MAHMÛD HAMZA

محمود حمزه
Müellif:
MAHMÛD HAMZA
Müellif: MUSTAFA BAKTIR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mahmud-hamza
MUSTAFA BAKTIR, "MAHMÛD HAMZA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mahmud-hamza (22.09.2019).
Kopyalama metni
Dımaşk’ta doğdu. Aileye adını veren dedesine nisbetle İbn Hamza olarak da bilinir. Aslen Harranlı olup Dımaşk’a yerleşen ve soyu Hz. Hüseyin’e ulaşan bir aileden gelmektedir. Aile, 330’da (942) İsmâil b. Hüseyin en-Netîf’ten itibaren Dımaşk’ta uzun yıllar nakîbüleşraflık yaptığından “beytü’n-nakīb” diye meşhur olmuş, önemli şahsiyetlerinden Hamza el-Harrânî’ye nisbetle “beytü’l-Hamza” olarak da anılmıştır. Muhibbî ailenin XI. (XVII.) yüzyıla kadar tam bir şeceresini verir (Ḫulâṣatü’l-es̱er, II, 105).

İlk eğitimini babasından alan Mahmûd Hamza, Kur’an öğrendikten sonra yazısını geliştirip henüz on iki yaşlarında iken güzel yazısıyla tanındı. Sarf, nahiv, fıkıh ve usulüyle kelâmı Saîd el-Halebî’den, hadis ve usulünü Abdurrahman el-Küzberî’den, tefsir ve tasavvufu Hâmid el-Attâr’dan, meânî ve beyânı Ömer el-Âmidî’den, ferâiz, hesap ve aruzu Hasan eş-Şattî’den, hikmet ve âdâb ilmini Molla Ebû Bekir b. Ahmed el-Kürdî’den öğrendi ve bunların hepsinden icâzet aldı. 1260 (1844) yılından itibaren Şam’da çeşitli mahkemelerde kadı nâibliği yaptı. 1266’da (1850) mevleviyet derecesine yükseldi ve Dımaşk Vilâyeti Meclis-i Kebîri’ne üye seçildi. İki yıl sonra İstanbul’a gitti. 1269’da (1853) evkaf müdürü ve vergi nâzırı oldu, ardından Meclis-i Zirâat’ın reisliği de uhdesine verildi. Bu arada kethüdâ olarak Harput’a gönderildiyse de tekrar Dımaşk’a döndü ve Meclis-i Kebîr üyeliği yanında 1273’te (1857) Defter-i Hâkānî memuriyetine getirildi. Bu sırada noktasız harflerden oluşan kelimelerle Dürerü’l-esrâr adlı tefsirini yazdı ve bu tefsirin anlaşılması için el-Kümmel ile’l-kelâmi’l-mühmel adlı lugatını telif etti. Tefsirini sunduğu Sultan Abdülmecid kendisini dördüncü rütbeden Mecîdî nişanı ile ödüllendirdi. Fransız Kralı III. Napolyon da 1860’ta Şam’da müslümanlarla hıristiyanlar arasında çıkan olayda halkı yatıştırıp hıristiyanları koruduğu için ona bazı hediyeler gönderdi; böylece Avrupa’da da tanındı.

Mahmûd Hamza 1284 (1867) yılında Dımaşk ve Suriye (Şam) bölgesi müftülüğüne getirildi ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Bundan dolayı “Şam müftüsü” olarak şöhret kazandı; çeşitli İslâm ülkelerinden kendisine fetvalar sorulmaya başlandı. Suriye’de 1299’da (1882) oluşturulan Meclis-i Maârif’in ilk reisi oldu. 1272’de (1856) elde ettiği İzmir pâyesi, 1291’de (1874) üçüncü derecesinden Mecîdî nişanıyla birlikte bilâd-ı hamseye, 1296’da (1879) üçüncü dereceden Osmanlı nişanıyla bir derece daha yükseltilerek 1299’da (1882) Haremeyn pâyesine ulaştı. Bir yıl sonra kendisine ikinci dereceden Mecîdî nişanıyla İstanbul pâyesi verildi.

Devrindeki ilmî tartışmalara da katılan Mahmûd Hamza, Mecelle Heyeti üyelerinden Kırımlı Abdüssettâr Efendi’nin yazdığı Tenbîhü’r-ruḳūd ʿalâ enne’l-imżâʾe mine’l-ḳażâ fi’l-ḳıṣâṣ ve’l-ḥudûd adlı esere Tenbîhü’l-ḫavâṣ ʿalâ enne’l-imżâʾe fi’l-ḥudûd lâ fi’l-ḳıṣâṣ adıyla bir reddiye yazdı (Dımaşk 1303). Resminin yapılmasına müsaade ettiğinden dolayı bazı âlimlerin tenkidine uğradığı bilinmektedir (M. Edîb Âlü Takıyyüddin el-Hısnî, II, 773). Mahmûd Hamza, el-Ferâʾidü’l-behiyye fi’l-ḳavâʿidi’l-fıḳhiyye adlı eserini 1295’te (1878) tamamlayıp II. Abdülhamid’e ithaf etti. Sultan Abdülhamid’in ona çok saygı gösterdiği ve Dımaşk’a sürülen bazı Medine âyanını onun aracılığıyla affettiği kaydedilir. Abdülhay el-Kettânî, hocaları ve isnadlarına yer verdiği ʿUnvânü’l-esânîd adlı küçük “sebet”ini zikrederken Ebü’l-Hayr İbn Âbidîn, Yûsuf b. İsmâil en-Nebhânî ve Cemâleddin el-Hallâk’a rivayet icâzeti verdiğini, kendisinin de bunlardan rivayette bulunduğunu belirtir.

9 Muharrem 1305 (27 Eylül 1887) tarihinde Dımaşk’ta vefat eden Mahmûd Hamza bazı el sanatlarıyla da meşgul olmuştur. İyi bir şair olup Türkçe’yi de edebiyatına vâkıf olacak şekilde öğrenmişti. Hattı çok okunaklı ve güzeldi. Fâtiha sûresini bir pirinç tanesinin üzerine işlediği, yüzük taşı kadar bir kâğıt parçasına on dört Bedir şehidinin adını yazdığı kaydedilmektedir. Ayrıca meşhur bir avcı olduğu nakledilir.

Eserleri. 1. Dürrü’l-esrâr (I-II, Dımaşk 1306; Beyrut 1326). 2. el-Kümmel ile’l-kelâmi’l-mühmel (Beyrut 1306). 3. el-Ferâʾidü’l-behiyye fi’l-ḳavâʿidi’l-fıḳhiyye (Dımaşk 1298, 1986). Mecelle’nin ilk kitabının neşrinden on yıl sonra Kādîhan’ın Fetâvâ’sından ihtisar edilerek yazılan eser Mecelle’den sonra kaleme alınan ilk kavâid kitaplarındandır. 4. eṭ-Ṭarîḳatü’l-vâżıḥa ile’l-beyyinâti’r-râciḥa (Tercîḥu’l-beyyinât) (Dımaşk 1300). Muhammed Bahâeddin tarafından el-Beyyinâtü’r-râciha fi’t-tarîkati’l-vâzıha adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (İstanbul 1328). 5. el-Burhân ʿalâ beḳāʾi mülki Benî ʿOs̱mân ilâ âḫiri’z-zamân (Beyrut 1308). Eseri Bereketzâde İsmâil Hakkı Bekā-yı Saltanat-ı Osmâniyye adıyla Türkçe’ye tercüme etmiş (İstanbul 1332), bu tercüme Ahmet Sürün tarafından Latin harfleriyle de yayımlanmıştır (Hilâfet Risâleleri, haz. İsmail Kara, İstanbul 2002, I, 261-282).

Mahmûd Hamza’nın diğer eserleri de şunlardır: Îżâḥu’l-maḳāl fi’d-dirhem ve’l-mis̱ḳāl (Dımaşk 1303); Refʿu’l-ġışâve ʿan aḫẕi’l-ücreti ʿale’t-tilâve (Dımaşk 1303); Taḥrîrü’l-maḳāle fi’l-ḥaylûle ve’l-kefâle (Dımaşk 1301); Tuḥfetü’l-esmâʿ li-mevlidi aḥseni’l-aḫlâḳ ve’ṭ-ṭıbâʿ (Dımaşk 1301); Tercümetü taʿallümi’l-ḥâli’l-muḫtaṣar (Dımaşk 1313); Risâle fî ḳavâʿidi’l-evḳāf (Dımaşk 1288); Mesâʾilü’l-evḳāf (Dımaşk 1295); el-Fetâva’n-naẓm (Dımaşk 1326); Fetva’l-ḫavâṣ fî ḥilli mâ ṣîde bi’r-raṣâṣ (Dımaşk 1303); el-Fetâva’l-Maḥmûdiyye (el-Ḥamzâviyye) (I-II); el-ʿAḳīdetü’l-İslâmiyye (esere Ahmed b. Abdülganî İbn Âbidîn el-Hibâtü’l-ilâhiyye bi’l-ʿaḳīdeti’l-İslâmiyye adıyla bir şerh yazmıştır); ʿUnvânü’l-esânîd; el-Ecvibetü’l-mümḍât ʿalâ esʾileti’l-ḳuḍât (Ziriklî son dört eserin de basıldığını belirtir); Mecmûʿâtü resâʾil (Dımaşk 1303; şu on risâleyi ihtiva eder: Keşfü’l-mücâne ʿani’l-ġusl fi’l-icâne, Miṣbâḥu’d-dirâye fî ıṣṭılâḥi’l-Hidâye, Keşfü’s-sütûr ʿan ṣıḥḥati’l-mühâyât fi’l-meʾcûr, en-Nûrü’l-lâmiʿ fî uṣûli’l-Câmiʿ, Urcûze fî fenni’l-firâse, Taṣḥîḥu’n-nuḳūl fî simâʿi daʿva’l-merʾe bi’l-külli’l-muʿaccel baʿde’d-duḫûl, Tenbîhü’l-ḫavâṣ ʿalâ enne’l-imżâʾe fi’l-ḥudûd lâ fi’l-ḳıṣâṣ, et-Taḥrîr fî ḍamâni’l-âmir ve’l-meʾmûr ve’l-ecîr, et-Tefâvuż fi’t-tenâḳuż, Risâle fî ḫaleli’l-meḥâḍır ve’s-sicillât; bunlardan et-Tefâvuż fi’t-tenâḳuż Bereketzâde İsmail Hakkı tarafından Tenâkuz-i Fıkhî adıyla Türkçe’ye tercüme edilmiştir [İstanbul 1308]; diğer eserleri için bk. Zeydân, II, 166-168; Abdürrezzâk el-Baytâr, III, 1473-1474; M. Cemîl eş-Şattî, s. 16-17).

BİBLİYOGRAFYA
Muhibbî, Ḫulâṣâtü’l-es̱er, II, 105; IV, 124; Nu‘mân Kasâtilî, er-Ravżatü’l-ġannâ fî Dımaşḳi’l-feyḥâ, Beyrut 1296/1879, s. 142, 143; C. Zeydân, Meşâhîrü’ş-şarḳ, Kahire 1902, II, 164-168; Muhammed es-Senûsî, er-Riḥletü’l-Ḥicâziyye, Tunus 1398/1978, III, 225-235; Abdürrezzâk el-Baytâr, Ḥilyetü’l-beşer fî târîḫi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer (nşr. M. Behcet el-Baytâr), Beyrut 1413/1993, III, 1467-1477; M. Edîb Âlü Takıyyüddin el-Hısnî, Münteḫabâtü’t-tevârîḫ li-Dımaşḳ, Beyrut 1399/1979, II, 768-787; Serkîs, Muʿcem, II, 1706-1708; Brockelmann, GAL Suppl., II, 775; Ebül‘ulâ Mardin, Medenî Hukuk Cephesinden Ahmet Cevdet Paşa, İstanbul 1946, s. 166; M. Cemîl eş-Şattî, Terâcimü aʿyâni Dımaşḳ, Dımaşk 1367/1948, s. 15-21; Îżâḥu’l-meknûn, I, 30, 293, 300, 324, 327, 443, 479; II, 86, 127, 146, 179, 243, 360, 366, 491, 686; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 420; Karatay, Arapça Basmalar, s. 331-332; Ziriklî, el-Aʿlâm, VII, 185; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, XII, 200-201; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, I, 372; II, 879-880; Bilmen, Kamus2, I, 433-434; M. Abdüllatîf Sâlih el-Ferfûr, Aʿlâmü Dımaşḳ, Dımaşk 1408/1987, s. 333; “Hamza Harrânî”, İA, V/1, s. 206-207; N. Elisséeff, “Ḥamza al-Ḥarrānī”, EI2 (İng.), III, 155-156.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 365-366 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.