LÂRİSTAN

لارستان
Müellif:
LÂRİSTAN
Müellif: RIZA KURTULUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.05.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/laristan
RIZA KURTULUŞ, "LÂRİSTAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/laristan (27.05.2020).
Kopyalama metni
Adı yörenin en önemli şehri Lâr’dan gelir; İran’ın güneyindeki Zağros dağlarının güneydoğu ucuyla Hürmüz Boğazı arasında yer alan yarı tropikal iklim özelliklerine sahip alanı kapsar. Toprakları farklı coğrafî özellikler taşır; sahilleri nemli ve sıcak, iç kesimleri çok sıcak ve kuraktır. Başlıca geçim kaynağı meyvecilik, sebzecilik ve koyun yetiştiriciliğidir. En yüksek zirvesi Furgun’dur (Kûh-i Furgun, 3279 m.). Lâristan aynı zamanda bir deprem kuşağı üzerinde yer alır.

XIII. yüzyılın sonunda Kürbâl civarına yerleşen Moğol gruplarının yanı sıra XIV. yüzyılda Lâr şehrine nüfuz eden Türkmenler, XVI. yüzyıldan itibaren Hunc’da görülmeye başlayan Kaşkaîler, Yezdihast’ta Baharlılar, kış aylarını Servistan ve Kürbâl’de geçiren bazı Bâşirî grupları, Dürc, Sâyibân, Sahrâyıbağ, Eşkenân, Bîdşehir ve Cüyûm’da yaşayan göçebe ve yarı göçebe Türkler bölgenin başlıca sakinleridir; yerleşik Araplar da sahil boyunca Benderabbas ve Benderlinga’da otururlar. İslâmiyet, ilk zamanlarda Lâristan bölgesinde özellikle Sünnî tarikatlarının ağırlığını hissettirecek biçimde yer alıyordu; Şiîlik Safevîler’le birlikte yaygınlık kazandı. Bugünkü yerleşik Araplar Sünnî iken bazı Türkler’le diğer göçebe toplulukları Şiî’dir. Lâristan’ın sınırlarının değişkenliği nüfusu hakkında kesin bir rakam vermeyi mümkün kılmamaktadır. Bölgenin önemli şehirleri Lâr, Bîdşehir, Cüyûm, Hunc, Fûmistân-ı Lâristan, Benderlinga ve Kavristan’dır; bunların en büyüğü olan Lâr son idarî bölünmede Fars eyaletine bağlanmıştır.

İran’la ilgili tarihî kaynaklarda Lâristan’dan ancak XIII-XIV. yüzyıllara gelince bahsedilmeye başlanır; daha öncesine ait bilinenler, genellikle başlıca şehirlere ait efsanevî ve kısmen de arkeolojik bilgiler niteliğindedir. XIII-XVI. yüzyıllar arasında bölgede etnik kökenleri kesin şekilde bilinmeyen, ancak İbn Battûta’ya göre Türkmen asıllı olan bir hânedan hüküm sürmüş ve babalarından tevarüs ederek tahta geçen on beş emîr özellikle bastırdıkları sikkelerle istikrarlı bir görünüm vermiştir. 748’de (1347) Lâr’a gelen İbn Battûta burayı büyük çarşılı ve suyu bol bir şehir olarak tanımlar; şehirde Şâfiî dervişlerine ait, ziyaretçileri ağırlayan bir de zâviyenin bulunduğunu söyler.

XV. yüzyılın sonunda bölgedeki ticarî yoğunluk, Portekizliler’in de görünmeye başlamasıyla Lârlı tüccarların Hindistan kıyılarına kadar yayılmalarına ve gittikleri yerlerde meşhur Lâr sikkelerinin tedavülde kalmasını sağlamalarına yol açtı. Safevîler’in güç kazanmasıyla birlikte 1508’de Lârlı elçiler emîrlerinin Şah İsmâil’e bağlılığını bildirmek için Şîraz’a gittiler ve o tarihten sonra Lâr emîrleri emîr-i dîvân unvanıyla Safevîler’e bağlandılar. XVI. yüzyıl Lâristan şehirlerinde zenginliklerin ve yapısal gelişmelerin yoğun olarak yaşandığı dönemdir. XVII. yüzyıl boyunca Safevîler’in gerileme devrine kadar Basra körfezine giden yolların geçtiği Lâr şehri birçok tüccar, seyyah ve diplomatın uğrak yeri oldu. Seyyahlar yolları ve seyahat şartlarını ayrıntılı bir şekilde anlatırlar ve özellikle bölgedeki yabancı devletlerin ticarî faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgi verirler. Bu bilgiler arasında, Hollandalılar’ın Hürmüz-Lâr-Şîraz-İsfahan ekseninde koloniyal çalışmalarını yoğunlaştırmaları ve Portekizliler’in Benderkung’daki yerleşimlerini kuvvetlendirmeleriyle ilgili olanlar dikkat çekicidir. Bu sıkıntılı dönemde Lâristan yönetiminin de bir çeşit aile girişimciliği şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.

Safevîler’in zayıflaması üzerine karadan Belûcîler’le Afganlar’ın, denizden Arap korsanlarının devamlı saldırılarına mâruz kalan Lâristan, XVIII. yüzyılın ortalarına doğru bölgenin içinde bulunduğu karışık durumdan faydalanan Nâsır Han Lârî adlı bir eşkıyanın kontrolüne girdi; Nâsır Han 1750’den sonra hâkimiyetini körfez sahiline kadar genişletti. Ancak Şîraz ve Kirman emîrleriyle mücadeleleri sonucunda gücü zayıflayınca ailesinden gelen valiler Zendler’e ve arkasından Kaçarlar’a bağlı kalarak yönetimlerini sürdürdüler. Kaçar döneminin sonuna doğru Lâristan 1877’de Fars kökenli bir vezir ailesi olan Kavâmîler’in kontrolü altına girdi. 1882’de Lâristan, Derâb, Hamse ve Fesâ valiliği Kıvâmülmülk Mirza Ali Muhammed Han’a verildi. 1913’te yeni bir idarî yapılanma geçiren Lâristan 1938’de Lâr adıyla bir idarî bölge (şehristan), 1955’te dört şehrin (bahş) bağlı bulunduğu Lâristan adıyla anılan şehristan haline getirildi. 1960’tan itibaren yapılan düzenlemelerde ise Lâr şehri ve bölgenin büyük bir kısmı Fars eyaletine (üstan) bağlanırken Lâristan adıyla herhangi bir idarî yapılanmaya gidilmedi.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Battûta, Travels in Asia and Africa (trc. H. A. R. Gibb), London 1953, s. 120-121; T. Herbert, Travels in Persia: 1627-1629 (ed. W. Foster), London 1928, s. 55-61; Ahmed İktidârî Lâristânî, Lâristân-i Kohen, Tahran 1334 hş.; G. N. Curzon, Persia and the Persian Question, London 1966, II, 112, 114, 408, 426; Abdürrefî‘ Hakīkat, Ferheng-i Târîḫî ve Coġrafyâ-yi Şehristânhâ-yi Îrân, Tahran 1376 hş., s. 519-520; V. Minorsky, “Lâr”, İA, VII, 15-17; Jean Calmard, “Lār, Lāristān”, EI2 (İng.), V, 665-674; Dihhudâ, Luġatnâme (Muîn), XII, 17224-17225.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 104-105 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER