MÂKÛ

ماكو
Müellif:
MÂKÛ
Müellif: RIZA KURTULUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/maku
RIZA KURTULUŞ, "MÂKÛ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/maku (04.06.2020).
Kopyalama metni
İran’ın kuzeybatısında, Türkiye sınırına 22 km. mesafedeki bir kesimde ve Anadolu’dan doğan Zengimar (Sarısu) suyunun geçtiği dar bir boğazda kurulmuştur. İslâm öncesi kaynaklarında Şâvâşân adıyla da anılan şehrin bugünkü adının aslında Mâhkûh olduğu ve “Medler dağı” anlamına geldiği ileri sürülmektedir (EI2 [İng.], VI, 202). Hamdullah el-Müstevfî şehrin ismini Mâkûye şeklinde zikreder.

Çok eski bir iskân bölgesinde yer alan Mâkû’nun ilk defa Sâsânî döneminde adı geçer. Bölgede bulunan birçok Ermeni kalıntısı da şehrin o dönem tarihindeki önemini gösterir. Buna rağmen İslâm tarihçi ve coğrafyacılarının çoğu şehirden hiç bahsetmez; sadece Müstevfî Nahcıvan’a bağlı yerleşim merkezleri arasında adını sayar. Mâkû halkı, bölgenin müslümanlarca fethinden sonra da uzun süre Hıristiyanlığa olan bağlılığını devam ettirmiştir. Timur zamanında şehir onunla anlaşma yapan bir hıristiyan prensi tarafından yönetiliyordu. Bu dönemde prensin bir oğlu Semerkant sarayına götürülmüş ve orada müslüman olmuştur.

1406’da Mâkû Karakoyunlular’ın eline geçti, bu tarihten itibaren halkının Müslümanlığı kabul etmesi ve Türkleşmesi hız kazandı. 1574 yılında Osmanlı Devleti, Mahmûdî Kürt kabilesi reisi İvaz Bey’i Mâkû’yu İranlılar’dan alıp burada bir kale yapmakla görevlendirdi. Osmanlı döneminde özellikle bu kalenin bölgede cereyan eden olaylarda önemli bir yeri olmuştur. İvaz Bey’in ocaklığına verilen Mâkû’ya 1605’te Safevî Şahı I. Abbas saldırdıysa da kabilenin malını ve mülkünü yağmalamasına rağmen kaleyi alamadı. 1639 yılında IV. Murad, Mahmûdî beyini görevinden azletti ve Vezir Kara Mustafa Paşa aracılığıyla Kasrışîrin Antlaşması çerçevesinde Safevîler’den bölgede bulunan Kotur Kalesi’yle birlikte Mâkû Kalesi’nin de yıkılmasını istedi. Her ne kadar kaleler yıkıldıysa da Kotur ve Mâkû, IV. Murad’ın ölümünden sonra İranlılar tarafından tekrar işgal edildi. Kalelerin yıkılma sebebinin her iki devletin de huzurunu kaçıran Kürt isyancılara sığınaklık yapması olduğu tahmin edilmektedir.

Zend ve Kaçar hânedanları döneminde Dünbüllü aşiretinin elinde kaldığı sanılan Mâkû, 1747’den itibaren Bayat aşiretinin bir kolundan gelen hanların başşehri oldu. Nâdir Şah’ın hizmetinde bulunan hânedanın kurucusu Ahmed Sultan, onun 20 Haziran 1747 tarihinde öldürülmesi üzerine karargâhta çıkan karışıklık ve yağmalama sırasında dul kalan eşlerinden birini ve hazinesinin bir kısmını alarak Mâkû’ya gidip yerleşti. Ahmed Sultan’ın ve oğlu Hüseyin Han’ın hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Hüseyin Han’ın oğlu Ali Han nüfuzlu biri olarak tanınır. Ali Han, özellikle Kırım savaşı sırasında (1853-1856) izlediği tarafsızlık politikasıyla hanlığını büyük devletler arasında ezilmekten korudu. Oğlu Teymur Paşa Han da babası gibi davrandı ve bunun büyük faydasını gördü. Bu arada bölgede çıkan bir isyanı da bastırdı; onu kurtarıcı kabul eden Azerbaycan halkı tarafından kendisine “Mâkû padişahı” unvanı verildi. Ondan sonra başa geçen oğlu Murtazâ Kulı Han, genişleme politikası izleyince I. Dünya Savaşı’nın başlarında Ruslar tarafından Tiflis’e sürgüne gönderildi. 1917’de Bolşevik İhtilâli’nin çıkmasıyla Azerbaycan’daki Rus kuvvetlerinin dağılması üzerine geri döndüyse de 1923’te İran’da tahtı ele geçiren Rızâ Şah Pehlevî tarafından tutuklandı ve götürüldüğü Tebriz Hapishanesi’nde öldü. Mâkû merkezden gönderilen valilerce yönetilen Mâkû, İran’ın bir vilâyeti haline geldi.

Günümüzde Mâkû, İran’ın idarî bölümlerinden Batı Azerbaycan ustânı içinde yer alan ve kendi adını taşıyan bir şehristanın merkezidir; nüfusu 2003 yılı tahminlerine göre 38.000 kadardır. Halkının çoğunluğunu Bayat ve Pörnek başta olmak üzere çeşitli Türkmen aşiretleri oluşturur. Türkiye’nin Gürbulak sınır kapısından çıkıp Tebriz’e yönelen karayolu üzerindeki Mâkû, İran’ın ilk önemli merkezidir.

BİBLİYOGRAFYA
Müstevfî, Nüzhetü’l-ḳulûb (Strange), s. 89; Evliya Çelebi, Seyahatnâme, IV, 279-280; Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, III/1, s. 205; Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlıların Kafkas-Elleri’ni Fethi, Ankara 1976, s. 147, 252, 317, 318, 334; Abdülhüseyin-i Saîdiyân, Serzemîn u Merdüm-i Îrân, Tahran 1369 hş., s. 366-367; Abdürrefî‘ Hakīkat, Ferheng-i Târîḫî ve Coġrafyâ-yi Îrân, Tahran 1376 hş., s. 554-557; V. Minorsky, “Mākū”, EI2 (İng.), VI, 200-203.

Rıza Kurtuluş
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 458-459 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER