MEÂFİR (Benî Meâfir)

بنو المعافر
Müellif:
MEÂFİR (Benî Meâfir)
Müellif: MEHMET ALİ KAPAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/meafir-beni-meafir
MEHMET ALİ KAPAR, "MEÂFİR (Benî Meâfir)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/meafir-beni-meafir (14.07.2020).
Kopyalama metni
Kabileye adını veren Meâfir’in nesebi Meâfir b. Ya‘fur b. Mâlik b. Hâris b. Mürre vasıtasıyla Kahtân’a ulaşır ve Himyerîler arasında zikredilir. Tarihi Sebeliler zamanına kadar uzanan Meâfirîler, Yemen’de Vâdînahle ile Vâdîharaza arasında diğer kabilelerle birlikte iç içe yaşamakta idiler; ancak konuştukları lehçe onlarınkinden farklı idi. Yemen’de Taiz yakınlarındaki Meâfir ismini bu kabileden alır. Meâfirîler dokumacılıkla şöhret bulmuştur. İlk devir İslâm tarihi kaynaklarında vergi ödemeleri dahil Meâfir kumaşının pek çok yerde kullanıldığına işaret edilmektedir. Kâbe’ye ilk defa örtü asanlar arasında adı geçen Yemen tübba‘larından Es‘ad Ebû Kerb’in de bu kumaşı kullandığı söylenir. Meâfirîler saraçlıkta da mâhirdiler; yaptıkları eyer ve semerler bütün Arabistan’da meşhurdu. Öte yandan sihir ve büyüyle meşgul oldukları için diğer kabileler arasında pek itibar görmedikleri rivayet edilir.

Meâfir kabilesi 9 (630) yılında İslâm’a girmiştir. Resûlullah, Tebük Gazvesi’nden dönünce ramazan ayında Himyer meliklerinin mektubunu getiren Mâlik b. Mürâre (Mürre) er-Ruhâvî Medine’ye geldi ve Hz. Peygamber’e kendisini elçi olarak gönderen Hâris b. Abdükülâl, kardeşleri Nuaym ve Şüreyh ile (Şürahbî) Zû Ruayn, Meâfir ve Hemdân emîrlerinin ihtida ettiklerini bildirdi. Resûl-i Ekrem, Mâlik b. Mürâre’yi evinde yatırması ve kendisine iyi bir konuk severlik göstermesi için Bilâl-i Habeşî’ye emir verdi. Elçi Medine’den ayrılacağı zaman Resûlullah Himyer meliklerine hitâben bir mektup yazdı. Besmeleden sonra, “Muhammed resûlullahtan Hâris b. Abdükülâl, Nuaym b. Abdükülâl, Şüreyh b. Abdükülâl ile Zû Ruayn, Meâfir ve Hemdân emîrlerine” şeklinde başlayan mektupta Hz. Peygamber onların müslüman olmalarından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor, namaz kılmaları ve zekât vermeleri gerektiğini bildiriyor ve Ehl-i kitap’tan da cizye alınmasını istiyordu. Resûl-i Ekrem’in mektubunda zekât ve cizye miktarlarını ayrıntılı bir şekilde zikretmesinin yanında zekât mallarının kendisine ve ailesi fertlerine helâl olmadığını ve cizye ödemelerinin dinar veya Meâfir kumaşı ile yapılabileceğini belirtmesi dikkat çekicidir.

İlk İslâm fetihlerine katılan Meâfirîler’in bir kısmı Mısır’a, bir kısmı da Endülüs’e yerleşmiş ve siyaset, askerlik, ilim, sanat, bayındırlık faaliyetlerinde önemli roller oynamıştır. Amr b. Âs Fustat şehrinin kurulmasında ve yolların yapılmasında özellikle bu kabile mensuplarından yararlanmıştır. Kabilenin bir kolu olan Karâfe’nin Kahire’de yerleştiği semt de kendi adlarıyla anılır. Sem‘ânî, II. (VIII.) yüzyıl hadis âlimleri arasında bazı Meâfir âlimlerinin adını verir (el-Ensâb, XII, 328-330). Bunların yanında Endülüslü âlimlerden Ahmed b. Muhammed el-Meâfirî, Ebû Bekir İbnü’l-Arabî ve Ali b. Muhammed el-Meâfirî ile Kuzey Afrika’da başşehri Trablusgarp olmak üzere ilk İbâzî devletini kuran Ebü’l-Hattâb el-Meâfirî zikredilebilir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 264, 356; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 102; Hemdânî, Ṣıfatü Cezîreti’l-ʿArab (nşr. Muhammed b. Ali el-Ekva’ el-Hivâlî), Riyad 1397/1977, bk. İndeks; Sem‘ânî, el-Ensâb, XII, 328-330; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, IV, 465-466; İbn Kesîr, el-Bidâye, V, 305; VI, 233, 251, 348; IX, 321; X, 29; XI, 285; Kalkaşendî, Nihâyetü’l-ereb, Beyrut 1405/1984, s. 378; Ömer Rıza Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1402/1982, III, 1115; Mustafa Fayda, İslâmiyetin Güney Arabistan’a Yayılışı, Ankara 1982, s. 90-92; A. Grohmann, “Maâfir”, İA, VII, 112-114; a.mlf. – G. R. Smith, “Maʿāfir”, EI2 (Fr.), V, 901-902.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 28. cildinde, 200 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER