KASIM PAŞA, Güzelce

Müellif:
KASIM PAŞA, Güzelce
Müellif: FARUK SÜMER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.06.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kasim-pasa-guzelce
FARUK SÜMER, "KASIM PAŞA, Güzelce", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kasim-pasa-guzelce (19.06.2019).
Kopyalama metni
Devşirme olup doğum tarihi belli değildir. II. Bayezid devrinde Enderun’da yetişti. Yavuz Sultan Selim zamanında rikâb-ı hümâyun ağalığıyla dış hizmete çıktı. Bir rivayete göre Şehzade Süleyman ile (Kanûnî) birlikte büyüdü ve onun sütkardeşi oldu (İbn İyâs, s. 390-391). Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine katıldı. Mercidâbık zaferinden (922/1516) sonra Hama, ardından Trablusşam sancak beyliğine tayin edildi. Bu sırada Sayda-Beyrut yöresinin hâkimi İbn Haneş ile (İbn Hafş) Şam Valisi Canbirdi Gazâlî’nin isyanlarının bastırılmasında önemli rol oynadı.

927 (1521) yılında Halep sancak beyliğine tayin edilen Kasım Paşa daha sonra Karaman, ardından Anadolu beylerbeyiliğine getirildi ve ertesi yıl yapılan Rodos Seferi’ne (928/1522) bu sıfatla katıldı. Rodos Kalesi’nin muhasarası esnasında güneydeki Provans burcunun zaptına memur edildiği gibi fetihten sonra da kalenin tamiri işiyle görevlendirildi. Ardından Çoban Mustafa Paşa’nın yerine Mısır beylerbeyiliğine getirildiyse de ikinci vezir Hain Ahmed Paşa’nın Mısır beylerbeyiliğine tayini üzerine bu görevi bir ay kadar sürdü. 930 (1524) yılında ikinci defa Mısır valiliğine getirilen Kasım Paşa’nın Mısır defterdarı Mehmed Bey’le ihtilâfa düştüğü ve bu görevinde pek başarılı olamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Mısır’da gerekli malî ıslahatı yapamaması, buna bağlı olarak düzeni sağlayamaması yüzünden aynı yılın sonlarında görevinden alındı.

İstanbul’a döndükten sonra kaptan-ı deryâ olan Kasım Paşa, Kanûnî’nin 932 (1526) yılındaki Macaristan seferi sırasında İstanbul muhafızlığında bulundu. Ardından Rumeli beylerbeyiliğine, 935’te (1529) üçüncü vezirliğe getirildi, aynı yıl Avusturya seferine katıldı. Irakeyn Seferi’ne de (941/1535) iştirak eden Kasım Paşa, bir rivayete göre Ayas Paşa’nın vezîriâzam olması üzerine ikinci vezirliğe yükseltilmiş (Âlî, vr. 242b), fakat tama‘ ve irtikâbından dolayı vezirlikten azledilerek Mora sancak beyliğine gönderilmiştir.

Kasım Paşa 944 (1537) yılında Mora yarımadasının kuzeydoğusundaki Anabolu’nun fethine memur edildi. Denize doğru uzanmış bir dil üzerinde kurulan, bir tarafı yalçın kayalıklarla, diğer tarafı denizle çevrili olan Anabolu’yu kuşattıysa da büyük muhasara toplarının olmayışı yüzünden burayı alamadı, önce Argos’a, ardından İnebahtı’ya çekildi. Anabolu, Benefşe ile birlikte 947’de (1540) imzalanan Osmanlı-Venedik Antlaşması’ndan sonra teslim alınabilmiştir (Gökbilgin, TTK Belgeler, I/2 [1964], s. 203-204). Bir süre daha Mora sancak beyliğinde bulunan Kasım Paşa 948’de (1541) emekli oldu. Devlet görevlerinde pek başarılı olamayan Kasım Paşa’nın emekliliğinden sonra İstanbul’a dönmesine izin verilmedi. Bir rivayete göre Mora’da (Atâî, s. 104), başka bir rivayete göre ise 960 (1553) yılında Gelibolu’da vefat etti (Ayvansarâyî, I, 4). Sicill-i Osmânî’de 939’da (1532-33) öldüğü belirtiliyorsa da bunun doğru olamayacağı âşikârdır.

Hayır sever bir kimse olduğu anlaşılan Güzelce Kasım Paşa, Haliç’in sağ tarafını Kanûnî’nin emriyle dinî ve içtimaî tesislerle donatarak şenlendirmiştir (Evliya Çelebi, I, 416). Bundan dolayı semt Kasımpaşa, Haliç Tersanesi de bir süre Kasımpaşa Tersanesi adıyla anılmıştır. Kasım Paşa, kaptanpaşalığı zamanında buradaki Câmi-i Kebîr adıyla anılan mahallede Muvakkithâne sokağı ile Bahriye caddesi arasındaki yerde bir cami ile medrese, imarethâne ve hamam yaptırmıştır. Tahta kubbeli, içinde direği olmayan, tahtanî ve tek minareli olan bu cami (Evliya Çelebi, I, 418) 1722’de yanmışsa da mütevellisi olan Hekimoğlu Ali Paşa’nın kardeşi Feyzullah Efendi tarafından yeniden inşa ettirilmiştir (bk. KASIM PAŞA CAMİİ ve KÜLLİYESİ). Evliya Çelebi, imarethânenin kendi zamanında hastahane olarak kullanıldığını yazmaktadır. Kasım Paşa ayrıca Mora sancak beyi iken Anabolu’da cami, medrese, tekke, sıbyan mektebiyle birçok çeşme yaptırmış, bu çeşmelere su getirtmiştir. Bozüyük’te de cami ve külliyesi olan Kasım Paşa (bk. KASIM PAŞA KÜLLİYESİ) bütün hayır kurumları için yüksek gelirli vakıflar bırakmıştır (Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 435-436). İstanbul’daki külliyesinin ve Havsa’daki hamamının mimarı Koca Sinan’dır. Nefîse adındaki kızının da babasının İstanbul’daki mahallesinde bir mektep yaptırdığı ve kendisinin burada medfun olduğu bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn İyâs, Bedâʾiʿu’z-zühûr, V, 390-391; Matrakçı Nasuh, Sefer-i Irâkeyn, s. 281-282; Rüstem Paşa, Târih, İÜ Ktp., nr. 2438, vr. 179b, 189b; Lutfî Paşa, Târih (nşr. Âlî Bey), İstanbul 1341, s. 306, 315, 316, 389; Celâlzâde, Tabakātü’l-memâlik, tür.yer.; Feridun Bey, Münşeât, I, 472, 479, 529, 567, 592; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, İstanbul 1280, II, 340, 382 vd.; Âlî, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 5959, vr. 242b, 246a-b, 269b; Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 24, 103, 104; ayrıca bk. tür.yer.; Peçuylu İbrâhim, Târih, s. 28-29, 79, 82; Solakzâde, Târih, s. 413, 475; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, I, 416 vd.; Müneccimbaşı, Sahâifü’l-ahbâr, III, 479; Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, I, 4; Hammer (Atâ Bey), V, 26, 194 vd.; Sicill-i Osmânî, IV, 46-47; Danişmend, Kronoloji, II, 22, 29, 47, 105-106, 143; Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livâsı, s. 48, 63, 64, 74, 75, 76, 435-436; a.mlf., “Venedik Devlet Arşivindeki Vesikalar Külliyatında Kanuni Sultan Süleyman Devri Belgeleri”, TTK Belgeler, I/2 (1964), s. 203-204; Nejat Göyünç, “XVIII. Yüzyılda Türk İdaresinde Nauplia (Anabolu) ve Yapıları”, İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya Armağan, Ankara 1976, s. 462-463; Abdülkadir Özcan, “Mimar Sinan’a Siparişte Bulunanlar”, Mimarbaşı Koca Sinan Yaşadığı Çağ ve Eserleri, İstanbul 1988, I, 137-138; Seyyid Muhammed es-Seyyid Mahmud, XVI. Asırda Mısır Eyaleti, İstanbul 1990, s. 76, 81, 82-83; Faruk Sümer, “Kasım Paşa, Güzelce”, İA, VI, 386-388; a.mlf., “Ḳāsim Pasha, Güzeldje”, EI2 (Fr.), IV, 751.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 547 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.