KAHHÂR

القهّار
Müellif:
KAHHÂR
Müellif: BEKİR TOPALOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kahhar
BEKİR TOPALOĞLU, "KAHHÂR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kahhar (25.08.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “yenmek, üstün gelmek, zor kullanarak istediğini yapmak” anlamındaki kahr kökünden mübâlağa ifade eden bir sıfat olup “yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi” demektir. Dilciler ve âlimlerin hemen hepsi kahr kavramının temel mânasını “boyun eğdirip üstün gelmek” (tezlîl ve galebe) olarak belirlemişlerdir. Fahreddin er-Râzî, bu kavrama “zor kullanmak ve mecrasından çıkarmak suretiyle bir şeye boyun eğdirmek” anlamını verdikten sonra bunun zât-ı ilâhiyyeye nisbet edildiği takdirde iki şekilde düşünülebileceğini söylemiştir: Başkasını ilâhî iradenin dışında iş yapmaktan alıkoymak ve kendi iradesince hareket etmekten kişiyi men etmek (Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 229).

Kur’ân-ı Kerîm’in altı âyetinde kahhâr, iki yerde kāhir ismi Allah’a, bir âyette de kāhir sıfatı insanlara izâfe edilmiştir (M. F. Abdülbâkī, el-Mu’cem, “ḳhr” md.). Allah’a nisbet edilen kahhâr isimlerinin hepsi vâhid isminden hemen sonra yer almıştır. Bunların dördü şirk anlayışını eleştirip tevhid inancını pekiştiren bir bağlamda zikredilmiş (Yûsuf 12/39; er-Ra‘d 13/16; Sâd 38/65; ez-Zümer 39/4), iki âyet de kıyametin kopmasını tasvir eden âyetler sırasında yer almıştır (İbrâhîm 14/48; el-Mü’min 40/16). Doksan dokuz isim listesinde bulunmayan kāhir ismi ise tabiat varlıkları içinde müstesna bir yer tutan insan türü üzerindeki ilâhî nimet, kudret ve tasarrufu ifade eden âyetler içinde zikredilir (el-En‘âm 6/18, 61). Kahhâr esmâ-i hüsnâ listesinin Tirmizî rivayetinde (“Daʿavât”, 82), kāhir ise İbn Mâce rivayetinde (“Duʿâʾ”, 10) yer almıştır.

Kahhâr ile kāhirin kelime kalıplarını ve Kur’an’daki kullanılışlarını göz önünde bulunduran âlimler birincisinin ikincisinden daha zengin bir muhtevaya sahip olduğunu kabul etmişler, bununla birlikte iki ismi genellikle birlikte düşünmüşlerdir. Âlimler Allah’ın yegâne galip, sonsuz kudret ve tasarruf sahibi oluşunu şöyle açıklamışlardır: İlâhî hâkimiyete karşı direniş gösterenlere önce akla ve duyulara hitap eden belgeler sunmak, bu yarar sağlamadığı takdirde çeşitli âfet ve belâlarla kendilerini uyarmak ve nihayet onları ortadan kaldırmak (Zeccâc, s. 38; Ebû Abdullah el-Halîmî, I, 202; Gazzâlî, s. 86). Fahreddin er-Râzî, kahhâr isminin etki alanını duyularla algılanabilen ve algılanmayan âlemleri içine alacak şekilde geniş düşünmüştür (Levâmiʿu’l-beyyinât, s. 229-230). Abdülkāhir el-Bağdâdî de kahhâr isminin İslâm inancının temelini oluşturan şirkin reddi ve tevhidin ispatı açısından büyük önem taşıdığını belirtmiştir; çünkü bu isim Seneviyye ve Mecûsîlik gibi düalist telakkilerinin yanında kulu kendi fiilinin hâlikı kabul eden Mu‘tezile’ye karşı güçlü bir delil oluşturmaktadır (el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, vr. 158b).

Doksan dokuz esmâ-i hüsnâ içinde yer almamakla birlikte Kur’an’da ve hadis rivayetlerinde Allah’a nisbet edilen gālib kavramı anlam açısından kahhâra en yakın olan bir isimdir. Galb (galebe) kökü bir âyet-i kerîmede, “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz” (el-Mücâdile 58/21) ifadesiyle fiil olarak, “Allah irade ettiği her işte hükmünü icra edip galip gelendir” (Yûsuf 12/21) meâlindeki âyette de isim olarak zât-ı ilâhiyyeye izâfe edilmiştir. Ebû Hüreyre’den rivayet edilen bir hadiste müslümanlara zor günler yaşatan Hendek (Ahzâb) Gazvesi’nin zaferle sona ermesi münasebetiyle Hz. Peygamber’in, içinde galebe kavramının da yer aldığı şöyle bir şükran niyazında bulunduğu ifade edilmiştir: “Allah’tan başka tanrı yoktur, O tektir. Ordusunu onurlandırdı, kuluna zafer verdi, birleşik kuvvetlere kendi kudretiyle galip geldi” (Buhârî, “Meġāzî”, 29; Müslim, “Ẕikir”, 77).

Kahhâr ile esmâ-i hüsnâdan “yenilmeyen, yegâne galip” anlamındaki azîz, “her şeye gücü yeten” mânasındaki kādir, muktedir, kavî ve metîn, ayrıca “iradesini her durumda yürüten” anlamındaki cebbâr, “mülkün sahibi ve tasarruf edeni” mânasındaki mâlikü’l-mülk isimleri arasında anlam yakınlığı ilişkisi bulunmaktadır.

Kahhâr, âlimlerin çoğunluğu tarafından kādir ismi statüsünde düşünülerek zâtî isimler grubunda mütalaa edilmiştir. Bunun yanında kahhârı, “kulu kendi iradesince hareket etmekten alıkoymak” mânasına alarak fiilî isimlerden (sıfatlar) sayanlar da vardır.

BİBLİYOGRAFYA
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ḳhr” md.; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “ḳhr” md.; Lisânü’l-ʿArab, “ḳhr” md.; Wensinck, el-Muʿcem, “ḳhr” md.; M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “ḳhr” md.; Buhârî, “Meġāzî”, 29; Müslim, “Ẕikir”, 77; İbn Mâce, “Duʿâʾ”, 10; Tirmizî, “Daʿavât”, 82; Zeccâc, Tefsîru esmâʾillâhi’l-ḥüsnâ (nşr. Ahmed Yûsuf ed-Dekkāk), Beyrut 1395/1975, s. 38; Ebû Abdullah el-Halîmî, el-Minhâc fî şuʿabi’l-îmân (nşr. Hilmî Muhammed Fûde), Beyrut 1399/1979, I, 202; İbn Fûrek, Mücerredü Maḳālât, s. 53; Kādî Abdülcebbâr, el-Muġnî, V, 207-208; XXII, 215; Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Esmâʾ ve’ṣ-ṣıfât, Kayseri Râşid Efendi Ktp., nr. 497, vr. 158a-b; Kuşeyrî, et-Taḥbîr fi’t-teẕkîr (nşr. İbrâhim Besyûnî), Kahire 1968, s. 39; Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ (Fazluh), s. 86, 173-174; Fahreddin er-Râzî, Levâmiʿu’l-beyyinât (nşr. Tâhâ Abdürraûf Sa‘d), Beyrut 1404/1984, s. 229-230.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 169-170 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.