KARA MEMİ

Müellif:
KARA MEMİ
Müellif: GÜLNUR DURAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.03.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kara-memi
GÜLNUR DURAN, "KARA MEMİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kara-memi (28.03.2020).
Kopyalama metni
Hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. Kanûnî Sultan Süleyman dönemi saray ehl-i hiref, mevâcib, masraf vb. defterlerinde Rum nakkaşları arasında adı Kara Mehmed Çelebi (TSMA, nr. D. 4104), Mehmed-i Siyah (TSMA, nr. D. 9613-3) ve Kara Memi (TSMA, nr. D. 9612) şeklinde geçmektedir. Sanatkârın Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi kayıtlarından müzehhip ve ressam olarak saray hizmetinde bulunduğu ve II. Selim döneminde de hayatta olduğu anlaşılmaktadır.

Tezhip sanatını saray nakışhânesinde İranlı Âgā Mîrek’in talebesi ressam Şahkulu’nun (ö. 963/1556) nezâretinde öğrendi. Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan Rebîülâhir 932 (Ocak 1526) tarihli ehl-i hiref mevâcib (maaş) defterindeki kayda göre Şahkulu, Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferi dönüşü Tebriz’den Amasya’ya getirmiş olduğu sanatkârlardandır. Daha sonra İstanbul hassa harcına havale edilmiş, 1 Muharrem 927 (12 Aralık 1520) tarihli ehl-i hiref defterine kaydedilmiştir. Şahkulu, Osmanlı nakış sanatının klasik çağını oluşturan sanatkârların başında ve saz yolu üslûbunun temsilcisi olarak Kara Memi gibi pek çok müzehhip yetiştirmiştir. Rebîülevvel 952 (Mayıs 1545) tarihine ait maaş defterinin dokuzuncu sırasında Mehmed-i Siyah’ın günlük 16,5 akçe aldığı kayıtlıdır (TSMA, nr. D. 9613-3).

Kara Memi, hocası Şahkulu’ndan sonra cemâat-i nakkāşânın Rûmiyân bölüğü başında günlük 25,5 akçe ücretle nakkaşbaşı olarak görevlendirilmiştir (Muharrem 965-966 [Kasım 1557-1558] tarihli ehl-i hiref defteri, vr. 12a). Devrin sanat anlayışını etkileyen kendi üslûbunu bu dönemde ortaya koymuştur. Elinden çıkmış tezhipli el yazması kitap, ferman ve vakfiyelerdeki yarı üslûplaşmış çiçek motifleriyle bahar dalı kompozisyonlarında yeni bir üslûp ve anlayış getirdiği açıkça görülmektedir.

Hamburg Kunst und Gewerb Müzesi’nde bulunan Rebîülâhir 961 (Mart 1554) tarihli Muhibbî divanı Kara Memi’nin üslûbunu müjdeleyen ilk imzalı örnek olarak kabul edilir. Bilinen diğer imzalı eserleri Nuruosmaniye Kütüphanesi ile (nr. 3873) İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (TY, nr. 5467) kayıtlı Şâban 973 tarihli (Mart 1566) Dîvân-ı Muhibbî tezhipleridir. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki nüsha 370 varak, 165 × 263 mm. ebadında, âharlı, âbâdî, şeker, krem, sarı, yavru ağzı, fıstıkî renk kâğıtlara Mehmed Şerif Efendi’nin ince nesta‘lik hattıyla yazılmıştır. Metin dış pervazı renkli halkâr tekniğinde tezhip edilmiş yarı üslûplaşmış gül, karanfil ve lâleler, bahar dalı motifleriyle koltuk, beynessutur tezhibi, hatâyî ve rûmî motiflerinin hâkim olduğu halkâr tekniğinde dış bordür tezhibi Kara Memi üslûbunun en olgun dönemini temsil etmektedir.

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde yer alan (Emanet Hazinesi, nr. 49), XVI. yüzyıl ortalarında Osmanlı saray nakışhânesinde restore edilmiş 745 (1344) tarihli Abdullah Sayrafî ketebeli mushafın cilt yan kâğıdı üzerindeki “tezhibeş bekalem-i Kara Mehmed Çelebi ser-nakkāşân-ı dergâh-ı âlî üstâdü’l-küttâb fî sene 962” ibaresi bu mushafın da onun eliyle tezhip edildiğini göstermektedir. Kara Memi üslûbunun en gelişmiş özelliklerini aksettiren bu mushaf 16 × 23 cm. ölçüsünde ve 330 varaktır. Âharlı koyu krem rengi kâğıt üzerine nesih hatla on beş satır yazılmış ve metnin etrafı devrinin özelliğine uygun cetvelsizken sonradan altın cetvel çekilmiş ve tezhip edilmiştir. Üç varak halindeki zahriye sayfası, serlevha, Fâtiha ve Bakara sûrelerinin ilk âyetleri, 329b, 330a, 330b sayfaları tam sayfa tezhipli, 3b, 4a sayfalarının bordür halinde etrafı tahrirli halkâr, sûre başları ve cüz, aşır, hizb âyet gülleri tezhiplidir. Kara Memi’nin bu eserinde de yarı stilize çiçek motifleri görülür. 330b sayfasında, sûre başı ve gül tezhiplerinde geleneksel rûmî ve hatâyî motiflerine yepyeni bir uygulama ile bir canlılık katmıştır.

Kara Memi tarzının izleri görülen diğer imzasız eserler arasında Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan (Revan Köşkü, nr. 738; İÜ Ktp., TY, nr. 6976) Dîvân-ı Muhibbî tezhibi, aynı yerdeki (Revan Köşkü, nr. 824; Emanet Hazinesi, nr. 2851) lake cilt kabı ile 947 (1540) tarihli kırk hadis (Emanet Hazinesi, nr. 2851), Ahmed Karahisârî’nin 953’te (1546-47) istinsah ettiği mushaf-ı şerif (Yeni Yazmalar, nr. 999), Kanûnî Sultan Süleyman tuğrası (Güzel Yazılar, nr. 1400), yine Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde kayıtlı (Hazine, nr. 1517) 965 (1558) tarihli Ârifî Fethullah Çelebi’nin Şehnâme-i Âl-i Osmân adlı eserinin V. cildini oluşturan Süleymannâme’si, İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde kayıtlı (nr. 2191) 947 (1540) tarihli Hürrem Sultan vakfiyesi, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (FY, nr. 1426), Şah Mahmûd Nîşâbûrî murakkaı diye bilinen albüm içindeki meşhur İranlı hattatların kıta tezhipleri zikredilebilir. Bu eserler tezhip tekniği, renk ve desen kompozisyonu bakımından Kara Memi tarzında olmakla beraber saray nakışhânesinde çalışan pek çok uzman sanatkârın ortak işidir.

Süleymaniye Camii için yazılan mushafların tezhip ve cilt masraflarını gösteren İstanbul saraylarına ait 960-963 (1553-1556) tarihli muhasebe defterlerinde zikredilen nakkaşlar arasında Kara Memi’nin bir mushaf tezhip ettiği ve karşılığında 6000 akçe aldığı kaydedilir. Saray sanatkârlarının padişaha takdim ettikleri bayram hediyelerini ve karşılığında aldıkları ihsanları gösteren Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’ndeki (nr. D. 8244) tarihsiz belgede, on yedi nakkaş arasında on altıncı sırada nakkaş Kara Memi’nin bir nakışlı divit, on beş boyalı kalem getirdiği kaydedilir.

Saray nakkaşları sadece saray kitaplığı için kitapların tezhip ve minyatürlenmesinde değil aynı zamanda sarayın ve padişahın inşa ettirdiği eserlerin tezyinatını yapmakla da sorumlu idiler. Nitekim Süleymaniye Camii’nde kubbe ve kemerlerin tezyinatı (kalem işi) için Kara Memi’nin on günlük mesaisine mukabil 120 akçe aldığı yazılıdır (Barkan, I, 177).

Osmanlı saray nakışhânesinde gelişme zemini bulan tezhip sanatı XVI. yüzyıl ortalarında Şahkulu, bilhassa Kara Memi ve öğrencilerinin zevk ve dehasıyla altın çağını idrak etmiştir. Yetiştirdiği bu öğrenciler arasında oğlu da yer almaktadır. Osmanlı sanatında sadece tezhipte değil camilerin çini ve kalem işleri, saray için imal edilen halı, kumaş ve el işlemelerinde, ahşap, maden ve kuyumculuk işlerinde Kara Memi üslûbu uzun müddet hâkim olmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
TSMA, nr. D. 4104, 8244, 9612, 9613-3; Âlî, Menâkıb-ı Hünerverân, s. 65, 67; Süheyl Ünver, Müzehhip Kara Memi, İstanbul 1951; Rıfkı Melûl Meriç, Türk Nakış San’atı Tarihi Araştırmaları, Ankara 1953, s. 3, 5, 7; vesikalar, I; Ömer Lütfi Barkan, Süleymaniye Camii ve İmareti İnşaatı (1550-1557), Ankara 1972, I, 177; Esin Atıl, The Age of Sultan Suleyman the Magnificent, Washington 1987, s. 29-107; Coşkun Ak, Muhibbî Divanı, Ankara 1987, s. 31-39; Nurhan Atasoy - J. Raby, İznik Seramikleri, London 1989, s. 222-223; M. Rogers, “Kara Mehmed Çelebi (Kara Memi) and the Role of the Sernakkāşān”, Suleyman the Magnificent and His Time, Paris 1992; Müjgân Cunbur, “Kanunî Sultan Süleyman’ın Başmüzehhibi, Kara Memi”, Önasya, II/23, Ankara 1967; Haydar Yağmurlu, “Tezhip Sanatı Hakkında Genel Açıklamalar ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde İmzalı Eserleri Bulunan Tezhip Ustaları”, TEt.D, sy. 13 (1973), s. 102-103; Zeren Tanındı, “13-14. yy. da Yazılmış Kur’an’ların Kanuni Döneminde Yenilenmesi”, Topkapı Sarayı Müzesi: Yıllık-1, İstanbul 1986, s. 140-152; İ. Hakkı Uzunçarşılı, “Osmanlı Sarayı’nda Ehl-i Hıref (Sanatkârlar) Defteri”, TTK Belgeler, XI/15 (1986), s. 26; Filiz Çağman, “Kanunî Dönemi Osmanlı Saray Sanatçıları Örgütü, Ehl-i Hiref”, Türkiyemiz, XVIII/54, İstanbul 1988, s. 15; Yıldız Demiriz, “16. Yüzyıl Kur’an Tezhipleri Hakkında Bazı Notlar”, STY, sy. 13 (1988), s. 63-72; Gülbün Mesara - Şeyda Can, “Konstantıniyye, H. 971/M. 1563 Tarihli Dîvân-ı Muhibbî ve Ünlü Sanatkârı Müzehhip Kara Memi”, Art Decor, sy. 49, İstanbul 1997, s. 108-116.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 362-363 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.