MALAVİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MALAVİ

Madde Planı
I. FİZİKÎ ve BEŞERÎ COĞRAFYA
II. TARİH
Müellif:
MALAVİ
Müellif: AHMET KAVAS
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 31.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/malavi
AHMET KAVAS, "MALAVİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/malavi (31.10.2020).
Kopyalama metni
Batıda Zambiya, kuzeydoğuda Tanzanya, güneydoğu, güney ve güneybatıda Mozambik ile kuşatılan Malavi’nin (eski adı Nyasaland) denize kıyısı bulunmamaktadır. Resmî adı Republic of Malawi olan ülkenin yüzölçümü 118.480 km2, nüfusu 10.701.824 (2002), başşehri Lilongwe (440.471), diğer önemli şehirleri Blantyre (502.053), Mzuzu (86.980) ve eski başşehri olan Zomba’dır (65.915).

I. FİZİKÎ ve BEŞERÎ COĞRAFYA
Malavi’nin yüzey şekilleri arasında en dikkat çekici unsur doğudaki büyük fay hattıdır. Güneydoğu Afrika’da Göller bölgesinden başlayarak kuzeyde Türkiye sınırları içine Kahramanmaraş’a kadar uzanan dünyanın en uzun fay çizgisi (yaklaşık 6000 km.) bu ülkeden de geçer. Doğu sınırı üzerinde bulunan ve doğu yarısı komşu ülkelere de taşan Malavi gölü bu çukurluğa yerleşmiş tektonik bir göldür. Afrika’nın üçüncü büyük gölü olan (30.800 km2) bu göl fazla sularını Shire nehri vasıtasıyla Zambèzi nehrine boşaltır. Söz konusu tektonik çukur dışında Malavi gölünün batısındaki Lilongwe platosu, kuzeydeki Nyika ve Viphya platoları ile güneyde Shire nehrinin doğusundaki Mulanje dağlık kesimi Malavi’nin önemli yeryüzü şekillerini oluşturur. Bu kesimdeki Sapitwa zirvesi (3002 m.) ülkenin en yüksek noktasıdır.

Tropikal iklime sahip olan ülkede mayıs-ekim arası kurak, kasım-nisan arası yağışlı olmak üzere iki farklı mevsim yaşanır. Alçak bölgelerde sıcaklık yıl boyunca yüksektir. Ülke yüzeyinin % 19’u ormanlarla kaplıdır. Bir kısmı savan tipindeki ormanlarda abanoz, tik ağacı ve maun gibi kerestesi makbul ağaçlar da bulunur.

Kilometrekareye doksan kişi düşen ülkede nüfus dağılımı düzenli değildir ve nüfus daha çok ülkenin güney yarısında toplanmıştır. Sıcaklığın hafiflemiş olduğu yüksek plato alanları alçak kesimlere göre daha çok nüfus barındırır. 15.000 kadar Asyalı, 10.000 kadar Avrupalı dışında nüfusun büyük çoğunluğunu çeşitli etnik gruplar halinde yerli zenciler oluşturur. Nüfusun büyük bir kısmı hıristiyan olup (% 65) geri kalanları Afrika’nın geleneksel dinlerine mensup kişilerle müslümanlar (nüfusun üçte biri kadar) meydana getirmektedir.

Malavi dünyanın önde gelen çay üreticilerinden biridir. Ayrıca tütün, pamuk, yer fıstığı, tung (bir çeşit yağ bitkisi), yerli halkın beslenmesinde önemli yer tutan nişastaca zengin manyok, pirinç ve darı yetiştirilir. Hayvancılık fazla yaygın değildir; göl balıkçılığına daha çok önem verilir. Yer altı zenginliği olarak boksit yataklarına sahiptir. En önemli endüstri kolu tütün işleme endüstrisidir. Bunun yanında sabun, çimento, nikotin sülfatı ve giyim endüstrisi önem taşır. Çay, tütün, pamuk, nikotin sülfatı gibi ürünler ülkenin başlıca ihraç maddeleridir. Malavi denize kıyısı olmadığı için ihracatını komşusu Mozambik’in Beira Limanı’ndan yararlanarak yapar. İthalât ve ihracatında İngiltere başta gelir. Dışarıdan aldığı mallar arasında tekstil, otomobil, çeşitli araç ve aletler ilk sıralarda yer almaktadır.

II. TARİH
Antropolojik incelemelerden Malavi’de milâttan önce X. yüzyıldan itibaren insanların yaşadığı anlaşılmaktadır. Bölge milâttan sonra I ve IV. yüzyıllarda Bantu kavmi tarafından istilâ edilmiştir. Ülkenin bilinen yazılı tarihi, Doğu Afrika sahillerindeki müslümanların iç bölgelere nüfuz ettikleri XIII-XIV. yüzyıllarda başlamaktadır. Somali’den Güney Afrika’ya kadar uzanan sahil boyunca kurulan şehir devletlerinde yaşayan Arap asıllı müslümanların Bantu soylu Afrika yerlileriyle karışması sonucu ortaya çıkan Sevâhilî toplumu VIII. yüzyıldan itibaren kıtanın iç bölgeleriyle ticaret yapıyordu. Özellikle Kilve Sultanlığı, XIV. yüzyıldan itibaren Zambèzi nehri boyunda ve Malavi gölü civarında yaşayan kabilelerle ticarî münasebetler kurdu. 1480’de oluşturulan Malavi Konfederasyonu, XVI. yüzyılda Malavi’nin ortasında ve güneyinde kalan toprakların büyük bir kısmına hâkim oldu. Portekiz donanmasının 1505 yılında Kilve’yi ve ardından Kızıldeniz’e kadar uzanan sahil şehirlerini işgal ederek yakıp yıkması müslümanların Doğu Afrika sahillerindeki hâkimiyetini zayıflattı. Portekizliler 1530’lu yıllarda Zambèzi nehri boyunca ilerlediler ve buralarda ele geçirdikleri müslümanları köleleştirerek Brezilya’ya götürdüler. İstilâdan kaçan müslümanlar daha ziyade kıtanın iç taraflarına yöneldiler. Malavi Konfederasyonu’nun hâkimiyetindeki toprakların kuzeyinde yaşayan Niyakyusalar 1600 yılı civarında bir krallık kurarken Nyasa gölünün doğusundan gelen göçmenler Çikulamayembe adlı devletin temellerini attılar.

Malavi gölü kenarında yaşayan Yao kabilesi müslüman olduktan sonra Zengibar Sultanlığı’na bağlandı. Araplar’la ve Sevâhilîler’le münasebetlerinde müstakil konumunu korumayı başaran bu kabilenin ileri gelenleri bölgede ticarî ulaşım konusunda yegâne söz sahibiydiler. Yaolar zaman zaman kıtlık sebebiyle Zengibarlı tâcirlerle anlaşıp Malavi’nin iç bölgelerine, Çiçeva kabilesinin yaşadığı bölgeye göç ettiler ve burada yaşayan Lomwe, Njanja ve Mang’anja kabilelerini kısmen İslâmlaştırdılar.

XIX. yüzyılda Zengibar’ın ileri gelenlerinden Sâlim b. Abdullah, Tanzanya’nın Ujiji ve Kilve şehirlerinde bir müddet kaldıktan sonra ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Nkhotakota’ya geldi. Çiçeva kabilesinin reisi Marenga ile anlaşıp Malavi gölünün batı kıyısında bir ticaret merkezi kurdu. 1840’ta kendisini önce Marimba sultanı, ardından Sevâhilî dilinde sultan anlamında da kullanılan “jumbe” ilân eden Sâlim b. Abdullah’ın Nkhotakota’da kurduğu idareye “jumbeler dönemi” denildi. Sâlim b. Abdullah, Yao kabilesi sayesinde sahildeki Kilve ve Lindi adalarına ticarî mallarını kolayca sevkederek Zengibar Sultanlığı’nın bu bölgeye dikkatini çekti. 1860’ta vefat edince yerine sırasıyla Mwingi-Mguzu ve Zengibarlı Mwingi Kisutu geçti. Malavi’ye İslâmiyet 1860’lı yıllarda Sevâhilî dili konuşan Cembeler sayesinde yayıldı. Hıristiyanlık da aynı tarihlerde misyonerler vasıtasıyla yayılmaya başladı.

Mwingi-Kisutu’nun 1894 yılında vefatından sonra yerine geçen oğlu Mwingi Kheiri, bir yandan Arap ve Sevâhilî tüccarların İngiliz tüccarlara karşı verdiği mücadeleyi, diğer yandan tamamına yakını müslüman olan Yao kabilesinin sömürgeciliğe karşı direnişini destekledi. Bunun üzerine bölgeyi ele geçirmeyi hedefleyen İngilizler 1895’te Mwingi Kheiri’yi tahttan indirerek Zengibar’a sürdüler, bölgede yaklaşık bir asırdır faaliyet gösteren Arap ve Sevâhilî tüccarları da Malavi’den uzaklaştırdılar.

Malavi gölünün doğusunda bugünkü Mozambik sınırları içindeki Rovuma’dan gölün güney tarafına göç eden Yao kabilesi reislerinden III. Makanjila Banali 1870 yılında müslüman oldu; diğer kabile reislerinden Mataka, Jalasi ve Mponda da onun ardından müslüman oldular. Malavi’de İslâmiyet’in yayılmasını sağlayan ikinci önemli Zengibarlı Mlozi’dir. 1887’de kendini Ngonde sultanı ilân eden Mlozi, İngiliz sömürgeciliğine karşı giriştiği savaşta öldürüldü.

Portekiz, Doğu Afrika’daki sömürgesi Mozambik’i Malavi’ye doğru genişletmeye başlayınca İngiltere 1883 yılında buraya bir konsolos yerleştirdi. Aslında Portekiz, Berlin Konferansı’nın (1885) ardından Mozambik’ten Angola’ya kadar uzanan bir sömürge kurmayı planlamıştı. Ancak İngiltere, Malavi’de bulunan misyonerleri sayesinde Portekizliler’in buraya girmesini engelledi. 1891’de İngiltere ile Portekiz arasında imzalanan anlaşmayla Zimbabve’nin doğu sınırı sabitleştirilirken Nyasaland (Malavi) İngiliz nüfuz bölgesi ilân edildi ve Sir Harry Johnston bölgenin ilk sömürge valisi oldu. Berlin Konferansı’nın ardından bölgede İngiltere adına her türlü tasarruf hakkına sahip olan British South Africa Company, Güney Afrika’dan sonra bugünkü Zambiya ve Zimbabve’yi Rodezya, Malavi’yi ise Nyasaland adıyla kendi ticarî bölgesi ilân etti.

1907’de Nyasaland ismiyle resmen sömürgeleştirdikleri Malavi’nin idaresini yürütme ve yasama meclisleriyle desteklenen bir sömürge valisine veren İngilizler ülkeyi Rodezya ile birlikte 1953 yılında bir federasyona dönüştürdüler. Ancak kendilerine çok az sandalye verildiği için Malavi halkı federasyona karşı çıktı. Malavililer 1963’te tekrar müstakil sömürge statüsü kazanana kadar mücadele ettiler.

Müslümanlar sömürgeciliğe rağmen tebliğ faaliyetinden vazgeçmediler. Şeyh Abdullah b. Hacı Mkwande ve Şeyh Sâbit b. Muhammed Ngaunje, Malavi’nin çeşitli bölgelerini dolaşıp bilhassa Yao kabilesi arasında İslâmiyet’i yaymaya devam ettiler. Yeni camiler inşa ettikleri gibi eğittikleri gençler arasından birçok İslâm davetçisi yetiştirdiler. Özellikle Yaolar içinde yaygın olan Şâzeliyye ve Zengibar sultanlarının himayesindeki Kādiriyye tarikatları Malavi’de İslâmiyet’in benimsenmesinde önemli rol oynadı. Şâzeliyye tarikatının önce Komor adalarında, ardından Doğu Afrika’da yayılmasında Komorlu Şeyh Ma‘rûf’un büyük etkisi olmuştur.

Yao kabilesinin reisleri V. Mutaka Cisonga’nın öncülüğünde Alman, İngiliz ve Portekizliler’e karşı 1912 yılına kadar yürüttükleri mücadelenin sonuçsuz kalması üzerine ülke tamamen sömürgeleşti. XX. yüzyılın başında ülke nüfusunun % 60-65’i müslüman iken bu oran İngiliz sömürgeciliği ve misyoner faaliyetleriyle % 30-35 seviyesine kadar düştü. 1830 yılından itibaren Doğu Afrika’da faaliyet göstermeye başlayan misyonerler karşılarında tek engel gördükleri müslümanlara karşı saldırgan tavır takındılar. 1850’de Mangochi’de Church of Scotland ile başlayan eğitim faaliyetleriyle Yao ve Çiçeva kabilelerini hıristiyanlaştırmayı amaçladılar. 1859’da Malavi’ye gelen David Livigstone’nun önderliğinde ülkenin her tarafında misyoner okulları açıldı. Sömürge idaresi ülkedeki her türlü eğitim faaliyetini misyoner okullarına bıraktı. Hıristiyan ismi alıp vaftiz olmayı kabul edenler dışında müslüman çocukları okullara kaydedilmedi. Müslümanlar buna tepki olarak kendi bölgelerinde misyoner okulu açılmasına ve kilise inşasına müsaade etmediler. Ancak eğitim göremedikleri için işçilik ve hizmetçilik yapan müslümanlar arasında hıristiyanlığı benimseyip papaz, öğretmen ve teknik eleman olarak yetişenler de oldu. Malavi kilisesi 1944 yılına kadar bütün okulların idaresini elinde tuttu. Müslüman çocukları ücretsiz olduğu için ilkokula devam etseler de ücretli olan ortaokullara sadece kilisenin ücretini karşıladığı öğrenciler gidebiliyordu. Kiliselerin 1950’de başlattığı müslümanları hıristiyanlaştırma girişimleri bugün de sürmektedir.

Malavi’de eğitim faaliyetlerine aslında müslümanlar öncülük etmişlerdir. 1910’da sömürge valisi olan Alfred Sharpe her Yao köyünde bir cami ve müslüman tüccar bulunduğundan bahsetmekteydi. Müslümanların Arap harflerini kullandıkları Sevâhilî dilindeki eğitimlerine son veren İngilizler alfabeyi de Latin harflerine çevirdiler. Müslümanların kendilerine ait okullar açmak için 1926 yılında sömürge idaresine yaptıkları başvuru 1930’da sonuç verdi ve bazı okullar açıldı. Fakat kilisenin baskısıyla bu okullar bir yıl sonra kapatıldı. 1946’da müslümanların Chiradzulu, Zomba ve Mangochi’de yeni okullar açmasına izin verilince bunların idaresi Central Body Muslim Education’a bırakıldı. Bu kurum, daha sonra Malavi müslümanlarını bir araya getiren Muslim Association of Malawi’ye dönüştü. Bu tarihten 1962 yılına kadar ülke genelinde açılan müslüman okulu sayısı yirmi dokuza ulaştı. Bunlardan sadece yedisi sömürge idaresi tarafından destek gördü, diğerleri kapandı veya zor şartlar altında eğitimlerine devam edebildi. 1980’li yıllarda Küveyt’in karşıladığı paralarla müslüman çocukları için yeni okullar açıldı. İslâm eğitimi almak üzere Zengibar ve Kenya’nın Mombasa şehrine gönderilen gençlerin Malavi’ye dönmeleri ülkede İslâmiyet’in güçlenmesine katkı sağladı. Bağımsızlık sonrası müslümanların eğitime ilgileri artmakla birlikte 2003 yılında ülkenin tek üniversitesinde 6000 öğrenci arasında sadece altmış beş müslüman öğrenci bulunmaktaydı. Malavi müslümanları Şâfiî, ülkeye Asya’dan göç eden müslümanlar ise genelde Hanefî mezhebine mensuptur.

Bir ziraat ülkesi olan Malavi’den sömürge döneminde komşu devletlere çok sayıda insan göç etti. Zambiya ve Güney Afrika’daki madenlerde çalışmak üzere yüz binlerce müslüman Malavili erkek köylerinden ayrıldı. Arazi işleri için ihtiyaç duyulan işgücünü karşılamak üzere ülke içinden ve Mozambik’ten bu köylere gelen hıristiyan erkeklerden bir kısmı müslüman kadınlarla evlenerek çocuklarıyla birlikte onları da hıristiyanlaştırdılar. Böylece çok sayıda müslüman köy din değiştirdiği için müslümanlar güç kaybettiler ve sömürge döneminde önemli bir etkinlik gösteremediler.

Malavi 1964’te bağımsızlığını elde etti. Bağımsızlık sonrasında, Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp eğitimi gören presbiteryen kilisesine bağlı Hastings Kamuzu Banda’nın kurduğu ve diktatörlüğe dönüştürdüğü yönetim döneminde müslümanlar sömürge devrinde olduğu gibi başta eğitim olmak üzere birçok alanda geri plana itildiler. 1992 yılında Malavi’de hızlı siyasî değişim süreci başladı. The Democratic Front adlı siyasî partinin başkanı olan müslüman Bakili Muzuli ülkeyi diktatörce idare eden Hastings Kamuzu Banda’ya karşı ciddi bir muhalefet hareketi oluşturdu. 1994’te çok partili siyasî hayata geçildi ve yapılan seçimi Muzuli kazandı. 1980’lerde başlayan İslâmî hareket yayıldı, hareketin Shuaibu Attimu gibi önde gelenlerinden bir kısmı kurulan hükümette görev aldılar. 1999 yılında devlet başkanlığı seçimini ikinci defa kazanan Bakili Muzuli Küveyt, Libya ve Sudan gibi ülkelerle yakın iş birliğine girerek ülkede yaptığı birçok yatırım için malî destek aldı. Muzuli döneminde Millî Eğitim Bakanlığı okullardaki İncil dersini kaldırarak yerine dünya dinleri dersini koydu. Bu derste İslâmiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik okutulmaya başlandı.

Ülkenin eski başşehri olan Zomba, Malavi müslümanlarının merkezi olarak kabul edilmektedir. 1940 yılında Asyalı müslümanların da yardımıyla Muslim Education Association bu şehirde kuruldu. Mangochi, Mulanje, Blantyre, Machinga, Dedza, Chiradzulu, Lilongve, Salima ve Nkhotakota müslümanların yoğun olarak bulundukları diğer şehirlerdir. 1984’te ülke genelinde cuma namazı kılınan 6000 cami bulunuyordu. Malavi müslümanlarının kurdukları Limbe Muslim Jamaat, The Lilongwe Muslim Jamaat, The Kanyenda Mohammedan Schools Association, Nuru Islam Association gibi kuruluşlar The Muslim Association adı altında toplanmıştır. Ülkenin her tarafında müslüman çocuklarını eğiten Kur’an okulları bulunmaktadır.

1928’den itibaren Hindistan’dan Malavi’ye genellikle ticaretle uğraşan müslümanlar gelmeye başladı. Bunlar özellikle Blantyre ve Zomba şehirlerinde cami ve medreseler inşa ettiler. 1950-1960 yılları arasında Güney Afrika üzerinden yeni bir Asyalı müslüman göçü oldu; göçmenler daha ziyade Lilongve, Zomba, Limbe ve Blantyre’e yerleşmeyi tercih ettiler.

Müslümanlar sömürgecilik döneminde ve bağımsızlık sonrasında misyonerlerin idaresindeki okullara devam edemediklerinden ülkede devlet memuru olarak çalışan müslüman sayısı yüzde bir seviyesindedir. 1970’li yıllarda müslüman gençler ilk ve orta öğretim okullarına, üniversitelere ve teknik okullara devam etmeye başladı. 1975’te Güney Afrika’daki müslümanlarla münasebetler geliştirildi. İki yıl sonra Güney Afrika’da yapılan müslüman gençlik konferansına Malavili müslüman gençler de temsilci gönderdiler. III. Güney Afrika Müslüman Gençler Konferansı’nın 1981 yılında Malavi’nin Blantyre şehrinde toplanması ülkede İslâmî faaliyetleri güçlendirdi. Küveyt’te kurulan Malawi Muslim Commite adını 1982’de Africa Muslim Agency olarak değiştirdi. Bu kurumun görevlendirdiği Şeyh Sa‘d et-Tâlib’in Malavi’deki gayretleriyle on yıl içinde 300 cami, yirmi eğitim merkezi ve iki klinik açıldı. Malavi’de İslâmiyet’in canlanmasında Doğu Afrika sahillerinden gelen âlimler ve Pakistan Tebliğ Cemaati mensupları da etkili olmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
Mahmud Brelvi, Islam in Africa, Lahore 1964, s. 309-318; G. Shepperson, “The Jumbe of Kota Kota and Some Aspects of the History of Islam in British Central Africa”, Islam in Tropical Africa (ed. I. M. Lewis), Oxford 1966, s. 193-207; G. de Bosschère, Autopsie de la colonisation, Paris 1967, s. 185-186, 274; J. M. Cuoq, Les musulmans en Afrique, Paris 1975, s. 477-482; Türkkaya Ataöv, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri, Ankara 1977, s. 464-466; A. J. Wills, An Introduction to the History of Central Africa Zambia, Malawi and Zimbabwe, Oxford 1985, tür.yer.; F. Renault, Tippo-Tip un potentat arabe en Afrique centrale au XIXème siècle, Paris 1987, s. 10, 181-182, 217; C. Coulon, “Vers une sociologie des confréries en Afrique orientale”, Les voies de l’Islam en Afrique orientale (ed. F. Constantin), Paris 1987, s. 111-133; A. Msiska, “Malawi”, World Survey of Islamic Manuscripts (ed. G. Roper), London 1993, II, 241-257; A. P. H. Thorold, “Metamorphoses of the Yao Muslims”, Muslim Identity and Social Change in-Sub-Saharan Africa (ed. L. Brenner), London 1993, s. 79-90; a.mlf., “The Muslim Population in Malawi”, al-ʿIlm, XIII, Durban 1993, s. 71-76; Aydoğan Köksal, Afrika, Genel ve Ülkeler Coğrafyası, Ankara 1999, s. 121-124; Mohamed Amra, Fourteen Centuries of Islam in Africa, Dormerton 2001, s. 13-17; Muhammed H. A. Kulesi, “The Situaton of Muslim Minorities in Africa and Their Role in Society-Malawi as a case of Study”, Conference Muslim Minorities in Africa, Accra-Ghana, 20-22 January 2003 (İSAM Dokümantasyon Servisi Malavi dosyası); Ibrahim A. G. Panjwani, “Muslims in Malawi”, JIMMA, I/2 (1979), s. 158-168; M. Ali Kettani, “Muslim East Africa: An Over-View”, a.e., IV/1-2 (1982), s. 104-119; K. T. Brethren, “Muslims in Malawi”, The Muslim World Leaugue Journal, IX/6, Makkah 1982, s. 59-61; D. S. Bone, “Islam in Malawi”, Journal of Religion in Africa, XIII/2, Leiden 1982, s. 126-138; a.mlf., “The Muslim Minority in Malawi and Western Education”, JIMMA, VI/2 (1985), s. 412-419; S. V. Sicard, “Islam in Malawi”, a.e., XIV/1-2 (1993), s. 107-115; a.mlf., “The Arrival of Islam in Malawi and the Muslim Contribution to Development”, a.e., XX/2 (2000), s. 291-311; P. G. Forster, “Religion and the State in Tanzania and Malawi”, JAAS, XXXII/3-4 (1997), s. 163-184; Journal of Religion in Africa (Malawi, A Special Issue in Honour of Matthew Schoffeleers), XXIX/4, Leiden 1999.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 477-480 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER