KATÂDE b. İDRÎS

قتادة بن إدريس
KATÂDE b. İDRÎS
Müellif: HAYRETTİN YÜCESOY
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/katade-b-idris
HAYRETTİN YÜCESOY, "KATÂDE b. İDRÎS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/katade-b-idris (01.04.2020).
Kopyalama metni
Yenbu‘ vadisindeki Alkame’de doğdu. Hz. Hasan’ın soyundandır. Yetişip Yenbu‘daki kabilelere otoritesini kabul ettirdikten sonra hâkimiyet alanını genişletmeye çalıştı. Önce kendisini destekleyen kabilelerle Mekke üzerine yürüdü ve şehri ele geçirip Hâşimîler’in Hevâşim (Benî Hâşim, Benî Füleyte) adı verilen kolunun 455 (1063) yılından beri devam eden hâkimiyetine son verdi. Katâde’nin Mekke’yi ele geçirdiği tarih konusunda farklı bilgiler mevcut olup genellikle kabul edilen 27 Receb 596’dır (13 Mayıs 1200). Katâde daha sonra Medine üzerine yürüdü (601/1204). Ancak Hüseyin b. Ali kolundan gelen Medine Emîri Sâlim b. Kāsım, Katâde yolda iken yaptığı saldırıyla onu geri dönmek zorunda bıraktı. Arkasından da Mekke’yi kuşattı; fakat bir netice alamadı.

Abbâsîler ve Eyyûbîler Hicaz’da nüfuz mücadelesi yaparken Katâde, onları tanımakla beraber esasen Arabistan yarımadasında bağımsız bir devlet kurmaya çalışıyordu. Bu amaçla elindeki politik imkânları kullandı. Mekke ve çevresinin stratejik öneminden dolayı Mekke surlarını tamir ettirdi, Yenbu‘a kale yaptırdı, Tâif’i ele geçirip Sakīfli kabileleri itaat altına aldı ve askerî gücünü arttırdı.

Katâde b. İdrîs 609 (1213) yılında, kendisine çok benzeyen kuzeninin Abbâsî halifesinin müttefiki Alamut hâkimi Celâleddin’in annesiyle birlikte hacca gelen İsmâilîler tarafından öldürülmesi üzerine aslında suikastın şahsına yapılmak istendiğini iddia ederek bu olaydan Halife Nâsır-Lidînillâh’ı sorumlu tuttu ve Irak’tan gelen hac kervanlarını yağmalattı. Bir süre sonra halife onu Bağdat’a davet etti. Bu ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmediği belli olmamakla birlikte halifenin Katâde’yi kazanmak için ona hediyeler, hil‘atler yolladığı bilinmektedir. Bu durum aynı zamanda Katâde’nin taşıdığı önemi ve etkisini göstermektedir. 617 (1220) yılında Katâde yine Medine’yi ele geçirmeyi denediyse de hastalanması sebebiyle Mekke’ye geri dönmek zorunda kaldı. Bu sırada veliahtlık meselesi yüzünden amcasını öldüren oğlu Hasan’la arasında çıkan tartışma sonunda doksan yaşının üzerinde iken oğlu tarafından öldürüldü (617/1220 veya 618/1221).

Otoritesi Yemen sınırlarından Medine’ye ve Necid’in batı taraflarından Yenbu‘ sahillerine kadar uzanan Katâde’nin hâkim olduğu yerlerde hutbeler kendi adından önce Abbâsî Halifesi Nâsır-Lidînillâh’ın adına okunmakla beraber halifenin fiilî otoritesi söz konusu değildi. Kaynakların güçlü, heybetli ve cesaretli bir kişi olduğunu belirttiği Katâde muhtemelen Şiî idi ve şairliğiyle de tanınıyordu. Christiaan Snouck-Hurgronje onun şiirleriyle ilgili bir çalışma yapmıştır (Verspreide Geschriften, Bonn-Leipzig 1923-1927, III, 355 vd.). Mekke Suûdîler’in eline geçinceye kadar (1924) onun ahfadı tarafından yönetildi.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, XII, 401 vd.; Ebû Şâme, eẕ-Ẕeyl ʿale’r-Ravżateyn, s. 123; Ebü’l-Fidâ, el-Muḫtaṣar, İstanbul 1286/1869-70, III, 137; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXII, 160; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 611-620, s. 323-324; İbn Inebe, ʿUmdetü’ṭ-ṭâlib, Beyrut, ts. (Dâru mektebeti’l-hayât), s. 166-167; Fâsî, el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn, VII, 39-61; a.mlf., Şifâʾü’l-ġarâm (nşr. Abdüsselâm Tedmürî), Beyrut 1985, I, 26; II, 325, 370 vd.; Makrîzî, Sülûk (Ziyâde), I/1-2, s. 206; İbn Fehd, Ġāyetü’l-merâm, I, 550-577; Dahlân, Ḫulâṣatü’l-kelâm fî beyâni ümerâʾi’l-Beledi’l-ḥarâm, Kahire 1305, s. 22, 23, 24; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mekke-i Mükerreme Emirleri, Ankara 1974, s. 70-71; Ârif Abdülganî, Târîḫu ümerâʾi Mekkete’l-Mükerreme, Dımaşk 1413/1992, s. 464-470; A. S. Wensinck, “Katâde”, İA, VI, 418-419; a.mlf. - [S. Zakkar], “Ḳatāda b. Idrīs”, EI2 (İng.), IV, 748-749.

Hayrettin Yücesoy
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 23-24 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.