KELVEZÂNÎ

الكلوذاني
Müellif:
KELVEZÂNÎ
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kelvezani
AHMET ÖZEL, "KELVEZÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kelvezani (17.11.2019).
Kopyalama metni
2 Şevval 432 (5 Haziran 1041) tarihinde dünyaya geldi. Nisbesinden çok Ebü’l-Hattâb künyesiyle tanınmıştır. Ziriklî kaynak göstermeden Bağdat’ta doğduğunu kaydetmektedir. Ancak eserlerini yayımlayan araştırmacılar, klasik kaynaklardaki “Kelvezâlı, sonra Bağdatlı” ifadesinden hareketle Bağdat’ın 1 fersah güneyindeki Kelvezâ köyünde doğmuş ve küçük yaşta Bağdat’a göç etmiş olmasını daha kuvvetli bir ihtimal olarak görmektedirler. Hocalarından büyük bir kısmının 450-458 (1058-1066) yılları arasında vefat etmesi erken yaşta öğrenime başladığını, kaynaklarda Bağdat dışına çıktığına dair bir kayıt bulunmaması da tahsilini bu şehirde tamamladığını göstermektedir. Kelvezânî Bağdat’ta Muhammed b. Hüseyin el-Câzirî, Ebû Tâlib Muhammed b. Ali el-Uşârî, Hasan b. Ali el-Cevherî ve Ebû Ca‘fer İbnü’l-Müslime’den hadis dinledi; Hüseyin b. Muhammed el-Vennî’den ferâiz, Ebû Abdullah Muhammed b. Ali ed-Dâmegānî’den fıkıh dersi aldı. Ancak bu konudaki en önemli hocası Kadı Ebû Ya‘lâ el-Ferrâ olup vefatına (458/1066) kadar ondan ayrılmamıştır. Dönemin önde gelen Hanbelî âlimlerinden Ebü’l-Vefâ İbn Akīl ile hem bu hocasının ders halkasında hem İmam Gazzâlî’nin Nizâmiye Medresesi’ndeki derslerinde arkadaşlık etti. Hocalarından Vennî ile Gazzâlî’nin Şâfiî, Bağdat kādılkudâtı Dâmegānî’nin Hanefî olması, o devirdeki yaygın taassuba rağmen Kelvezânî’nin mezhep ayırımı yapmadan âlimlerden faydalandığını ortaya koymaktadır. Bu husus, eserlerinde de görüldüğü gibi Kelvezânî’nin kendi mezhebi dışında geniş bir ilmî birikime sahip olmasını ve mezhep taassubundan mümkün olduğu ölçüde uzak kalmasını sağlamıştır.

Kelvezânî hadis, kelâm, edebiyat ve şiir alanlarında derin bilgi sahibi olmakla birlikte asıl fıkıh, fıkıh usulü ve hilâf konularında kendini göstermiş, eserlerinin hepsini bu konularda telif etmiştir. Bu alanlardaki birikiminden faydalanan âlimler arasında Abdülkādir-i Geylânî, Ahmed b. Muhammed ed-Dîneverî, Ebû Ali İbn Şâtîl, Ahmed b. Mühelhil ed-Darîr, İbrâhim b. Dînâr en-Nehrevânî, Mübârek b. Muhammed el-Bezzâr, Ebü’l-Feth İbnü’s-Sâiğ, Ebû Tâhir es-Silefî ve Hibetullah b. Nasr el-Harrânî anılabilir. Yaşadığı devirde taklidin hâkim olması, mezhep taassubunun yaygınlık kazanması ve dolayısıyla kendi mezhebinin görüşlerini savunma gayreti hocası Ebû Ya‘lâ, ders arkadaşı İbn Akīl, Hanefîler’den Debûsî ve Kudûrî ile Şâfiîler’den Ebû İshak eş-Şîrâzî gibi dönemin âlimlerinde olduğu gibi onun eserlerinde de hilâf ve cedelin ağır basmasını açıklayıcı mahiyettedir. Kelvezânî muhakkik ve müctehid bir âlim olup mezhep imamlarına muhalif görüşler ortaya koymuştur. Mezhebinde hâkim görüşlere aykırı bazı kanaatleri arasında, kâfur vb. bir maddeyle özelliği değişen suyun dinen temizleyici sayılmayacağı, yırtıcı hayvanların derisinden faydalanmanın câiz ve ölmüş hayvan kemiğinin temiz olduğu, gayri müslimlerin istilâ yoluyla müslümanların mallarına mâlik olamayacakları, katı cisimlerin silmekle temizleneceği ve mezinin temiz olduğu yolundaki ictihadları sayılabilir (usul konularında hocası Ebû Ya‘lâ ve diğer mezhep âlimlerine muhalif görüşleri için bk. et-Temhîd, neşredenin girişi, I, 95-106).

Mezhep fıkhına olan hâkimiyeti ve araştırmacı kişiliği sayesinde haklı bir şöhrete sahip bulunan Kelvezânî’nin görüşlerine daha sonraki Hanbelî kitaplarında ve özellikle İbn Kudâme’nin el-Muġnî, İbn Receb’in el-Ḳavâʿid, İbn Teymiyye’nin el-Müsevvede ve Merdâvî’nin el-İnṣâf’ı gibi eserlerde geniş bir şekilde yer verilmiş, mezhepteki rivayetler hakkında tercih ve değerlendirmeleri kabul görmüştür. Takıyyüddin İbn Teymiyye’nin dedesi Mecdüddin İbn Teymiyye’ye Ahmed b. Hanbel’in “zâhir” görüşünün nasıl öğrenileceği sorulduğunda, “Kelvezânî’nin Ruʾûsü’l-mesâʾil adlı kitabındaki tercihleridir” diye cevap verdiği söylenir (İbn Teymiyye, XX, 228). Siyasî bir otoritenin desteğinden mahrum olmakla birlikte Hanbelî mezhebinin o dönemde güçlenmesinde, geleneksel Sünnî anlayışının canlanmasında ve Hanbelî usulünün şekillenmesinde Ebû Ya‘lâ ve İbn Akīl yanında Kelvezânî’nin de büyük rolü olmuştur. Çağdaşları ve biyografisini yazan müellifler onun ilmî ihatası, ahlâk ve güvenilirliği konusunda ittifak halindedir. Kelvezânî, Eş‘arîler’in ve kelâmcıların bazı görüşlerinden etkilense de Selef akîdesine bağlı bir âlim olup bu konudaki görüşlerini uzun bir kasidesinde dile getirmiştir (İbnü’l-Cevzî, IX, 191-192; Ebü’l-Yümn el-Uleymî, II, 234-236).

İlimdeki üstünlüğü yanında güçlü hâfızası, derin anlayışı ve güzel ahlâkıyla da tanınan Kelvezânî halk ve yöneticiler katında saygın bir yere sahipti. Bağdat’ta Ehl-i sünnet ve Şîa arasında 482 (1089) yılında meydana gelen çatışmaların durdurulmasında şehrin yöneticileri ve ileri gelenleri arasında o da önemli bir rol oynamıştı. Yine Hanefî kādılkudâtı Dâmegānî katında şahitleri tezkiyesi kabul gören şahsiyetlerden biriydi. Kelvezânî 23 Cemâziyelâhir 510 (2 Kasım 1116) tarihinde Bağdat’ta vefat etti ve Ahmed b. Hanbel’in kabrine yakın bir yerde Hanbelî âlimi Ebû Muhammed et-Temîmî’nin mezarı yanında defnedildi.

Eserleri. 1. et-Temhîd fî uṣûli’l-fıḳh. Hocası Ebû Ya‘lâ’nın el-ʿUdde’sinden sonra Hanbelî fıkıh usulü kaynakları arasında ikinci sırayı alır. Tertibi, el-ʿUdde yanında büyük ölçüde Mu‘tezile âlimi Ebü’l-Hüseyin el-Basrî’nin el-Muʿtemed’ine benzeyen eserde önsöz bulunmamakta, usûl-i fıkhın tarifi ve bazı usul, mantık ve dil kurallarıyla ilgili terimlerin açıklamasıyla başlamaktadır. Genel olarak her konuya tarifle giren müellif, meseleyle ilgili kendi tercih ettiği görüşü zikrettikten sonra muhalif görüşlere ve bunların tartışmasına geçmektedir. Ebû Ya‘lâ’nın görüşlerine çok önem veren Kelvezânî, ister muhalif ister muvâfık olsun onun tercihlerine sıkça yer vermektedir. Çeşitli yerlerde adını andığı halde çoğu müşterek konularda kaynak zikretmeden Ebü’l-Hüseyin el-Basrî’nin eserinden aynen veya bazı tasarruflarla uzun pasajlar aktarması dikkat çekmektedir. Bu husus, el-Muʿtemed’den Ehl-i sünnet’e aykırı olmayan görüşleri iktibasta bir beis görmemekle birlikte zamanındaki mezhep taassubu sebebiyle töhmet altında kalmamak için müellifin adını anmak istememesinden kaynaklanmış olmalıdır. Gerek müellifin ilmî ihatası ve ictihad yeteneğiyle müstakil bir kişilik ortaya koyması, gerekse bugüne ulaşan ilk Hanbelî usul kaynaklarından biri olması bakımından büyük önem taşıyan eser, Müfîd Muhammed Ebû Amşe ve Muhammed b. Ali b. İbrâhim tarafından Mekke Ümmülkurâ Üniversitesi’nde doktora tezi olarak neşre hazırlanıp basılmıştır (I-IV, Cidde 1406/1985). 2. el-İntiṣâr fi’l-mesâʾili’l-kibâr. Müellif tarafından bir ad verilmeyen eser mukaddimedeki bir ifadeden hareketle bu şekilde adlandırılmış, ayrıca konuyla ilgili diğer kitabından ayırmak için el-Ḫilâfü’l-kebîr diye de anılmıştır. Mezhepler arasında ihtilâflı 400 kadar meseleyi ihtiva eden eserde Kelvezânî muhalif görüşleri verdikten sonra kendi mezhebinin görüşlerini savunur. Diğer mezhep imamlarının görüşlerinin bir özetini de ihtiva eden eser, Hanbelî mezhebinin bir savunması olması yanında özellikle Ahmed b. Hanbel’den nakledilen rivayetlerin değerlendirilmesi, mezhepte sahih ve tercih edilen görüşlerin bilinmesi bakımından önem taşır (İbn Teymiyye, XX, 227). Bundan dolayı sonraki Hanbelî ulemâsı tarafından büyük rağbet görmüş ve kaynak olarak kullanılmıştır. Tahâret ve salât kitaplarıyla zekât kitabının bir kısmını ihtiva eden I. cildin bilinen tek nüshası (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, nr. 5454), Medine el-Câmiatü’l-İslâmiyye’de Süleyman b. Abdullah el-Umeyr, Avaz b. Recâ b. Füreyc el-Avfî tarafından doktora tezi ve Abdülazîz b. Süleyman el-Baîmî tarafından yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlanıp basılmıştır (I-III, Kahire 1413/1993). 3. el-Hidâye. Delil ve ta‘lîle yer verilmeyen muhtasar bir fıkıh kitabı olup müellif, mezhepte müctehidlerin yaptığı gibi Ahmed b. Hanbel’den gelen rivayetleri değerlendirerek sahih olanlarını tesbite çalışmıştır. İsmâil el-Ensârî ve Sâlih el-Ömerî’nin yayımladığı eser üzerine (I-II, Riyad 1390/1970) müellifin öğrencisi İbrâhim b. Dînâr en-Nehrevânî, Es‘ad b. Müneccâ et-Tenûhî, Ebü’l-Bekā el-Ukberî, Fahreddin İbn Teymiyye ve Mecdüddin İbn Teymiyye şerh yazmıştır. 4. el-ʿİbâdâtü’l-ḫams. İslâm’ın temel ibadetleriyle ilgili muhtasar bir eserdir. Buna Ebû Abdullah Bahâeddin Muhammed b. Ebü’l-Mekârim el-Ba‘kûbî’nin yazdığı şerh, Fehd b. Abdurrahman el-Ubeykân tarafından Muhammed b. Suûd Üniversitesi’nde yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlanarak basılmıştır (Riyad 1415/1995). 5. et-Tehẕîb fi’l-ferâʾiż (nşr. Muhammed Ahmed el-Hûlî, Kahire 1416/1995; Râşid b. Muhammed b. Râşid el-Hezzâ‘, Cidde 1417/1996). 6. el-Ḳaṣîdetü’d-dâliyye fi’s-sünne. Selef akîdesine dair olup (yk.bk.) çeşitli eserler içinde yapılan baskıları yanında Muhammed Cemîl eş-Şattî tarafından ayrı bir neşri gerçekleştirilmiştir (ʿAḳīdetü ehli’l-es̱er, Dımaşk 1326). Kelvezânî’nin Menâsikü’l-ḥac, Ruʾûsü’l-mesâʾil (el-Ḫilâfü’ṣ-ṣaġīr), ve el-Fetâva’r-Raḥbiyyât adlı eserlerinin de bulunduğu kaynaklarda zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Kelvezânî, et-Temhîd fî uṣûli’l-fıḳh (nşr. Müfîd M. Ebû Amşe – Muhammed b. Ali b. İbrâhim), Cidde 1406/1985, neşredenlerin girişi, I, 25-127; a.mlf., el-İntiṣâr fi’l-mesâʾili’l-kibâr (nşr. Süleyman b. Abdullah el-Umeyr v.dğr.), Kahire 1413/1993, neşredenlerin girişi, I, 11-82; a.mlf., et-Tehẕîb fi’l-ferâʾiż (nşr. Râşid b. Muhammed b. Râşid el-Hezzâ‘), Cidde 1417/1996, neşredenin girişi, s. 8-41; Sem‘ânî, el-Ensâb, X, 461-462; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, IX, 190-193; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, III, 46; İbn Teymiyye, Mecmûʿu fetâvâ, XX, 227, 228; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 348-350; Ahmed b. Aybek ed-Dimyâtî, el-Müstefâd min Ẕeyli Târîḫi Baġdâd (nşr. M. Mevlûd Halef), Beyrut 1406/1986, s. 388-390; İbn Receb, eẕ-Ẕeyl ʿalâ Ṭabaḳāti’l-Ḥanâbile, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), I, 116-127; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, V, 212; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, IV, 27-28; Burhâneddin İbn Müflih, el-Maḳṣadü’l-erşed (nşr. Abdurrahman b. Süleyman el-Useymîn), Riyad 1410/1990, III, 20-23; Ebü’l-Yümn el-Uleymî, el-Menhecü’l-aḥmed (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut 1403/1983, II, 233-242; Brockelmann, GAL, I, 502; Suppl., I, 687; Nâme-i Dânişverân-ı Nâṣırî, Kum, ts. (Dârü’l-fikr), IV, 33-43; G. Makdisi, Ibn Aqīl et la résurgence de l’Islam traditionaliste au XIe siècle, Damas 1963, s. 215, 258-263, 514; Abdülkādir Bedrân, el-Medḫal ilâ meẕhebi’l-İmâm Aḥmed b. Ḥanbel, Beyrut 1405/1985, s. 432, 453, 462; P. Nwiya, “al-Kalwadhānī”, EI2 (İng.), IV, 513.
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 217-218 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.