KERT

KERT
Müellif: IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kert
IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI, "KERT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kert (01.06.2020).
Kopyalama metni
Hânedanın kurucusu Tacik kökenli Şemseddin Muhammed b. Ebû Bekir Kert’tir; dedesi Gur Sultanı Gıyâseddin Muhammed b. Sâm’ın veziri idi. Şemseddin, Moğol istilâları döneminde Orta Asya ve Horasan’dan uzaklaşmayan beyler arasında bulunuyordu. Müslümanlara karşı daha ılımlı bir politika izleyen Cengiz’in üçüncü oğlu Ögedey Han, Şemseddin’in Herat ve Belh topraklarında vasal olarak kalmasına izin verdi. Zamanla gücünü arttıran Şemseddin melik unvanını aldı ve hükümdar oldu (643/1245).

Yıkılmış Herat şehrini tekrar mâmur hale getiren Şemseddin ilim adamı, sanatkâr ve tüccarların buraya yerleşmesini teşvik etti; şehir yeniden gelişti ve bir kültür-ticaret merkezi oldu. Şemseddin bu arada Moğollar’la ilişkisini hiç gerginleştirmedi; hatta müslümanlar aleyhine verdikleri emirlere dahi uymakta tereddüt göstermedi ve onlarla birlikte Delhi Sultanlığı’na karşı savaşlara katıldı. Bu tutumunun sonucunda ölümüne kadar (684/1285) Herat’ta yönetici olarak kaldı. Bununla birlikte kendisinden yardım isteyen müslüman şehirleri adına Moğollar’a tavassutta bulunduğu da olurdu. Nitekim Mültan kuşatması sırasında (644/1246) valinin ricasıyla Moğollar’ı ikna etmiş ve 100.000 dinar karşılığında şehri yağmalanmaktan kurtarmıştır. Şemseddin, diğer taraftan bölgedeki melikler ve valiler arasında Moğol nüfuzunun yayılması için de çalıştı. 655’te (1257) Delhi sultanı ile arası açılan Mültan Valisi İzzeddin Balban Kaşlu Han onun gayretleriyle Moğol hâkimiyetine girdi. 1260’tan itibaren Cengiz Han’ın torunları arasında başlayan mücadelede Şemseddin’in Hülâgû’ya karşı müslüman Berke Han’ı desteklemesi beklenirken siyasî sebeplerle Hülâgû’nun yanında yer almış, hatta onun emriyle Moğollar’a karşı direnen bazı müslüman emirlikleriyle savaşmıştır. Nitekim Moğollar’ın vasallığını seçen Lahor ve Mültan valilerine karşı Delhi sultanına yardım eden Kuh-ı Cud ve Binban Emîri Muhammed Karluk bu sebepten Şemseddin’in hücumuna uğramış (1265) ve sonuçta bölge Moğol hâkimiyetine girmiştir.

Melik Şemseddin’in ölümünden sonra yerine torunu Fahreddin geçti. Bu dönemde Moğollar’ın kendi aralarındaki taht kavgaları sebebiyle zaafa düşmelerinden faydalanan Kertler askerî ve ekonomik güçlerini geliştirdiler; ancak Moğollar’a karşı hiçbir zaman düşmanca davranmadılar. 727’de (1327) Kert Meliki Gıyâseddin, İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han’la anlaşmazlığa düşerek yanına sığınan Melikü’l-ümerâ Emîr Çoban ile oğlu Calav Han’ı ilhanın emriyle öldürtmekte tereddüt göstermedi. Melik Gıyâseddin’in ölümünden sonra Kert tahtına sırasıyla oğulları II. Şemseddin (ö. 729/1329), Hâfız (ö. 731/1331) ve Muizzüddin Hüseyin (ö. 771/1370) geçti. 735’te (1335) İlhanlı Devleti’nin dağılmasıyla İran’daki emirlikler bağımsızlık kazandılar ve kendi aralarında hâkimiyet mücadelesine girdiler. Melik Muizzüddin Hüseyin Kert ise Delhi Sultanı Muhammed b. Tuğluk’a bağlılığını bildirdi ve hutbeleri onun adına okutmaya başladı. İbn Battûta, bu duruma memnun olan Delhi sultanının ona ayrıca Sind’deki Bakkar arazisini verdiğini, böylece onun zamanında Kertler’e ait toprakların genişlediğini kaydeder. Delhi ile Herat arasında vuku bulan mektuplaşmalar İbn Battûta’yı doğrulamaktadır. Muizzüddin Hüseyin’in ölümünden sonra oğulları Muhammed Serahs’ta ve Gıyâseddin Pîr Ali Herat’ta yönetimi devraldılar. Son Kert meliki Gıyâseddin Pîr Ali zamanında Herat Timur tarafından işgal edildi (783/1381). Bir süre hapsedilen Gıyâseddin ve oğlu daha sonra affedildi, Gıyâseddin Pîr Ali Timur’un vasalı olarak 791 (1389) yılına kadar Herat’ta hüküm sürdü. Aynı yıl Timur Hindistan seferinden sonra Kert hânedanını ortadan kaldırdı. Kertler döneminde Herat’ta birçok cami ve medrese yapılmış, âlim ve sanatkârlar, şair ve edipler himaye edilmiştir. Günümüze ulaşan Kal‘a-i İhtiyârüddin dönemin başlıca eserlerinden biridir.

BİBLİYOGRAFYA
Cûzcânî, Ṭabaḳāt-ı Nâṣırī, II, 38-39; Seyfî-i Herevî, Târîḫnâme-i Herât (ed. M. Zübeyr es-Sıddîkī), Kalküta 1944, s. 141, 157-159; İbn Battûta, The Travels of Ibn Battuta (nşr. S. H. Gibb), Cambridge 1971, III, 79-80; Mîrhând, Ravżatü’ṣ-ṣafâʾ, Bombay 1883, VI, 125; Celâleddin Ahal Câmî, Ferîd-i Ġıyâsî (nşr. H. Moyyad), Tahran 1977, mektup nr. 32, 41, s. 147-148, 183-184; Iqtidar H. Siddiqui, “The Qarlugh Kingdom in the North-Western India During the Thirteenth Century”, IC, LIV/2 (1980), s. 75-90; a.mlf., “Sultan Muhammad b. Tughluq’s Foreign Policy: A Reappraisal”, a.e., LXII/4 (1988), s. 1-22; T. W. Haig, “Kert”, İA, VI, 596-597; a.mlf. – [B. Spuler], “Kart”, EI2 (İng.), IV, 672.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2002 yılında Ankara'da basılan 25. cildinde, 297 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER