LAHMÎLER

اللخميّون
Müellif:
LAHMÎLER
Müellif: MEHMET ALİ KAPAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/lahmiler
MEHMET ALİ KAPAR, "LAHMÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/lahmiler (14.07.2020).
Kopyalama metni
Soyları, Kahtânîler’in Kehlân koluna mensup Lahm b. Adî b. Hâris b. Mürre’ye dayanır. Me’rib Seddi’nin yıkılmasından sonra Cüzâm, Âmile ve Tenûh kabileleriyle birlikte Yemen’den göç ederek III. yüzyılın başlarında Irak’a yerleşmişlerdir. Tenûh kabilesinden Cezîme el-Ebraş adlı bir soylu, bu bölgede 240 yılı civarında siyasî ve askerî faaliyetlere başlayıp çeşitli Arap kabileleriyle savaştı ve 268’de Tedmür (Palmira) Kraliçesi Zeyneb (Zebbâ, Zenobia) tarafından öldürüldü. Bunun üzerine kız kardeşinin oğlu Amr b. Adî, Lahmîler’in ilk hükümdarı sıfatıyla iktidara geldi. Başşehri Hîre olan Lahmîler’e bu sebeple Hîreliler, kurucularına nisbetle Amr b. Adî oğulları, Amr’ın babasının veya dedesinin bazı rivayetlerde Nasr şeklinde zikredilmesinden dolayı Nasrîler ve üç kralları Münzir adını taşıdığı için Menâzire de denmiştir. Suriye’de hüküm süren diğer Arap hânedanı Gassânîler Bizans İmparatorluğu’na, Lahmîler ise Sâsânîler’e bağlıydı. Bizans’tan ve bedevî Arap kabilelerinden gelebilecek saldırılara karşı Sâsânîler için bir tampon devlet vazifesi gören Lahmîler, özellikle IV-VI. yüzyıllarda Bizanslılar’la Gassânîler karşısında yer alarak siyasî ve askerî bakımdan önemli roller oynadılar.

Sayılarının yirmi kadar olduğu bilinen Lahmî hükümdarlarının en meşhuru Amr b. Adî’nin oğlu İmruülkays’tır. 288-328 yılları arasında hüküm süren İmruülkays, Esed ve Nizâr kabilelerini hâkimiyeti altına alarak devletin büyümesini sağladı; bu arada Hıristiyanlığı kabul edip Sâsânîler’in yanında Bizans ile de ittifak yaptı. Daha sonra Suriye topraklarına girdiyse de Havran’da (Nemâre) öldü. Nemâre’de keşfedilen mezarındaki 329 tarihli yazılar en eski Arap kitâbelerindendir ve “bütün Araplar’ın kralı” İmruülkays’ın Sâsânî ve Bizans devletleri tarafından vekil olarak tanındığından bahsetmektedir. Nu‘mân el-A‘ver zamanında (403-431) Hîre’de meşhur Havarnak ve Sedir sarayları yapıldı, Suriye’ye Arap şiir ve efsanelerine konu olan seferler düzenlendi. Nu‘mân el-A‘ver, Sâsânî Devleti’nin başşehri Medâin’i basarak I. Yezdicerd’in oğlu Behrâm-ı Gûr’u da tahta oturttu. VI. yüzyılın ilk yarısında Hîre tahtında yine büyük bir hükümdar olan ve Mâüssemâ lakabıyla tanınan III. Münzir vardı. Münzir Bizanslılar’a karşı önemli başarılar elde etti; esir aldığı iki Bizans kumandanının serbest bırakılması için İmparator I. Iustinos ona elçi gönderdi; 524 yılında Hîre’nin güneydoğusundaki Remle kasabasında yapılan antlaşma ile esirler serbest bırakıldı. III. Münzir, 531 yılında Urfa’nın güneyinde Fırat nehri kıyısında yapılan Kallinikum savaşında Bizans ordusunu yenerek büyük bir zafer kazandı. 539’da Gassânî Kralı Hâris ile girdiği çatışma 545 yılına kadar süren Sâsânî-Bizans savaşına dönüştü. III. Münzir, 554’te Gassânîler’le savaşırken Kınnesrin’de Yevmü’l-hıyâr denilen savaşta öldürüldü. Bazan annesine nisbetle Amr b. Hind diye de anılan III. Münzir’in oğlu Amr döneminde 561 yılında Bizans ve Sâsânî devletleri arasında yapılan antlaşma müttefikleri olan Gassânî ve Lahmîler için de bağlayıcı idi ve karşılıklı çatışmaya girmemeyi, Arap tâcirlerinin belirlenen güzergâhı izlemek ve ilgili devlet makamlarından izin almak şartıyla ticarî seyahatler yapabilmelerini karara bağlamaktaydı.

Meşhur Arap şairleri Nâbiga ez-Zübyânî ve Adî b. Zeyd ile ilişkileri sebebiyle diğerlerine göre hakkında daha fazla bilgi bulunan son Lahmî hükümdarı III. Nu‘mân b. Münzir (580-602) güçlü bir hükümdar olup kendisine karşı çıkan Arap kabilelerini bastırdı ve Hîre’de hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Onun döneminde Hîre başlıca kültür merkezlerinden biri haline geldi. Nu‘mân b. Münzir, kızını kendisine göndermesini isteyen Sâsânî kisrâsı Pervîz’e red cevabı verince Medâin’e çağrıldı. Nu‘mân, başına gelecek felâketi tahmin ettiği için ailesiyle hazine ve silâhlarını Bekir b. Vâil kabilesinin bir kolu olan Şeybânîler’e emanet edip Medâin’e gitmek zorunda kaldı; burada bir süre hapsedildikten sonra öldürüldü, böylece Lahmî hânedanı son buldu. Kisrâ buraya Tay kabilesinden İyâs b. Kabîsa’yı vali tayin ederek yanında da İranlı bir merzübân görevlendirdi. Vali İyâs, Şeybânîler’den Nu‘mân’ın ailesini, hazine ve silâhlarını isteyince meşhur Zûkār Savaşı vuku buldu ve Sâsânîler yenildi.

Lahmîler’in kurucusu Amr b. Adî, Mani’nin Sâsânîler’ce öldürülmesinden sonra Maniheizm’in hâmiliğini benimsemişti. Bununla birlikte hânedanın başında bulunanların çoğu Nestûrî hıristiyanlardandı. Ülkede Bizans’a tâbi bölgelerden buraya sığınan, başta Ya‘kūbîler olmak üzere diğer hıristiyan mezheplerinin mensupları da bulunuyordu. Ayrıca özellikle Hîre ve çevresinde putperestlik, Yahudilik, Mecûsîlik ve Mazdeizm de yaygındı. Bunların mensupları kendi mâbedlerinde serbestçe ibadet edebiliyorlardı.

Bereketli topraklara sahip olan Lahmîler tarım ve hayvancılığın yanında ticaretle de uğraşırlardı. Her yıl Hîre’de kurulan panayıra Suriye, Yemen, Uman, Hicaz, Bahreyn, İran ve Hindistan’dan pek çok kervan gelirdi. Lahmîler arasında dericilik, kuyumculuk, bakırcılık, demircilik ve dokumacılık çok gelişmişti.

Lahmîler döneminde Hîre ve Enbâr şehirlerinde Arap dili, edebiyatı ve yazısı büyük gelişme göstermiştir. Lahmî kralları edip ve şairleri himayeleri altına almışlar ve birçok ünlü Câhiliye dönemi şairini saraylarına davet etmişlerdir. Özellikle Hîre’de tıp, eczacılık ve felsefe alanlarında önemli bazı çalışmalar da yapılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kelbî, Putlar Kitabı: Kitâb al-Asnâm (trc. Beyza Düşüngen), Ankara 1969, s. 42, 46-47; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 184-192; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 343-350; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, II, 14-15; C. Zeydân, el-ʿArab ḳable’l-İslâm, Beyrut, ts. (Dârü’l-mektebeti’l-hayât), s. 278-283; Cevâd Ali, el-Mufaṣṣal, III, 155-314; ayrıca bk. İndeks; Hitti, İslâm Tarihi, I, 127-128; Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1402/1982, III, 1011-1012; Neşet Çağatay, İslâm Öncesi Arap Tarihi ve Cahiliye Çağı, Ankara 1982, s. 62-76; Irfan Shahîd, Byzantium and the Arabs in the Fourth Century, Washington 1984, bk. İndeks; a.mlf., Byzantium and the Arabs in the Fifth Century, Washington 1989, bk. İndeks; a.mlf., Byzantium and the Arabs in the Sixth Century, Washington 1995, I/1, bk. İndeks; a.mlf., “Lak̲h̲mids”, EI2 (İng.), V, 632-634; [a.mlf.] – H. Lammens, “Lak̲h̲m”, a.e., V, 632; H. Lammens, “Lahm”, İA, VI, 6; M. J. Kister, “al-Hīra: Some Notes on its Relations with Arabia”, Arabica, XV, Leiden 1968, s. 143-169.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 54-55 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER