KAVURD BEY

KAVURD BEY
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kavurd-bey
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "KAVURD BEY", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kavurd-bey (20.08.2019).
Kopyalama metni
Çağrı Bey’in büyük oğludur. Sikkelerde ve bazı eserlerde Karaarslan adıyla da kaydedilir. Dandanakan Savaşı’ndan (431/1040) sonra toplanan kurultayda fethedilen ve fethedilmesi planlanan ülkelerin idaresiyle ilgili olarak yapılan taksimat sırasında Kirman ve civarı Kavurd’a verildi. Kavurd, Sultan Tuğrul Bey’in emriyle kendine tâbi Oğuzlar’la birlikte bu bölgeye intikal etti. Bazı şehir ve kasabaları ele geçirip yağmalayan Oğuzlar, bölgeye hâkim olan Büveyhî Emîri Ebû Kâlicâr’ın adamları tarafından geri püskürtüldü (434/1042-43). Bu olaydan birkaç yıl sonra Kavurd bizzat sevk ve idare ettiği 5-6000 kişilik orduyla Kuzey Kirman’a hareket etti. Selçuklu kuvvetlerine mukavemet edemeyeceğini anlayan Büveyhîler’in Kirman nâibi Behrâm b. Leşkersitân Berdesîr Kalesi’ne çekildi; bir süre sonra eman dileyerek şehri Kavurd’a teslim etti (440/1048). Selçuklular’ı bölgeden uzaklaştırmak için harekete geçen Ebû Kâlicâr yolda Hannâb Kalesi’nde ölünce Büveyhî kuvvetleri geri çekildi. Böylece Kavurd Kirman’da Selçuklu hâkimiyetini tesis etti ve Kirman Selçukluları’nın temellerini attı.

O sırada Kirman’ın güneyindeki Germsîr bölgesi dağlı Kufs kavminin hâkimiyetindeydi. Kufslar Büveyhîler’in zaafından yararlanarak geniş bir bölgeyi kontrolleri altına almışlardı. Kufs reisinin güvenini kazanan Kavurd hiç beklenmedik bir anda baskın düzenleyerek Germsîr’i zaptetti (442/1050). Daha sonra Hürmüz Emîri Bedr Îsâ’nın yardımıyla Uman’ı fethetmek üzere ilk defa deniz aşırı sefere çıktı. Selçuklular mukavemetle karşılaşmadan Uman’a hâkim oldular. Kavurd Bey daha sonra Sîstan’ı fethetmek üzere oğlu Emîrânşah’ı görevlendirdi, ancak bu seferden bir sonuç alınamadı.

Tuğrul Bey üvey kardeşi İbrâhim Yinal’ın isyanı sırasında zor durumda kalınca Kavurd Bey, Alparslan ve Alp Sungur Yâkūtî ile birlikte ona yardıma koştu ve onların yardımıyla İbrâhim Yinal mağlûp edildi (451/1059). 454’te (1062) Şebânkâre Emîri Fazlûye’nin hâkimiyetindeki Fars üzerine yürüyen Kavurd bölgeyi zaptederek Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh, Tuğrul Bey ve kendi adına hutbe okuttu. Kavurd, Tuğrul Bey’in ölümü üzerine (455/1063) bir ara saltanatı düşünmekle beraber Alparslan’ı Büyük Selçuklu sultanı olarak tanıdı ve adına hutbe okuttu. Ancak daha sonra bazı tahriklere kapılarak Alparslan’a tâbi olmaktan vazgeçip Kirman’da sadece kendi adına hutbe okutup para bastırdı (459/1067). Bunun üzerine Alparslan Kirman’a bir sefer düzenledi. Kavurd af dileyerek sultanın huzuruna çıkınca Alparslan onu affedip Kirman’ın idaresini yine kendisine bıraktı. Ancak Kavurd Bey daha sonra tekrar saltanat davasıyla ayaklandı (461/1068-69). Alparslan yine Kirman üzerine yürüyerek Berdesîr’de bulunan Kavurd’u kuşattı. Kavurd, Alparslan’ın kuvvetlerinden bir kısmını kendi tarafına çektiyse de sonuç alamadı. Alparslan ölüm döşeğinde iken karısı Seferiyye Hatun’un Kavurd Bey ile evlenmesini ve onun Şîraz’da yerleştirilerek kontrol altında tutulmasını oğlu Melikşah’a vasiyet etti. Melikşah’ı çok genç ve tecrübesiz bulan Kavurd Büyük Selçuklu tahtını ele geçirmek amacıyla Rey şehrine hareket etti. Ancak Melikşah’ın Emîr Savtegin kumandasındaki öncü kuvvetleri Kavurd’un öncü birliklerini bozguna uğrattı. Hemedan yakınlarındaki Kerec’de meydana gelen asıl savaş Kavurd’un yenilgisiyle sonuçlandı (4 Şâban 465 / 15 Nisan 1073). Hemedan dağlarına kaçan Kavurd, Emîr Temirek tarafından yakalanarak Melikşah’ın huzuruna getirildi. Amcası Kavurd’un ayaklarına kapandığını gören Melikşah onu affetmek istediyse de Vezir Nizâmülmülk buna engel oldu ve Kavurd bir çadırda hapsedildi. Bu sırada askerler kazanılan zafere karşılık iktâ ve maaşlarının arttırılmasını istediler, aksi takdirde Kavurd’u tahta çıkarabileceklerini ima edip onun lehinde tezahüratta bulundular. Bunun üzerine Kavurd hemen o gece öldürüldü. Halka da yüzüğündeki zehiri içmek suretiyle intihar ettiği bildirildi (Şâban 465 / Nisan 1073).

İyi bir asker ve akıllı bir devlet adamı olarak tanınan Kavurd halka adaletle muamele etmiş, ülkede huzur ve asayişi hâkim kılmaya çalışmıştır. Yollarda emniyet kuleleri yaptırmış ve muhafızlar görevlendirmiştir. Kirman en parlak devirlerinden birini onun zamanında yaşamış ve bölgedeki Türkmen nüfusu artmıştır. Ülkeyi cami, han, hamam, kervansaray gibi mimari eserlerle süslemiş, su kuyuları açtırmış ve bendler inşa ettirmiştir. Tîz Limanı’nı tamir ettirerek denizciliğe önem vermiştir. Kavurd’un bastırdığı paraların ayarına çok dikkat ettiği rivayet edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Râvendî, Râhatü’s-sudûr (Ateş), I, 102, 123-125; Ahbâru’d-devleti’s-Selcûkıyye (Lugal), s. 28, 38, 39-40; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; Bündârî, Zübdetü’n-Nusra (Burslan), s. 13, 30, 46, 48-50; Ebü’l-Ferec, Târih, I, 325-326; Muhammed b. İbrâhim, Târîḫ-i Selcûḳıyân-ı Kirmân (nşr. M. Th. Houtsma), Leiden 1886, s. 2, 13-17; Ahmed Ali Hân-i Vezîrî, Târîḫ-i Kirmân (nşr. M. İbrâhim Bâstâni-yi Pârîzî), Tahran 1370 hş./1961, s. 134, 140-142, 146, 155, 156, 162, 173, 231, 243-263, 371, 393, 421, 750, 810; Efdalüddin Ebû Hâmid-i Kirmânî, Târîḫ-i Efḍal yâ Bedâyiʿu’l-ezmân fî veḳāyiʿi Kirmân (nşr. Mehdî Beyânî), Tahran 1326 hş., s. 3-11; Târîh-i Âl-i Selçuk (nşr. ve trc. Feridun Nafiz Uzluk), Ankara 1952, s. 15; ayrıca bk. tercüme kısmı, s. 8; İbrahim Kafesoğlu, Sultan Melikşah Devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İstanbul 1953, s. 15, 17, 19-28, 64, 117, 160; a.mlf., “Kavurd”, İA, VI, 456-459; Erdoğan Merçil, Kirman Selçukluları, Ankara 1989, s. 7-42; Coşkun Alptekin, “Selçuklu Paraları”, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, III, Ankara 1971, s. 440, 554-560; C. E. Bosworth, “Ḳāwurd”, EI2 (İng.), IV, 807-808.
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 73-74 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.