KUTEYBE b. MÜSLİM

قتيبة بن مسلم
Müellif:
KUTEYBE b. MÜSLİM
Müellif: İSMAİL YİĞİT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kuteybe-b-muslim
İSMAİL YİĞİT, "KUTEYBE b. MÜSLİM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kuteybe-b-muslim (04.06.2020).
Kopyalama metni
49 (669) yılında Basra’da doğdu. Kays Aylân’a mensup Bâhile kabilesindendir. Babası Müslim b. Amr, Araplar arasında küçümsendiği söylenen bu kabilenin lideriydi ve kahramanlığıyla meşhur olmuştu. Dımaşk’a giderek I. Yezîd’in nedimleri arasına giren Müslim, Ubeydullah b. Ziyâd’ın Irak valiliğine tayin emrini götürdükten sonra tekrar Basra’ya döndü. Ancak Yezîd’den gördüğü yakınlığa rağmen Emevîler’e isyan eden Abdullah b. Zübeyr’i destekledi ve onun kardeşi Mus‘ab ile birlikte öldürüldü (72/691).

Abdullah b. Cârûd 76 (695) yılında Basra’da Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî’ye karşı isyan ettiği sırada Kuteybe kendisi gibi Kays kabilesine mensup olan Haccâc’a sahip çıktı ve kabilesinin başında onun askerinin sağ koluna kumanda etti. İsyanı bastıran Haccâc’ın güven ve takdirini kazandı, onun yakınları arasına girdi. Ertesi yıl Hâricî lideri Şebîb b. Yezîd isyanının bastırılmasında da büyük rol oynadı. Haccâc, karşılaştığı en büyük tehlike olan İbnü’l-Eş‘as isyanında ve bilhassa Deyrülcemâcim savaşında önemli yardımını gördüğü Kuteybe’yi 83 (702) yılında Rey valiliğine tayin etti. Bir süre sonra da onu Horasan valiliğine getirmek istedi ve bu konuda Halife Abdülmelik’i ikna etmeyi başardı. Kuteybe’nin bu göreve Abdülmelik’in ölümü üzerine yerine geçen oğlu Velîd tarafından getirildiği de kaydedilmektedir (86/705).

Haccâc’a bağlı olarak Horasan valiliğine getirilen Kuteybe vilâyet merkezi Merv’e ulaşınca hemen sefer hazırlıklarına başladı. Tohâristan’ın merkezi Belh’ten isyan haberi gelince ordusuyla oraya yöneldi. Tâlekān’a vardığında Belh dihkanları isyandan vazgeçip teslim olduklarını bildirdiler. Kuteybe onları da yanına alarak Ceyhun nehrini geçti. Bu sırada Sagāniyân hükümdarı şehrin anahtarlarını ona teslim etti ve bağlılığını bildirdi. Kuteybe daha sonra Tohâristan şehirlerinden Aherun ve Şûmân üzerine yürüdü. Bu iki şehrin hükümdarının vergi karşılığında barış teklifini kabul eden Kuteybe orduyu kardeşi Sâlih’e bırakarak Merv’e döndü. Sâlih onun ardından Kâşân ve Fergana’yı fethetti (86/705). Merv’e gelen Kuteybe, Tohâristan’ın Türk hükümdarı Nîzek Tarhan’a elçi göndererek ondan hâkimiyetini tanımasını ve elindeki müslüman esirleri serbest bırakmasını istedi. Teklifini kabul edip yanına gelen Nîzek ile onun başşehri Bâdegīs’e girmemek şartıyla barış yaptı (87/706). Kuteybe Ceyhun’u geçip önemli bir ticaret merkezi olan Beykent üzerine yürüdü. Ancak Soğd halkından yardım alan şehrin fethinde oldukça zorlanmasına rağmen şehir halkını barış istemeye mecbur etti. Şehri teslim aldıktan sonra muhafız kıtaları bırakarak oradan ayrıldı. Dönüş yolunda Beykent halkının anlaşmayı bozup muhafız kıtalarını şehirden çıkardığını ve kumandanıyla birlikte pek çok askerini öldürdüğünü haber alınca geri döndü. Bir ay süren kuşatma neticesinde şehir halkının teslim olma tekliflini reddedip savaşçıları öldürttü, diğerlerini esir aldı (87/706). Kış mevsimini Merv’de geçiren Kuteybe baharda Buhara seferi için Merv’den ayrıldı. Nûmişkes ve Râmisen şehirlerini barış yoluyla fethetti. Râmisen’den ayrıldığı sırada Soğd ve Fergana halkının da katıldığı büyük bir Türk ordusuyla karşılaştı. Şiddetli geçen savaş sonunda onları yenmeyi başardı. Ancak Buhara üzerine gitmekten vazgeçerek Merv’e döndü (88/707).

Buhara fethinin gecikmesi üzerine Haccâc tarafından uyarılan Kuteybe 89 (708) yılında yeni bir sefere çıktı. Ceyhun’u geçtikten sonra karşısına çıkan Soğd, Kiş ve Nesef ordularını yenerek yoluna devam etti. Ancak Buhara Hükümdarı Verdân Hudât ile yaptığı çatışmalardan bir netice alamayıp tekrar Merv’e döndü. Ertesi yıl yeniden Buhara üzerine yürüdü ve şiddetli bir kuşatmadan sonra kendisine askerî yardım yapmaları, vergi ödemeleri ve kaleye müslüman muhafız yerleştirilmesi şartlarıyla şehri teslim aldı (90/708-709). Buhara’nın zaptı Mâverâünnehir fetihleri için önemli bir dönüm noktası oldu. Buhara’dan ayrılan Kuteybe, bir süredir kendisiyle birlikte savaşlara katılan Nîzek Tarhan’ın isyanıyla karşılaştı. Başşehri Tohâristan’a gitmek için izin alan Nîzek Belh, Merverrûz, Tâlekān, Firyâb ve Cûzcân hâkimlerine mektup göndererek onları da isyana çağırmıştı. Baharda harekete geçen Kuteybe onların isyanlarını birer birer bastırdı. Bu arada kendisine teslim olan Nîzek’i Haccâc’ın emriyle ortadan kaldırdı (91/709-10). 92 (710-11) yılında çıktığı Sicistan seferinden Türk Hükümdarı Rutbîl’in barış isteğini kabul edip bölgeyi hâkimiyeti altına alarak döndü. Ertesi yıl Hârezm melikinin barış yoluyla teslim talebini kabul ederek onun ülkesine gitti; muhalifleri bertaraf ettikten sonra onu vergiye bağladı. Ardından barışı bozan Soğd üzerine yürüdü; Şâş ve Fergana meliklerinin destek birliklerinin yolunu kesip Soğd’un merkezi ve Mâverâünnehir’in en müstahkem şehri olan Semerkant’ı kuşattı. Çaresiz kalan Semerkant-Soğd hükümdarı Emevî hâkimiyetini tanıdı ve vergi ödemeyi kabul etti. Şehri tahliye sözü verdiği halde bu şartı yerine getirmeyip Soğd melikini şehirden çıkardı ve oraya asker yerleştirdi (93/711-12). Kuteybe böylece bir yıl içinde Hârezm’in merkezi Fîl ve Soğd’un merkezi Semerkant’ı fethedip Merv’e döndü. Ertesi yıl Ceyhun nehrini tekrar geçerek Şâş ve Fergana fetihlerini gerçekleştirdi. 95’te (714) çıktığı seferde Orta Asya’ya doğru fütuhatını devam ettirdiği bir sırada Haccâc’ın ölüm haberini alınca fetihlerini durdurdu. Askerinin bir kısmını terhis edip hilâfet merkezinden gelecek emirleri beklemek üzere Merv’e döndü. Halife Velîd gönderdiği mektupta hizmetlerini övdü ve kendisini Irak valiliğinden müstakil hale getirdiği Horasan valiliğinde bıraktığını bildirdi, ondan fetihlerine devam etmesini istedi. Bunun üzerine 96 (715) yılında son seferine çıkan Kuteybe, Çin sınırlarına en yakın şehir olan Kâşgar üzerine yürüdü. Çin sınırına yaklaştığı sırada Çin hükümdarıyla elçi teâtisinde bulundu. Bu sefer sırasında Halife Velîd’in öldüğünü ve yerine kendisine kin besleyen Süleyman’ın geçtiğini haber aldı.

Süleyman b. Abdülmelik, kardeşi Velîd’e bağlılıkları ve özellikle kendisinin tahta vâris olmasını engelleme hususundaki teşebbüsünde Velîd’i desteklemeleri sebebiyle Haccâc ve Kuteybe’ye düşmanlık besliyordu. Kuteybe, azledilme korkusuyla Fergana’dan Süleyman’a bir mektup göndererek kendisini tebrik etti, fetihlerini anlattı ve görevde kaldığı sürece hizmetlerini devam ettireceğini açıkladı. Ancak mektuplarının cevabını dahi almadan kendisinden beklenmeyen bir acelecilikle isyan etti. Fakat ordusundan beklediği desteği bulamadı. Bu durum karşısında paniğe kapılarak Arap kabilelerini birer birer sayıp her biri için aşağılayıcı ifadeler kullanması kabile liderlerini kızdırdı. Sonunda kabile reisliğinden azletmiş olduğu Temîmli lider Vekî‘ b. Hassân b. Ebû Sûd riyâsetinde halifeye bağlılıklarını devam ettiren askerler tarafından katledildi. Hanımı, bir oğlu ve beş kardeşi de onunla birlikte öldürüldü (Zilhicce 96 / Ağustos-Eylül 715).

Emevîler’in en önemli kumandanlarından biri olan Kuteybe, bir türlü kontrol altına alınamayan Horasan ve Mâverâünnehir’de Emevî hâkimiyetini pekiştirmiş, ülkesinin doğu sınırlarını Çin hudutlarına kadar götürmüştür. Cesareti, dehası ve edebî kişiliğiyle meşhur başarılı bir devlet adamıdır. Tarihçiler, onun Irak umumi valiliğine bağlı Horasan valiliğine getirilmesini üstün zekâsı, askerî ve idarî kabiliyetleri yanında Haccâc’a sadakatine ve küçük bir kabileden gelmesine bağlamıştır. Kuteybe önemli görevler için yakınlarını tercih etse de devlete bağlılığı esas alıp kabileler üstü bir siyaset takip etti. Güçlü kabileler arasında bir tercih yapmaktan kaçınarak aralarında denge kurmaya ve onları birbirine yaklaştırmaya çalıştı. Bölge halkı içinde önemli bir unsur olan mevâlîye karşı çok iyi davrandı ve onları Araplar’dan ayırmamaya gayret gösterdi. Fethettiği her şehrin halkından belirli miktarda asker almayı da prensip edindi. Onun mevâlîye bu yakınlığı Araplar’ın husumetini üzerine çekmesine sebep olmuştur. Kuteybe ile tarih sahnesine çıkan Bâhile kabilesi, Emevîler ve Abbâsîler devrinde önemli idarî ve askerî görevler yürüten pek çok eleman yetiştirmiştir. Onun maiyetinde çalışan kardeşleriyle iki oğlu Katan ve Selm, Selm’in iki oğlu ve bir torunu bunların başında gelir.

BİBLİYOGRAFYA
Halîfe b. Hayyât, et-Târîḫ (Ömerî), I, bk. İndeks; Câhiz, el-Beyân ve’t-tebyîn, I, 116-117; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Sâvî), s. 178-179; Belâzürî, Fütûḥ (Rıdvân), s. 395-420; a.mlf., Ensâb (Zekkâr), XIII, 233-235; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 280, 327-328; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 287-295; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), VI, bk. İndeks; İbn A‘sem el-Kûfî, Fütûḥ (nşr. Süheyl Zekkâr), Beyrut 1992, III, 102-156; İbn Abdürabbih, el-ʿİḳdü’l-ferîd (nşr. M. Saîd Aryân), Kahire 1940, II, 116-117; IV, 119-200, 211-212; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Meynard), VIII, 320-323; Nerşahî, Târîḫu Buḫârâ (trc. ve nşr. Emîn Abdülmecîd Bedevî - Nasrullah Mübeşşir et-Tırâzî), Kahire 1385/1965, s. 69-72; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IV-V, bk. İndeks; İbn Hallikân, Vefeyât, IV, 86-91; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXI, 283-304; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 410-411; H. A. R. Gibb, Orta Asyada Arap Fütuhatı (trc. M. Hakkı), İstanbul 1930, s. 25-48; Sâlih Mehdî Ammâş, Ḳuteybe b. Müslim, Bağdad 1978; Bessâm el-Aselî, Ḳuteybe b. Müslim el-Bâhilî, Beyrut 1985; Muhammet Aslan, Kuteybe b. Müslim ve Zamanı (yüksek lisans tezi, 1986), EÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Akdes Nimet Kurat, “Kuteybe b. Müslim’in Ḫvârizm ve Semerkand’i Zaptı”, DTCFD, VI (1948), s. 385-430; Muhammed Şît Hattâb, “Ḳuteybe b. Müslim el-Bâhilî”, MMİIr., XII (1965), s. 41-73; XIII (1966), s. 145-169; H. Mason, “The Role of the Azdite Muhallabid”, Arabica, XIV, Leiden 1967, s. 191-204; Abdurrahman el-Hüzelî, “Ḳuteybe b. Müslim el-Bâhilî, Bedîlü’l-Ḥaccâc”, IBLA, LXII/184 (1999), s. 109-130; K. V. Zetterstéen – [İbrahim Kafesoğlu], “Kuteybe”, İA, VI, 1051-1053; C. E. Bosworth, “Ḳutayba b. Muslim”, EI2 (Fr.), V, 545-547.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2002 yılında Ankara'da basılan 26. cildinde, 490-491 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER