https://islamansiklopedisi.org.tr/kandilli-rasathanesi
1868 yılında, Paris, Roma ve Viyana’daki devlet gözlemevlerinin teşvikleri ile “Rasadhâne-i Âmire (Observatoire Impérial Météorologique)” adıyla İstanbul’da kuruldu. Kurumun müdürlüğüne rasathâne kurma teklifini hükümete sunan Osmanlı’nın Rum tebaasından Aristide Coumbary (Kumbari Efendi) getirildi. Rasathâne, uzun yıllar Beyoğlu’nda Pera caddesindeki Della Suda Eczanesi’nin karşısında bulunan kiralık bir binada faaliyet gösterdi. İlk aşamada meteorolojik gözlemler yapmak için kurulduysa da modern astronomi ve sismolojiyi de çalışma alanına kattı.
Rasathâne, hava durumu ile ilgili gözlem yapma, çeşitli bölgelerden gelen verileri işleme, muhtemel fırtınaları belirleme ve gözlem sonuçlarını yurt içi ve yurt dışındaki muhatapları ile düzenli bir biçimde paylaşma görevlerini üstlenmişti. Faaliyetleri arasında hava sıcaklığı ve basıncı, nem oranı, rüzgâr esiş yönü ve şiddeti, yağmur, kar, şimşek gibi olayların tesbiti, güneşlenme süresinin tayini, atmosferdeki ozon miktarının ölçümü yer almaktaydı. Rasathâne, Osmanlı sınırları içerisinde Köstence, Varna, Trabzon, İlbasan, Selânik, Diyarbakır, İzmir, Bağdat, Halep, Çanakkale, Sinop, Bursa, Kastamonu, Ankara ve Basra; yurt dışındaysa Paris, Viyana, Roma, Petersburg, Atina ve Berlin gibi şehirlerin yanı sıra, Norveç, Macaristan, Amerika, Japonya ve Hindistan’da faaliyet gösteren ilgili birimlerle bilgi alışverişinde bulundu. Böylece yerelde ve uluslararası arenada üretilmiş bilimsel bilginin karşılıklı akışını sağlayan bir hüviyet kazandı. Coumbary’nin, 1873’te toplanan Viyana Meteoroloji Kongresi’ne katılması da buna önemli bir katkı sağladı.
Rasathâne, kuruluşundan itibaren Coumbary’nin kişisel gayretleriyle astronomi ile ilgili çalışmalar yürüttü ve bunlar ilerleyen süreçte resmî görevler kapsamına alındı. Kurumun faaliyetleri arasında, gök cisimlerinin teleskopla gözlemlenmesi, yeryüzüne düşen gök taşlarının incelenmesi, ay ve güneş tutulması gibi önemli astronomik olayların gerçekleşme zamanlarının hesaplanarak halka duyurulması, alafranga ve alaturka saatlerin doğru bir şekilde ayarlanması ve sonuçlarının basın aracılığıyla yayımlanması, saat kulelerinin kalibre edilmesi, alafranga öğle vaktinin (12.00) top atışıyla ilânı, takvim hazırlanması, ülke genelinde saat birliğinin sağlanması ve bunun uluslararası sistemle uyumlaştırılması, alafranga saatin Greenwich’e göre ayarlanması, enlem ve boylamın tesbit edilmesi zikredilebilir.
Rasathâne’nin sismoloji ile ilgili faaliyetleri, 1894 büyük İstanbul depremine kadar yurt içinde meydana gelen ve telgrafla bildirilen depremleri kayıt altına almakla sınırlı kaldı. Deprem sonrası, biri Yıldız Sarayı’na, diğeriyse Rasathâne’ye konulmak üzere Roma’dan iki takım sismograf getirten hükümet, Maçka’da Silâhhâne-i Hümâyun karşısında yer alan arsaya bir binanın yapılıp Collegio Romano Rasathânesi Jeodinamik Şubesi Müdürü Giovanni Agamennone başkanlığında Rasathâne’de bir deprem şubesinin açılmasını sağladı. Sismograflar, 1896 yılı itibariyle İstanbul ve civarında meydana gelen depremleri kaydetmeye başladı. Coumbary’nin 1896 yılında ölmesi üzerine Sâlih Zeki Bey kurumun başına getirildi. İmparatorluğun hava durumuna dair bilgi isteyen yabancı kuruluşlara yardımcı olan Sâlih Zeki Bey, Agamennone’un İtalya’ya geri dönmesi üzerine 1898 yılı itibariyle Deprem Şubesi’nin işlerini de üstlendi. Beyoğlu ve Taksim’de kiralanan farklı binalarda, birkaç kez yer değiştirerek faaliyetlerini sürdüren Rasathâne, nihayet 1909 yılında Maçka’da bulunan Deprem Şubesi’ne ait binaya taşındı. Sâlih Zeki Bey’le başlayan süreç, kurumsal dönüşümü beraberinde getirdi; öyle ki, ilk zamanların aksine Rasathâne idaresinde müslüman Osmanlı vatandaşlarının ağırlık kazanması bu dönemde gerçekleşir.
Rasathâne, Maçka’ya taşınmasından yaklaşık iki ay sonra 13 Nisan 1909’da yaşanan Otuzbir Mart Vak‘ası’nda çıkan askerî bir çatışmada tahrip edildi. Kayıtların ve aletlerin birçoğu yok olsa da kurtarılan bazı kitapların yanı sıra iki deniz kronometresi, eski bir geçiş aleti, bir teodolit ve iki elektrikli duvar saati gibi teknik materyaller yeni Rasathâne binasına devredilmek üzere Kabataş Lisesi’nde korumaya alındı. Bir müddet faaliyetlerini yürütemeyen Rasathâne için daha güvenli ve uzun vadede kullanılabilecek bir mekân olarak, Çengelköy İcadiye tepesinde önceden yangınları top atışıyla haber vermek için kullanılan binanın tahsis edilmesi kararlaştırıldı. Rasathâne müdürlüğüne de 21 Haziran 1910’da Maarif Nâzırı Emrullah Efendi tarafından Sâlih Zeki Bey’in tavsiyesi üzerine talebesi ve dönemin önemli astronomi bilginlerinden Mehmet Fatin Hoca (Gökmen) getirildi. Gerekli aletlerin Fransa ve İngiltere’den getirtilmesiyle yaklaşık iki yıllık bir aradan sonra 1 Temmuz 1911’de Rasathâne tekrar faaliyete geçti. Bundan sonra daha düzenli ve sistematik bir çalışma programına sahip olan Rasathâne, Birinci Dünya Savaşı’nda önemli görevler üstlendi. Müttefik Almanya’nın iş birliğiyle kurulan Askerî Rasadât-ı Havâiyye Şu‘be-i Merkeziyyesi ve Tedkīkāt-ı İklîmiyye Encümeni’nin kayıt ve aletleri Rasathâne’ye devredildi.
Fatin Hoca’nın Rasathâne idareciliğinin önemli bir yönü, astronomiye duyduğu özel ilgi olmuştur. Rasathâne’nin meteorolojiden ziyade astronomi faaliyetlerini artırmak istediği için eski binadan kalan teleskobu tamir ettiren Mehmet Fatin, 21 Ağustos 1914’te meydana gelecek tam güneş tutulmasını Trabzon’da gözlemlemek için hazırlıklar yaptı, fakat Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bu girişimi yarım kaldı. Rasathâne, Şirket-i Hayriyye, Posta Telgraf ve Telefon, Anadolu Demiryolları gibi resmî kurumlara her gün doğru saat ayarını bildirme görevini yerine getirmesi bakımından sosyal, idarî ve bürokratik anlamda önemli bir işlev gördü. Avrupa’dan pek çok alet siparişi yıllar içerisinde gerçekleştirildi. Bunlardan bazılarının dönemin şartları gereği uzun bir zaman içerisinde temin edilip aktif kullanıma girdiği söylenebilir. Örneğin, 1918’de Almanya’daki Carl Zeiss Fabrikası’ndan sipariş edilen ekvatoryal bir dürbün ancak 1935 yılında biten binasına yerleştirildikten sonra aktif şekilde kullanılmaya başlandı.
Cumhuriyet’in ilânıyla Rasathâne için yeni bir yapılanma dönemi başladı. Fatin Hoca, Rasathâne’nin, Belçika’nın Uccle şehrinde kurulmuş olan Observatoire royal de Belgique örneğine uymasını ve astronomi, jeofizik, sismoloji, manyetik gibi alanlara yoğunlaşmasını istiyordu. Bunun yanı sıra, yeni çalışma sahalarıyla ilgi alanı genişleyen Rasathâne’de İtalyan hükümetinin destekleri neticesinde 1924’te Türkiye’nin ilk oşinografi (okyanus bilimi) çalışmalarına girişildi ve Arnavutköy, Anadolukavağı, Burgazada gibi yerlere mareograf konularak deniz seviyesi ölçümleri kaydedildi. Astronomi, sismoloji, jeodezi, mıknatıs, meridyen, zenit teleskobu ile ilgili çalışmalar yapmak üzere 1926 yılında inşasına başlanan yeni binalar, İkinci Dünya Savaşı öncesinde büyük ölçüde tamamlandı. Deprem araştırmaları açısından büyük öneme sahip gelişmelerin de yaşandığı Rasathâne için 1930’da sipariş edilen yatay ve düşey Wichert marka sismograflar ilk kayıtlarını yapmaya başladı. 1932’de Türkiye’deki haritaların bağlanacağı ana nirengi noktasının (0 enlem ve boylam değeri) Ayasofya Camii yerine Kandilli Rasathânesi olmasına karar verildi. Ayrıca aynı yıl saat ayarı için kullanılan Galata Kulesi’ndeki Vakit Küresi’nin işletmesi de kuruma devredildi. Rasathâne, 1936’da doğru saat ayarını belirlemek ve ilân etmekle sorumlu tek resmî kurum haline geldi. Yine aynı yıl Fatin Hoca ve ekibi Uludağ’da güneş tutulmasını gözlemleyerek ülkedeki ilk astronomik saha araştırmasını gerçekleştirdi. 1939 Erzincan depreminin Rasathâne’nin yapılanması ve çalışmaları açısından büyük bir dönüm noktası oluşturduğu söylenebilir. Bu doğal âfetin yarattığı dehşet, tıpkı 1894 İstanbul depreminde olduğu gibi ülke gündemini uzun süre işgal etmiştir ve Rasathâne’nin ana odağını da sismolojiye kaydırmıştır.
1928 yılında yürürlüğe konan harf inkılâbı sonrasında kurumun adı, Maarif Vekâleti Hey’et ve Fizik-i Arzî İstanbul Rasathânesi olarak değiştirildi. 1936 yılından itibaren resmî belgelerde Kandilli Rasathânesi adıyla yer aldı. 1940’lı yıllardan itibaren ise Kandilli Rasathânesi, Astronomi ve Jeofizik adıyla bilinir hale geldi. Yeni adıyla Rasathâne, 1943’te Fatin Hoca’nın emekli olmasının ardından yaklaşık otuz yıl boyunca ardarda göreve gelen iki öğrencisi, Kemal Erkman ve Osman Necip Sipahioğlu tarafından idare edildi. Bu dönemde yer çekim ölçümleri ve manyetik araştırmalar için daha sistematik bir program izlendiği gibi ilk gravite baz istasyonları da oluşturuldu. Kronometre Laboratuvarı’nın başında bulunan Tarık Gökmen (Mehmet Fatin Gökmen’in oğlu) ise babasının ölümünden sonra İsviçre’ye giderek zaman belirleme üzerine öğrendiklerini yurda döndükten sonra Rasathâne’de uygulamaya koydu. Ayrıca hassas kuvarz saatlerle yeni teknikleri uygulayarak en doğru ayar tesbitini amaçlayan bir sistem geliştirdi. Sipahioğlu döneminde Rasathâne müdür yardımcılarından Nevzat Öcal’ın Rasathâne bünyesindeki sismoloji çalışmaları ise 1960’lı yıllardan itibaren kurumun, yurt içi ve yurt dışındaki saygınlığını önemli ölçüde arttırdı. 1970 yılında müdür olan Muammer Dizer’in dönemi, astronomi çalışmalarının daha öne çıktığı, özellikle de güneş fiziğinin (heliofizik) tekrar ivme kazandığı bir evreye tekabül etmektedir. Yeni inşa edilen güneş kulesi ve rasat binasında leke ve parlama eksenli gözlem çalışmaları yapılmıştır.
Rasathâne, 1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlanarak Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathânesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü adını aldı. Böylece gözlem faaliyetleri ve saha araştırmalarının yanı sıra enstitü bünyesinde lisans üstü eğitim faaliyetlerine de başlandı. Akademik birimler, laboratuvarlar ve merkezlerden oluşan yeni bir yapılanma sürecinden geçen kurum bugün de büyük ölçüde câri olan çalışma modelini böylece kazandı. Enstitü bugün Jeofizik, Jeodezi ve Deprem Mühendisliği ana bilim dallarına sahiptir. Özellikle Türkiye deprem şebekesinin geliştirilmesi ve 2002 yılından itibaren İstanbul Deprem Hızlı Müdahale ve Erken Uyarı Sistemi’nin kurulması, Rasathâne’nin günümüzde yürüttüğü önemli sismolojik çalışmalar arasında sayılmaktadır. Rasathâne’de güncel teknolojilerle uyumlu olarak astronomi, manyetizma ve meteoroloji araştırmaları da devam etmektedir. Ayrıca nükleer patlamaları denetleme görevi de üstlenen kurum elde ettiği verileri uluslararası kuruluşlarla paylaşmaktadır.
Rasathâne, Osmanlı döneminde, meteoroloji ağırlıklı kurumsal yayınlar yapmıştır. Kurumun salnâmeleri, Annuaire a l’usage de Constantinople pour l’année 1871, Rasadhâne-i Âmire Salnâmesi (1288/1871) ve Annuaire a l’usage de Constantinople pour l’année bissextile 1872 adlarıyla Türkçe ve Fransızca olarak neşredilmiştir. 1875 tarihli Fırtınaların Kavânîni (Lois des tempêtes avec dessins et cartes des tempêtes), 1888 tarihli Dersaâdet Rasadhâne-i Âmiresi’nin Cevv-i Havaya Dair Yirmi Senelik Tarassudâtı Neticesi, 1915 tarihli Rasadhâne-i Âmire’nin 1912-1913-1914 Senelerine Aid Hulâsa-i Rasadâtı kurumun diğer önemli yayınları arasındadır. Cumhuriyet dönemindeki ilk resmî yayın ise 1934 yılında Meteoroloji ve Sismoloji Rasadâtı adıyla yapılmıştır. İlerleyen yıllarda da birçok bilimsel çalışma literatüre kazandırıldığı gibi günümüzde de yayın faaliyetleri devam etmektedir.
Kandilli Rasathânesi, Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne miras kalan köklü bir kuruluş olarak matbu kitap, yazma ve aletlerden oluşan zengin koleksiyonları haizdir. Ayrıca modern bir tasnife tâbi tutulmamış olsa da bazı evrak ve gözlem kayıt defterlerine ev sahipliği yapmaktadır. Astronomi, matematik, coğrafya ve astroloji alanlarında Türkçe, Arapça ve Farsça yazılmış 1340 adet el yazması kurum bünyesinde bulunmaktadır. Bunun yanı sıra klasik ve modern dönemlere ait gökküre, usturlap ve sismograf gibi parçalardan oluşan rasat aletleri koleksiyonları da kurumun kültürel mirası arasında sayılabilir. Yazma eser, kayıt defterleri ve aletlerin bir kısmı 1934’te tamamlanan sismograf binasında sergilenmektedir. Kandilli Rasathânesi, kurulduğu ilk günlerden itibaren modern bilimler açısından ilk çalışmaların yapıldığı ve toplumun güvenilir bilgi kaynağı olarak gördüğü bir devlet kurumu olma misyonunu bugün de sürdürmektedir.
BİBLİYOGRAFYA
BOA, İrade-Dahiliye, nr. 578/40243.
BOA, BEO, Ayniyat Defterleri, nr. 1136, s. 206.
Kandilli Rasathanesi Kitaplığı Takvim Kataloğu (haz. Muammer Dizer – Atila Özgüç), İstanbul 1973.
Kemal Erkman, Kandilli Rasathanesi 50 Yıl: 1911-1961, İstanbul 1961, s. 7-20, 26-34.
Muammer Dizer, Kandilli Rasathanesi, İstanbul 1973, s. 2-7.
a.mlf., “Rasathane-i Amire”, Bilim Tarihi, sy. 16 (1993), s. 3-11.
a.mlf., “Türkiye’de Meteoroloji”, a.e., sy. 21 (1993), s. 3-19.
a.mlf., “Osmanlı’da Rasathaneler”, Fatih’ten Günümüze Astronomi: Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan Sempozyumu, İstanbul 1994, s. 27-86.
Fatma Ürekli, İstanbul’da 1894 Depremi, İstanbul 1999, s. 54-59.
Kandilli Rasathanesi El Yazmaları 1: Türkçe Yazmalar (haz. Günay Kut v.dğr.), İstanbul 2007.
Selçuk Erdoğan, Kandilli Rasathanesi Yerleşimindeki Korunması Gerekli Kültür Varlıklarının Envanteri ve Dürbün Binası Restorasyon Projesi (yüksek lisans tezi, 2011), İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, s. 25-32.
Kandilli Rasathanesi El Yazmaları 2: Arapça-Farsça Yazmalar (haz. Günay Kut – Fatma Büyükkarcı Yılmaz), İstanbul 2012.
Emre Dölen, İstanbul Darülfünunu’nda Alman Müderrisler (1915-1918), İstanbul 2013, s. 223-256.
Sema Küçükalioğlu Özkılıç, 1894 Depremi ve İstanbul, İstanbul 2015, s. 178-191.
Kübra Fettahoğlu, Rasathane-i Âmire (1868-1922), Ankara 2019, s. 17-26, 35-46, 51-77, 91, 96-102, 119-135, 139-149, 167-175.
Mustafa Aktar, Rasathane ile Bilimde Yüz Elli Yıl, İstanbul 2022, s. 137-142, 152-177, 185-203, 223-233, 246-266, 273.
Salim Aydüz, “Osmanlı Astronomi Müesseseleri”, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, sy. 4 (2004), s. 411-453.
Feza Günergun, “Salih Zeki ve Astronomi: Rasathane-i Amire Müdürlüğü’nden 1914 Tam Güneş Tutulmasına”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, VII/1 (2005), s. 97-122.