MEMTÛRE

الممطورة
Müellif:
MEMTÛRE
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2004
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/memture
İLYAS ÜZÜM, "MEMTÛRE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/memture (19.09.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “yağmura tutulmuş, yağmur yemiş” anlamına gelen memtûre kelimesi, İmâmiyye Şîası’nca yedinci imam kabul edilen Mûsâ el-Kâzım’ın vefatından (183/799) sonra ortaya çıkan bir grubu ifade etmek için kullanılmıştır. Fırkadan ilk söz eden kişi Hasan b. Mûsâ en-Nevbahtî’dir. Nevbahtî’ye göre Mûsâ el-Kâzım’ın ölümünün ardından taraftarları imâmetin Mûsâ’nın oğlu Ali er-Rızâ’ya geçtiğini kabul edenler, imamın ölmediğini ve mehdî olduğunu ileri sürenler, imamın öldüğünü, fakat Allah’ın onu yanına aldığını ve kıyamet öncesinde mehdî olarak yine dünyaya göndereceğini benimseyenler, imamın vefatı konusunda şüpheye düşenler ve imâmetin Muhammed b. Beşîr’e intikal ettiğini iddia edenler olmak üzere beş gruba ayrılmıştır. Üçüncü grup imâmet silsilesini Mûsâ el-Kâzım’da durdurduğu için “Vâkıfe” diye anılmıştır. İmâmetin Mûsâ’dan sonra oğlu Ali er-Rızâ’ya geçtiğine inanan ve kesin olarak onun ölümüne kāil olduğu için “Kat‘iyye” diye de anılan gruba mensup kimseler Vâkıfe’yi “Memtûre” diye nitelendirmiş ve bu tabir belli ölçüde yaygınlık kazanmıştır. Rivayete göre Ali b. İsmâil el-Mîsemî (İbn Mîsem), Vâkıfe’den Yûnus b. Abdurrahman ile yaptığı gergin bir tartışmada yağmurda ıslanan köpeğin pis kokusunu çağrıştırmak üzere, “Siz benim için yağmur yemiş köpekler gibisiniz” demiş ve bu niteleme sözü edilen grubun adı haline gelmiştir (Fıraḳu’ş-Şîʿa, s. 79-83).

Nevbahtî ile aynı dönemde yaşayan ve eseri onun eseriyle büyük ölçüde paralellik arzeden Sa‘d b. Abdullah el-Kummî de bu bilgileri hemen hemen aynen tekrarlamıştır (el-Maḳālât ve’l-fıraḳ, s. 92-93). Eş‘arî ise muhalifini yağmur yemiş köpeğe benzetenin Ali b. İsmâil el-Mîsemî değil Yûnus b. Abdurrahman olduğunu kaydeder. Ona göre Kat‘iyye fırkasından olan Yûnus, Vâkıfe’ye mensup bir şahısla tartışmaya girmiş, sözün uzaması üzerine, “Siz bana yağmura tutulmuş köpeklerden daha az zararlısınız” demiş ve grup bu adla anılmaya başlanmıştır (Maḳālâtü’l-İslâmiyyîn, I, 103). Abdülkāhir el-Bağdâdî, Memtûre’yi İmâmiyye’nin on dört kolundan Mûseviyye içinde değerlendirmiş ve gruba bu ismin verilmesiyle ilgili olarak Eş‘arî’nin ifadelerini aynen aktarmıştır (el-Farḳ, s. 63-64). Şehristânî ise Memtûre’yi Mûseviyye içinde mütalaa ederken Bağdâdî’nin görüşünü, fırkayı isimlendirirken de Nevbahtî’nin yaklaşımını benimsemiştir (el-Milel ve’n-niḥal, I, 170). Mezhepler tarihi âlimlerinden Himyerî, Memtûre’yi Hişâm b. Sâlim el-Cevâlîkī’ye nisbetle anılan Cevâlîkıyye’nin üç kolundan biri olarak anmış, Memtûre’nin Mûsâ el-Kâzım’ın ölmediğine, bir gün mehdî olarak ortaya çıkacağına inandığını belirtmiş ve Memtûre’nin Vâkıfe’nin diğer bir ismi olduğunu ifade etmiştir (el-Ḥûrü’l-ʿîn, s. 164-165).

Kaynaklarda bazı farklı bilgiler yer almakla birlikte Memtûre’nin İmâmiyye Şîası’nın tarihî gelişimi içinde Mûsâ el-Kâzım’ın vefatından sonra ortaya çıktığı ve onun mehdîliğine inanıp Vâkıfe’nin müterâdifi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ancak sözü edilen grup çok geçmeden unutulmuş, İsmâiliyye ve İsnâaşeriyye dışındaki İmâmî fırkalarla beraber tarihe karışmıştır (bk. VÂKIFE).

BİBLİYOGRAFYA
Hayyât, el-İntiṣâr, s. 99; Sa‘d b. Abdullah el-Kummî, el-Maḳālât ve’l-fıraḳ (nşr. M. Cevâd el-Meşkûr), Tahran 1963, s. 92-93; Nevbahtî, Fıraḳu’ş-Şîʿa, Beyrut 1404/1984, s. 79-83; Eş‘arî, Maḳālâtü’l-İslâmiyyîn (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Beyrut 1411/1990, I, 103; Bağdâdî, el-Farḳ (Abdülhamîd), s. 63-64; Şehristânî, el-Milel ve’n-niḥal (nşr. Muhammed Fehmî Muhammed), Beyrut 1410/1990, I, 168-170; Neşvân el-Himyerî, el-Ḥûrü’l-ʿîn (nşr. Kemâl Mustafa), Kahire 1367/1948, s. 164-165; M. Cevâd el-Meşkûr, Mevsûʿatü’l-fıraḳi’l-İslâmiyye, Beyrut 1415/1995, s. 485-486.
Bu madde ilk olarak 2004 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 29. cildinde, 100-101 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.