hil‘at, taç, bayrak ve saltanatını tasdik ettiğini belirten bir menşur gönderdi. Mahmud, çıkmış olduğu seferleri ve fetih haberlerini sık sık Bağdat’a bildirerek ele geçirdiği ülkelerdeki hâkimiyetini tasdik eden menşur göndermesini halifeden istedi ve iktidarı süresince Kādir-Billâh’ı metbû tanıdı. Kāḍir-Billâh, Karahanlılar tarafından tanınan ve sikkeleri üzerine ismi yazılan ilk Abbâsî halifesidir.

Hastalığı sırasında oğlu Ebû Ca‘fer Kāim-Biemrillâh Abdullah’ı veliaht ilân eden ve adına hutbe okutan Kādir-Billâh 11 Zilhicce 422 (29 Kasım 1031) tarihinde vefat etti. Dârülhilâfe’ye defnedilen cenazesi ertesi yıl âdet üzere büyük bir törenle Rusâfe’ye nakledildi (26 Zilkade 423 / 3 Kasım 1032). Kādir-Billâh yumuşak huylu, hayır ve hasenatı bol, ilim adamlarını himaye eden bir halifeydi. Sık sık tebdilikıyafetle halkın arasına karışır, iktâ arazilerinin gelirlerinden fakirlere tahsisat ayırırdı. İmar faaliyetleriyle de ilgilenmiş, başta Harbiye Mescidi olmak üzere bazı ibadet mekânlarının bakım ve onarımına önem vermiştir. Onun pazartesi ve perşembe günleri Dîvân-ı Mezâlim’e katılarak halkın şikâyetlerini dinlediği kaydedilmektedir.

Büveyhîler’e karşı çıkıp Abbâsî Devleti’ne itibarını yeniden kazandıran halife olarak bilinen Kādir-Billâh, Bahâüddevle’nin Sünnî başkadı yerine Şiî başkadı tayin etme isteğine muhalefet etmiş, bunun üzerine Şiîler’e nakib unvanı taşıyan dinî bir reis tayin edilmiştir (İbnü’l-Cevzî, IX, 85). Bir taraftan Abbâsî hâkimiyetini eski günlerine döndürmeye gayret ederken diğer taraftan Sünnîliği hâkim kılmaya çaba göstermiştir. Bu konuda kaleme alınan er-Risâletü’l-Ḳādiriyye (el-Uṣûl) adlı eser ona nisbet edilmektedir. Bu eserde usule dair hadis imamlarının tertibi esas alınarak ashabın faziletlerinden bahsedilmiş, Ömer b. Abdülazîz’in üstünlükleri dile getirilmiş, Kur’an’ın mahlûk olduğuna inananların ve Mu‘tezilî görüşü benimseyenlerin fikirlerinin yanlışlığı ispat edilmeye çalışılmıştır. Eserin cuma günleri Mehdî Camii’nde ilim halkalarında okunduğu kaydedilmektedir (Hatîb, IV, 37). Halife divanlarında oluşturulan, tamamı itikadî konularla ilgili bazı eserler de Kādir-Billâh’a nisbet edilmektedir. Şerîf er-Radî tarafından yazılan bir şiire kızan Kādir-Billâh 402’de (1011-12) Bağdat’ta Sünnî ve Şiî âlimleri toplamış, bu âlimler, Fâtımîler’in Hz. Fâtıma’ya varan neseplerinin sahih olmadığına dair karar almışlar ve kadılar huzurunda bu kararı tescil etmişlerdir. Halife 408 (1017-18) yılında Mu‘tezile fakihlerinden tövbe etmelerini, eski görüşlerinden vazgeçmelerini istemiş, onlar da görüşlerinden vazgeçtiklerini, Sünnîliğe muhalif bir şey söylemeyeceklerini belirterek bu hususu yazılı olarak beyan etmişlerdir (İbnü’l-Cevzî, IX, 155). 420’de (1029) toplanan divanda Kādir-Billâh tarafından derlenen ve içerisinde öğütler, mev‘izalar, Basralılar’ın görüşlerinin açıklamaları, bid‘atçılara reddiyelerle Kur’an’ın mahlûk olduğunu söyleyenlerin fâsıklığı vurgulanan bir bildiri okunmuş, divanda bulunanlardan, dinlediklerinin içeriğine katıldıklarına dair yazılı bir belge alınmıştır (a.g.e., IX, 223-224). Mâverdî el-İḳnâʿ, Kudûrî’ el-Muḫtaṣar ve Abdülvehhâb b. Muhammed el-Mâlikî el-Muḫtaṣar adlı eserlerini Kādir-Billâh’ın isteği üzerine yazarak kendisine takdim etmişlerdir (Yâkūt, XV, 54). Ali b. Saîd el-İstahrî’nin de onun isteğiyle Bâtınîliğe bir reddiye yazdığı kaydedilmektedir (İbnü’l-Cevzî, IX, 134). Kādir-Billâh dönemi, Mâverdî ve İbnü’l-Ferrâ gibi âlimlerin hilâfet kavramı üzerindeki çalışmalarının yoğunlaştığı devir olması bakımından da önemlidir. Mâverdî’nin, ünlü eseri el-Aḥkâmü’s-sulṭâniyye’yi Kādir-Billâh’ın isteği üzerine kaleme aldığı rivayet edilmektedir (M. Abdülkādir Ebû Fâris, s. 521-523).

BİBLİYOGRAFYA
G. le Strange, Baghdad During the Abbasid Caliphate, Oxford 1924, s. 125; Şerîf er-Radî, Dîvân, Beyrut, ts. (Dâru Sâdır), I, 546-549; II, 576; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, I, 101, 110; III, 93, 232; IV, 37, 320; V, 88; VIII, 80; XI, 79; Nizâmülmülk, Siyâsetnâme (Köymen), s. 193-194, 201-202; Rûzrâverî, Ẕeylü Tecâribi’l-ümem (nşr. H. F. Amedroz), Kahire 1334/1916, III, 202, 206-208, 250, 305, 311; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (nşr. Süheyl Zekkâr), Beyrut 1995, IX, 7-245; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XV, 54-55; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (trc. Abdülkerim Özaydın), İstanbul 1987, IX, 48, 59-60, 71-320; Fâsî, el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, III, 342; C. E. Bosworth, The Ghaznavids: Their Empire in Afghanistan and Eastern Iran: 994-1040, Edinburgh 1963, s. 28-29, 46, 52-54, 130, 150, 180, 182; Mafizullah Kabir, The Buwayhid Dynasty of Baghdad, Calcutta 1964, s. 195-196; V. V. Barthold, Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), İstanbul 1981, s. 286, 290-291, 301, 306; M. Abdülkādir Ebû Fâris, el-Ḳāḍî Ebû Yaʿlâ el-Ferrâʾ ve kitâbühû el-Aḥkâmü’s-sulṭâniyye, Beyrut 1403/1983, s. 521-523; K. V. Zetterstéen, “Kādir Billah”, İA, VI, 49-50; D. Sourdel, “al-Ḳādir-Bi’llāh”, EI2 (İng.), IV, 378-379.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 127-128 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.